İSRAİL, BİZ VE DİĞERLERİ İLKESİYLE YÖNETİLİR

İSRAİL, BİZ VE DİĞERLERİ İLKESİYLE YÖNETİLİR

Devletlerin dış politika davranışlarını anlamak için yönetici elitin ve halkın psikolojik kodlarının doğru anlaşılması gerekir. Bu kodlar, dış politika yapıcılarının dünyayı ve kendi kamuoylarını nasıl algıladıklarını da ortaya koymaktadır. Her iki unsur da günümüz liderleri tarafından çok büyük ölçüde dikkate alındığından söz konusu kodların önemi de çok büyüktür.  Bu kodlar; ülkenin inanç sistemleri, iç dinamikleri, kültürü, dini, tarihsel köklerinin üzerine oturmaktadır.


 Sosyal, kültürel, dini inanışların siyasi liderlerin beklentilerine, ulusal rol algısına, zihin dünyasına etki ettiği ve karar alırken bu saiklerin etkili olduğu biliniyor.


Toplumsal kimliğin oluşmasında; seçilmiş zaferler ve travmalar, ötekilerin olumsuz özelliklerinin kimliğe dâhil edilmesi ve ulusal semboller etkilidir. Bunlara ek olarak dini ve kültürel faktörlerin de göz önünde bulundurulması gerekir. İsrail devleti, dış politika ürettiğinde neyi, niçin yaptığı ve olaylara hangi tarzda yaklaşacağını ancak düşünce dünyasını anlamak ile mümkündür. Bir Yahudi nasıl düşünür, hangi inanç ve kavramlar ışığında karar alır? gibi soruların cevabını bulmadan İsrail dış politika yapımını anlamak mümkün değildir.


Yukarıda belirtilen faktörlerden olan travmalar, bu soruların ilk akla gelen cevaplarından biri olarak ortaya çıkar. Tarihsel süreç içinde baskı ve zülüm görmüş bir toplumun en önemli motivasyon kaynağı, tarihte yaşadıkları baskı ve zulümleri yaşamamak için geliştirmiş oldukları psikolojik savunma mekanizmasıdır. İsrail’deki çoğu yönetici, bu psikolojik yapıya sahiptir ve  İsrail’e yönelik yapılan eleştiriler bile varoluşsal tehdit olarak algılamaktadır.
Kültür temelinde ortaya çıkan, insanlar arasında benzeşim ve birliktelik yaratan oluşumlar “kimlik” olarak tanımlanabilir.

Toplumların karmaşıklaşmasına ve farklı toplumsallaşma şekillerinin belirmesine bağlı olarak kimliklerde farklılaşmakta ve çeşitlenme görülmektedir.  Toplumların kimliklerinin şekillenmesinde kültürle olan ilintisine bağlı olarak tarihi, dini, kültürel, siyasi ve ideolojik birikimlerden oluşan bir dizi etmen bulunmaktadır.


İsrail toplumunun düşünce yapısının oluşmasında yer alan en önemli unsur Holokost’tur. Holokost, Yahudi toplumunun tarihsel süreç içinde yaşadığı baskı, sürgün ve soykırımdır. Böylesine baskı ve soykırım görmüş bir toplum, bir daha böyle durumlarla karşılaşmamak için savunmacı ve saldırgan bir tutum almaya evirilmiştir. Bu psikoloji en küçük eleştirileri bile bir varoluş mücadelesi olarak algılamalarına neden olmaktadır. İsrail’in saldırgan askeri operasyonlarının ve düşmanlarına karşı düzenlediği suikastların arka planında geçmişte yaşadığı toplumsal travmalar olduğu söylenebilir. Bu düşünce tarzına bağlı olarak güvenlik ilk unsur olarak hem iç hem de dış politika yapımında yerini alır. 


İsrail toplumunun düşünce ve kültür dünyasını oluşturan ikinci kavram ise, Kulan Negdeynu’dur. Kelime anlamı “herkes bize karşı” anlamına gelir. Bu psikoloji İsrail kimliğinin oluşmasından en önemli etkenlerden bir tanesidir. Kendini bir ötekinin düşmanlığı üzerinden tanımlamak ve politikaları bu karşıtlık üzerinden uygulamak İsrail’in politik paradigmasını teşkil etmektedir.

