Kazakistan “Siyasi Baskı, Sürgün ve Açlık Kurbanlarını Anma Günü” Etkinliği

Kazakistan “Siyasi Baskı, Sürgün ve Açlık Kurbanlarını Anma Günü” Etkinliği

Türkçenin Diriliş Hareketi Derneği olarak kardeş Kazakistan'ın acılarını yürekten paylaşıyoruz. En derin üzüntülerimizi ve dayanışma duygularımızı sunuyoruz.

Yalçın Mıhçı

Türkçenin Diriliş Hareketi Derneği Gn. Bşk.


1997 yılından itibaren 30 Mayıs Kazakistan’da “Siyasi Baskı, Sürgün ve Açlık Kurbanlarını Anma Günü” olarak anılmaktadır. Bu münasebetle, Kazakistan Ankara Büyükelçiliği’nin düzenlemesiyle çevrimiçi konferans yöntemiyle Stalin dönemindeki siyasi baskı, sürgün ve açlık kurbanları anıldı.

Konferansa katılan bilim adamları, 20. yüzyılın ilk yarısında Kazakistan’da yaşanan büyük açlık ve Sovyet rejimi tarafından katledilen aydınlarla ilgili araştırmalarını paylaştılar.

Toplantıda açılış konuşmasını yapan Büyükelçi Abzal Saparbekuly, Kazak halkı için sadece 20. yüzyılın ilk yarısı değil, nerdeyse tamamının büyük bir trajedi olarak geçtiğine dikkat çekti. Büyükelçiye göre, o karanlık dönemdeki zulüm, Kazakların hafızasında derin iz bırakmıştır ve aslında o olaylar Kazakların hala acısını çektiği psikolojik travmalardır.


Abzal Saparbekuly konuşmasını şöyle devam ettirdi: 

“Dolayısıyla, bugünkü “Siyasi baskı, sürgün ve açlık kurbanlarını anma günü” Kazakların ulusal bilinci açısından son derece önemlidir. Genel olarak bugün Kazakistan’da iki olay üzerinde durulur. Birincisi, Kazak halkının çıkarlarını savunan aydınların neredeyse bir kuşağının yok edilmesidir ve diğeri de Kazak halkının neredeyse yarısının yok edildiği açlıklardır. Birincisi, halkın düşünen kesimini temizleyerek ulusal bilince ve kimlik olarak var oluşuna yapılan saldırı iken, ikincisi doğrudan halkın fiziki varlığına saldırıdır.”


Büyükelçi’ye göre, birincisi, 1918-1919 yıllarında, ikincisi 1921-1922 yıllarında ve en ağırı da 1930-32 yıllarında olmak üzere üç büyük açlık yaşandı. Bu açlıkların birincisinde 1 milyon 200 bin, ikincisinde 1 milyon 700 bin ve üçüncüsünde 2 milyon 300 bin olmak üzere toplam 5 milyondan fazla Kazak yaşamını yitirmiştir.

Abzal Saparbekuly, Stalin döneminde yaşanan zulmün diğer boyutu olan Sovyet rejimi tarafından Kazak aydınlarının “Halk Düşmanı” olarak ilan edilmesine de değindi. Verilere göre, bu politika kapsamında Kazakistan’da 100 binden fazla kişi sürgüne gönderildi, 25 binden fazla kişi ölüm cezasına çarptırılmıştır.

Bu bağlamda komünistlerin zulmünün boyutunu gözler önüne sermek bakımından Abzal Saparbekuly bir örnek verdi. 1936-1938 yıllarda Kazakistan Komünist Partisi Birinci Sekreteri olarak çalışan Levon Mirzoyan, Ekim 1937’de Moskova’ya gönderdiği şu telgrafı tüyler ürperticidir: “İdam cezasını vereceğimiz 2.500 kişilik kotanın son derece yetersiz olduğundan dolayı sizden, daha 3.500 kişiye idam cezasını vermemize izin vermenizi arz ederim”

Aşılış konuşmasından sonra toplantının moderatörlüğünü üstlenen Avrasya Yazarlar Birliği Başkanı Dr. Yakup Ömeroğlu, Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi’nin öğretim üyesi Prof. Dr. Abdulvahap Kara’ya söz verdi. Prof. Kara, Kazakların siyasi baskı ve sürgünlere sadece Kazakistan topraklarında değil, başka coğrafyalarda da maruz kaldığına dikkat çekmektedir.

