Tüm Yönleriyle Doğu Türkistan Gerçekleri 1

Doğu Türkistan gerçekleri.

Tüm Yönleriyle Doğu Türkistan Gerçekleri 1

 DOĞU TÜRKİSTAN'IN GEÇMİŞİ

Doğu Türkistan topraklarının, Türklerin elinden çıkıp tamamen Çinlilerin eline geçmesinin üzerinden bugün tam 69 yıl geçti. Doğu Türkistan Türklüğü için 1 Ekim kara bir gündür. Kardeşlerimizin yasına ortak olmak, onların üzüntüsünü bölüşmek, onların sesine ses olabilmek için yazımızı özellikle bugün yayınlamayı amaç edindik.

Konuyu yakından izleyenler bilir ancak biz yine de Doğu Türkistan’ın geçmişine göz atalım. Doğu Türkistan toprakları milattan önceki çağlarda Hunlar, daha sonra Göktürkler, ardından Uygurlar, sonra Karahanlılar, Karahıtaylar, Moğollar ve Çağatay Hanlığı içinde yer almıştır. Kimi çağlarda Doğu Türkistan toprakları elden çıksa da Türkler bölgeden asla vazgeçmemişlerdir.

Çin kaynaklarında Uygurların Asya Hunlarından indikleri bildirilir[1]. Tarihçilerin tezlerine göre Asya Hunlarının, Göktürklerin ve Uygurların anayurdu Selenge-Orhun kıyıları ile Altay-Tanrı Dağları çevresidir[2]. Bu demektir ki bugünkü Doğu Türkistan Türklerin en eski anayurdudur.

Hunlar kaynaklarda ilk kez siyasi bir devlet biçiminde M.Ö. 315 tarihinde, Çin’in kuzeyindeki bazı yerel hanedanların, bu sırada en güçlü Çin devleti olan Ch’inlere saldırmak amacıyla Hunları da yanlarına almak istemeleri nedeniyle yapılan bir anlaşma dolayısıyla geçerler[3]. Sonraları Hunların Asya’nın en güçlü devleti olduğunu, Büyük Hun kağanı Mo-tun (Mete) Asya kıtasında yaşayan Türk soylu hemen hemen bütün toplulukları tek bayrak altında topladığını görüyoruz. M.Ö. 214 yılında Çinlilerin, Türklere karşı Çin Seddi’ni yapmak zorunda kaldıkları bilinmektedir. Bu da bize Çinlilerin o çağlarda Türklerden ne denli ürktüğünü göstermektedir.

Mo-tun öldükten sonra Çinliler savaşarak dize getiremedikleri Türkleri birtakım siyasi politikalarla yenmeye çalışacaktı. Bu siyasetin ilkeleri başlıca şunlardır: Türklerin akıllarını çelecek kadın, mal ve yiyecekler esirgenmeden verilecek. Sonra onlar Çin’in yemeklerine alıştırılarak ağızlarının tadı bozulacak. Genç Çinli kızların eşliğindeki müziklerle kulak zevkleri ve diğer gelenekleri tahrip edilecek. Sosyal yapıyı çökertmek için başta Türk beylerine Çinli köleler verilip, Çin’de yerleşme olanağı sağlanacak. Çeşitli nedenlerle Türk yurdundan kaçanlara kucak açılıp, bunlar armağanlara boğulacak[4].

Çinliler bu siyaseti daha sonra Gök Türklere, Uygurlara da uygulayacaklardır. Ayrıca Türk boyları arasında kimi toplulukları destekleyip toplulukları birbirine düşürmek de Çin siyasetinin bir parçasıdır.

Sonuç olarak çeşitli etkenlerle yıkılan Büyük Hun Devleti’nin 5. yüzyılın ikinci yarısına kadar varlıklarını sürdürdüklerini biliyoruz. Elbette ki Hunlar birdenbire tarih sahnesinden silinmediler. Köktürkler ve sonrasında Uygur Türkleri Hunların bakiyeleri olarak karşımıza çıkıyor.

