Çuvaşlar, Çuvaşça, Çuvaş Türkleri, Çuvaş Atasözleri, Çuvaş Deyimleri, Çuvaşça Deyimler, Çuvaşça Atasözleri

Çuvaşlar, Çuvaşça, Çuvaş Türkleri, Çuvaş Atasözleri, Çuvaş Deyimleri, Çuvaşça Deyimler, Çuvaşça Atasözleri

Çuvaşlar, Çuvaşça, Çuvaş Türkleri, Çuvaş Atasözleri, Çuvaş Deyimleri, Çuvaşça Deyimler, Çuvaşça Atasözleri


KONU: Çuvaşlar, Çuvaşça, Çuvaş Türkleri, Çuvaş Atasözleri, Çuvaş Deyimleri, Çuvaşça Deyimler, Çuvaşça Atasözleri

Buradaki atasözleri ve halk deyişleri; Emine Ceylan'ın "Çuvaş Atasözleri ve Deyimleri" adlı kitabından alınmıştır (Simurg Kitapçılık, Ankara-1996)

Çuvaş Türkleri:


Çuvaşlar, Türk halklarından biridir. Çuvaşistan, Rusya’nın orta kesiminde yer alır ve Haziran 1920’de kurulmuştur. Özerk bir devlettir. Yüzölçümü 18.300 km²'dir. Nüfusu yaklaşık 1.350.000'dir. Başkenti Şupaşkar (Шупашкар)dır.


Çuvaşların yaşadığı bölge 16. yy'da Rusların eline geçmiş, bölgede 1920'de Sovyet özerk yönetim birimi oluşmuş, Nisan 1925'te de özerk Cumhuriyet haline gelmiştir. SSCB'nin dağılmasından sonra da (1991) "Çuvaşistan Özerk Cumhuriyeti" adını almıştır.


Çuvaşça (Çuvaşça: Чӑвашла / Çavaşla), Rusya’nın orta kesiminde, Ural Dağlarının batısında konuşulur ve Türk dillerinden biridir. Türk dillerinin Ogur-/Bolgar grubu öbeğinden varlığını korumuş tek dilidir. Çuvaşça, Çuvaşların anadili ve Çuvaşistan’ın resmi dilidir. Yaklaşık iki milyon kişi tarafından(Rusya geneli ile birlikte) konuşulur. 2002 verilerine göre Çuvaşya’da bu dili konuşan nüfusun % 92 etnik olarak Çuvaş, % 8’i ise başka etnik kökenlidir.


Çuvaş Türkleri'nin dinleri çoğunlukla Hıristiyan (Ortodoks)tur. Çuvaşistan'ın toplam nüfusunun 6'da biri Müslüman (50.000)dır. Farabi'nin yazdığı esere göre Çuvaşlar İslam'a girerek Müslüman olmuşlar. Zalim İvan devrinde zorla Hrıstiyanlaştırılmışlar.



Çuvaş Atasözleri




  • Çuvaş Türkçesi asıl metinlerdeki "ṡ" harfi "peltek s" olarak okunur.


Aka tumasır arṡın temeṡṡi.
Tarla sürmeyene erkek (koca) demezler.


Alı tunine pü ṡiklet.
Elin yaptığının derdini vücut çeker.


Alı ura pur ṡinçe ahalı larni kilişmest.
Elin ayağın varken boş oturmak yakışmaz.


Ama siçipe kimenni, vıkır siçipe kires ṡuk.
Anne sütüyle girmeyenin, inek sütüyle gireceği yok.


Amışne pıh ta hirne il.
Anasına bak da kızını al.


Armana kaysan ṡınıh ermesir pulmast.
Değirmene gidince una bulaşmamak olmaz.


Arṡın allinçen, hirsin pitinçen pallı.
Erkeğin elinden, kızın yüzünden belli (olur).


Aça makırmasan amışi ilmest.
Çocuk ağlamayınca anası işitmez.


Iṡta çeçek, unta pıl pulatı teṡṡi.
Nerede çiçek (varsa), orada bal olur derler.


Vat ṡın tıvat ṡınna tıratı.
Yaşlı insan dört insan eder.


Vırı vırra şanmast, yasar yasara şanmast.
Hırsız hırsıza inanmaz, azgın azgına inanmaz.


Vut humasır titim tuhmast.
Ateş olmazsa duman çıkmaz.


Vırantan tapranman kaska ṡiret.
Yerinden kımıldamayan kütük çürür.


İnkek kurman ṡın, ṡınna hirmenmest.
Sıkıntı görmemiş insan, insanlara (başkalarına) acımaz.


İrtse kayan imire çatır karsa çarma ṡuk.
Geçip giden ömrü bez gerip tutamazsın.


Yimen açana çiçi pamaṡṡi.
Ağlamayan çocuğa meme vermezler.


Yıtıran tili tıvas ṡuk, şuyttan ırı pulas ṡuk.
Köpekten tilki doğmaz, kötüden iyi olmaz.


