Türkçe ile Almanca Arasındaki Farklar, Türkçe ile Almanca Karşılaştırması

Türkçe ile Almanca Arasındaki Farklar, Türkçe ile Almanca Karşılaştırması

Konu: Türkçe ile Almanca Arasındaki Farklar, Türkçe ile Almanca Karşılaştırması

Türkçe ile Almanca arasındaki temel farklar şunlardır:

ALMANCA

  • -Ses uyumlu dillerden değildir.
  • -Her ismin kendine ait bir cinsiyeti vardır.
  • -Kelime kökünde değişimler yaşanır bu nedenle bükümlü dillerin arasında yer alır. Dil yapısına bakıldığında tek bir gruba ait değildir.
  • -Soru eki kullanımı yoktur.
  • -İsmin 4 hali vardır; Nominativ, Akkusativ,
  • Dativ, Genetiv.

 TÜRKÇE

  • -Büyük uyum ve küçük uyum vardır. Ses uyumlu dillerdendir.
  • -İsimlerin cinsiyeti yoktur.
  • -Kelime kökünde herhangi bir değişim yaşanmaz. Dil yapısı bakımından bitişimli dillerdendir.
  • -Soru eki kullanılmaktadır.
  • -İsmin hallerinde çekim ismin ardına eklerle yapılır. İsmin 6 hali vardır; Nomintiv, Akkusativ, Dativ, Genetiv, Lokativ, Ablativ.

Almanca ve Türkçenin Tipolojik Karşılaştırması

Hamdiye Hale Özcan

Yabancı dil öğrenim sürecinde dil tipolojisi, hem öğrenici hem de öğretici açısından büyük bir önem taşımaktadır. Hedef dili, anadil ile karşılaştırma öğrenicilerin doğal olarak başvurdukları bir yöntem olmakla beraber, öğreticinin sınıf dinamiklerine uygun tipolojik karşılaştırmalarda bulunması öğrenme sürecini kolaylaştırmakta, motivasyon sağlamaktadır. Dil edinimi konusunda son yıllarda yapılan araştırmalar birinci ve ikinci dillerin yabancı dil öğrenim sürecine büyük bir katkısı olduğunu ortaya koymuştur (Apeltauer,1997; Klein 1992’den akt. Uslu, 2016). Hedef dil ve anadil arasındaki benzerlikler öğrenme sürecini hızlandırırken, farklılıklar da öğrenicide yeni bir öğrenme hususunda bir farkındalık oluşturur. Bu çalışmada dil tipolojisi bağlamında Almanca ve Türkçe karşılaştırılmış, benzerlik ve farklılıklar ortaya konulmuştur. Karşılaştırma yapılırken söz konusu dillerin, sözdizim (word order), morfolojik ve birleşim değeri (valence) gibi dilbilimsel özellikleri ele alınmıştır.

Dilbilimin bir dalı olan dil tipolojisi dillerin yapısındaki benzerlikleri temel alarak dilleri kategorize eder. Genel olarak tipoloji, dilleri üç bağlamda inceler: Karşılaştırma, sınıflandırma ve formal özelliklerin incelenmesi.
Gramer teorilerinin aksine tipoloji diller arası ilişkileri tanımlamayı hedefler, bu bağlamda tipolojinin bir gramar teorisi olmadığını söylemek mümkündür. Tipolojik sınıflandırma, demografik yahut coğrafik temellerle yapılmaz yine de buna karşın dillerin tipolojik karakteri bu faktörlerden büyük ölçüde etkilenir. Tipolojide dilin formal özellikleri kelime, cümle, zaman, kılıcı ve cinsiyet gibi birçok kategoriyi kapsamaktadır (Whaley, 1996).
Dildeki temel kategorileri, bir kelimenin leksical konumu oluştumaktadır. Bir kelimenin, ad, zamir, edat, sıfat yahut fiil olma durumu semantik, morfolojik, fonolojik ve sentaktik özellikleri kapsayan leksikal sınıfını belirler. Sözkonusu çalışmamızda Hint-Avrupa dil ailesinden Almanca ve Ural-Altay dil ailesinden Türkçenin temel kategoriler bağlamında farklılık arz ettikleri görülmektedir.
Türkçede adlar, “özel ad” ve “tür adı” olarak ikiye ayrılır ve ad çekimleri hal ekleriyle yapılır, adlar artikel almazlar. Almancada ise özel adlar dışında bütün adların bir artikeli olduğu görülmektedir ve ilk harfleri her zaman büyük yazılır. Artikeller birlikte bulunduğu adın cinsiyet, tekillik-çoğulluk ve durum gibi özellikleri hakkında bize bilgi verir. Hangi hangi isimle kullanılacağına dair kesin özellikler olmamakla beraber, adların cümle içindeki kullanımında artikeller önemli bir rol oynamaktadır.

