PKK ile ABD arasında dev petrol anlaşması!

PKK ile ABD arasında dev petrol anlaşması!

PKK destekli Rudaw'da yer alan habere göre Suriye'de ABD ile Kürtler arasında dev bir petrol anlaşması imzalandı. TDH TÜRK HABER'in 2 gün önce duyurduğu haber nihayet ülke gündemine geldi. 

Suriye Dışişleri Bakanlığı tarafından yapılan açıklamaya göre ABD'li bir petrol şirketi ana omurgasını terör örgütü PKK/PYD'nin oluşturduğu Suriye Demokratik Güçleri (SDG) ile petrol anlaşması imzaladı. ABD Dışişleri Bakanı Pompeo hükümetin anlaşmayı desteklediğini söyledi. Türkiye Cumhuriyeti Dışişleri Bakanlığı ise anlaşmayı kabul edilemez olarak nitelerken, yazılı açıklamada "ABD'nin uluslararası hukuku hiçe sayan, Suriye'nin toprak bütünlüğüne, birliğine ve egemenliğine kasteden ve terörizmin finansmanı kapsamına giren bu adıma destek vermesini esefle karşılıyoruz" ifadelerini kullandı.

Yetkililer, ABD’li Delta Crescent Energy şirketi ile Mazlum Abdi arasında imzalanan petrol anlaşmasını "Özerk yönetimi siyasi olarak tanıma ve ABD ordusunun bölgede kalmaya devam etmesinin garantisi" olarak değerlendirdi.

Kuzey Suriye Özerk Yönetimi ile ABD merkezli Delta Crescent Energy, Rojava ve Fırat’ın doğusundaki petrol sahalarını modernize etme ve petrol üretimini artırmak için anlaşma imzaladı.

Al-Monitor’de yer alan habere göre, ABD’li şirket, Özerk Yönetim ile ilgili anlaşmayı Türkiye ve Rusya’ya bildirdi. Rusya ve Türkiye’nin anlaşmaya tepki göstermediği belirtildi.

Haber şöyle verildi:

"Demokratik Suriye Güçleri (SDG), Rojava’daki petrol sahalarının odernizasyonu için bir Amerikan Delta Crescent Energy petrol şirketi ile anlaşma imzaladı. Anlaşmayı Trump’a yakınlığıyla bilinen Cumhuriyetçi Senatör Lindsey Graham duyurdu."

Perşembe akşamı Senato Dış İlişkiler Komisyonu’nun oturumunda Dışişleri Bakanı Mike Pompeo’nun da katıldığı Kongre toplantısında konuşan Graham, SDG başı Mazlum Abdi ile görüştüğünü ve Abdi’nin kendisine ABD’li bir şirketle petrolün işletilmesi konusunda bir anlaşma imzaladıklarını bildirdiğini söyledi.

Graham, Pompeo’ya, “Görünüşe göre, bir Amerikan petrol şirketi ile Suriye'nin kuzeyindeki petrol sahalarını modernize etmek için bir anlaşma imzaladılar. Bunu destekliyor musunuz?” sorusunu yöneltti.

ABD’li senatör Graham, anlaşmanın bir sakıncası olmadığını belirterek “Bu, bölgedeki herkese yardım etmek için en iyi yol” dedi.

Trump yönetimi karşı değil

Şarkul Avsa’ta göre Pompeo da ABD yönetiminin bu yönelimi desteklediğini belirterek, “Anlaşma beklenenden daha fazla zaman aldı. Biz, şu an anlaşmayı uygulama aşamasındayız” ifadesini kullandı.

Anlaşmanın imzalanması ABD Dışişleri ve Hazine bakanlıklarının onayını gerektiriyor. Nitekim Suriye rejiminin kontrolündeki petrol sektörü ve birçok kuruluş geçen ay yürürlüğe konulan Ceaser Yasası kapsamında yaptırım listesine alındı.

Ancak Al-Monitor’den Amberin Zaman’a konuşan kaynaklar, anlaşmanın “üzün süredir gündemde olduğunu” ve Delta Crescent Energy LLC’nin Suriye’de faaliyet göstermesi için ABD Hazine Departmanı’na bağlı Dış Varlıklar Kontrol Ofisi’nden (OFAC) lisans aldığını dile getirdi.

Rafineri kurulacak

Şarkul Avsat’ın aktardığına göre, Özerk Yönetim ile ABD’li Delta Crescent Energy arasında imzalanan anlaşmada, Fırat'ın doğusunda iki mobil petrol rafinerisi kurulması öngörülüyor. Bölgedeki petrol yataklarındaki sızıntılar doğaya ve insan sağlığına zarar verirken hava ile suyu da kirletiyor. Ayrıca rafinerilerin olmaması kaçakçılık riskini de arttırıyor.   

