Türk Lehçelerini Tanıyalım: Tatar Türkçesi

Türk Lehçelerini Tanıyalım: Tatar Türkçesi

Tatar Türkçesi / Tatarca – Türk Lehçeleri

Tatar Türkçesi / Tatarca – Türk Lehçeleri


tatarca
Tataristan, Rusya Federasyonu’na bağlı bir cumhuriyet olarak Orta Volga bölgesinde yer alır. Kuzeyinde Mari ve Udmurt, doğusunda Başkurt ve batısında Çuvaş Cumhuriyetleri bulunur. Başkenti Kazan’dır.

Tatar adı Orhon Yazıtları’nda Türk olmayan toplulukları gösterse de Ruslar yüzyıllarca bu adı Avrupa Rusyasında yaşayan Türk-Müslüman halklar için kullandılar. Tatarlar ise 19. yüzyıla kadar kendilerini Müslüman olarak adlandırıyorlardı. Bugün Tatar adı dar anlamda, yalnız Tataristan ve Kırım halkı için, geniş anlamda ise Rusya ve Batı Sibirya’daki Türkçe konuşan halklar için kullanılır.

Tatarların etnik kimliği de tartışmalıdır. Atalarının önce Altın-Ordu, daha sonra Kazan Hanlığı (kuruluşu 1437) içinde yer aldığı biliniyor. Kazan Hanlığı’nın 1552 yılında Ruslar tarafından yıkılmış olmasına karşın. Kazan ülkesi, 18. yüzyıla kadar Rus kayıtlarında Kazan Hanlığı olarak geçmiştir.

27 Mayıs 1920’de eski Sovyetler Birliği içinde özerk cumhuriyet haline getirilmiş, 1990’da Sovyetler Birliğinin dağılması üzerine Tataristan Cumhuriyeti adıyla Rusya Federasyonu’na katılmıştır.

19. yüzyılın ikinci yarısında Tatar aydınların çabasıyla bir yazı dili olan Tatarca bu tarihten 1928 yılına kadar Arap, 1928-1939 yılları arasında Latin alfabesiyle yazılmıştır. 1939’dan beri de Kiril kökenli bir alfabe kullanılmaktadır. Tataristan 1999’da aldığı bir kararla 1 Eylül 2011 ‘de Latin alfabesine geçmeyi kabul etmişse de, devlet duması 2002’de Rusya Federasyonu içinde Kiril dışında alfabe kullanılamayacağı yönünde karar almıştır. Bu konudaki belirsizlik devam etmektedir. Aynı durum komşu Başkurtlar için de geçerlidir.

Tatarca, diğer Tatar ağızları ile birlikte Türk dilleri ailesinin Kıpçak bölümüne girer. Belirleyici ses özelliği ilk hecedeki geniş yuvarlak ünlülerin daralması, dar yuvarlak ünlülerin genişleyip zayıflamasıdır: kök>kük “mavi”; süOsüt vb. 1989 sayımına göre eski Sovyetler Birliği içindeki Tatarların sayısı 6.641.588’dir.

Kırım’da kullanılan Kırım Tatar Türkçesi, Tataristan’daki Türkçeden biraz farklılık göstermektedir. Kırım Tatar Türkçesinin özellikleri şöyledir:

Literatürde Kıpçakçanın batı veya güney grubuna ait gösterilen Kırım Tatarcasının konuşurları, yaklaşık bin yıldır Kırım yarımadasında yaşamaktadırlar. Kırım’da ayrıca musevi Karaim ve Kırımçak Türk toplulukları da bulunmaktadır.

13. yüzyılda Altın-Ordu egemenliğinde olan Kırım, 15. yüzyılın sonuna doğru Osmanlı korumasına girmiş, 18. yüzyılın sonunda da Rusya tarafından işgal edilmiştir. İşgalin ardından yarımadadan uzun sürecek bir Türk göçü başlamıştır. 1921 ‘de eski Sovyetler Birliği içinde Kırım Özerk Cumhuriyeti oluşturulmuştur.

İkinci Dünya Savaşında Almanların Kırım‘ı işgal etmeleriyle burada yaşayan 200 bin Tatar Özbekistan’a sürgün edilmiştir. 1945 yılında özerklik statüsüne son verilen ve Rusya’ya bağlı bir eyalet haline getirilen Kırım, 1954’ten itibaren de Ukrayna’ya bağlanmıştır. Özbekistan’a sürülen Tatarların bir bölümü ise ancak I967’de alınan bir karardan sonra Kırım’a dönebilmişlerdir. 1989 sayımına göre Kırım Tatarlarının toplam sayısı 268.379’dur. Bu nüfusun % 51’i Özbekistan’da, % 16’sı Kırım’da, % 8’i Rusya’da yaşamaktadır.