Bu öteki algısı güvenlik tehditleri karşısında İsrail iç kamuoyunun kenetlenmesini sağlamaktadır.  Yahudi’nin Yahudi’den başka dostu yoktur algısı, siyasal psikoloji açısından diğer toplumlarla müzakere ve uzlaşmanın sağlanmasını imkânsızlaştırmaktadır. İsrail-Filistin anlaşmazlıkları ve İsrail’in uzlaşmaya yanaşmamasının sebebi bu anlayış olduğu söylenebilir. Bir tehdit ve öteki üzerine devleti kurgulama çabası İsrail devletinin her şeyi kontrol altında tutmak, tehditler oluşmadan askeri veya başka araçlarla yok edilmesi gerektiği düşüncesine yol açmaktadır. Bu anlayış İsrail’in proaktif politikalarının zihinsel arka planının oluşmasında belirleyicidir.


Üçüncü kavram olarak Âm Kşe Orho’dur. Anlamı “sert enseli millet”tir. “Sert ense” kelimesi ile İsrail toplumunun hırçın, baskıya boyun eğmeyen kenetlenmiş toplum olduğu kastedilmektedir. Bundan dolayı İsrail toplumunun baskı ve savaş yolu ile dize getirmenin mümkün olmadığı iddia edilebilir. Dış politika uygulamalarında askeri güç unsurunu kullanmasının nedeni bu anlayıştan dolayı olduğu söylenebilir.


Dördüncü kavram ise Bladeynu Lô Yuhlu’dur. Bu kavramda kastedilen şey, “bizsiz yapamazlar”, “bizden nefret edebilirler ama onları bağımlı hale getirdiğimizde bizi seviyor gibi davranacaklar”. Bu düşünceyi politika düzleminde düşündüğümüzde İsrail düşman olarak gördüğü devletleri veya toplumları bağımlı hale getirerek gelebilecek tehditleri bertaraf etme amacı taşır.
Gustave Lebon, toplumu kolektif bir bilinç şeklinde tanımlarken, toplumu oluşturan bireylerin kişisel kimliğinin ortadan kalktığını ifade etmektedir. Toplumu oluşturan bireylerin fikir ve davranışlarının bireysel olarak farklılık gösterdiğini ancak bazı duygu ve düşüncelerin toplum içinde ortaya çıktığını ve bu duyguların benzer olduğunu ifade etmiştir. Bu bağlamda yukarıda incelediğimiz kavramlar ışığından İsrail devlet elitlerinin ve toplumunun bütünsel bir niteliğe sahip olma potansiyelinin yüksek olduğu sonucu çıkarılabilir. Ancak her İsrail vatandaşının yukarda bahsedilen kavramlar ışığında ve bu bütünsellik içinde düşündüğünü söylemek mümkün değildir.
Tevrat’ta Yahudi toplumunun seçilmiş ve üstün bir toplum olduğu görüşü bulunurken, tarihi realitede Yahudilerin sürgünler, pogromlar ve soykırıma tabi tutulmaları teolojik kimlik ve tarihi kimlik arasında bir farklılık oluşturmuştur.

Yani seçilmiş bir toplum inancına sahip olan toplumun, reelde baskı ve soykırıma tabi tutulması, İsrail toplumunda psikolojik kırılmaya yol açmıştır. Bu üstün toplum olma inancının reelde karşılığını bulamaması devletin önleyici, caydırıcı ve saldırgan politika üretmesinin nedeni olduğu söylenebilir. Sonuç olarak, İsrail sağ siyasetçileri ve devlet elitlerinin, düşünce dünyasında ve karar alma süreçlerinde, dini sembol ve kutsal metindeki iddiaların etkisi bulunmaktadır.  İsrail dış politikası bu perspektifte okunduğunda onların reel dünyayı nasıl algıladıkları daha net ortaya çıkacaktır. Liderlerin ve etrafındaki grupların ideolojik kodlarını anlamak, sorunu anlamak ve çözüm üretmek açısından önemlidir. İsrail’e bir de bu gözle bakmayı deneyin…


HASAN MESUT ÖNDER

Yorumlar (0)
21°
parçalı az bulutlu