Tarihteki Türk konutu, Türk evi, Türk çadırı nasıldır?

Tarihteki Türk konutu, Türk evi, Türk  çadırı nasıldır?

Tarihteki Türk konutu, Türk evi, Türk çadırı nasıldır?


M. Levent Kaya



Nasıl adlanır? Günümüzde dendiği gibi gerçekten adı çatır (çadır) mı, yoksa başka türlü mü çağrılır? İçi nasıldır, düzeni nasıl kurulmuştur ve bu ayrı ayrı olgulara ne denmektedir? Nasıl kullanılırlar ve bu ev düzeneğin işletilmesinden geleneğimiz, anlayışlarımız açısından neler görür, anlarız? Peki ya bunlardan günümüzde ne bize tanıdık gelir?

''KEÇE EV (ЭСГИЙ ГЭР)

1. tüynük/ tündük (тооно). Bu söz Kaşgarlı'nın Divanında "tüŋlük" biçiminde yazıyor. Tıpkı "köŋlek" sözünün batı ağızlarında "göynek"e dönüşmesi gibi bu söz de Oğuz ağızlarında "tüynük" biçiminde söylenir olmuş. "tündük" Kırgız ağzıdır. Bunun tam ortasında bir kol bağı bağlanan metal halkaya "çaŋırak (чагт)" denir. Kazaklar ise "şaŋırak" denince tüynüğü anlar. Evin hem bacası, hem de penceresidir. Genellikle bunun üzerine keçeden "tümüldük (өрх)" örtülür. Tümüldük gece kapanır, gündüz açılır. Tümüldüğün tan çağında açılması gerekir. Geç kalan evlere halk arasında tembel gözüyle bakılır.

2. endek/üzük (дээвэр). Evin üstünü örten keçe kaplama. Bunu dışına "ak kösk (цагаан бүрээс)" denen kumaş örtülerek evin ak görülmesi sağlanır. Kara evler hizmetlileri gösterir.

3. sırguk (багана). Evin direği denen şey işte budur. Tündüğü yerinde tutar.

4. uk (унь). Evin üst yapısını veren ağaç çıtalar. Alt uçları terim başlarına bağlanıp üst uçları tüynükteki yuvalarına yerleştirilir.

5. oçuk (голомт). Ot* (гал) evin tam bu ortasında yakılır. O iki sırık ortası ya da ocak üzerinden bir şey alınıp verilmez. Ocakta "tağan (тулга)" denen üç ya da dört ayak üzerine eşiç (тогоо) yerleştirilerek yemek ve çay yapılır.

6. tör (хойморь). Bu alçak masanın göründüğü yer evin iyesinin (гэрийн эзэн) yeridir. Gelen erkek konuklar önem sırasına göre sağına doğru sıralanarak oturur. Sol yanı ise kadınların yeridir. Dolayısıyla bize göre sağdaki sırığın yanı evin eşinin ocağı idare ettiği yerdir. Yere oturmak için üzerine kalın iplerle iğne işlemesi yapılmış keçe (эсгий) "sırmak (ширээс)" parçaları serilir.

7. kereğe/terim (хана). Moğolca duvar anlamına gelen "хана" sözünün çoğulu olarak kanat dendiği de görülüyor. Evin çember yapısını bu ağaç ağlar verir. Evin büyüklüğü de 6, 7, 8 terimli biçiminde dile getirilir.

8. tuğurluk (туурга). Terimi kuşatan keçe örtü. Buradan "keçe turdaklı (эсгий туургатан)" sözü bozkırda göçebe olarak ve keçe evde yaşayan bütün halkları, "türk turdaklı (түрэг туургатан)" ise göçebe olmakla birlikte yalnızca Türk olanları kast eder. Ak kösk (цагаан бүрээс) burayı da kapsar.

9. serpme (үүд). Ağaç "kapı (хаалга)" bulunmadan önce girişteki açıklık bu ağır keçe parçası ile örtülürdü. Aynı gelenek günümüzde de sürmektedir. Türklerde kapı (хаалга) çift kanatlı olur ve gün doğumu yönüne bakar. Moğollarda ise kapı tek kanatlıdır ve artık güneye bakıyor. Buriad başkenti "ulaan-üüd=kızıl serpme" adı bu sözden gelir.

10. kapsa (хатавч). Giriş açıklığını veren ağaç dikmeler. Terimin iki ucu buraya birleştirilir. Yine ak köskü (цагаан бүрээсийг) dışarıdan kuşatıp tutturan baş (толгой), orta (дунд) ve ayak (адаг) kuşakları (бүс) kapsaya bağlanır. Kapsayı alt ucundan birleştiren ağaç parçaya "eşik (босго)" denir. Üstten birleştiren parçaya ise "sunı (тотговч)" deniyor.''

SONRAKİ DÖNEMLER

Türk Evi’nin Tarihi Gelişimi – Tanıma Ve Yayılma Alanları


Son arkeolojik araştırmalar Orta Asya kültürlerinin M.Ö. 4000 yıllarına kadar uzandığını ortaya koymaktadır.
 Türklere ait ilk bilgilerin ise M.Ö. 3000 yıllarına ait olduğu antropolojik bulgularla kesinlik kazanmıştır. Bu tarihten itibaren Asya’nın Çungarya bölgesinde tarih sahnesine atılan Türkler Tanrı Dağları ile Altay Dağları arasındaki steplerden çıkarak Asya, Afrika ve Avrupa’nın üçte birini ele geçirmişler, dünya siyasi tarihini yönlendiren büyük devlet ve imparatorluklar kurarak günümüze kadar varlıklarını sürdürmüşlerdir.