Tatarca-Oğuzca özellikler gösteren Kırım Tatarcasının Kuzey ağzı Nogaycaya, Orta ağzı Tatarcaya ve Güney ağzı Türkiye Türkçesine yakındır. Bu nedenle Güney ağzı, Kırım Osmanlıcası olarak da anılır.

1928’e kadar Arap, 1929-1938 yılları arasında ise Latin alfabesi ile yazılan Kırım Tatarcası 1938’den beri Kiril harfleriyle yazılmaktadır; ancak 31 Temmuz 1993’te Latin harflerine geçme kararı alınmıştır.

Kırım Tatarcası yazı dili Kıpçak ve Oğuz özelliklerini bir arada bulundurur. Örneğin, söz başı v- sesinin korunduğu sözcükler Oğuz, c-‘ye değiştiği sözcükler Kıpçak etkisini göstermektedir: yaıjı “yeni”, yardım, fakat caş “genç”, curt “yurt” vb.

Özbek Türkçesi / Özbekçe – Türk Lehçeleri

Özbek Türkçesi / Özbekçe – Türk Lehçeleri

özbekçe

Doğu Türkçesinin iki yazı dilinden biri olan Özbekçenin konuşurları, Altınordu Devleti’nin ardından kurulan Özbek Hanlığı içindeki Türk, Moğol ve Fars karışımı halkın torunlarıdır. Özbekler bu adı, 14. yüzyılda yaşamış Altınordu emiri Özbek’ten almışlardır.

Özbek Hanlığı’nın ardından siyasi bir bütünlük gösteremeyen Özbekler, 19. yüzyılın sonuna doğru Rus işgaliyle karşılaşmışlardır. 1924 yılında eski Sovyetler Birliği içinde Özbekistan Özerk Cumhuriyeti kurulmuş, 1936 yılında Karakalpak Bölgesi de bu cumhuriyete bağlanmıştır. Özbekistan, Sovyetler’in dağılmasıyla 1991 ‘de bağımsızlığına kavuşmuştur.

Güncel verilere göre Özbekistan’ın nüfusu 27.606.007’dir ve bu nüfusun % 74.3’ü, yani yaklaşık 20.5 milyonu Özbektir. Ayrıca nüfusun % 88’i müslümandır. Özbeklerin çoğunluğu başkenti Taşkent olan Özbekistan’da yaşıyor olsa da Tacikistan, Kırgızistan, Kazakistan ve Türkmenistan‘da da büyük Özbek toplulukları vardır. 1989 sayımına göre eski Sovyetler Birliği’ndeki Özbeklerin toplam sayısı 16.686.244’tür.

Özbekçe, Çağatay yazı dilinin doğrudan devamı olduğu için çok eski bir yazı geleneğine sahiptir. Doğu Türkçesinden, Kıpçakçaya, Oğuzcaya, Farsçaya kadar uzanan pek çok ağızgrubu içerir. Özbek yazı dili 1930-1937 yılları arasında kuzey ağızlarına dayanmaktaydı. 1937 yılından sonra ise İrancalaşmış Taşkent ağzına ve Fergana Vadisi ağızlarına dayandırıldı.

1930’a kadar Arap, 1930-1940 yılları arasında Latin alfabesi ile yazılan Özbekçe1940’tan beri Kiril harfleriyle yazılmaktadır. Sovyetler’in dağılmasının ardından, 2 Eylül 1993’te Latin harflerine geçme kararı alan Özbekler, uygulama 2005’te başlayacağı halde süreyi 2010’kadar uzatmışlardır.

Özbekçenin başlıca özelliklerinden biri ilk hecedeki a sesinin dudaksıllaşmasıdır: altı>âlti, barmak> barmâk “parmak” vb. Özbekçede ı, ö, ii ünlülerinin kaybolması sonucu ünlü uyumunun geniş ölçüde bozulmuş olması da tipik özelliklerinden biridir: bâgli “bağlı”, togri “doğru” vb.

Çuvaş Türkçesi / Çuvaşça – Türk Lehçeleri

Çuvaş Türkçesi / Çuvaşça – Türk Lehçeleri

çuvaş türkçesi

Çuvaşlar, Orta Asya Türk topluluğundan ayrılıp, batıya doğru göç eden ilk Türk boylarından biri olan Bulgarların torunlarıdır. Hunlar, Bulgarlar, Peçenekler, Hazarlarla birlikte Bulgarların da bu göç sırasında bir süre Kuzey Kafkasya’da yaşadıkları, daha sonra Doğu Avrupa’ya geçtikleri kabul edilmektedir.