Siteye göre petrol altyapısının modernize edilmesi hem yerel sakinleri rahatlatacak hem de bölge için bir nefes olacak.

ABD eski Ulusal Güvenlik Danışmanı John Bolton'a göre de bu adımla birlikte bu değerli kaynak İran destekli Suriye Devlet Başkanı Beşar Esad'ın elinden uzak tutulacak.

Ancak Suriye Acil Durum Görev Gücü Genel Müdürü Mouaz Moustafa, Graham ve diğer politikacıların ABD'nin doğu Suriye'deki varlığını Trump'a kabul ettirmek için petrol kartını kullandığını savundu. Moustafa, “Bebeğe ilacını kabul ettirmek istiyorsanız, ilaca şeker veya başka bir şey koyarsınız. Petrol ile yapılan da buydu” dedi.

Suriye’de 2011 yılından önce günlük petrol üretimi 380 bin varilken, savaş nedeniyle şu anda günlük 60 bin varil petrol üretilebiliyor. Suriye petrolünün yüzde 90’ı ve doğalgaz rezervlerinin yarısı Kürt Özerk Yönetimi’nin denetiminde bulunuyor.

Bu petrolün bir bölümü yereldeki ihtiyaçlar için kullanılırken, en büyük bölümü Suriye hükümetinin denetimindeki bölgelere transfer ediliyor. Petrolün bir kısmı ise PKK'ye aktarılıyor. Şarkul Avsat’a göre, bu bölgedeki petrol üretimi günlük yaklaşık 20 bin varil. İki taraf arasında imzalanan anlaşmanın Özerk Yönetimin savaş zenginlerine bağımlılığını azaltmaya katkı sağlayacak.

Suriye’deki petrol zenginlerinin başında, SDG denetimindeki bölgelerden Suriye hükümeti kontrolündeki bölgelere belli bir ücret karşılığında petrol transferi yapan Katırcı Group geliyor. Katırcı Group’un sahibi Husam Katırcı, ABD’nin (sözde!) yaptırım listesinde bulunuyor. 

ABD petrolün korunmasını önemsiyor

9 Ekim 2019’da Türkiye’nin bölgeye yönelik operasyonundan 3 gün önce, Graham’ın müdahalesi sonucu Trump 6 Ekim’de “az sayıda Amerikan askerinin Suriye”de kalacağını ve petrol bölgelerini koruyacağını’ açıklamıştı.

Trump, o dönemki konuşmasında, “Petrolü koruyacağız ve gelecekte ne yapacağımıza bakacağız” demişti. Hatta Trump bizzat ABD’nin Suriye petrolünden faydalanması için “büyük petrol gruplarından birini bu bölgeye göndermeyi” önermişti.

ABD Savunma Bakanı Mark Esper, bu açıklamaların ardından, “IŞİD’in petrol kuyularına ulaşmasını önlemek için Deyrezor’daki konumumuzu güçlendirecek önlemler alıyoruz” ifadesini kullanmıştı. ABD Savunma Bakanlığı (Pentagon) petrol kuyularının güvenliğini sağlamak için Fırat’ın doğusuna yaklaşık 500 asker, El-Tenef Üssü’ne de yaklaşık 100 asker takviye yapıldığını duyurmuştu.

Siyasi olarak tanıma

Özerk Yönetim ile ABD’li Delta Crescent Energy arasında yapılan anlaşma, Suriye hükümetinin onayından geçmeden doğrudan Özerk Yönetim ve ABD’li şirket arasında imzalanması yönüyle siyasi bir boyut taşıyor.

Şarkul Avsat’a konuşan Kürt yetkililer, “anlaşmanın siyasi anlamının büyük ve önemli olduğunu ayrıca Özerk Yönetimi tanımayla eşdeğer’ anlama geldiğini söylüyor.

Söz konusu yetkililer, anlaşmanın ayrıca “ABD güçlerinin sürpriz bir şekilde Fırat’ın doğusundan çekilme ihtimalinden kaynaklanan endişeyi hafiflettiğini” belirtiyor.

Özerk Yönetim’in Washington’da bir bürosu bulunuyor. Daha önce Demokratik Suriye Meclisi yetkililerinden büroyu ziyaret edenler oldu. Ancak daha önce Ankara’nın müdahalesi sonucu Mazlum Abdi’nin Washington ziyareti gerçekleşmemişti.

Özerk Yönetim ile ABD arasında siyasi ve askeri ilişkiler bulunuyor. Zira ABD’nin Uluslararası Koalisyon Temsilcisi William Robak, Fırat’ın doğusunda ikamet ediyor.

Yorumlar (0)
26°
açık