Türkçenin Yabancı Dillere Etkisi

Türkçenin Yabancı Dillere Etkisi

Türkçenin Yabancı Dillere Etkisi

Türkçenin Yabancı Dillere Etkisi

Türkçenin Yabancı Dillere Etkisi

Türkçe, Türklerin yaşadıkları coğrafyada komşu oldukları veya türlü nedenlerle karşı karşıya geldikleri uluslarla iletişim kurmalarının sonucu olarak birçok dünya diline sözcük vermiştir. Türk tarihini yazılıkaynaklarla takip edebildiğimiz dönemden beri etkileşimde bulunulan Çinliler, Moğollar, Farslar, Araplar, Rumlar, Latinler, Ruslar ve Balkan ulusları gibi birçok toplulukla Türkler, dilsel alışveriş de yapmışlardır.

Türkçenin etkilendiği ilk diller Çince, Soğdca, Sanskritçe ve Moğolcadır. Özellikle Türk – Çin ilişkileri oldukça derin olmakla beraber, bu döneme ait yazılı belgelerin yetersizliği nedeniyle karanlıktır. Türkçenin en eski izlerini de içeren Çin kaynaklarında, Çin transkripsiyonlu –Alimcan İnayet adlı Uygur Türk’ünün yaptığı çalışmaya göre 307 sözcük– (Karaağaç, 2009: 6) Türkçe sözcüklerin varlığı görülmektedir. Türklerin Çinlilerden sonra en çok Farslarla etkileşimde bulunması nedeniyle, Türkçe Çinceden sonra en etkili alışverişi Soğdca ile yaşamıştır. Türklerin, İranî toplulukların devlet yönetiminde bulunması ve Farslarla yakın komşuluk ilişkileri geliştirmeleri, Soğdcada ödünç Türkçe sözcüklerin varlığını beraberinde getirmiştir.

Hint-Avrupa dil ailesindeki Sanskritçe ve Urduca ile etkileşim, Türklerin Budizm’i kabul etmeleriyle başlamıştır. Ayrıca bazı Türk boylarının Hindistan’a göç etmeleri ve Hindistan’daki devletlerin yönetiminde Türklerin bulunması gibi nedenler de Urducaya Türkçe sözcüklerin geçmesine neden olmuştur. Türkçenin Moğolcaya söz varlığı ögelerini aktarması, Çince ve Farsçaya göre biraz daha geç dönemde olmuştur.

Türklerin birçok ulusu bağımsızlığı altına alması ve Osmanlı İmparatorluğu gibi devletler kurmuş olması, himayesinde bulunan toplulukların diline doğrudan yansımıştır. Bu yansıma, kuşkusuz bir dayatma sonucu oluşmamış; Türkçenin etkisi küçüklü büyüklü topluluklarla kurulan iletişimden doğmuştur. Özellikle Mısır, Sudan, Cezayir, Fas ve Suriye’de kullanılan “binba:şi”, “bek”, “şancak” ve “başa” gibi Türkçe kökenli askeri terimler, Osmanlı döneminde yapılan ödünçlemelerdir (Aksan, 2004: 142). İslamiyetin kabulü ile sıklaşan ilişkiler sonucunda sosyal yaşamın birçok alanında Türk kültürü ile Arap kültürünün iç içe geçmiş olması, Arapçanın söz varlığında Türkçenin etkisini arttırmıştır. Arapçadaki “madençi” ve “çapçı” (matbaacı) Türkçeden ödünçlemedir (Aksan, 2004: 144). Ayrıca İngilizceden Türk diline girerek Türkçeleşen “postacı” sözcüğü, Arapçada “postçi” olarak yaşamaktadır. Ayrıca Türkçenin Arapçaya etkisi yalnızca sözcük düzeyinde kalmamış, Türkçe kökenli bazı dil bilgisi ögeleri de Arapçaya geçmiştir.

Farsça, Türk dilinden askeri terimler ve günlük yaşama ait kavramlarla ilgili birçok alıntı yapmıştır; çünkü tıpkı Çinliler gibi İranlılar da tarihin en eski dönemlerinden beri Türklerin sıkı komşuluk ilişkileri içinde olduğu bir millet olmuştur. Farsçadaki “keşikçi” (bekçi), kolağası (orduda bir rütbe), atabek (şehzade eğitmeni), “karakuş” (kartal), kısrag (dişi at), “bezek” (süs) veya “otag” (oda) gibi Türkçe kökenli sözcükler (Aksan, 2004: 143), Farsça ile Türkçe arasındaki yaklaşık 7.000 ortak kelimeden (Karaağaç, 2004: 6) birkaçına örnektir. Türkçeden Farsçaya geçen “akçe” (para) ve “dilmaç” (çevirmen, tercüman) sözcükleri günümüzde Farsçada kullanıldığı hâlde, Türkçede birkaç atasözü dışında gündelik dilde kullanılmayan sözcüklerdendir.

