İran'da Şehit edilen kadın Türkçe öğretmenimiz Merziye Üskülü'yü tanıyor muydunuz?

İran'da Şehit edilen kadın Türkçe öğretmenimiz Merziye Üskülü'yü tanıyor muydunuz?

Unutmayın, Türklük ve Türkçe için can verenler var...

Şah döneminde Güney Azerbaycan'da faşist Fars yönetiminin tüm baskılarına karşın, öğrencilerine anadilleri olan Türkçe ders veren Türk kadın öğretmen Merziye Üskülü, Şah'ın SAVAK güçleri tarafından mahallesinde komşularının gözü önünde, halka gözdağı verilerek şehit edildi. (Görsel: Merziye Üskülü)

Türklüyünü müdafiə edən, dilinə sahib çıxan soydaşlarımızı İran rejimi daima susdurmağa çalışıb. O susdurulan səslərdən biri də Mərziyə (1945-1973 ) olub. Müəllimlik etdiyi müddətdə rejimə qarşı fəal mübarizə aparan Mərziyə yazdığı şeirlərində daima ürəyindəki "Ana dili" yanğısını dilə gətirir, məktəblərdə Ana dili altında fars dilinin öyrədilməsi ilə barışmırdı.

The Guardian gazetesi 1970'lerden başlayarak İran'da çeşitli gerekçelerle katledilen Türklerin, öğrencilerin ya da farklı sosyal kesimlerdeki insanların resimlerini yayınlayan bir çalışma sunmuştu.

Aşağıdaki görsel, Marzieh Ahmadi Oskuie adlı İranlı bir öğrencinin öldürülme anında çekilmiş ve en ilgi çeken görsel olarak sunulmuş.

Bu uzun süreç içerisinde binlerce Türkçü genç de Türkçe eğitim vb. en doğal haklarını istedikleri için işkenceler görmüş ve hapislerde süründürülmüştür.

Merziye Öğretmen, Türkçe sevgisi ve ulusal gururu nedeniyle, sırf ibret olsun diye öldürülse de adı daha da büyüdü ve kuşaktan kuşağa aktarıldı.

Öğretmenimizin kutlu tini şad olsun.

Saygıyla anıyoruz. 

TDH

Doç Dr. Yegane Hacıyeva'nın Indepent Türkçe ile yaptığı söyleşiden bir kesit...

Anadili uğruna mücadele uluslararası hukukun bir parçası olup anadilini korumak, muhafaza etmek önemli bir konu olarak dikkat merkezindedir.

UNESCO 1999'da, her şubat ayının 21'nci gününü Dünya Anadili Günü olarak kullanılmasına ilişkin karar almıştır. Uluslararası kurallar bu hakların devletlerce kabul edilmesini de şart koşuyor.

Birleşmiş Milletler Örgütü’nün kabul ettiği Mülki ve Siyasi Haklar Antlaşması’nın birinci bölümünün 1, 3, ve 27'nci fıkraları her bir halkın ve ferdin kendi anadilini kullanma hakkını, ikinci bölümünün  21'nci fıkrası, üçüncü bölümünün 26'ncı fıkrası her türlü ayrımcılığın kanunla yasaklanmasını ortaya koyuyor.

Prensipler aynı zamanda, Dünya İnsan Hakları Antlaşması’nın 2,18,19,20 ve 26'ncı fıkraları ile de tespit edilmiştir.

BM Tüzüğü’nün 55 ve 73(A) fıkralarında sömürü ülkelerine ve onların halklarına bağımsızlık  verilmesine ilişkin 1960 Deklarasyonu’nda ve Helsinki Sonuç Bildirgesi’nde de not edilen haklar kendine yer bulmuştur. 

İran İslam Cumhuriyeti de dahil olmak üzere, kimi ülkelerde bu hukuksal mesele henüz kendi çözümünü bulamamıştır.

İran’daki vatandaş haklarının yanı sıra milli haklar da çiğnenmektedir.

Şöyle ki, köken olarak Fars olmayan milletlerin “insan hakları” alanındaki sorunları “iki misli ağırdır”.

İran İslam Cumhuriyeti Anayasası'nın devlet diline ilişkin 15'nci fıkrası, “Milletin Hakkı” isimli üçüncü bölümde bulunan 19, 20, 23, 27, 34 ve 48'nci vd. fıkralarında Konseylere ilişkin bölümün 100 ve 103'nci fıkralarında İran halklarının haklarına yer verilmiştir. 

Anayasa'nın 15'nci fıkrasında ise şöyle denilmektedir:  

İran halkının resmi ortak dili ve çizgisi Fars’tır. Evraklar, yazışmalar, resmi yazılar ve ders kitapları bu dil ve çizgide olmalıdır.

Fakat yerel ve etnik dillerin Farsça'nın yanında kullanılması kitle iletişim araçları ve milli edebiyatın okullarda öğretilmesinde özgürdür.


Görüldüğü üzere bu maddede İran’ın çoklu etnik uluslu bir ülke olması itiraf edilmekte olup, milli edebiyatın öğretilmesi, milli dillerin kitle iletişim araçlarında kullanılması hukuku da not edilmiştir.

Devlet etnik dillerin kullanmasına “izin” vermesine rağmen, anadilde milli edebiyatın öğretimini (kimi istisnalar hariç) hala düzenlenmiş değildir.

Bunun nedeni ise İran'da yaşayan Azerbaycan Türklerinin Şii mezhebine mensup insanlar olduğu için, onların rejim tarafından Farslarla aynı ümmetin temsilcileri sayılarak farklı bir halk olarak görülmemesi, yukarıda not ettiğimiz fıkraların taleplerinin gayrimüslim, Şia olmayan halklar olarak kategorize edilmesiyle temellendiriliyor.

İran İslam Cumhuriyeti'nde yaşayan Ermeniler dışında öteki halklara, özellikle Azerbaycan Türklerine kendi anadillerini kullanma hakkını gerçekleştirme fırsatı hala sunulmamıştır.  

İran nüfusunun sayı bakımından önemli kısmını Azerbaycan Türklerinin oluşturmasına rağmen onlar anadili hakkından yararlanamamışlar.

Yorumlar (2)
Sertap Özgenç 1 ay önce
TDH harbiden büyüksün! Helal olsun, Türklüğümüzü bize hatırlatıyordun, yaşatıyorsun. Merziye öğretmen hibi tüm şehitlerimize rahmet diliyorum.
muharrem tekcan 1 ay önce
türkün türkten baska dostu ve yardimcisi yok türkiye iranla irakla suriyeyle komsu neden bu baskilari soykirimlari dur demiyor o topraklar düne kadar bizimdi türklük icin mucadele ederken dünden bugüne öldürülen büyüklerimizin ve kücüklerimizin mekanlari cennet olsun halen baskilar iranda devam ediyor tutuklayip iskencelerle öldürüyorlar irakta suriyede afganistanda bu ulkelerde 1200 yillik türk düsmanligivar su an en kötü durum dogu türkistanda uygurlari bitiriyorlar esir kamplarinda sayilari milyonlari gecti aileleri parcaliyorlar dogu türkistanda uygur türkü görmek istemiyorlar polis ve zoruyla köyleri kasabalari ve sehirleri uygurlardan temizliyorlar evlerine topraklarina cinlileri yerlestiriyorlar uygurlari cin in ic bölgelerine sürüyorlar baskiyla tehditle esir kamplariyla tehdit ediyorlar bu insanlara kimse yardim etmiyor
22°
açık