Onun açıkladığına göre, özellikle Doğu Türkistan Kazakları aynı yıllarda, yani 1930’larda Çinli genel valilerin keyfi idarelerindeki ağır baskılara maruz kalmış ve bunun sonucunda Kazaklar 1937’lerde hür dünyaya göç etmek durumunda kalmışlardır. Ancak bunun bedeli Kazaklara ağır olmuştur. Göç hareketine katılan 18.000 kişiden Himalaya Dağlarını ve Taklamakan çöllerini aşarak, Hindistan ve Pakistan üzerinden 15 senede Türkiye’ye ulaşanların sayısı sadece 1850 kişiydi.

Prof. Kara, II. Dünya Savaşı’nda Almanlara esir düşen Türk askerlerden oluşan Türkistan lejyonerlerin de bu kapsamda ele alınması gerektiğini belirtmektedir. Bilindiği üzere, bu esirler Stalin tarafından hain ilan edilerek yurda dönenleri kurşuna dizilmiş ve bir kısmı Sibirya’da çalışma kamplarına sürgüne gönderilmiştir.

Açlıkla ilgili Prof. Kara 1930-32 açlığının Kazakistan Komünist Partisi Birinci Sekreteri Filip Goloşekin tarafından planlı ve kasten yapıldığını vurgulamaktadır. Bu bağlamda Goloşekin’in aşağıdaki konuşması manidardır: “Kazak obalarında Ekim devriminin belirtileri yok. Sınıf mücadelesi fark edilmiyor. Yoksullar Komitesi, zenginlerin mal-mülklerini devletleştirme yok ve hatta köylerde komünist olmuş kimseler bile yok.” Bu sebeple, Goloşçekin’e göre Kazakistan’da “Küçük Ekim Devrimi”ni gerçekleştirmek gerekliydi. Bu devrim de Kazak halkının nüfusunun yarısının ölmesine ve 40 milyon büyük ve küçükbaş hayvanın telef edilmesine yol açacaktı. 

Kazakistan’da Kızıl Kıtlık (1929-1933): Stalin’e Mektuplar-Anılar-Röportajlar kitabının yazarı ve Prof. Dr. Vahit Türk, 1918, 1921 ve 1932 yıllarındaki açlıklarda Kazakların nüfusunun 3/2’sini kaybettiğini araştırmalarında tespit ettiğini açıkladı. Bu açlıkların özellikle çocuklar için ağır geçtiğini belirten Prof. Türk, o dönemde şehirlerdeki yetimhanelerin dolup taşıdığını ve her gün 15-20 çocuğun öldüğünü ortaya koymaktadır. Yazar, şehirlerde durum böyle iken kırsal bölgelerdeki durumun ne olduğunu tahmin etmek bile korkunç olduğunu söylemektedir. Bundan dolayı Prof. Türk kitabını çocuklara ithaf ettiğinin de altını çizdi.

Türk Dünyasında ve Kazakistan’da aydınların tasfiyesi konusunda Kurşunlanan Türkoloji başlıklı kitabı bulunan Prof. Dr. Ahmet Buran, Sovyet dönemini ve Sovyet devlet yapısını anlamadan Türk Dünyasının geleceğine dair tahminde bulunmanın mümkün olmadığını söyledi.