Bulgarlar, Doğu Avrupa’da dağınık boylar halinde yaşamış, değişik zamanlarda farklı devletler kurmuşlardır. Bunlardan biri 7. yüzyıl sonunda kurulan Tuna Bulgar Devleti’dir. 864’te Hristiyanlığı kabul eden ve dilleri de Slavca tarafından sömürülen Tuna Bulgarları 10. yüzyılda tümüyle asimile olmuşlardır. Bu dilden Kiril harfli Bulgar Hanları listesi, Nagy Szent-Miklös hazinesindeki runik harfli Bulgar yazıtları, Bizans kaynaklarındaki Bulgar Türkçesi etnik adlar gibi dağınık dil malzemeleri kalmıştır.

Bir diğer Bulgar devleti, 10. yüzyılda Volga kıyısında Müslüman Bulgarlarca kurulmuş olan Volga Bulgar Devleti’dir. 1236’da Moğol istilasıyla yıkılan bu devletin dili olan Volga Bulgarcasından 13. ve 14. yüzyıllara ait Arap harfli mezar yazıtları kalmıştır. Hem Tuna hem de Volga Bulgarlarına ait dil malzemeleri bu dillerin Çuvaşça gibi bir r/l dili olduğunu göstermektedir.

14. yüzyılda Altın Ordu içinde yer alan Çuvaş Bölgesi 1552’de Rus çarı Korkunç İvan zamanında Rus kontrolüne geçmiş, Çuvaşlar Hristiyanlığı kabul etmeye başlamışlardır. 24 Haziran 1920’de özerk bölge, 21 Nisan I925’te ise Özerk Sovyet Sosyalist Cumhuriyeti olarak belirlenen Çuvaş yurdu I990’da eski Sovyetler Birliği’nin dağılmasından sonra Çuvaş Cumhuriyeti adını alarak Rusya Federasyonu’na katılmıştır.

Çuvaş Cumhuriyeti Moskova’nın 600 km doğusunda, Volga dizi denilen bölgede yer alır. Kuzey ve kuzeybatıda Mari Cumhuriyeti, doğuda Tatar Cumhuriyeti, güneybatıda Mordvin Cumhuriyeti ile çevrilidir. Başkenti Çeboksan’dır. 1989 sayımına göre eski Sovyetler Birliği içinde yaşayan Çuvaş sayısı 1.834.300’dür; bunun 907 bin kişisi ÇuvaşCumhuriyeti’nde yaşamaktadır.

Çuvaşça Türk dilleri içinde en eskicil olanıdır ve tek başına Bulgar Türkçesini temsil eder (bk. İlk Türkçe, Ana Türkçe); hem Moğol-Mançu-Tunguz, hem Türk, hem de Fin-Ugor dilleriyle ortak özellikler taşır. Bu nedenle V. Radloff Çuvaşçayı aşama aşama Türkçeleşmiş bir Fin-Ugor dili saymıştı. Ancak G. J. Ramstedt ve öğrencisi N. Poppe tarafından yapılan çalışmalar Çuvaşçanın kurallı olarak gelişmiş bir Türk dili olduğunu ortaya koymuştur.

Çuvaşça Kiril alfabesiyle yazılan ilk Türk dilidir. 18. yüzyılın başlarında Çuvaşlar arasında Hristiyanlığı yaymaya çalışan Rus misyonerleri bu dili Rus harfleri ile yazmışlardır. Çuvaşça için 1769, 1871 ve 1938’de olmak üzere üç kez alfabe düzenlenmiştir ve üçü de Kiril harflidir. Çuvaşça bugün de bu alfabe ile yazılmaktadır.

Yakut Türkçesi / Yakutça – Türk Lehçeleri

Yakut Türkçesi / Yakutça – Türk Lehçeleri

yakutça

Moğol istilasının ardından, daha 14. yüzyılda bugünkü yurtlan olan Kuzey Sibirya’daki Yakutistan’a çekilen Yakutlar, Çağatay yazı dilini hiç kullanmamışlar, dilleri de Çuvaşça gibi çok farklı bir yönde gelişmiştir.

Yakut Özerk Cumhuriyeti 1922’de kurulmuştur. Sovyetler Birliği’nin dağılmasından sonra Yakut adı yerine. Yakutların kendilerine verdikleri Saha adı benimsenmiş ve ülke de Saha Sire (Saha Yeri) olarak adlandırılmıştır. Saha Sire dışında Rusya’nın Magadan Bölgesi ile Sahalin Adası’nda Yakut toplulukları yaşamaktadır. 2000 sayımına göre Yakutların nüfusu 458 bindir.

Sovyet Devrimi’nden sonra yazı dili olan Yakutça, Kiril harfleri ile yazılan ikinci Türk dilidir. Yakutçanın Kiril harfleriyle yazılmasına 17. yüzyılda Rus misyonerleri ile başlanmışsa da Kiril harfli ilk Yakut alfabesi 1819’da, ikincisi de 185l’de düzenlenmiştir. Yakutlar hâlâ bu alfabeyi kullanmaktadır.


