Kırgızca ve Türkiye Türkçesinde Çeviri Sorunlarına Genel Bakış-Muhittin Gümüş

Türkçe Kırgızca Çeviri

Kırgızca ve Türkiye Türkçesinde Çeviri Sorunlarına Genel Bakış-Muhittin Gümüş

Kırgızca ve Türkiye Türkçesinde Çeviri Sorunlarına Genel Bakış
(Tuzak Sözler ve Kalıp Sözlerin Çevrisi)

Muhittin Gümüş

A. GİRİŞ
Tercüme (çeviri), iki ayrı dil ve kültür arasında, başka bir deyişle uluslar arası iletişimi sağlayan bir uzmanlık alanıdır. Bu açıdan çeviri kendi içerisinde uygulama alanlarına bölünen, profesyonellik isteyen, ayrı ve özerk bir meslek dalı, zihinsel ve entelektüel bir etkinliktir. Tercüme ve tercümanlık mesleği en az telif kadar eski bir geçmişe sahiptir. Tercüme bir sanattır.
Tercüme, ülkelerini temsil eden devlet adamlarının, diplomatların, dış ticaret temsilciliklerinin, iş adamlarının, sporcuların ve spor adamlarının, kısacası ekonomik, siyasal, kültürel ve sosyal alanda uğraş veren herkesin ihtiyacıdır.



Bilgi edinme, teknoloji transferi, kültürel aktarım, ithalat ve ihracatın daha geniş boyutlarda yapılması, dışa açılım sonucunda kaliteli ve profesyonel çeviriye duyulan ihtiyaç katlanarak artmaktadır. Neden? Bu soruya aşağıda ayrıntılı olarak cevap verilecek ve tercüme ya da akraba diller arasındaki aktarma sorunlarının genel değerlendirmesi yapılacaktır. Türk yazı dilleri arasındaki benzerlikler ve farklılıklar özellikle 1991 yılından itibaren Türk Cumhuriyetlerinin bağımsızlıklarını kazanmalarıyla birlikte gelişen ilişkilerle birlikte daha çok araştırma ve inceleme konusu olmaya başlamıştır. Bu alanda yapılan araştırma ve çalışmaların yeterli olduğunu söylemek henüz mümkün değildir. Türk lehçelerinin ortak veya  farklı dil özelliklerinin düzenli olarak sınıflandırılmasının lehçeler arası karşılaştırmalı çalışmalarda, çevirilerde, dil öğretimi alanında ve ortak iletişim dilinin oluşma sürecine katkısı olacaktır.

 

B. KONUNUN ÖRNEKLERLE YORUMU

1991 yılında iki kutuplu dünyada SSCB’nin dağılması sonucu bağımsızlığını kazanan Kırgızistan ile Türkiye Cumhuriyeti arasında başlayan ikili ilişkiler bugüne kadar çok yönlü ve çok çeşitli alanlarda devam etmektedir. Bunların başında eğitim ve kültür alanındaki ilişkiler yer almaktadır. Türkiye Cumhuriyeti’nin Kırgızistan’da açtığı orta ve yüksek öğretim kurumlarının yanı sıra özel öğretim kurumlarının yaygın ve etkin rol oynadığı dikkat çekmektedir. İkili ilişkileri anlamlı kılan projelerden biri de Türkiye’de eğitim gören Kırgız vatandaşı öğrenciler ile Kırgızistan’da öğrenim gören Türk vatandaşlarıdır. Türkiye ile Kırgızistan arasındaki ebedi dostluk ve kardeşlik anlaşmasının en önemli temel aracı Kırgızistan-Türkiye Manas Üniversitesidir. Bu kurumların ve öğrenci değişim projelerinin ilişkileri geliştirdiği muhakkaktır, ancak; insanlar arasında iletişimin temel aracı olan dil konusunda neler tartışılıyor, tartışmaların temelinde nelere yer veriliyor veya nelerin göz ardı edildiğini görüyoruz. Bize göre Türk lehçeleri ya da Türk yazı dilleri arasındaki anlaşma oranlarının konuya ve konuşulacak temaya, üsluba da çok bağlı olduğunu söyleyebiliriz.