Bu bağlamda “Sovyet Adamı” oluşturma projesinin önemine değinen Prof. Buran, onun Rus dilli, dini olmayan ve mensubiyeti Sovyet vatandaşlığı olan insan olduğunu belirtti. Dolayısıyla, Rus dili yüceltilirken diğer yerel diller ikinci sınıfa itildi. Ana dillerini savunan aydınlar bu bağlamda Sovyet adamını oluşumunun önündeki en önemli engel olarak değerlendirildi. Prof. Buran’ın tespitine göre, Ahmet Baytursunov, Teljan Şonanov, Hudaybergen Jubanov ve Mağcan Cumabayev ve daha niceleri bu bağlamda Sovyet rejimi tarafından düşman ilan edildi.

Prof. Dr. Güljanat Kurmangaliyeva Ercilasun, Stalin’in Kazak aydınlarına uyguladığı baskı ve zulüm politikaları üzerine konuştu. Kazak toplumunda eğitim konusuna verilen öneme değinen Prof. Dr. Kurmangaliyeva Ercilasun, 19. yüzyılda başlayan aydınlanma sürecinin Kazaklar arasında ciddi sayıda eğitimli, kültürlü, bilgili ve nitelikli aydın zümresinin oluşmasını sağladığını belirtti. Prof. Dr. Kurmangaliyeva Ercilasun’un araştırmalarına göre, Stalin döneminde uygulanan “aydın katliamı”, “kızıl kırgın”, “kızıl terör”, “repressiya” gibi çeşitli isimlerle bilinen baskı, şiddet ve tasfiye kampanyasının birincisi 1928-1931, ikincisi ve en şiddetlisi 1937-39 yıllarında, üçüncüsü 1946-1951 yıllarında olmak üzere üç aşamada gerçekleştirilmiştir.

“Troyka” olarak bilinen üç kişilik grubun insanları yargısız ve mahkemesiz cezalandırdığı da bir gerçektir. Prof. Dr. Kurmangaliyeva Ercilasun’a göre, Kazak aydınları kendi akıbetlerinin ölüm olduklarını bile bile, son anlarına kadar halkına hizmet etmeye devam ettiler. Bu durumu Alihan Bökeyhan’ın, “İleride sizleri büyük minnet ve saygıyla anacak nesiller gelecek. Mücadele yolunu seçtiğiniz için asla pişman olmayın” sözü özetlemektedir. 

Toplantının sonuç kısmında Ankara Sosyal Bilimler Üniversitesi öğretim üyesi Doç. Dr. Meryem Hakim, Kazakistan’daki açlık konusunu Avrupalı ve Amerikalı bilim adamlarını yoğun olarak çalışmakta olduğunu ve şu aşamadan sonra sadece Rusça arşivlerin değil, Kazakça kaynakların da kullanılması gerektiğine dair tartışmaların yapılmakta olduğuna dikkat çekti. Son olarak, Doç. Dr. Hakim Kazakların yaşadığı açlığın aynı Ukrayna’nın Holodomor’u kadar uluslararası toplumda tanıtılması gerektiğini, bu konunun dünya tarihinde hak ettiği yeri alması gerektiğini ve bunun bir insanlık borcu olduğunu söyledi.

Toplantıya katılanlar Cumhurbaşkanı Kassym-Jomart Tokayev’in anma günü münasebetiyle, Siyasi Baskı Kurbanlarının Rehabilitasyonu ile ilgilenecek Devlet Komisyonunun kurulması yönünde talimat verdiği haberi memnuniyetle karşıladıklarını bildirdiler.

#Қазақстан #Түркия #31Мамыр #zoom #Kazakistan #Türkiye #31Mayıs #СаясиҚуғынСүргінЖәнеАшаршылықҚұрбандарынЕскеАлуКүні #AvrasyaYazarlarBirliği #ASBÜ #MSGSÜ #FıratÜniversitesi #facebook #AHBVÜ #konferans #KzEmbassyTr

Yorumlar (0)
10°
parçalı bulutlu