der” → Eril – Maskulin
die” → Dişil – Feminin
das”→ Nötür – Neutral

Almancada ad çekimleri artikellerin dönüştürülmesi yoluyla gerçekleştirilir. Hem Türkçede hem Almanca da ortak olan hal ekleri şöyledir: nominatif (yalın hal), akuzatif (-i hali), datif (-e hali), genitif (ilgi durumu). Bunların yanı sıra Türkçede -DA ve -DAn hali varken Almancada bu durumlar edatlar aracılığıyla sağlanır:

in dem Haus – evde

aus dem Zimmer – odadan

von der Fabrik – fabrikadan

Türkçede ilgi durumu Almancadan farklı olarak adın tamlayanı ve tamlananın ek almasıyla oluşturulur:


adam – ın araba – (s)ı
des Mann – (e)s Auto


Sıfat bağlamında her iki dili kıyasladığımızda Türkçede sıfatların anlamsal açıdan fiil gibi hareket eden karmaşık bir yapıda olduğu görülür:
tembel (olan) çocuk
Sıfat çekimleri, Türkçede daha standart bir yapı gösterirken Almancada artikel ile ad arasında yer alan sıfatın çekimi, belirli ve belirsiz artikele göre farklılık gösterir.
(N) der junge Mann – genç adam
(A) den jung
en Mann – genç adamı
(D) dem jung
en Mann – genç adama
(G) des jung
en Mannes – genç adamın

Bütün dillerde üç tekil, üç çoğul olmak üzere temelde altı tane kişi adılı bulunur (Uslu, 2016). Ancak bazı dillerde tekil ve çoğul kişi adıllarının birden fazla karşılığı olabilmektedir. Aynı şekilde Almancada da “o” sözcüğünün cinsiyet temelli üç farklı formu bulunmaktadır: Er (m), Sie (f), Es (n). Her iki dilde de adılların yalın durum, -i durumu, -e durumu ve iyelik durumuna göre çekimleri bulunmaktadır; fakat Almancada farklı olarak -in durumu da görülmektedir. Genitif durumda gösterilen bu yapıların iyelik adılından farkı tek başına kullanılabilmeleridir, yani tek başına adın yerine kullanılabilir:

Das ist mein Wagen. → Das ist meiner.
Bu benim arabamdır. → Bu benimki.

Örnekte de görüldüğü üzere “ benim arabam” gibi bir ifade Türkçede çok tercih edilmemektedir; iyelik adılları noktasında Türkçe ekonomik davranmakta, adılın işlevini ada eklenen -(I)m, -(I)n, -(s)I, -(I)mIz ve -lArI takılarıyla zaten sağlamaktadır.
Dil evrenselleri arasında yer alan bir diğer temel kategori de fillerdir. Türkçede filler kök ve devamında gelen eklerle oluşturulur. Basit, türemiş, bileşik, etken, edilgen, geçişli vb. Bütün fiiller çekimlenirken kök değişmez. Türkçenin sondan eklemeli olması fiil çekimleri karmaşık hale getirebilmekte, birçok dilde birden fazla kelimeyle ifade edilebilen yapıları sadece çekimlenmiş fiille anlatılabilir hale getirmektedir:


Almancada fiiler kök ve mastar görevi gören ekten oluşur: lern-en, seh-en, gehör-en vb. Yine Türkçede olduğu gibi fiil çekimlenirken mastar eki atılır. Fiiller, zayıf – kuvvetli fiiller, ayrılabilen – ayrılamayan fiiller, dönüşlü fiiller ve yardımcı (modal) fiiller olarak sınıflandırılabilir.
Her iki dilde de fiiller belirli hal eklerini gerektirirler; fakat genel çerçevede görülen bu ortaklık özelde farklılık gösterebilmektedir. Örneğin Almancada fragen ve haben fiilleri akuzatif alırlar:

Wir haben einen Garten. (Biz bir bahçeye sahibiz. / Bizim bir bahçemiz var.)
Biz sahibiz bir bahçeyi

Ich frage ihn. (Ona soruyorum.)
Ben soruyorum onu

Bunun yanısıra her iki dilde de aynı durumu gerektiren fiiller de görülmektedir:
Er ähnelt seinem Vater sehr.
babasına çok benziyor.
Fiilleri zaman açısından karşılaştıracak olursak Almancada şimdiki ve geniş zamanın aynı şekilde kullanıldığını görürüz:
Geliyorum. Gelirim.
Ich komme. Ich komme.