Kaşkır katinçe kaçaka purınmast.
Kurt çalılığında keçi barınmaz.


Kaşkırga kavarla, ançah pışalnı avırla.
Kurtla anlaş, ancak bıçağını hazırla.


Kımıl pirre sivinsen, kımaka ṡinçe ışıtaymın.
Gönül bir kez soğuyunca, sobada bile ısıtamazsın.


Kimil kaşıkpa yıvıṡ kaşık yunaşar vırtmaṡṡi.
Gümüş kaşıkla tahta kaşık yanyana durmaz.


Kiriççen maltan ıṡtan tuhmalline asırha.
Girmeden önce nerden çıkacağını düşün.


Kuṡ uminçe an muhta, kuṡ hıṡinçe an hurla.
Göz önünde övme, göz arkasında sövme.


Muhtançık puş yençik.
Palavracı boş kese (gibidir).


Parakantan il, ṡapakantan tar.
Verenden al, vurandan kaç.


Pattır iṡre pallı, hıravṡı kilte.
Yiğit işte bellidir, korkar evde.


Pir sıvaplı sımah, ṡir şuhiş ṡuratat.
Bir akıllı söz, yüz düşünce yaratır.


Piççen puteke tukmak tıtatı.
Yalnız kuzuyu kurt tutar (yakalar).


Pin suya pir tirislihe tımast.
Bin yalan bir dürüstlük etmez.


Sitinni çipisem amışipe ṡürümeṡt.
Büyümüş civciv annesiyle dolaşmaz.


Surt lartma yıvır mar, nikisne hıvma yıvır.
Yurt (ev) yapmak zor değil, temelini atmak zor.


Surıh ılhani kaşkıra ṡitmest.
Koyunun bedduası kurta yetmez (işlemez).


Sısna hıyin pikiriṡne pilmest.
Domuz kendi kamburunu bilmez.


Timire tutıh ṡise yaratı, çirene huyhı piteret.
Demiri pas yer, yüreği kaygı tüketir.


Tumlantarsan tunkata ta ilemli.
Giydirirsen ağaç kütüğü de güzel (olur).


Tuhas ṡılkuṡ, ṡul tıvatkalinçe te tuhat.
Çıkacak pınar, dörtyol ağzında da çıkar.



EK BİLGİLER


Çuvaşlar


Türkçenin en eski lehçesini konuşan tek halk Hıristiyan-Şaman Türkler; Çuvaşlar. Onlar, Asya Hunları ile ilişkimizin sesli kanıtı.  onların dilinde yaşıyor.  Konuştukları dil diğer hiçbir Türk diline benzemiyor. Slav, Fin-Ogur kültürü etkisiyle sözcükler hayli değişmiş, ama kökleri, güçlü sözlü aktarım gelenekleri ile yaşatıyorlar, Türklerin batıya göç sürecinde kaybettiği sözcükleri, Türkçenin unutulan, kayıp çoğul eklerini koruyorlar. Onların dilinde, Türk dil tarihini 2500 yıldan geriye götüren izler bulunuyor.


Altayların Güney Batısında yaşayan Oğuzlar M. Ö. 1000 yılında ikiye ayrılmıştı. Bir kısım Oğuzların, Hin-Avrupa dili konuşanlarla ilişkileri nedeniyle,  lehçeleri r ve l harfi değişimi görmüştür. Bu Oğuz kavimleri zaman içerisinde Ogur Türkleri olarak bilindiler. Türk lehçeleri Z harfinin R ye Ş harfinin L ye değişimi esas alınarak 2 kolda tasnif edilmiştir. Buna göre Z-Ş esaslı lehçeler grubuna Doğu Türkçesi R-L esaslı lehçelere de Batı Türkçesi denilmiştir. Bu 2. grupta yer alan Çuvaşları ataları Oğuz’dan Ogur’a dönüşmüştür.


Ogurlar Hunların da atalarıdır. Mete Han Hun İmparatorluğunu kurduğunda ordusu aynı kökten ama birbirine uzak lehçeler konuşan halklardan oluşuyordu. Mete han dil birlikteliği için Ogurların dilini yani günümüz Çuvaşçasına yakın Ogur Türkçesini seçti. Hunların Batı’ya göçüyle MS 5. yüzyılda Çuvaş dili Batı’ya taşındı. Gelenler bu dili bu coğrafyadaki yerli halklara öğrettiler ama onlardan da sözcükler ve gramer düzenlemeleri aldılar. Özetle Çuvaşlar ortak atalarımızın yani Hunların dilini konuşuyorlar. Çuvaşça Türk dilleri arasında Ogur öbeği olarak bilinen yaşayan tek dil. Yakın akrabaları Hun dili, Ön Bulgarca ve Hazarca artık ölü dillerdir. Çuvaşlarını dilini anlamasak da ruhunu hissederiz. Çünkü onlar bizim atalarımızın sesini taşıyorlar.


