TEBRİZ ve NURSULTAN - Prof. Dr. Ekrem Barak Arıkoğlu

TEBRİZ ve NURSULTAN

Prof. Dr. Ekrem Barak Arıkoğlu

Ercilasun Hocam “Güney-Batı Türkçesi ve Yayıldığı Alanlar” başlıklı makalesinde çok kıymetli tespitler yapıyor ve geleceğin Turan yurduna ışık tutuyor:

“13. yüzyıldan 20. yüzyıl başlarına kadar Anadolu ve Azerbaycan’da 43 beylik ve hanlık, Osmanlı Beyliği dışında üç büyük devlet kurulmuştur. Büyük devletler, Karakoyunlu ve Akkoyunlu devletleriyle Safevi hanedanı ve onun ardıllarıdır. 13-14. yüzyılda İlhanlılar, 15. yüzyılın ilk yarısında Temürlüler de bir süre Anadolu’ya hâkim olmuşlardır.

Anadolu’daki durumla, Azerbaycan’daki durum arasında önemli bir fark vardır. Tarihî süreç Anadolu’da parçadan bütüne, Azerbaycan’da bütünden parçaya doğru yürümüştür.

Anadolu Selçuklularının zayıflaması ve yıkılması üzerine ortaya çıkan 22 beylikten biri olan Osmanoğulları güçlenerek büyümüş ve iki asır içinde bütün beylikleri hâkimiyeti altına alarak Anadolu’da birliği sağlamıştır. Bundan dolayı Anadolu’da Türkler, 1918-1922 arasındaki dört yıllık bir fasıla hariç bugüne dek bağımsız olabilmiştir.

Azerbaycan’da ise Safevi ve Afşar hanedanları zamanında bütünlük sağlanmışken Afşar Nadir Şah’ın 1747’de öldürülmesi üzerine Kuzey Azerbaycan’da (Aras’ın kuzeyinde) 13, Güney Azerbaycan’da 8 hanlık ortaya çıkmıştır. Parçalanmanın sonucu olarak 1804-1828 yılları arasında kuzeydeki hanlıkların tamamı Rus Çarlığı hâkimiyeti altına girmiştir. 1796-1925 yılları arasındaki Kaçar Hanedanı zamanında güneyde az çok bir toparlanma olmuşsa da 1925’te bütün İran’la birlikte Güney Azerbaycan da Pehlevi idaresi altına girmiştir.

Kuzey ve Doğu Türklüğünün durumu da Azerbaycan’daki durum gibidir. Orada da tarihî süreç bütünden parçaya doğru yürümüştür. Temürlü – Şibanlı dönemlerinde Doğu Türklüğünde, Altın Orda döneminde Kuzey Türklüğünde birlik sağlanmış iken 15. yüzyılın ortalarından itibaren hanlıklar ve küçük devletlerin ortaya çıkmasıyla bütünlük dağılmıştır. Bunun sonucu olarak da Kıpçak bozkırı ile Batı Türkistan Rusların, Doğu Türkistan Çinlilerin hâkimiyetine girmiştir.”

**

Evet hocamızın tarihe tuttuğu ışıktan ileri doğru bakalım: Bugün de Anadolu’da ve Azerbaycan’da dağınık, parçalı vaziyetteyiz. Parçadan bütüne gideceğiz. Tebriz’den aşk ile “Tebriz-Bakü-Ankara Biz Hara Farslar Hara” sesleri yükseliyor 120 bin kişilik statlardan. En tutkulu Türklük aşkı Tebriz’den yankılanıyor göklere. Bir asır içinde Güney-Batı Türklüğü, Tebriz başkentliğinde Turan’ın Batı kanadını oluşturacak. Doğu kanadında aynı dağınıklık var. Nursultan (Astana) Doğu Kanadının merkezi olacak Büyük Turan Elinin. Parçalar önce Oğuz-Kıpçak olarak iki bütüne, bu iki bütün kendi içinde birliğe gidecek. Hocamız “parçadan bütüne giden uzun yaşadı” diyor. Bu kez iki büyük parçanın bütünlüğünden Doğunun ve Batının birliğiyle 2 bin yıllık yeni Türk hâkimiyeti başlayacak yer yuvarlağında.

Çünkü biz Türkler iyilikten yanayız. Turan iyiliken yanadır. Çünkü Turan insanoğlunun adaleti, huzuru, refahı için gerekli. Bizim hâkim olmadığımız, güçlü, adil olmadığımızda kötüler dünyayı ve insanlığı yok ediyorlar. Haydi Turan erleri, gelecek iki Türk milenyumu için Turan aşkıyla; iyilik için, bilgi için, kardeşlik için, adalet için ve dünya için daha çok daha çok çalışmaya…

Turan eller var olsun Tanrı Türk'e yar olsun…

Yorumlar (0)
açık