 

1. Almanca ve Türkçenin Temel Öge Sıralanışı (Word Order):

İnsan dillerinde kolayca fark edilebilir bir durum özne (S), nesne (O) ve yüklemin (V) organizasyonundan meydana gelmeleridir. Özneyi nesneden önce konumlandıran dillerin oranı (%96) nesneden sonra özneyi komulandıran dillere (%4) göre daha fazladır (Whaley,1996).
Almanca basit cümlelerdeki temel ögelerin sıralanışında tipik SVO dili özelliği gösterir. Almancadaki basit cümlelerin öge sıralanışını gözlemleyecek olursak şöyle bir tabloyla karşılarız:

Yukarıda gözlenen durum zaman içeren cümlelere gelindiğinde değişmektedir:

Er will heute Zeitung lesen.
he wants today newspaper to-read.
(O bugün gazete okumak istiyor.)

Benzer bir şekilde bağlaçların olduğu daha karmaşık yapılarda da fiilin sona gitmeye meyilli olduğunu görürüz:

Sie war traurig, weil er nicht kommen konnte.
she was sad because he not to-come could.
(Üzgündü, çünkü o gelemezdi.)

  • Türkçe ise temel ögelerin sıralanışı noktasında tipik bir SOV dili gibi davranır. Bu diziliş yalnızca anlam vurgulanmak istediğinde değişebilir, bu bağlamda Türkçenin bir esnekliği söz konusudur.
  • Diller sola yahut sağa doğru dallanma eğilimi gösterirler. Türkçe isim ve fiil çekimlerinin soneklerle yapılmasıyla da ilintili olarak sola doğru dallanan bir dildir. Almancada ise bu durumun tam tersi bir şekilde sağa doğru bir dallanma söz konusudur.

Lehmann’ın temel aldığı O ve V merkezli öge dizilimi yaklaşımı kimi tipolojistlerce birtakım sorunlar içermektedir. Mesela isimler, bağlaçlar ve yardımcı fiiller gibi cümledeki diğer ögelerin konumu nasıl tanımlacaktır? Venneman bu konuya yeni kavramlarla bir çözüm arayışına gitmiştir: Baş ve bağımlı ögeler. Bu yaklaşıma göre diller hangi sözcük sınıfına
girdikleri gözetmeksizin baş ve bağımlı ögelerden oluşan temel öge sıralanışına sahiptirler. Böylece öge sıralamasında ikili bir ayrıma gidilmiştir. Daha sonraları Hawkins OV ve VO dilleri arasında mesafenin bu şekilde belirlenmesi yerine üçlü bir ayrım önermiştir. Bu yaklaışmda baş yani fiilin konumuna göre baş-merkezli, baş-ortada ve baş-sonda olmak üzere üç farklı sınıflandırma söz konusudur. Bu bağlamda sözkonusu dilleri gözlemleyecek olursak Almanca baş-merkezli (head-initial) Türkçe ise baş-sonlu (head-final) bir dil olarak karşımıza çıkar:

Ich verzeihe diesen Fehler Ihnen nicht (Engel, 2009).
i forgive this mistakes you not.
(Bu hatalardan dolayı seni affetmiyorum.)

Bugün balık yemeyeceğim.
today fish will not eat.
(Ich werde heute keinen fischen essen.)

2.Almanca ve Türkçenin Morfolojik Tipolojisi:

Diller sözcük ve söz biçimleri oluşturmak için birçok morfolojik süreci mümkün kılarlar. Her dilin uyduğu mofolojik süreç, söz konusu sürecin ne sıklıkla uygulandığı ya da ne çeşit detayların bu sürece dahil olduğu değişiklik göstermektedir.
Almanca ve Türkçenin sözcük türetme biçimlerine baktığımızda, Türkçenin yabancı kökenli kelimeler hariç soneklerle sözcükleri çekimlediğini görürüz. Bu Türkçenin Altay, Ural ve Dravit dilleriyle paylaştığı bir yapı özelliğidir (Johanson, 2018).

ellerin → ‘hand’ – Plural (ler) – Genitive (-in)