 

Bu bölümde söz edilecek olan Türk Evi, Osmanlı İmparatorluğu’nun kapladığı sınırlar içinde Anadolu ve Rumeli de yerleşmiş, gelişmiş ve 600 yıl tutunmuş, kendi özellikleri ile egemen olmuş bir ev tipidir.


Türk Evi’nde Plan Tipleri


Türk Evi esasta bir katlıdır. Değişik faktörlerle kat adedi birden fazla olsa bile esas kat daima tektir. Bu esas kat, birkaç katlı evlerde mutlaka en yukarıdaki kattır.

Kırsal kesimde, bahçe içinde ve serbest yerleşim alanlarında tek katlı, şehir içinde, dar ve sıkışık alanlarda ise iki ve üç katlıdır. Yaşama katı, hava, güneş ve manzaradan yararlanması için son katta düzenlenmekte, zemin kat ise daha çok giriş avlusu (Haya), iş evi (Bağdamı), kiler (Mahzen), ambar, samanlık, ahır olarak değerlendirilmektedir.

Bir çok evlerde zemin kat ile esas kat arasında bir ara kat vardır ki kat merdiveninin ara sahanlığından ulaşılan bu oda bir asma kat şeklinde olup tüm bina alanını kaplamaz. Kat yüksekliği minimum ölçülerdedir. Isı yalıtımı bakımından yeterli düzey sağlandığından kışlık oda olarak kullanılır.

Geleneksel Türk evinde çeşitli plan tipleri uygulanmıştır. İklim koşulları, yöresel alışkanlık ve gelenekler, ekonomik koşullar ve yöresel mimarinin etkilediği bu tipler şu kategorilerde toplanabilir:

1) Sofasız Plan Tipleri
2) Dış Sofalı Plan Tipleri
3) İç Sofalı Plan Tipleri
4) Orta Sofalı Plan Tipleri


1) Sofasız Plan Tipleri: Türk Evinin en ilkel durumudur. Odaların birbirleri ile ilişkileri yoktur. Her odaya dışarıdan girilir. Bu türler genellikle bahçe kapısı ve bahçe duvarları ile korunan iç avlulu, ön bahçeli veya yan bahçeli evler için söz konusudur. Anadolu’nun orta, güney ve doğu bölgelerinde uygulanmıştır. Bu tipin ekonomik koşullarla da ilgili olduğu söylenebilir. Örneğin İstanbul’da bu tipe rastlanmamıştır. Sofasız plan tipinin iki katlı olanları da vardır. Üst kata avludan bir merdivenle çıkılmaktadır.


2) Dış Sofalı Plan Tipleri: Türk evinin ikinci türüdür. Odalar arasındaki ilişkiler SOFA denilen bir ortak mekanla sağlanır. Anadolu’nun kırsal kesiminde, avlulu ve bahçeli evler için pek çok uygulama alanı bulmuştur. Sofa yılın büyük bir bölümünde oturma mekanı olarak kullanıldığından, doğa ile kucak kucağa yaşamak kırsal kesimi insanlarını adeta büyülemiştir. Ilıman veya sıcak iklimli yörelerden sofanın önü tamamen açık bırakılmış böylece ev halkı için bir serinleme imkanı yaratılmıştır. Kışın ise odalar ocaklarla ısıtıldığından odalarda barınılmıştır.


3) İç Sofalı Plan Tipleri: Geleneksel Türk evinin en yaygın olanıdır. Sofa odalar arasına alınarak halk arasında karnıyarık diye adlandırılan bir plan tipi ortaya çıkmıştır. Dış sofalı eve nazaran daha muhafazalı olması nedeniyle Anadolu ve Rumeli’nin her iklim kuşağında kullanılmıştır. Özellikle sıkışık yerleşmelerde, kasaba ve şehirlerde tercih edilmiştir. Dış sofalı evlere nazaran daha fazla odayı içermesi, daha ekonomik olması bu tercihin ana nedenleridir.


Bu türde sofa, ya güneşli, manzaralı yöne veya sokağa yönlendirilmiştir. Merdivenin durumuna göre, sofanın bir veya her iki ucunda köşk, sekilik gibi isimlerle anılan özel mekanlar yer almıştır. Burada ya bir sedir bulunurdu veya biraz yükseltilerek hatta sofadan parmaklıklarla ayrılarak biçimlendirilmiş bir geniş oturma köşesi düzenlenirdi. En eski tiplerde merdiven sofanın dışında bulunurdu. Daha sonraları sofanın içine alınmış fakat rast gele konumlandırılmıştır.

4) Orta Sofalı Plan Tipleri: Bu tip, diğerlerine nazaran daha geç uygulanmaya başlanmıştır. 18. ve 19. yüzyıllarda İstanbul’da saray, kasır, köşk gibi orta sofa çok değişik ve ilginç biçimler almış, böylece ev tasarımına zenginlik kazandırmıştır. Sofanın ortaya alınması ile ev planları daha çok kare veya kareye yakın dikdörtgenler haline dönüşmüştür. Binanın dört köşesine dört oda yerleştirilmiş, oda aralarına da merdiven, eyvan, hale, kiler, mutfak gibi servis mekanları getirilmiştir. Sofa önceleri dört köşe iken, zamanla köşeler pahlandırılmış, sekizgen, çokgen, oval veya eliptik şekiller oluşmuştur. Sofanın muhafazalı olması evin iyi ısıtılabilmesine imkan sağlamış, bu da soğuk bölgeler için tercih sebebi olmuştur.


M. Levent Kaya


 
Güncelleme Tarihi: 11 Ocak 2018, 17:16
YORUM EKLE