Eski Türkçe söz içi ve söz sonu d ünsüzünü /’ye (adak “ayak”>atah, tod- “doymak”>/o/-), söz başı y- ünsüzünü de s’ye değiştirmesiyle (ya:z “ilkbahar”>sa:s) diğer Türk dillerinin tümünden ayrılan Yakutçanın bir diğer eskicil özelliği Ana Türkçedeki birincil uzun ünlüleri koruması ya da ikizleştirmesidir: a:Oa:t “ad”, be:ş>bies “beş”. Yakutça söz varlığının yarısını Moğolca sözcükler oluşturur.

Dolgunca: Esasen Yakutçanın bir diyalekti olan Dolganca, Yakutistan’dan çok uzakta, Taymır Yarımadası’nda, 1989 sayımına göre 5100 kişi tarafından konuşulmaktadır. Yakutlaşmış bir Tunguz topluluğu olan Dolganlar bu etnik adı 1935 yılından beri kullanmaktadırlar.

Dolgan diyalekti Yakutçadan daha eskicil özellikler taşır. Bunlardan biri Yakutçada h-‘ye değişmiş olan Eski Türkçe söz başı ve söz sonundaki artdamaksıl k ünsüzünün Dolgancada korunmuş olmasıdır: Dolganca tuttun “kadın”=Yakutça hotun, Dolganca atak “ayak”= Yakutça atah vb.

Dolganca ilk kez 1920 yılında Latin alfabesi ile yazıya geçirilmişse de 1940 yılından itibaren Yakutça için tasarlanmış olan Kiril alfabesiyle yazılmaktadır. Dolganca 1992’de devlet dilleriyle eşit statüye getirilmiştir.

Uygur Türkçesi / Uygurca – Türk Lehçeleri

uygurca, doğu türkistan

Çinliler, Göktürkler ve bölgedeki diğer boylarla güç mücadelesi içinde geçirdikleri 150 yıldan sonra Uygurlar, 745 yılında, Moğolistan’daki Göktürk Devleti’ne son vererek bozkırların yeni hakimi olmuşlardır.

8. yüzyılın sonlarında Uygurlar, Karluklar ve Tibetlilerle savaşarak yavaş yavaş Doğu Türkistan’da, Tarım bölgesindeki şehirlere yerleşmeye ve göçebelikten kopmaya başlamışlardır. Budizm’in de etkisiyle savaşçı kimlikleri zayıflayan Uygurlar, 840 yılında savaştıkları Kırgızlara çok fazla direnmeden güneye. Doğu Türkistan’a çekilmişlerdir. Uygurların Koço’ya (Turfan) yerleşen kolu 840 yılında bir devlet kurmuştur. 1250 yılına kadar varlığını sürdürmüş olan bu devlet, siyasi anlamda değilse de kültürel anlamda önemli bir merkez olmuştur. Yaklaşık dört yüzyıllık egemenlikleri süresince Uygurlar çoğunlukla Budist eserlerin çevirisine dayalı zengin bir edebî gelenek oluşturmuşlardır.

11. yüzyılda Karahanlıların etkisiyle İslamiyeti kabul eden Uygurlar, 13. yüzyılın başlarında Moğol, 18. yüzyıldan başlayarak da Çin işgaliyle karşılaşmışlardır. Uygurlar Çin işgaline uzun süre direndilerse de bölge 1955 yılında Çin’e bağlı Sinkiang Uygur Özerk Bölgesi haline getirilmiştir.
1993 nüfus sayımına göre Doğu Türkistan‘ın nüfusu 16.052.648’dir. Büyük çoğunluğu Sinkiang Uygur Özerk Bölgesi’nde yaşayan Uygurlar, 7.589.468 kişi ile bu nüfusun % 47’sini oluşturmaktadırlar. Ayrıca Kazakistan, Kırgızistan, Özbekistan ve Türkmenistan‘da da Uygur toplulukları vardır. 1989 sayımına göre eski Sovyetler Birliği’nde yaşayan Uygur sayısı 262.199’dur.

 

Özbekçe gibi Eski Uygur, Harezm ve Çağatay yazı dili geleneklerinin taşıyıcısı olan Yeni Uygur-canın Güney ve Kuzey olmak üzere iki büyük ağız grubu vardır. Yazı dili Güney ağızlarına dayanır.

Çin Halk Cumhuriyeti içinde 1960 yılına kadar Arap alfabesiyle, daha sonra 10 yıl kadar süren Kültür Devrimi süresince Latin alfabesiyle yazılan Yeni Uygurca 1983’ten beri tekrar Arap alfabesiyle yazılmaktadır. Eski Sovyetler Birliği içindeki Uygurca ise 1930’a kadar Arap, 1930-1947 yılları arasında Latin alfabesiyle yazılmıştır. 1947 yılında Kiril alfabesine geçilmiştir.