Türkçede sözcükler çekimlenirken önceden kestirilebilen morfem varyasyonu göze çarpmaktadır. Geniş – dar ünlüye ya da ünsüze (ötümlü veya ötümsüz varyant) bağlı olarak ikili, dörtlü ve sekizli değişimler mevcuttur. Tek varyantlı örnekler olarak -yor ve -ken ekleri bir istisna teşkil eder.
Almancada ise sözcük türetme biçimleri Türkçeden daha çeşitlidir. Soneklerin yanı sıra önek ve serpik ek (circumfix) gibi yapılar da mevcuttur (Busch ve Stenschke, 2014):

unfrei → Prefix /neg. (un) – ‘free’ // köle
berühmt → Circumfix (be) – ‘praise’ – Circumfix (t) // ünlü
bücherei → ‘books’ – Suffix (ei) // kitaplık

Dil tipolojisinde dillerin morfolojik karakterlerine göre sınıflandırılması iki ayrı başlıkta toplanır : Analitik-İzole Diller ve Sentetik Diller. Analitik dillerde her bir kelime tek bir biçimbirimden oluşurken izole diller ise ekleştirmeye izin vermezler. Sentetik diller ise analitik diller gibi sadece bağımsız morfemlerden oluşmazlar, bağımlı morfemlere de olanak tanırlar. Bu diller üç ayrı kategoriye ayrılır: Eklemeli (Agglutinative), Bükümlü (Fusional), Çokbireşimli (Polysynthetic).
Türkçe tipik bir eklemeli dil özellikleri sergilerken Almaca bükümlü bir karaktere sahiptir. Eklemeli dillerde anlam oldukça karmaşık bir yapıda tek bir kelimeyle ifade edilebilir:

çalış – tır – ıl – ma – malı(y) – mış
(work) – causative – passive – negation – obligation – inference

Bükümlü dillerin karakteristik bir özelliği olan kelimenin, cinsiyet, sayı ve hal ekleri gibi durumlardan etkilenmesi Almancada da açıkça gözlenebilir:

Das ist ein gutes Bier.
it is a good beer
(Bu iyi bir bira.)

Yukarıdaki örnekte ‘gut / iyi’ kelimesi niteliği ‘bier/bira’ kelimesinin cinsiyetinden ( das Bier – nötr ) etkilenerek çekimlenmiştir. Almanca kelimeler ve artikelleri her durumda (case) değişiklik gösterebilmektedirler.

3.Almaca ve Türkçede İstem (Valence):

Her dilsel unsur sentaktik bir potansiyele sahiptir ve istem (valence) kavramı bu potansiyelin değerini ifade etmektedir (Jakobsen,1995). Başka bir deyişle istemin fiilin istediği değerleri karşıladığını söylemek mümkündür. 

“Alfred und Bernhard fallen” cümlesinde fallen yani düşmek eyleminden etkilen değer und yani ve bağlacıyla bağlanan Alfred – Bernhard’dır (Busch ve Stenschke, 2014).
Dillerde istem şemasıyla uyuşmayan sıfır değerli yapıların görüldüğü durumlar da mevcuttur. Meseala meteorolojik ifadelerde Türkçenin sıfır değerli olduğu yapıları gözlemleyebiliriz.
Yağmur yağıyor.
rain raining

Yukarıdaki örnekle aynı cümlenin Almancada tek değerli olduğu gözlenir. Burada fiilin aldığı obje işlevsizdir, fakat yine de istem niteliğindedir:
Es regnet.
it (is) raining

Diller istemi değiştiren belirli yapılara sahip olabilmektedir. Örneğin değer-azaltan (valence-decreasing) bir araç olarak pasif/edilgen yapılar hem Almancada hem de Türkçe de mevcuttur. Türkçede pasif yapılar etken fiile gelen -l- veya -n- ekleri ve etkilenen unsurun özne konumuna geldiği değişen temel öge sıralanışı ile elde edilmektedir.

Ali kitabı aldı. → Kitap (Ali tarafından) alındı.
Ali the book took → The book has taken.

Almancada ise pasif yapılar sein (olmak) ve werden (oluşmak) yardımcı fiilleriyle olmak üzere iki farklı şekilde çekimlenmektedir. Esas fiil ikinci haliyle (Partizip II) çekimlenir ve yardımcı bir fiil tercih edilen zamana göre şekil alır (Roche ve Weber, 1996; Helbig ve Kempter, 1997):

Der Sohn hilft dem Vater. → Dem Vater wird (vom Sohn) geholfen.
the son helps the father. → the father is (by the son) helped.
Babaya (oğlu tarafından) yardım edildi.