Yeni dünya düzeni içinde kardeş cumhuriyetlerin bağımsızlığıyla birlikte karşılaştığımız Türk edebi yazı dillerini anlama ve bu dilleri konuşanların diğer kardeş dillerle bilinen ifadeyle Türk lehçeleri arasındaki anlama ve anlaşma düzeyleri hakkında uzun yıllar tartışmalar süregeldi. Anadil Türkçe’ye bağlı olarak dil, lehçe, şive tartışmalarını bir kenara bırakarak bu lehçeler arasındaki anlaşma oranlarının düşüklüğü ya da tercüman ihtiyacı duyulan durumlarda “dil mi, lehçe  mi,  şive mi?” sorusunun cevabı da açıkça ortaya çıkacaktır. Ancak iki lehçe (Türkiye Türkçesi ile Kırgızca) arasında ne gibi sorunlarla karşılaşıldığını değerlendirmek gerekiyor. Çünkü akraba diller arasında sesteş kelimelerin başka anlamlarda kullanıldığı,  farklı kelimelerin ortak anlamda kullanıldığı veya yabancı dillerden alıntı kelimelerin her iki lehçede yine benzer ya da farklı anlamlarda kullanıldığına tanık olmaktayız. Bunların dışında yazı dili üslubunun farkı, bazı yabancı dillerin etkisiyle oluşmuş kalıp sözlerin Kırgızca’dan Türkçe’ye aktarımı esnasında karşılaşılan sorunların önemli bir bölümünü teşkil ediyor.


Türk yazı dillerindeki leksikolojik, morfolojik ve fonetik unsurların benzer yada ortak olanlarının karşılıklı aktarımlarda ( yazılı ve sözlü çevirilerde) her zaman aynı (ortak) anlam ve aynı üslûba sahip olmadıkları görülmektedir. Bu nedenle bu çalışmada Türk yazı dillerinin en yaygın ve en çok kullanılan lehçesi Türkiye Türkçesi ile Türkistan coğrafyasında yüzyıllar boyu kendi kültürel kimliğini sözlü edebiyat ürünleriyle korumasını bilmiş ve 20. yüzyılın başlarında yazı dilini oluşturmaya başlamış, bağımsızlık meşalesinin yanmasıyla birlikte de yazı dilini geliştirme gayretleri devam eden Kırgızca arasındaki karşılıklı yazılı ve sözlü çevirilerde karşılaşılan sorunlar önemli bir yer tutmaktadır.

Türkiye Türkçesi ile Kırgızca arasında karşılıklı çevirilerde karşılaşılan genel sorunları maddeler halinde şöyle sıralayabiliriz:
1.Her iki dilde de sesteş (omonim) olan kelimelerin anlam farkı,
2.Kalıp sözlerdeki benzer kelimelerin oluşturduğu farklı üslup,
3. Alıntı kelimelerin benzer ya da farklı anlamlarda kullanımı,

Kırgızca ve Türkiye Türkçesinde aynı ses özelliklerine sahip olup farklı anlamlara gelene kelimeler yani genel anlamda akraba diller arasında en çok yanılgıya sebep olan kelimelerdir. Bu kelimeler tuzak sözler olarak da adlandırılabilir. Bu tuzak sözlere şu sözleri örnek verebiliriz.

Türkiye Türkçesi Кыргызчага которулушу Кыргызча Türkiye Türkçesine çevrisi
Küçük

  1. кичинекей
  2. балакай,
  3. наристе

күчүк  enik, köpek yavrusu
Çirkin жийиркеничтүү,
жаман
чиркин ah ne güzel!
Acayip 1.кызык, таң каларлык, 2.укмуштуу
3.таң калычтуу
ажайып güzel, hoş, mükemmel, nadir bulunan
Muz банан муз  buz
Kural Эреже курал  silah, top
Acı ачуу ажы Hacı, Mekke’ye gitmiş hac görevini yapmış kişi
Alkış кол чабуу алкыш Övmek, teşekkür etmek, razı olmak
Asıl 1.негиз,
2.башкы
асыл 1. değerli, kıymetli
 Azil  кызмат өтөөдөн кетирүү азил  şaka, eğlenceli davranış


Tam olarak anlaşılan ama semantik çeviri kurallarının veya sözü sözüne çevir tekniğinin uygulandığı durumlarda bozuk bir anlatım yahut anlambilim  ve sözdizimi açısından sıkıntılı sözlerle karşılaşıyoruz. Örnek:
KRG: “Жаны жылыныздар менен”(Canı cılınızdar menen.)
TTR: Yeni yılınız kutlu olsun.