Yeni Uygurcanın tipik ses özellikleri arasında şunlar sayılabilir: orta hecedeki geniş ünlülerin daralması: ana “anne”, anisi “annesi”; parça “parça”, parçila- “parçalamak” vb.; gerileyici ünlü benzeşmelerinin yaygınlığı: arıg>erik “temiz”, e(ük>ötük “çizme” vb.; söz başındaki y- sesinin i, u, ü ünlüleri önünde y’-‘ye değişmesi yıgla- >jigla- “ağlamak”, yügür->jügür- “koşmak” vb.

Sarı Uygurların kullandıkları Türkçe hakkında ayrıntılı bilgi aşağıda verilmiştir:

841 ‘deki Kırgız yenilgisinden sonra Moğolistan’ daki yurtlarından güneye, çin’e çekilen Uygurlardan Çin’in Kansu eyaletine yerleşenler bugün Sarı Uygurlar olarak adlandırılmaktadır. Sarı Uygurların Moğolca konuşanları kendilerini Moğolca Şira Yugur “Sarı Uygur”, Türkçe konuşanları ise Hara Yugur “Kara Uygur” olarak adlandırırlar.

Budist-Lamayist inanca bağlı olan Sarı Uygurlar 1990 sayımına göre 12.297 kişidir. Bir yazı dili olmayan Sarı Uygurca en yeni verilere göre 4.600 kişi tarafından konuşulmaktadır.

Hakasça ile aynı dil grubuna (azak grubuna) giren Sarı Uygurcada, Hakasça gibi Eski Türkçe söz içi ve söz sonu d sesi z’ye değişmiştir: adak>azak “ayak” vb. Ancak Hakasçadan farklı olarak söz başındaki y- ünsüzü korunur: Eski Türkçe ya:şıt>Sarı Uygurca yasıl “yeşil”=Hakasça çazıl vb.

 

Altay Türkçesi / Altayca – Türk Lehçeleri

altay türkçesi

Altayca, Aşağı Çulım, Kondom ve Aşağı Tom Ağızları, Kuzey Altay Diyalektleri başlığı altında belirtilmiş olan kuzey Altay diyalektleri Tuba-Kumandu-Çalkandu ile güney Altay diyalektleri Oyrot-Telengit-Teleütlerin ortak yazı dilidir. Altay yazı dili Oyrot (Altay kiji)-Telengit-Teleüt ağızlan üzerine kurulmuştur.

Altay bölgesi Orhon, Uygur ve Kırgız egemenliklerinden sonra 12. yüzyılda Moğol istilasıyla karşılaşmış, 17. yüzyılda Rus yönetimi etkili olmaya başlamış, 19. yüzyılda da bölge tümüyle Rus kontrolüne geçmiştir.

Kuzey ve Güney Altayca konuşurlarının toplam sayısı 1989 sayımına göre 71.317’dir. Çok farklı Türk boylarını içine alan bölgede doğal olarak, Şamanizm, Lamaizm, Budizm gibi farklı inanç biçimleri görülür.

1922’ye kadar yazı dili olarak Teleütçe kullanılmış, Sovyet Devriminden sonra 1922’lerde Oyrot ağzına dayalı Altay yazı dili oluşturulmuştur. Bu nedenle I948’e kadar bu yazı dili Oyrotça olarak adlandırılıyordu. 1928’e kadar Kiril alfabesi ile yazılan Altaycada 1928-1938 yılları arasında Latin alfabesine geçilmiştir. I938’de yeniden Kiril harfleri kabul edilmiştir.

TÜRK LEHÇELERİ KOLAY ERİŞİM ÇİZELGESİ

Türk lehçeleri, Türk dilleri, Türkçenin şiveleri, Türkçenin lehçeleri,  AZERBAYCAN TÜRKÇESİ, KAZAK TÜRKÇESİ, KIRGIZ TÜRKÇESİ ÖZBEK TÜRKÇESİ, TÜRKMEN TÜRKÇESİ

Lehçe Nedir?

Lehçeler, bir dilin bilinmeyen, çok eski dönemlerinde ayrılmış kollarına denir. Başka bir deyişle, bir dilin birbirinden uzak bölgelerde, çeşitli nedenlerle, ses, söz dizimi ve söz varlığı bakımından değişikliğe uğramış biçimine lehçe (Alm: Dialekt; Fr: dialecte; İng: dialect) denir.

Tanımlardan da anlaşılacağı gibi, 'ağız'da genellikle ses ve söyleyiş farklılığı varken, lehçede ses ve söyleyiş farklılığıyla birlikte, dilin yapısı (söz dizimi) ve söz varlığı da değişmektedir. O kadar ki, bu farklılıklar zamanla lehçelerin birer dil olmasına bile yol açmaktadır. Söz gelimi, Latincenin çeşitli lehçeleri arasındaki farklılık zamanla o kadar büyümüştür ki, sonunda Fransızca, İtalyanca, İspanyolca, Portekizce, Rumence gibi diller ortaya çıkmıştır.