Değer-artıran (valence-increasing) unsurlardan biri olan ettirgen ( causative ) yapılar ise Türkçede geçişli ve geçişsiz fiillere gelen -DIr, -t, -It, -Ir, -Ar, -Art gibi soneklerle sağlanır (Göksel ve Kerslake, 2005) :
Saçımı kestirdim. → (hair)-1SG.POSS-ACC (cut)-CAUS-PT-1S
I had my hair cut.

Birçok dilden farklı olarak Türkçe ettirgen formdaki bir fiil anlamını kuvvetlendirmek adına -t- eki alarak tekrar ettirgen hale getirilebilir:
Saçımı kes-tir-t-ti-m. → (hair)-1SG.POSS-ACC (cut)-CAUS-CAUS-PT-1SG
I had my hair cut.

Almancanın ettirgen yapıdaki fiileri ise Türkçeye göre çok daha karmaşık bir yapıdadır, dilin bükümlü karakterinin de bir sonucu olarak fiilerin ettirgen formu sistemsiz bir şekilde sesli harfin -e- veya -ä-‘ye evrilmesi ile sağlanmaktadır. Bazen sessiz harfin sertleşmesi gerekebilir; -ch- → -ck- ya da -ss- → -tz-.
saugen → säugen
hassen → hetzen

Almancada bir diğer ettirgen form da lassen (bırakmak) fiiliyle oluşturulur, bu sayede anlamda nedensellik sağlanır (Gunkel, 1999):

Ich lasse Karl die Blumen gießen. → (I)-NOM (have/let) Karl-ACC (the flowers)-ACC (water)-INF
I have/let Karl water the flowers.
Karl’a çiçekleri sulattırdım.

Ich lasse die Blumen (von Karl) gießen. → I-NOM (have) (the flowers)-ACC by Karl-INF
I have the flowers watered.
Çicekleri sulattım.

SONUÇ

Farklı dil ailelerine mesup diller olan Türkçe ve Almanca morfolojik ve sentaktik açılardan farklı özelliklere sahiptirler. Bunun yanı sıra her iki dilde de fiiller ve hal ekleri arasında sıkı bir etkileşim gözlenmektedir. Öge sıralanışı bağlamında her iki dil de nesne ve fiil diziliminin tipik özelliklerini sergilemektedir. Almanca SVO dili olmasına rağmen bazı durumlarda öge dizilişi aynı dil yapıdaki dillerden farklılık göstermekte, fiili cümle sonuna atmaya meyil göstermektedir. Temel öge diziliminin bir sonucu olarak Türkçe ve Almanca morfolojik bağlamda birbirlerinden tamamen farklı karakterdedirler. Bu farklılıklar morfosentaktik özelliklerle yakından ilişkili olan istem/değer yapısını da etkilemektedir.

Kaynakça:

Busch, A. ve Stenschke, O. (2014), Germanistische Linguistik, Narr Verlag.
Comrie, B. (1981), Language Universals and Linguistic Typology, University of Chicago Press.
Engel, U. (2009), Syntax der deutschen Gegenwartssprache, Erich Schmidt Verlag.
Gunkel, L. (1999), Causatives in German, Theoretical Linguistics, Vol. 25, No. 2/3.
Göksel, A. ve Kerslake, C. (2005), Turkish: A Comprehensive Grammar, Routledge.
Helbig, G. ve Kempter, F. (1997), Das Passiv, Langenscheidt.
Johanson, L. (2018), Türkçe Dil İlişkilerinde Yapısal Etkenler, Ankara: TDK.
Jakobsen, L.F. (1995) Valency Description – A Question of Strategy and Puposes. Expression and Content Valency. Part I. Schosler, L. & Talbot, M. (Yay. haz.) Studies in Valency I, RASK Supplement Vol.I
Uslu, Z. (2016). Türkçe – Almanca Karşılaştırmalı Temel Dilbilgisi, Ankara: Anı Yayıncılık.
Roche, J. ve Weber, M. (1996), Mini – Grammatik Deutsch als Fremdsprache, Ernst Klett Verlag.
Tallerman, M. (1998), Understanding Syntax, Londra: Arnold Publishers.
Whaley, L. (1996), Introduction to Typology: The Unity and Diversity of Language, SAGE Publications.


