Zen Bilgeliği - Doç. Dr. Haluk Berkmen

Zen Bilgeliği - Doç. Dr. Haluk Berkmen


Zen Bilgeliği


Doç. Dr. Haluk Berkmen

Hepimizin yaşamda yapması gereken en önemli savaş, kendi egomuzla olan savaştır. Tüm bilge kişiler ve öğretiler “Kendini tanı” demişlerdir. Kendini tanımak için, kişinin kendi takıntılarını, zaaflarını, önyargılarını ve gereksiz arzularını tanımlaması, onların farkına varması ve ardından onları gemlemeyi başarması önemlidir. Farkındalık konusunu 12 Kasım 2017 tarihli “Farkındalık” başlıklı yazımda anlatmaya çalıştım. Kendini tanımak öncelikle diğer insanları tanımaktan geçer. Yani, gözlem yapmak ve insanlarla birlikte olmak birinci adımdır. İkinci adım, sezgisel olmak ve akıl ile mantık kadar sezgilere de önem vermektir. Üçüncü adım ise kendini kontrol ederek duygusallığa kapılmadan, anda gerekeni yapmaktır. Zen ustaları yalın güzelliğe ve andaki gerçekliğe önem verirler.

Bir Zen öğrencisi ustasına sormuş: “Zen nedir?”. Usta “Bu sözden vazgeçebilirsin” diye yanıt vermiş. Zira Zen öğretisi söze değil, eyleme önem verir. Zen konuşulamaz, tarif edilemez, sadece yaşanır. Dünkü yazımda: “Tao felsefesini uygulayan bilgeler için, evrendeki bütünsel tekliği yaşamak ve doğanın değişkenliğini kabullenmek esastır” dedim. Tao yolunun devamı olan Zen Budizm’ine göre, hem düzende hem de karmaşada güzellik vardır. Altta solda görülen Japon bahçesinde bir kaya etrafındaki kuma verilen düzenli şekiller görülüyor. Zen tapınaklarının “Karensansui” denen bahçelerinde, bir veya birkaç kaya etrafında kumdan dalgalar oluşturulur. Kaya bahçelerinin simgesel olarak aktarmak istediği mesaj, “Yaşamda bir kaya gibi ol ve nasıl ki suya düşen bir kaya etrafına dalgalar yayıyorsa, sen de çevrene faydalı bilgeliği dalga dalga yay”.

Sağda ise karmaşık bir Japon bahçesi görülüyor. Bu karmaşıklıkta ayrı bir güzellik ve gizli bir düzen vardır. Zen yolunda ilerlemek isteyen öğrencilerin de çoğu zaman kafaları karışıktır. Bir an önce aydınlanmak isterler ama aydınlanmaya nasıl ulaşacaklarını bir türlü çözemezler. Bir Zen öğrencisi ustasına sormuş: “Çözüm yolunu arıyorum ama bulamıyorum. Çözüm yolunu nasıl bulabilirim?”. Usta “Çözüm yolu şu andaki arayışındadır” yanıtını vermiş. Zira önemli olan bulmak değil, aramaktır.

Diğer bir Zen hikâyesinde öğrenci ustasına: “Aydınlanmak istiyorum. Bunun için kaç yıl çalışmam gerek?” diye sormuş. Usta: “20 yıl” demiş. Süreyi uzun bulan öğrenci “Ya çok fazla gayretle çalışırsam?” diye ısrar edince, usta “30 yıl” demiş. Demek ki aydınlanma akıl mantıkla ve çok çalışmakla elde edilemiyor; aydınlanma bir anda, bir şimşek çakması gibi geliyor. Buna Japonca “Satori” deniyor. Satori’ye ulaşmak için “Zazen” denen “yapmadan oturmak” tekniği uygulanır. Zira, gündelik yaşamda eylem önemli olsa da, kişinin sakin bir dinginliğe ulaşması için kendi içine dönmesi gerekir. Tasavvuf ehli bu tür bir yalnızlık dönemine “Halvet” veya “Çile” demiştir. Büyük bir şair ve Tasavvuf ustası olan Niyazi Mısrî bir şiirinde şöyle diyor:

Bilmem nitsem neylesem bu halvetin şerbetine,
Bu cânı teslim eylesem bu halvetin şerbetine.

Şerbetimiz tükenmedi, içenler usanmadı,
Niyazi hergiz kanmadı bu halvetin şerbetine.

“Halvet şerbeti” sözü ile, yalnızlığın lezzetli güzelliği ve değeri belirtilmek isteniyor. Bilgelik yolunda bir kaya gibi sağlam durmak, sabırlı ve güvenli olmak, önemli ve gereklidir.


Güncelleme Tarihi: 10 Mart 2018, 11:37
YORUM EKLE