Adriyatik Denizi'nden Çin Denizi'ne kadar uzanan çok geniş bir coğrafyada yaşayan Türkçe de birçok lehçelere ayrılmıştır: Batı Türkçesinin Anadolu, Azerî, Türkmen lehçeleri gibi ve Özbek lehçesi, Kazak lehçesi, Kırgız lehçesi...

Lehçenin ayrı bir dile dönüşmesi olayına Türk dilinde de rastlanmaktadır. Yaşayan Türk lehçelerinden ikisi, bugün artık birer dile dönüşmüştür. Bunlardan biri, Sibirya'da Lena Nehri'nin iki yanında yaşayan Yakut Türklerinin konuştuğu Yakutça diğeri ise, Orta Volga bölgesinde Kama Irmağı'nın Volga'ya kavuştuğu yerde yaşayan Çuvaş Türklerinin dili olan Çuvaşçadır.

Bir dilin lehçeleri arasındaki bağı ya da farklılıkları en iyi lehçeler sözlüğü ortaya koyar. Örneğin, W. Radloff'un "Türk Lehçeler Sözlüğü" bu nitelikte bir sözlüktür. Hüseyin Kâzım'ın "Büyük Türk Lugatı" da bu alanda hazırlanmış büyük bir eserdir. Türk lehçeleri hakkında ilk bilgileri veren eserse Kaşgarlı Mahmut'un ölümsüz eseri "Divanü Lugat-it Türk"tür.

 

Türk Dilinin Ağızları (Şiveleri) (Boy adları ile)


Sibirya ve Altay alanı:
1. Karagas
2. Soyan
3. İrtiş ve Tobol
4. Altay
5. Telengit
6. Teleüt
7. Tuba
8. Kumandı
9. Lebed
10. Sagay
11. Beltir
12. Kaç
13. Koybal
14. Kızıl
15. Şor
16. Kamasin
17. Çalım ve Çat

Doğu Türkistan alanı
18. Uygur
19. Sarı Uygur
20. Tarançi

Batı Türkistan alanı
21. Karakalpak
22. Özbek
23. Kırgız
24. Kazak
25. Türkmen

Kafkasya ve İran alanı
26. Nogay
27. Kundur
28. Karaçay
29. Balkar (Malkar)
30. Kumuk
31. Azerbaycanlı
32. Kaşkay
33. Afşar
34. Kacar
35. Şahseven
36. Karadağlı
37. Karapapak
38. Hamse
39. Halaç
40. Kengerlu
41. Horasani
42. Karayi
43. Karaçorlu

Kuzey alanı (Urallardan Balkanlara kadar)
44. Kazan, Tatar
45. Atrahan
46. Başkırt
47. Kırım
48. Karayim
49. Gagavuz
50. Türkiye, Oğuz

 

TÜRKÇENİN LEHÇELERİ VE YAYILDIKLARI COĞRAFYA


Burada, (biri dışında) tüm Türk topluluklarının kendi dillerini yani Türkçenin lehçelerini ve şivelerini anadil olarak konuştukları kabulu kesinlikle yanlış olmayacaktır. İkinci dil olarak ise, geçmişte veya günümüzde de bağımlı bulundukları devletlerin resmi dilini konuşmaktadırlar. Bunlar içinden en önemlileri Rusça, Çince, Farsça, Bulgarca ve Ukraynaca'dır. Kuşkusuz bu dillere ayrıca Arapça, Yunanca ile 1960'dan sonra Türklerin işçi olarak yabancı ülkere göçü sonucu öğrendikleri diller olan Almanca, Hollandaca Fransızca ve İngilizce de eklenebilir.

ANADOLU TÜRKÇESİ (TÜRKİYE TÜRKÇESİ): Anadolu Türkçesi, Türk dilleri içinde Oğuz dilleri grubunda yer alır. Toplam nüfusları 85 milyona yaklaşan ve Anadolu, Trakya, Kuzey Kıbrıs'ta (Kıbrıs'taki Türk nüfusu yaklaşık 250 bindir) yaşayan Anadolu Türkleri tarafından konuşulan bu dil, Türk lehçeleri arasında en büyük grubu oluşturur.

AZERBAYCAN TÜRKÇESİ: Anadolu Türkçesine yakınlığı ile bilinen Azerbaycan Türkçesi de Oğuz dil grubundadır. Azerbaycan Türklerinin toplam nüfusu yaklaşık 45 milyon kadardır ve Azerilerin ancak 10 milyon kadarı Azerbaycan Cumhuriyeti'nde yaşarken yaklaşık 35 milyon Azeri, İran İslam Cumhuriyeti'nin kuzeyinde (Güney Azerbaycan), 500 bini Gürcistan'da ve 150 bini Ermenistan'da yaşamaktadır.