Canı(yeni) cılınızdar(yılınız) menen (ile): “Yeni yılınız ile.” diye bir kalıp söz diğer söylenişiyle ilişki sözü karşımıza çıkıyor. Bu kalıp sözle bir yeni yıl kutlaması ifade ediliyor olsa da Türkiye Türkçesinde asla böyle bir yapı veya kullanım söz konusu değildir. Kırgızca’daki “Жаны жылыныздар менен”(Canı cılınızdar menen”) kalıp sözü tamamen Rusça’daki  “ С новом годом”  (“S novom godom”) kalıp sözünün tercümesi olduğu dikkati çekmektedir.
Hasta ziyaretinde söylediğimiz geçmiş olsun.” sözünü sözü sözüne çevirdiğimiz zaman “Ötüp ketsin!” biçiminde çok ters bir anlam ortaya çıkmaktadır ki bu da “Ölsün.” anlamına geliyor.  Biz hastaya dua değil beddua etmiş oluruz.


Kalıp sözler (İlişki sözleri) söz varlığını oluşturan temel öğelerden biridir. “Deyimler ve atasözleri gibi dili konuşan toplumun kültürüne ışık tutan, inançlarını, insan ilişkilerindeki ayrıntıları, gelenek ve görenekleri yansıtmaktadır.( Aksan; 2000,s.190)”
İlişki sözleri açısından Kırgızca ve Türkiye Türkçesi çok zengindir. İlişki sözleri Kırgızcanın ve Kırgızın, Türkün ya da Türkçenin inceliklerini gösterme bakımından son derece önem taşımaktadır. “Su gibi aziz ol. Sizden iyi olmasın. Sözüm meclisten dışarı. Allah bağışlasın. Allah analı babalı büyütsün. Bir kızım bir oğlum var, ellerinizden öperler. Bir yastıkta kocayın.” vb. ilişki sözlerinin kültürel özelliklerini bilmek gerekir.


Yeni ev yaptıran veya yeni bir eve taşınmış olan komşuya “Güle güle oturun’a geleceğiz deriz. Kırgızcada gülmek fiiliyle kuracağımız “Külüp külüp oturunuz.” biçimindeki çeviri son derece gülünçtür. Kalıp sözlerin kendi kimliği ve kültürel yapısı vardır. Bu nedenle “Konuşunuz kut bolsun.” Kalıp sözü kullanılmalıdır.


Dilbilimci D. Aksan( 2000, s.34)’a göre “Sözvarlığı içinde yer alan kalıp sözler, toplumun bireyleri arasındaki ilişkiler sırasında kullanılması âdet olan bir takım sözlerdir. Türkiye Türkçesinde sabahleyin karşılaşıldığı zaman söylenen günaydın’dan başlayarak bir toplumda değişik durumlarda söylenmesi gerekli hale gelmiş olan afiyet olsun, affedersiniz, güle gülegibi sözler bir toplumun kültürünün ayrılmaz parçası kabul edilmektedir. İlişki sözleri dil öğretimi içinde de önemli derecede yer almaktadır. Özellikle, teşekkür etme, takdir etme, değerlendirme, özür dileme, anlamadığını belirtme, rica etme… gibi durumlarda kullanılan sözler hayatımızın hemen her gününde sıklıkla kullandığımız sözler arasındadır.

İlişki sözlerinin Kırgızca ile Türkiye Türkçesinde karşılıklı çevirilerinde ilk anda ne gibi sıkıntılarla karşılaşıldığını örneklerle ifade edelim:


Vedalaşma (ayrılan kişiye söylenenler) TT
 KRG:
Güle güle. Cakşı barınız
İyi yolculuklar. Ak col
Yolunuz açık olsun. Colunuz şıdır (açık) bolsun
Selametle Salamatta bolunuz.