Çuvaşların ataları, Avrupa Hunlarıyla M.Ö. 10. yüzyıldan itibaren Uralların batısına ve İdil boylarına göçle gelip yerli halklarla kaynaşan Orta Asya Türk topluluklarından Bulgarların öncüleri Ogurlar ve Suvarların öncüleri Sabirler. Daha yakın tarihte, Moğol istilasıyla Bulgar kentinden Hanlığın 2. büyük kenti olan Suvar’a göç eden İdil Bulgarlarından geliyorlar. Çuvaş adının da Suvar/Suvaş’dan geldiği kabul görüyor. İdil Bulgar Hanlığıyla,  7. yüzyılda Karadeniz’in Kuzeyinde kurulan Büyük Bulgar Hanlığının temel harcını koyanlar Çuvaşların ataları.  Fin-Ugor kavimleriyle yakın akrabalıkları, kan bağı var.


Çuvaşlar misyonerlerin yoğun takipleri ve Rusların ısrarlı dönüştürme politikaları sonucu 17. yüzyıldan itibaren gruplar halinde Gök Tanrı inancı yerine Ortodoks Hıristiyanlığı benimseyen bir Türk kavmi.  İç Asya’dan getirdikleri inanç mirasını zor ve geç de olsa bırakmış, Hıristiyan olmuşlarsa da, kimlikleri  Kazan’ın 1552 de Ruslar tarafından ele geçirilmesinden itibaren sert bir asimilasyon şiddet yaşamışsa da atalarının Şaman öğretileri hayatlarına yön vermeye devam ediyor. Tengricilik ile Hıristiyanlığı harmanlamış olarak geleneklerini yaşıyorlar. % 80 i Ortodoks ama kendi kiliselerine  gitmeyi tercih ediyorlar. Şaman ritüellerini deam ettiren kalabalık bir grup da mevcut. Sonuçta Rusların yazdırdıkları kökü folklorik öğeler içermeyen yapma destanların,  Çuvaşları, Tatarlar ve diğer akraba topluluklardan sistemli olarak izole ettiği, kapalı bir toplum haline getirdiği de aşikar.


Kendilerine Çavaş diyen Çuvaşlar günümüzde Moskova’nın  600 kilometre doğusunda Deşt-i Kıpçak’ta yani Kıpçak  Düzlüklerinde Rusya Federasyonuna bağlı Çuvaşistan’da kısıtlı bir özerklikle yaşıyorlar. Başkentleri  İdil nehri ile içiçe yaşayan Çeboksari, Tatarca adı Çubuksaray, Çuvaşça adı Kale anlamına gelen Şupaşkar. Şehirdeki geleneksel Çuvaş giysileri ile halkı kucaklayan anne heykeli şehrin sembolü haline gelmiş. Şehrin karşı kıyısında  Çuvaşların öykülerini anlatan yupa adı verilen sayısı 130 dan fazla ahşap heykellerle dolu Etnopark bulunuyor.


Totem benzeri bu heykeller Şamanizmle ve Türklerin Gök Tengri inancıyla yakın ilgili.  Yupalar eskiden mezar başlarına dikilirmiş ve kadın-erkek için farklı figürlerde olurmuş. İnanışa göre her Çuvaş’ın ormanda bir ağacı varmış ve öldüğünde bu ağaç kesilip onun yupası yapılırmış. Ülkenin üçte biri ormanlık kalanı bozkır.
Çeboksari’nin nüfusu yarım milyon, Rusya Federasyonunda yaşayan Çuvaşların sayısı ise 2 milyon civarında. Çuvaşça konuşanların sayısı gittikçe azalıyor.


Çuvaşların milli yemeği hamur içine çiğ patates, kuru soğan, sığır eti, yumurta, süt ve karabiberin ile pişirilen bir börek .  İçinde işkembe balık ve ciğer parçası olan sucukları, özellikle Şartan aşı denilen sucuk da spesiyaliteleri arasında. Şerbetçiotunun en iyisi bu topraklarda yetişiyor. Bu yüzden dünyanın en iyi köpüklü içkilerini yaptıklarını iddia ediyorlar. Rusya’da Çuvaşlar “Dünyanın en iyi birasını yapan halk”, Çuvaşistan Rusya’nın Bavyerası  olarak biliniyor.


Uzaya giden kahramanları, üçüncü kozmonot, Çuvaşistanlı Andrian Nikolayev Çuvaşistanın da gururu. Köyü olan Şorşalı’da müzesi ve anıt mezarı var.
N. İ. Aşmarin 1928 ile 1950 yılları arasında 17 ciltlik Slovar Çuvaskogo Yazıka (Çuvaş dilinin sözlüğü) hazırlayarak Çuvaş tarihi, dili ve kültürü için çok mühim bir eser ortaya koymuştur.
l Eylül 1967’de Çeboksari’de Çuvaş Devlet Üniversitesi açılmıştır.

Güncelleme Tarihi: 29 Nisan 2018, 08:14
YORUM EKLE