ÖZBEK TÜRKÇESİ: Dilleri Karluk grubunda yer alan "Özbek Türkleri"nin büyük çoğunluğu Özbekistan Cumhuriyeti'nde yaşamaktadır. (35 milyon) Başta Tacikistan olmak üzere Kazakistan, Kırgızistan, Türkmenistan ve Afganistan'da yaklaşık 5 milyon Özbek bulunmaktadır.

KAZAK TÜRKÇESİ: Kazakça, Türk dillerinin Kıpçak grubunda yer alır."Kazak Türkleri"nin büyük bölümü Kazakistan'da yaşarken, komşu cumhuriyetlerde de (özellikle Türkmenisten, Moğolistan) Kazak azınlıklara rastlanır ve toplam nüfusları 20 milyonu aşar.

Kırgız Türkçesi: Kırgız dili, Kırgız-Kıpçak grubunda yer alır ve bu dili konuşan Kıgızların sayısı, diğer komşu cumhuriyetlerde yaşayanlarla birlikte 7 milyonu bulur.

TÜRKMENCE: Türkmenistan Cumhuriyeti'nde bugün 6 milyon, diğer bölgelerde de (İran, Irak, Afganistan) yine yaklaşık 3 milyon Türkmen yaşamaktadır. Dilleri Oğuz grubunda yer alır ve Anadolu Türkçesine çok yakın nitelikler taşır.

TATARCA:"Tatar Türkleri"nin 3 milyonu Rusya Devleti'nin içinde (Moskova'nın yaklaşık 750 km güneydoğusunda) Tataristan Özerk Cumhuriyeti'nde (Kazan Tatarları) yaşarken, 1,1 milyon Tatar yine Rusya içindeki Başkurdistan Özerk Cumhuriyeti'nde, 350 bini Kazakistan'da ve 300 bini ise Kırım Yarımadası'nda (Kırım Tatarları) yerleşmiştir. Dilleri Kıpçak grubundandır.

BAŞKURT TÜRKÇESİ: Günümüzde Başkurdistan Özerk Cumhuriyeti'nde (Moskava'nın yaklaşık 1.250 km Güneydoğusu'nda 1milyon, diğer bölgelerde ise 2,6 milyon Başkurt Türkü yaşamaktadır. Dilleri Kıpçak grubunda yer alır.


KARAKALPAK TÜRKÇESİ: Dilleri Kıpçak grubunda yer alan Karakalpak Türkleri,Özbekistan'da (Aral Gölü'nün güneyinde) Karakalpak Özerk Cmmhuriyeti'inde yaşarlar; nüfusları 2 milyon civarındadır.

ÇUVAŞ TÜRKÇESİ: Çuvaşistan Özerk Cumhuriyeti'nde (Moskova'nın yaklaşık 600 km güneydoğusunda, Tataristan Özerk Cumhuriyeti'nin kuzeybatısında) 1.5 milyon civarında Çuvaş Türkü yaşamaktadır.

SORS TÜRKÇESİ: Kültür ve dil yönüyle Hakas ve "Altay Türkleri"ne çok yakın olan Sors Türkleri Rusya'nın Kemerowo bölgesinde (Alma-Ata'nın yaklaşık 1.750 km kuzeydoğusunda) yaşarlar; sayıları 55.000 dolayındadır.

ALTAY TÜRKÇESİ: Altay (Oyrat) dili Kırgız-Kıpçak grubunda yer alır. Bu dili konuşan 160 bin Altay Türkü Altay Özerk Cumhuriyeti'nde (Rusya Cumhuriyeti'nde Kemerowo'nın güneyinde, Moğolistan sınırında) yaşarken 70 bini ise diğer bölgelere yerleşmiştir.

UYGUR TÜRKÇESİ: Türklerin ilk yazılı eserlerinde kullanılan Uygurca,Karluk dil grubunda yer alır. Bu lehçeyi konuşan yaklaşık 30 milyon Uygur Türkü günümüzde Batı Çin'de
(Doğu Türkistan'da), çok azı ise Rusya'da yaşamaktadır.


GAGAVUZ (GÖKOĞUZ) TÜRKÇESİ: Dilleri Oğuz dil grubunda yer alan dolayısıyla Anadolu Türkçesine çok yakın olan Gagavuz Türkleri Moldavya'nın güneyinde 1991 yılında kurulan Gagavuz Özerk Cumhuriyeti'nde yaşamaktadırlar; nüfusları yaklaşık 260 bindir. Ayrıca Balkanlar'da ve Rusya'nın çeşitli bölgelerinde dağılmış küçük topluluklara da rastlanır. Stavropol Türkçesi: Türkmence ve Nogay diline çok yakın olan bu dil, bölgeye göç etmiş Türkmenler tarafından konuşulmaktadır.