Vedalaşma( ayrılan kişinin söyledikleri
 Hoşça kalın Cakşı kalınız.
İzninizle Ruksat berseniz men keteyin.
Sağlıcakla kalın Salamatta kalınız.
Görüşürüz Körüşkönçö

Dikkat edilirse yukarıdaki vedalaşmayla ilgili sözlerde çeviri sorunu görülmüyor. Bu durum akraba olan edebi yazı dilleri arasında öğrenme kolaylığını da gösteriyor.Bunların dışında Hoşça kalın yerine Allahaısmarladık dendiği zaman iş değişiyor. Allah ve ısmarlamak sözlerini kalıp söz olarak algılamayıp düz mantıkla Kırgızcaya yapılacak çeviride karşımıza çıkan söz şu olacaktır: “ Kudayga tapşırdık.” Bu söz ise Allaha havale etme anlamı taşıdığından bir vedalaşmada kullanılan kalıp söz olarak kabul edilmez.

Son yıllarda vedalaşmalarda kalan da giden de “Hoşça kalın!” demektedir. Bu kullanım maalesef yaygınlaştı ve bir çok dizi filmde ya da televizyon programlarında, genel olarak medyada sıkça kullanılmaktadır. Ayrılan kişinin kalanlara “Hoşça kalın.” demesi doğrudur ancak, kalanın “Hoşça kal!” demesi son derece saçma ve mantıksızdır.Bu yanlış kullanımkötü çevirilerden dilimize girdiği bilinmektedir. Başka dillerde giden de kalan da aynı sözü tekrarlar. İngilizcede “A: Goodby,  B: Goodby” Rusçada Dosvidanya,  denmektedir. Kırgızca’da ise “Cakşı kalınız.” diyen kişiye “Cakşı barınız.” denmektedir. Gideni ve kalanı ayırt edici bir sözdür.  Kırgızca’dan Türkiye Türkçesine  bu kalıp sözlerin çevrisi yapılırken Cakşı kalınız: Hoşça kalın(ız), Cakşı barınız: Güle güle.”biçiminde olmalı.

Minnettarlık belirtmede kullanılan kalıp sözler:

(çok ) teşekkür ederim. Çon rahmat
Eksik olmayın
Sağ ol(un) Rahmat
Allah senden(sizden) razı olsun Kuday sizden ıraazı bolsun
Allah ne muradın varsa versin Kuday tilegenindi bersin.

“Çok teşekkür ederim.” kalıp sözü Kırgızcada “ çon ( büyük) rahmat( teşekkür)” biçiminde aktarımı yapıldığında “Büyük teşekkür.” Türkiye Türkçesine göre anlamsız bir ifade çıkmaktadır. Burada miktar bildiren çok yerine çon: büyük kelimesi yer almaktadır. Bu da daha fazla Rusçadaki “Sposiba bolşoy”sözünün  çevirisi olduğu anlaşılmaktadır.

Sağ ol(un) kalıp sözündeki sağ kelimesini bir Kırgız diri veya yön adı olarak kullandığı takdirde büyük bir yanılgıya düşer. “Sağ” kelimesine yakın ses özelliklerine sahip Kırgızcada “soo” kelimesi vardır, diri ve sağlıklı anlamındadır. Türkiye Türkçesinde  Sağ ol(un) sözünün karşılığında “Rahmat” sözü ise TT’de “rahmet” kelimesine benzer nitelikte   duyulduğunda yağmur, bolluk, bereket anlamlarını da çağrıştırır. Oysa bu söz Kırgızcada sadece teşekkür anlamında kullanılır.
Yemek ve sofra kültüründe ifade edilen kalıp sözler:


Afiyet olsun
Tamağınız tattuu bolsun.
Bereketli olsun Berekelüü bolsun
Ziyade olsun
Kesenize bereket
Elinize sağlık Kolunuzga bereke.