Göktürk dönemine bakacak olursak Göktürk Yazıtlarında Uygur adının 717 yılındaki ayaklanmalarla ilgili geçtiğini görmekteyiz. Göktürklerin menşeiyle ilgili rivayetlerin birinde Kao-ch’ang adı açıkça geçer ve bölgenin kuzeyi Göktürklerin çıktığı ilk yer diye gösterilir[5]. Kao-ch’ang günümüzdeki Doğu Türkistan topraklarındaki Turfan kentinin kuzey batısında bulunuyordu.

Ahmet Bican Ercilasun’a göre 8. yüzyılda Göktürkler Orhun ırmağı boylarında otururken, Uygurlar da Selenge boylarında yaşıyorlardı. Kuruluşundan yedi yıl sonra Göktürk Devleti bütün Orta Asya’yı kaplayacak kadar güçlü duruma gelmiştir. I. Göktürk Devleti daha başlangıçta Tufan bölgesini kendine bağlamıştı. 582’de kurulan Batı Göktürk Devleti’nin kağanı Tardu Kağan kızını Turfan bölgesinin yerel bir yöneticisi ile evlendirdi. 639 yılında Çin egemenliğine girinceye kadar bölge Türklerin elindeydi.

630 yılında Doğu Göktürk Kağanlığı Çin’in egemenliğine girmiştir. Bu devirde günümüz Doğu Türkistan sınırları içerisindeki Turfan taht mücadelesi yapan Batı Göktürk beylerinin sığınma yeri olmuştur. 751 yılında Talas Savaşı’nın ardından Çinliler Doğu Türkistan’dan uzaklaştırılacak, 745 yılında kurulan Büyük Uygur Kağanlığı Turfan’ı da egemenliği altına alacaktı[6].

Ayrıca belirtmek gerekir ki günümüz Doğu Türkistan toprakları içerisindeki İpek Yolu’na o çağlarda Göktürkler de büyük önem vermiş, ele geçirmeye çalışmışlardır.

Yine Hunlar gibi Çinliler’in hilelerine kanmaları, öz yurtları Ötüken’den ayrılmaları, Çinliler gibi yaşamaya başlamaları ve Türklerin kendi içinde birbirine düşmeleri Göktürklerin yıkılmalarına yol açtı.

Doğu Göktürk Devleti’nin yıkılmasıyla iyice güçlenen Uygurlar Dokuz Oğuz boyunu da kendilerine katarak On Uygur adını almışlar ve 745 yılında Ötüken’de devlet kurmuşlardır. Uygur kağanı Moyen Çor çağında Orhun-Ötüken bölgesinde yaşayan konar göçer Türkler denetim altına alındı. 751 Talas Savaşı’nda Çin ordusunun bozguna uğramasıyla Tarım Havzası yani bugünkü Doğu Türkistan toprakları tamamen boşaltılmış, bu durum Uygur Türklerinin bölgeye yeniden yayılmasına ortam hazırlamıştı. Giderek güçlenen Uygurlar 646 yılında Çin imparatoru tarafından tanınmıştır.

840’ta Ötüken’deki Uygur Kağanlığının yıkılmasından sonra Kansu ve Turfan yoğun Uygur göçü almıştır. İpek Yolunun merkezi durumundaki Doğu Türkistan önemli konumu nedeniyle tarih boyunca Türkler, Çinliler, Tibetliler tarafından ele geçirilmeye çalışıldı.

1000 yılına kadar Türklerle Çinliler arasında karşılıklı akınlar, anlaşmalar, armağanlar, çıkar ilişkisi sürüyor. Uygur Türkleri kendilerini ekonomik yönden güçlendiriyorlardı ancak askeri açıdan eskisi kadar güçlü değillerdi. 1209 yılında Çingiz Han’ın egemenliğine girdiler. Çingiz Han Türk Moğol Kağanlığının yönetimini üstlenmesinin ardından, ilk iş olarak ele geçirdiği Türkistan beldeleri ile ilgilenmiştir. Uygur ve Tatar Türklerinden yararlanma yoluna gitmiştir. Çingiz Han’ın kurduğu Kağanlığın bu deli güçlü olmasının nedeni belki de budur[7].

Çingiz Han’ın ölümünden sonra ülke dört oğluna paylaştırıldı. Tanrı Dağları ve Doğu Türkistan Çağatay’a düştü. Çingiz Han’ın ölümünden sonra oğullarından yalnızca Çağatay’ın adı ve sülalesi kurduğu hanedanlık tarafından devam ettirildi.

