16.02.2021, 18:59

TÜRK DİL KURUMU’NUN TÜRK VATANDAŞI ŞEREF ÜYESİ OLMALI MI?

TÜRK DİL KURUMU’NUN TÜRK VATANDAŞI ŞEREF ÜYESİ OLMALI MI?

(TÜRK DİL KURUMU’NUN ŞEREF ÜYELERİ HAKKINDA başlıklı yazıma not yazan Sayın Mustafa Erdem’e cevabımdır).

Ben konuyu bu açıdan değerlendiremiyorum. Çünkü Türk Tarih Kurumu’nun yönetmeliği ayrı idi. Türk Dil Kurumu’nun yönetmeliği ayrı idi. Bu yüzden Türk Tarih Kurumu’nun Türk tabiyetinde olan Şeref Üyeleri olabilir. Türk Dil Kurumu’nun böyle bir mecburiyeti ise hiç bir zaman olmadı. Ama siz ille de bu konuda isim isterseniz siza altı isim vereyim. İlk isim Türk Dil Kurumu bursu ile okuyan Prof. Dr. Mustafa Canpolat’tır. Daha sonra Prof. Dr. Hamza Zülfikar ile Prof. Dr. Nevzat Gözaydın gelir. Bu üç kişi Türk Dil Kurumu hakkında her şeyi bilirler ve değerli hizmetler yapmışlardır.

Bu isimlerden sonra kendimi söylemeliyim. Türk Dil Kurumu’nda 29 yıl kadar çalıştım. Ben de Türk Dil Kurumu’nda büyük hizmetleri olan bir kişiyim. Türk Dili Araştırmaları Yıllığı’nın yayımı ve Türk Dili Kurultaylarının hazırlıklarını zikretmem yeter. Hasan Eren hocamızdan sonra Türk Dil Kurumu’na çok değerli iki hocamız başkanlık yaptı. Prof. Dr. Ahmet Bican Ercilasun ile Prof. Dr. Şükrü Haluk Akalın. Devam edebilirim ama isimleri burada keseyim. Bu satırlarım sizi mutlu etti mi bilmem.

Problem Türk Dil Kurumu’nun Şeref Üyelerinin olup olmaması değildir. Problem Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı olan aslî üyelerin bir türlü seçilememesidir.  Üye seçiminde liyakat esas alınmadığı sürece objektif seçim yapılamaz. Her kes kendi görüşüne yakın olan kişiyi üye yaptırmak ister. Bunun Türkçesi şöyledir. Böyle gelmiş, böyle gider. Ama böyle gitmemeli.

Sadece bunu temenni edebilirim.

Yorumlar (0)
açık