Kimi kalıp sözlerin tam karşılığı bulunmadığından benzerleri kullanılmaktadır veya başka bir açıklama sözüyle karşılamak zorunda kalınabiliyor, kimi zaman da yan anlamlarıyla karşılık bulmak mümkündür.
Akraba dillerin temelindeki akrabalığın kaynağı tamamen ortak kültürel öğelere ve ortak yaşantılardan elde edilen tecrübelere bağlıdır.

TÜRK LEHÇELERİ KOLAY ERİŞİM ÇİZELGESİ

Türk lehçeleri, Türk dilleri, Türkçenin şiveleri, Türkçenin lehçeleri,  AZERBAYCAN TÜRKÇESİ, KAZAK TÜRKÇESİ, KIRGIZ TÜRKÇESİ ÖZBEK TÜRKÇESİ, TÜRKMEN TÜRKÇESİ

Lehçe Nedir?

Lehçeler, bir dilin bilinmeyen, çok eski dönemlerinde ayrılmış kollarına denir. Başka bir deyişle, bir dilin birbirinden uzak bölgelerde, çeşitli nedenlerle, ses, söz dizimi ve söz varlığı bakımından değişikliğe uğramış biçimine lehçe (Alm: Dialekt; Fr: dialecte; İng: dialect) denir.

Tanımlardan da anlaşılacağı gibi, 'ağız'da genellikle ses ve söyleyiş farklılığı varken, lehçede ses ve söyleyiş farklılığıyla birlikte, dilin yapısı (söz dizimi) ve söz varlığı da değişmektedir. O kadar ki, bu farklılıklar zamanla lehçelerin birer dil olmasına bile yol açmaktadır. Söz gelimi, Latincenin çeşitli lehçeleri arasındaki farklılık zamanla o kadar büyümüştür ki, sonunda Fransızca, İtalyanca, İspanyolca, Portekizce, Rumence gibi diller ortaya çıkmıştır.

Adriyatik Denizi'nden Çin Denizi'ne kadar uzanan çok geniş bir coğrafyada yaşayan Türkçe de birçok lehçelere ayrılmıştır: Batı Türkçesinin Anadolu, Azerî, Türkmen lehçeleri gibi ve Özbek lehçesi, Kazak lehçesi, Kırgız lehçesi...

Lehçenin ayrı bir dile dönüşmesi olayına Türk dilinde de rastlanmaktadır. Yaşayan Türk lehçelerinden ikisi, bugün artık birer dile dönüşmüştür. Bunlardan biri, Sibirya'da Lena Nehri'nin iki yanında yaşayan Yakut Türklerinin konuştuğu Yakutça diğeri ise, Orta Volga bölgesinde Kama Irmağı'nın Volga'ya kavuştuğu yerde yaşayan Çuvaş Türklerinin dili olan Çuvaşçadır.

Bir dilin lehçeleri arasındaki bağı ya da farklılıkları en iyi lehçeler sözlüğü ortaya koyar. Örneğin, W. Radloff'un "Türk Lehçeler Sözlüğü" bu nitelikte bir sözlüktür. Hüseyin Kâzım'ın "Büyük Türk Lugatı" da bu alanda hazırlanmış büyük bir eserdir. Türk lehçeleri hakkında ilk bilgileri veren eserse Kaşgarlı Mahmut'un ölümsüz eseri "Divanü Lugat-it Türk"tür.

 

Türk Dilinin Ağızları (Şiveleri) (Boy adları ile)


Sibirya ve Altay alanı:
1. Karagas
2. Soyan
3. İrtiş ve Tobol
4. Altay
5. Telengit
6. Teleüt
7. Tuba
8. Kumandı
9. Lebed
10. Sagay
11. Beltir
12. Kaç
13. Koybal
14. Kızıl
15. Şor
16. Kamasin
17. Çalım ve Çat

Doğu Türkistan alanı
18. Uygur
19. Sarı Uygur
20. Tarançi

Batı Türkistan alanı
21. Karakalpak
22. Özbek
23. Kırgız
24. Kazak
25. Türkmen

Kafkasya ve İran alanı

26. Nogay
27. Kundur
28. Karaçay
29. Balkar (Malkar)
30. Kumuk
31. Azerbaycanlı
32. Kaşkay
33. Afşar
34. Kacar
35. Şahseven
36. Karadağlı
37. Karapapak
38. Hamse
39. Halaç
40. Kengerlu
41. Horasani
42. Karayi
43. Karaçorlu

