Türklerde Tolu Kadehi-Doç. Dr. Haluk Berkmen

Türklerde Tolu Kadehi-Doç. Dr. Haluk Berkmen

Türklerde Tolu Kadehi


Doç. Dr. Haluk Berkmen

 

İslamiyet’ten önce tüm Türk toplumlarında ant-içme törenleri önemli yer tutardı. Bu konuda bir uzman olan Bahaeddin Ögel (1924 – 1989) söyle diyor:
“Yüeçi kralının başı altınlatılıp ant kadehi yapıldı. Büyük devlet akit ve antları bu kadehle yapıldı. Göktürk devleti kendisini eski Juan-Juan devletinin mirasçısı olarak gördü. M.Ö. 43 yılında Hunlar ile Çin elçileri arasında antlaşmalar ant kadehi ile yapıldı.”

Kaynak: Dünden Bugüne Türk Kültürünün Gelişme Çağları, Bahaeddin Ögel, Türk Dünyası Araştırmaları Vakfı yayını, İstanbul 2001, sayfa 292.

Bu sözlerden anlaşılacağı üzere tüm önemli olaylarda –taht’a çıkıldığında veya diğer bir devletle yapılan anlaşmalarda- and/ant içilmekteydi. Burada dikkat çeken söz ‘ant içildiği’ asla ant söylenmediğidir. Ayrıca bugün kullanmakta olduğumuz ‘anlaşma’ sözünün aslı ‘antlaşma’ olduğu da beliriyor.

Yani, kadim Türk toplumlarında karşılıklı oturup anlaşma imzalanmıyordu, kadeh kaldırılıp ant-içiliyordu. Bir atasözü olarak günümüze kadar gelmiş olan “Söz namustur” ifadesi, söz vermenin hem yeterli hem de önemli olduğunu, ayrıca yazılı bir belgeye gerek duyulmadığını belirtmektedir. Ant içilen kadehin adı da ‘tolu’ idi. Günümüz Türkçesinde kullanılan ‘dolu’ sözü ‘tolu’ sözünden dönüşmüştür.

Asya toplumları tolu kadehlerini yüzyıllar, hatta binyıllar boyunca kullanmışlar ve önemli olduğunu heykellerinde belirtmişlerdir. Hıristiyanlıkta önemli bir simge olduğu kabul edilen “Kutsal Kâse” kavramı belki de bu kadim tolu geleneğine dayanmaktadır. Altta, Asya’nın birçok farklı bölgesinde bulunan kadeh tutan Türk heykelleri görüyoruz. Bunlara genelde Balbal veya Bengü Taş denmekte, bazı kaynaklarda Taş Baba adı geçmektedir. Tüm heykellerde kadehler göğüs hizasında tutulmakla kalpten yapılan samimi bir yeminin simgelenmek istendiği görüşündeyim.

Balbalların nedensiz dikilmedikleri kesindir. Ant içmeyi gerektiren bir olayın anısını hatırlatmak için, birer anıt olarak dikilmişlerdir. Anı ve anıt sözleri "ant" kök sözcüğünden türemişlerdir. Türk kökenli Khazar’ların kuzey Kafkasya’daki Sarkel şehrinde ve civarında birçok taş heykel bulunmuştur. İnsan biçimindeki bu heykellerin tümünde göğüs hizasında tutulmuş bir kadeh veya su kabı bulunuyor. Hepsinin ortak özelliği olan bu duruş ve kadeh tutuş şekli Kafkasya’da Türk varlığının ve geleneğinin göstergesi hatta kanıtıdır.

Sadece Asya’da değil, Anadolu’da da benzer taş kabartmalar ve balballar bulunmuştur. Günümüzden yaklaşık 4000 yıl önceye ait oldukları tahmin edilen Hakkâri’de bulunmuş olan taş stellerin/balbalların hepsi de iki elleri ile bir su tulumunu kavramış olarak betimlenmişlerdir.

Bu özellik bir Türk geleneği olan Ant-İçmek geleneğinin hem eskiliğine hem de bölgeye Türk boylarının M.Ö. 2.000’li yıllarda gelmiş olduklarını göstermektedir. Ayrıca kabartmaların hepsinde dağkeçileri ve Asya tipi yurt denen çadırlar bulunmaktadır. Sol omuzun üzerinde bulunan bu simgelerin sadece süs olarak kazınmadıkları kesindir. Sol tarafın kalbin bulunduğu taraf olduğuna dikkatinizi çekerim. Ayrıca dağkeçilerinin Türklerin en değer verdikleri hayvan olduğunu 17 Aralık tarihli “Dağkeçisi ve Boğa” başlıklı yazımda ayrıntılı olarak anlattım. Altta, solda üç tane Asya heykelini ve yanında üç tane Hakkâri kabartmasını görüyoruz.

Güncelleme Tarihi: 04 Ocak 2018, 21:38
YORUM EKLE