Çingiz Han’ın kurduğu devletin varisleri ihtişamın ortasında, yerleşik hayatın zevk ve sefasının içinde varlıklarının sebebini unuttular.

Çağatay’dan sonra çocukları ve torunları karışıklıklar içine düşmüş, ve bu sırada Timur ortaya çıkmıştır. Timur kendisini Çingiz’in mirasçısı gibi görmekteydi. Hindistan’dan Anadolu’ya kadar geniş bir alana hakim olan Timur’un 1405’te ölümünden sonra Türkistan’da otorite boşluğu doğuyor. 16. Yüzyılın ikinci yarısında Turfan Uygur hanları arasında kardeş kavgaları başlıyor ve bu durum onların çökmesine neden oluyor.

Uygur tarihinde 1678-1755 arası döneme Hocalar Devri denir. Kargaşalarla geçen bu devrin sonuna doğru Kalmuk istilası olur. Bütün bu karışıklıklar Çinlilerin işine gelir ve 1759’da Kaşgar ve civarını işgal ederler. Yakub Han 1868’de Turfan’ı ele geçirmeyi başarır. Osmanlı Devleti’nden bir elçi aracılığıyla yardım istenir. Osmanlı Devleti yardım gönderir, bu yardımın sonucu olarak hutbe Sultan Abdulaziz adına okutulmaya başlanır. Yakub Han’ın ölümünden sonra yine çekişmeler yaşanır ve Çinliler 1877’de bütün Doğu Türkistan’ı işgal ederler. 1882’de Doğu Türkistan’ın adını Xin-Jiang (yeni ele geçirilmiş toprak) olarak değiştirirler.

Çin’in Doğu Türkistan’a yerleşmesinden sonra baskı ve yıldırmalar başladı. 1932’de bir ayaklanma başlatılır ve 12 Kasım 1933’te Kaşgar’da Doğu Türkistan İslam Cumhuriyeti ilan edilir. Ancak 1937’de Sovyetler Birliği bu cumhuriyete son verir. Yine 12 Kasım 1944’te Doğu Türkistan Cumhuriyeti kurulur. Ancak bu devlet de Sovyetler Birliği’nin baskısıyla Xin-Jiang eyalet hükümeti ile birleştirilir.

Doğu Türkistan 1 Ekim 1955’ten beri Çin Halk Cumhuriyeti’ne bağlı olarak Sincan Uygur Özerk Bölgesi adıyla anılmakta ve 69 yıldır dayanılmaz Çin işkencelerine maruz kalmaktadır.

Bugün Çin Doğu Türkistan’ı adeta üstü açık cezaevi haline getirmiştir. Toplama kamplarında 3 milyona yakın Türk olduğu söylenmektedir. Türk ailelerinin evlerine Çinliler yerleştirilmekte, Türk kızları istekleri dışında Çin’de çalıştırılmakta, Çinlilerle evlendirilmektedir. Türk çocukları kaçırılıp organ mafyalarınca öldürülmektedir. Kısacası Doğu Türkistan’da her türlü hak ve hukuk ayaklar altına alınmaktadır.

DİLEK YILMAZ

TÜRKLÜKBİLİMCİ (TÜRKOLOG)


[1] W. Eberhard, Çin’in Şimal Komşuları, s.72

[2] İbrahim Kafesoğlu, Türk Milli Kültürü, s.48

[3] G.Moravcsik, Hunlar Meselesinin Bugünkü Hali, İÜ. Edebiyat Fakültesi Dergisi, 2/3-4, İstanbul 1952, s.111

[4] T.J. Barfield, ‘‘The Hsiung-nu Imperial Confedaracy: Organization and Foreing Policy’’, Journal of Asian Studies, 41/1, Michigan 1981, s.56.

[5] Ahmet Taşağıl, Gökbörü’nün İzinde, s.186

[6] Ahmet Taşağıl, Gökbörü’nün İzinde, s. 187

[7] Saadettin Yağmur Gömeç, Uygur Türkleri Tarihi, s.166

Güncelleme Tarihi: 02 Ekim 2018, 08:22
YORUM EKLE