Kuzey alanı (Urallardan Balkanlara kadar)
44. Kazan, Tatar
45. Atrahan
46. Başkırt
47. Kırım
48. Karayim
49. Gagavuz
50. Türkiye, Oğuz

 

TÜRKÇENİN LEHÇELERİ VE YAYILDIKLARI COĞRAFYA


Burada, (biri dışında) tüm Türk topluluklarının kendi dillerini yani Türkçenin lehçelerini ve şivelerini anadil olarak konuştukları kabulu kesinlikle yanlış olmayacaktır. İkinci dil olarak ise, geçmişte veya günümüzde de bağımlı bulundukları devletlerin resmi dilini konuşmaktadırlar. Bunlar içinden en önemlileri Rusça, Çince, Farsça, Bulgarca ve Ukraynaca'dır. Kuşkusuz bu dillere ayrıca Arapça, Yunanca ile 1960'dan sonra Türklerin işçi olarak yabancı ülkere göçü sonucu öğrendikleri diller olan Almanca, Hollandaca Fransızca ve İngilizce de eklenebilir.

ANADOLU TÜRKÇESİ (TÜRKİYE TÜRKÇESİ): Anadolu Türkçesi, Türk dilleri içinde Oğuz dilleri grubunda yer alır. Toplam nüfusları 85 milyona yaklaşan ve Anadolu, Trakya, Kuzey Kıbrıs'ta (Kıbrıs'taki Türk nüfusu yaklaşık 250 bindir) yaşayan Anadolu Türkleri tarafından konuşulan bu dil, Türk lehçeleri arasında en büyük grubu oluşturur.

AZERBAYCAN TÜRKÇESİ: Anadolu Türkçesine yakınlığı ile bilinen Azerbaycan Türkçesi de Oğuz dil grubundadır. Azerbaycan Türklerinin toplam nüfusu yaklaşık 45 milyon kadardır ve Azerilerin ancak 10 milyon kadarı Azerbaycan Cumhuriyeti'nde yaşarken yaklaşık 35 milyon Azeri, İran İslam Cumhuriyeti'nin kuzeyinde (Güney Azerbaycan), 500 bini Gürcistan'da ve 150 bini Ermenistan'da yaşamaktadır.

ÖZBEK TÜRKÇESİ: Dilleri Karluk grubunda yer alan "Özbek Türkleri"nin büyük çoğunluğu Özbekistan Cumhuriyeti'nde yaşamaktadır. (35 milyon) Başta Tacikistan olmak üzere Kazakistan, Kırgızistan, Türkmenistan ve Afganistan'da yaklaşık 5 milyon Özbek bulunmaktadır.

KAZAK TÜRKÇESİ: Kazakça, Türk dillerinin Kıpçak grubunda yer alır."Kazak Türkleri"nin büyük bölümü Kazakistan'da yaşarken, komşu cumhuriyetlerde de (özellikle Türkmenisten, Moğolistan) Kazak azınlıklara rastlanır ve toplam nüfusları 20 milyonu aşar.

Kırgız Türkçesi: Kırgız dili, Kırgız-Kıpçak grubunda yer alır ve bu dili konuşan Kıgızların sayısı, diğer komşu cumhuriyetlerde yaşayanlarla birlikte 7 milyonu bulur.

TÜRKMENCE: Türkmenistan Cumhuriyeti'nde bugün 6 milyon, diğer bölgelerde de (İran, Irak, Afganistan) yine yaklaşık 3 milyon Türkmen yaşamaktadır. Dilleri Oğuz grubunda yer alır ve Anadolu Türkçesine çok yakın nitelikler taşır.

TATARCA:"Tatar Türkleri"nin 3 milyonu Rusya Devleti'nin içinde (Moskova'nın yaklaşık 750 km güneydoğusunda) Tataristan Özerk Cumhuriyeti'nde (Kazan Tatarları) yaşarken, 1,1 milyon Tatar yine Rusya içindeki Başkurdistan Özerk Cumhuriyeti'nde, 350 bini Kazakistan'da ve 300 bini ise Kırım Yarımadası'nda (Kırım Tatarları) yerleşmiştir. Dilleri Kıpçak grubundandır.