KUMUK TÜRKÇESİ: Kumuk Türkçesi Kıpçak grubundan olmakla birlikte Anadolu, Azeri ve Karaçay dillerine yakınlık da gösterir. Toplam nüfusları 800 bin kadar olan "Kumuk Türkleri"nin yaklaşık 250 bini Dağıstan bölgesinde (Kuzeydoğu Kafkasya'da) yaşamaktadır.

KARAÇAY TÜRKÇESİ: Karaçay dili Kıpçak grubundan olup, Karaçay-Çerkes Özerk Cumhuriyeti'nde (Gürcistan'ın 200 km kuzeyinde) yaşamakta olan yaklaşık 360 bin Karaçaylı tarafından konuşulmaktadır. Balkar (Malkar) Türkçesi: Dilleri hemen hemen Karaçay Türkçesi ile aynı olan Balkar Türkleri Gürcistan'nın kuzeyinde, bu ülkeye komşu olan Balkar Özerk Cumhuriyeti'nde yaşamaktadır; sayıları 150 bin civarındadır.

KARAİM TÜRKÇESİ: Kıpçak dil grubuna ait Karaim dili bugün çok az Karaim Türkü tarafından konuşulmaktadır. Bunlar, Ukrayna'nın batısı, Litvanya ve Polanya'da yaşamaktadır.

HAKAS TÜRKÇESİ: Hakas Türkçesi Kırgız dil grubuna çok yakın olup,Hakas Özerk Cumhuriyeti'nde yaşayan yaklaşık 180 bin Hakas Türkü tarafından konuşulmaktadır.


NOGAY TÜRKÇESİ: Nogay Türkleri, Stavropol ve Dağıstan Bölgesi,Çeçen-İnguş Cumhuriyeti ve de Karaçay-Çerkes bölgesinde dağınık olarak yaşamaktadırlar. Dilleri Kıpçak grubunda yer alan "Nogaylar"ın sayısı 175 bin dolayındadır.

TUVA TÜRKÇESİ: Yaklaşık sayıları 420 bin tahmin edilen "Tuva Türkleri"nin 200 bini Tannu-Tuva Halk Cumhuriyeti'nde (Moğolistan'nın kuzey sınırına komşu bölgede) yaşamaktadır.

YAKUT (SAKA) TÜRKÇESİ: Moğolcanın etkisi ile hayli değişikliğe uğrayan Yakut dili, tahmini sayıları 800 bin olan ve büyük çoğunluğu Yakut Özerk Cumhuriyeti'nde (Çin sınırına 1.250 km uzaklıktaki Doğu Sibirya'da) yaşayan Yakut Türkü tarafından konuşulmaktadır.

KAŞKAY TÜRKÇESİ: Anadolu ve Azeri Türkçesine çok yakın bir Türkçe ile konuşan Kaskay Türkleri, Hasme Türkleri ile birlikte Iran'ın güneyinde yaşarlar; sayıları 950 bin dolayındadır.

AHISKA (MESKETİ, MEŞET) TÜRKÇESİ: Dilleri Oğuz grubunda yer alan Ahıska Türkleri günümüzde dağınık olarak Özbekistan, Kırgızistan, Azerbaycan ve Türkiye'de yaşamaktadırlar. Sayıları 500 bin civarındadır.

Saygılarımızla...

Türk lehçeleri, Türk dilleri, Türkçenin şiveleri, Türkçenin lehçeleri, AZERBAYCAN TÜRKÇESİ, KAZAK TÜRKÇESİ, KIRGIZ TÜRKÇESİ ÖZBEK TÜRKÇESİ, TÜRKMEN TÜRKÇESİ, UYGUR TÜRKÇESİ, Türk lehçeleri sınıflandırılması, Türk lehçeleri sözlüğü, oğuz grubu Türk lehçeleri, Türkiye Türkçesi hangi lehçe grubuna aittir, Türkçenin şiveleri, Türk lehçeleri bölümü, Türk lehçeleri taban puanları, yaşayan Türk lehçeleri, lehçe öğren, lehçe nedir, lehçe örnekleri, lehçe nedir kısaca tanımı, lehçe anlamı, lehçe kelimeler, lehçe çeviri, Türk lehçeleri sınıflandırılması, Türk lehçeleri sözlüğü, oğuz grubu Türk lehçeleri, Türk şiveleri, Türkiye Türkçesi hangi lehçe grubuna aittir, Türk lehçeleri bölümü, Türk lehçeleri taban puanları, yaşayan Türk lehçeleri

Türk lehçeleri, Türk dilleri, Türkçenin şiveleri, Türkçenin lehçeleri,  AZERBAYCAN TÜRKÇESİ, KAZAK TÜRKÇESİ, KIRGIZ TÜRKÇESİ ÖZBEK TÜRKÇESİ, TÜRKMEN TÜRKÇESİ, UYGUR TÜRKÇESİ

Güncelleme Tarihi: 02 Mart 2019, 12:25
YORUM EKLE