Batı dilleri, Türkçeden daha çok Osmanlı dönemindeki devlet yönetimine veya orduya ait sözcükleri ödünçlemiştir. Özellikle Tanzimat döneminde ilişkilerimizin arttığı Fransızca, İkinci Dünya Savaşı’ndan sonra etkilenmeye başladığımız İngilizce ve Almancada bulunan “ağa” (Fr. agha, İng. agha), “paşa” (Fr. pacha, İng. pasha, Alm. pascha), “efendi” (İng. effendi, Alm. effendi), “yeniçeri” (Fr. janissaire, İng. janissary, Alm. janitschare), “vezir” (İng. vizir), “bostancı” (İng. bostanci) gibi bazı örnek alıntılar, Türkçenin Batı dillerine etkisini göstermektedir. Arapça ve Farsça gibi Doğu kökenli sözcüklerin Batı dillerine; İngilizce ve Fransızca gibi Batı dillerine ait sözcüklerin de Doğu dillerine aktarılmasında Türkçe bir “geçiş” işlevi yüklenmiştir.

Ruslar ve Türkler, tarihin en eski devirlerinden beri köklü bir komşuluk ilişkisi yaşamışlardır. Türklerin Çin, Fars ve Arap ilişkilerinin ardından, en çok etkileşimde bulunduğu ulus Ruslar olarak kabul edilebilir. Türklerin uzun süre Orta Asya coğrafyasının bir kısmında egemen olma adına Ruslarla mücadelesi, günümüze kadar devam etmiştir. Sovyetler’in Orta Asya’daki Türk devletleri üzerinde baskı kurmaya çalışması ile zirveye çıkan ilişkiler, Türk dilinin Rusçadan alıntı yapmasına neden olduğu kadar, Rusçayı da Türkçeden etkilenmeye itmiştir. Bu etki diğer Slav uluslarında da görülmektedir. Rusçadaki “ütüg” (ütü), “barsuk” (porsuk) ve “divan” gibi sözcükler, Rusçanın Türkçeden ödünçlediği sözcüklere örnektir.

Türkçenin en çok etkilediği diller arasında Balkanlar’da yaşayan toplumlara ait Bulgarca, Sırpça-Hırvatça, Arnavutça, Rumence ve Boşnakça gibi Balkan dilleri de bulunmaktadır. Balkanlar’da Türk egemenliği bulunduğu zaman sosyal yaşamın birçok alanına ait sözcüklerden yapılan alıntılar Boşnakçada “babo” (baba) ve “nena” (nine); Arnavutçada “baxhanak” (bacanak), “bakir” (bakır); Sırpça-Hırvatça’da “aşçiya” (aşçı), “àjran” (ayran), “belénzuka” (bilezik); Bulgarcada “kofa” (kova), “armagàn” (armağan), “aslàn” (aslan) gibi örneklenebilir. Bu sözcüklerden bir kısmının “temel söz varlığına” ait oluşu da önem taşımaktadır. Balkan dillerinin birçok alanda Türkçeden ödünçleme yaptığına örnektir. Yalnızca Sırpça-Hırvatçada yaklaşık 6878 tane Türkçe kökenli sözcüğün olduğu belirlenmiştir (Aksan, 2004: 138). “Kazan” sözcüğü gibi yüzlerce sözcük, neredeyse tüm Balkan dillerine Türkçedeki biçimiyle geçmiştir. Bunun yanında Türkçedeki bazı Arapça ve Farsça sözcükler de –asker ve arzu gibi– Türkçe kanalıyla Balkan dillerine taşınmıştır.

Yukarıda belli tarihi dönemlerde Türkçe ile ilişki kuran bazı dünya dillerinin dışında, “Fince, Macarca, Ermenice, Yunanca, Rumence” gibi farklı dil ailelerine mensup birçok dil de Türkçeden alıntılar yapmıştır. Bu durum, Türklerin çok geniş bir coğrafyaya yayılmaları ve sayısız milletle karşılaşmalarının doğal sonucudur.

Yavuz TANYERİ

YORUM EKLE