BAŞKURT TÜRKÇESİ: Günümüzde Başkurdistan Özerk Cumhuriyeti'nde (Moskava'nın yaklaşık 1.250 km Güneydoğusu'nda 1milyon, diğer bölgelerde ise 2,6 milyon Başkurt Türkü yaşamaktadır. Dilleri Kıpçak grubunda yer alır.


KARAKALPAK TÜRKÇESİ: Dilleri Kıpçak grubunda yer alan Karakalpak Türkleri,Özbekistan'da (Aral Gölü'nün güneyinde) Karakalpak Özerk Cmmhuriyeti'inde yaşarlar; nüfusları 2 milyon civarındadır.

ÇUVAŞ TÜRKÇESİ: Çuvaşistan Özerk Cumhuriyeti'nde (Moskova'nın yaklaşık 600 km güneydoğusunda, Tataristan Özerk Cumhuriyeti'nin kuzeybatısında) 1.5 milyon civarında Çuvaş Türkü yaşamaktadır.

SORS TÜRKÇESİ: Kültür ve dil yönüyle Hakas ve "Altay Türkleri"ne çok yakın olan Sors Türkleri Rusya'nın Kemerowo bölgesinde (Alma-Ata'nın yaklaşık 1.750 km kuzeydoğusunda) yaşarlar; sayıları 55.000 dolayındadır.

ALTAY TÜRKÇESİ: Altay (Oyrat) dili Kırgız-Kıpçak grubunda yer alır. Bu dili konuşan 160 bin Altay Türkü Altay Özerk Cumhuriyeti'nde (Rusya Cumhuriyeti'nde Kemerowo'nın güneyinde, Moğolistan sınırında) yaşarken 70 bini ise diğer bölgelere yerleşmiştir.

UYGUR TÜRKÇESİ: Türklerin ilk yazılı eserlerinde kullanılan Uygurca,Karluk dil grubunda yer alır. Bu lehçeyi konuşan yaklaşık 30 milyon Uygur Türkü günümüzde Batı Çin'de
(Doğu Türkistan'da), çok azı ise Rusya'da yaşamaktadır.


GAGAVUZ (GÖKOĞUZ) TÜRKÇESİ: Dilleri Oğuz dil grubunda yer alan dolayısıyla Anadolu Türkçesine çok yakın olan Gagavuz Türkleri Moldavya'nın güneyinde 1991 yılında kurulan Gagavuz Özerk Cumhuriyeti'nde yaşamaktadırlar; nüfusları yaklaşık 260 bindir. Ayrıca Balkanlar'da ve Rusya'nın çeşitli bölgelerinde dağılmış küçük topluluklara da rastlanır. Stavropol Türkçesi: Türkmence ve Nogay diline çok yakın olan bu dil, bölgeye göç etmiş Türkmenler tarafından konuşulmaktadır.

KUMUK TÜRKÇESİ: Kumuk Türkçesi Kıpçak grubundan olmakla birlikte Anadolu, Azeri ve Karaçay dillerine yakınlık da gösterir. Toplam nüfusları 800 bin kadar olan "Kumuk Türkleri"nin yaklaşık 250 bini Dağıstan bölgesinde (Kuzeydoğu Kafkasya'da) yaşamaktadır.

KARAÇAY TÜRKÇESİ: Karaçay dili Kıpçak grubundan olup, Karaçay-Çerkes Özerk Cumhuriyeti'nde (Gürcistan'ın 200 km kuzeyinde) yaşamakta olan yaklaşık 360 bin Karaçaylı tarafından konuşulmaktadır. Balkar (Malkar) Türkçesi: Dilleri hemen hemen Karaçay Türkçesi ile aynı olan Balkar Türkleri Gürcistan'nın kuzeyinde, bu ülkeye komşu olan Balkar Özerk Cumhuriyeti'nde yaşamaktadır; sayıları 150 bin civarındadır.

KARAİM TÜRKÇESİ: Kıpçak dil grubuna ait Karaim dili bugün çok az Karaim Türkü tarafından konuşulmaktadır. Bunlar, Ukrayna'nın batısı, Litvanya ve Polanya'da yaşamaktadır.

HAKAS TÜRKÇESİ: Hakas Türkçesi Kırgız dil grubuna çok yakın olup,Hakas Özerk Cumhuriyeti'nde yaşayan yaklaşık 180 bin Hakas Türkü tarafından konuşulmaktadır.


NOGAY TÜRKÇESİ: Nogay Türkleri, Stavropol ve Dağıstan Bölgesi,Çeçen-İnguş Cumhuriyeti ve de Karaçay-Çerkes bölgesinde dağınık olarak yaşamaktadırlar. Dilleri Kıpçak grubunda yer alan "Nogaylar"ın sayısı 175 bin dolayındadır.

TUVA TÜRKÇESİ: Yaklaşık sayıları 420 bin tahmin edilen "Tuva Türkleri"nin 200 bini Tannu-Tuva Halk Cumhuriyeti'nde (Moğolistan'nın kuzey sınırına komşu bölgede) yaşamaktadır.

YAKUT (SAKA) TÜRKÇESİ: Moğolcanın etkisi ile hayli değişikliğe uğrayan Yakut dili, tahmini sayıları 800 bin olan ve büyük çoğunluğu Yakut Özerk Cumhuriyeti'nde (Çin sınırına 1.250 km uzaklıktaki Doğu Sibirya'da) yaşayan Yakut Türkü tarafından konuşulmaktadır.

KAŞKAY TÜRKÇESİ: Anadolu ve Azeri Türkçesine çok yakın bir Türkçe ile konuşan Kaskay Türkleri, Hasme Türkleri ile birlikte Iran'ın güneyinde yaşarlar; sayıları 950 bin dolayındadır.

AHISKA (MESKETİ, MEŞET) TÜRKÇESİ: Dilleri Oğuz grubunda yer alan Ahıska Türkleri günümüzde dağınık olarak Özbekistan, Kırgızistan, Azerbaycan ve Türkiye'de yaşamaktadırlar. Sayıları 500 bin civarındadır.

Saygılarımızla...

Türk lehçeleri, Türk dilleri, Türkçenin şiveleri, Türkçenin lehçeleri, AZERBAYCAN TÜRKÇESİ, KAZAK TÜRKÇESİ, KIRGIZ TÜRKÇESİ ÖZBEK TÜRKÇESİ, TÜRKMEN TÜRKÇESİ, UYGUR TÜRKÇESİ, Türk lehçeleri sınıflandırılması, Türk lehçeleri sözlüğü, oğuz grubu Türk lehçeleri, Türkiye Türkçesi hangi lehçe grubuna aittir, Türkçenin şiveleri, Türk lehçeleri bölümü, Türk lehçeleri taban puanları, yaşayan Türk lehçeleri, lehçe öğren, lehçe nedir, lehçe örnekleri, lehçe nedir kısaca tanımı, lehçe anlamı, lehçe kelimeler, lehçe çeviri, Türk lehçeleri sınıflandırılması, Türk lehçeleri sözlüğü, oğuz grubu Türk lehçeleri, Türk şiveleri, Türkiye Türkçesi hangi lehçe grubuna aittir, Türk lehçeleri bölümü, Türk lehçeleri taban puanları, yaşayan Türk lehçeleri, türkçenin şiveleri, türkçenin başlıca şiveleri, türkçenin lehçeleri örnekleri, türkiye türkçesi hangi lehçe grubuna aittir, oğuz lehçesi, türk lehçeleri haritası

Türk lehçeleri, Türk dilleri, Türkçenin şiveleri, Türkçenin lehçeleri,  AZERBAYCAN TÜRKÇESİ, KAZAK TÜRKÇESİ, KIRGIZ TÜRKÇESİ ÖZBEK TÜRKÇESİ, TÜRKMEN TÜRKÇESİ, UYGUR TÜRKÇESİ

Güncelleme Tarihi: 02 Mart 2019, 13:24
YORUM EKLE