Türkçe ile Almanca Arasındaki Benzerlikler

Konu: Türkçe ile Almanca Arasındaki Benzerlikler, Türkçe Almanca Ortak Kelimeler ve Kökleri

KÖK DİLİN TORUNLARI

Prof. Dr. Osman Sertkaya

İngiltere'den Japonya'ya, oradan kuzey Amerika'ya, oradan Güney Amerika'ya kadar tüm ülkelerin dillerinde Türkçenin izlerine rastlayınca, insanın aklına ister istemez “Dünya dillerinin kökü Türkçe mi?” sorusu geliyor. Son on yılda bunun doğrulamasını, azbuçuk bildiğim German dilleri üzerinden sorguladım. Ortaya beni de şaşırtan sonuçlar çıktı.

Dil bilgineri der ki: Diller canlıdır, sürekli değişime uğrarlar. Aynı soyun torunları birbirlerinden ayrılır, temas kesilirse dillerinde ayrı ayrı öyle gelişmele olur ki 25- 30 nesil sonra birbilerini anlayamaz hale gelirler.

Nedir 25-30 nesil? Takriben 5-600 yıl. Takriben 1000 yıldır Uygur, Kazak ve Kırgızlardan ayrı kaldığımızdan artık onları anlayamıyoruz. Özbek ve Türkmenleri bile tam anladığımız söylenemez.

Germanların atalarının bizim atalarımızdan ayrılışından bu yana 3-4000 yıl geçmiş görünüyor. Çünkü bronz çağı ve öncesinden kökteş sözler var, demir çağından yok. Bugün bille birkaç yüz kelime ile iletişim kurarız. 4-5000 yıl önce bu sayı çok daha azdı. Çünkü kullanılan araç-gereçlerin ve günlük aktivitelerin sayısı daha az idi. Bu yüzden 3-4000 yılın ardından Türk ve German dillerindeki aynılığın kırıntısı bile kalmamıştır diyebiliz. Gene de başka bir gözle incelenince yüzlerce kökdeş ve dildeş sözlerin ve hâlâ ilk bakışta hiç fark edilmeyen yapı benzerliklerinin var olduğunu görüyoruz.

Ortak söz varlığı konusunda benimde uzunca bir listem, ve artık bu konuda kafa yoran pek çok kimse var. Burada hemen hemen hiçkimsenin farkına varmadığı yapı benzerliklerine değineceğim. Kıyaslamada German dillerinden en iyi bildiğim Almancayı ve kendi dilimizi ön plâna alacağım. Gerektikçe diğer German dillerine ve de diğer Türk dillerine bakacağım.

Türkçe ile Almanca Arasındaki Benzerlikler

1. Her iki dil de sondan eklemeli sayılır.

  • Türkçe: Kir-li-lik-ler
  • Almanca: Schumutz-ig-keit-en

2. İsim ve sıfat tamlamaları her iki dilde de aynı kalıba göre söylenir. Yani belirteç önde, belirtilen arkadadır.

  • Türkçe: Eskişehir, Gültepe, güzel kız, sarı ev, tahta masa, altın halka
  • Almanca : Altstadt, Rosenhügel, Hübsches Maedchen, Holztisch, Goldring

Bu Arap ve Fars dillerinde tersinedir:

  • Kise-i Pul: Para kesesi
  • Allah-u Ekber: Ulu Tanrı, Tanrı uludur.

3. Miktar İfadesi

Her iki dildede aynı kalıba göre yapılır. Söz dizimi aynıdır. İlk söz miktarın rakamsal ifadesi, ikinci söz miktarın birimi, son söz miktarı ifade edilen nesne veya kavramdır.

Türkçe:

  • Bir tas çorba
  • Bir bardak su
  • Bir dilim ekmek

Almanca:

  • Eine Tasse Kafee
  • Ein Glass Wasser
  • Eine Scheibe Brot

Sayılabilen nesnelerde birim yoktur, söylenmez.

  • bir sigara= eine Zigarette
  • bir çatal= ein Gabel
  • bir bıçak= ein Messer
  • bir kaşık= ein Löffel

4.Sayıda sıralama ekleri her iki dildede aynıdır.

Şimdiki sıralamamız BİRİNCİ, İKİNCİ, BEŞİNCİ şeklindedir. C-sesi T-den dönmedir. Orhun yazıtlarında ikinci sözünü İKİNTİ şeklinde görürüz. Bilge Kağan “en ilk falan yerde, İKİNTİ filan yerde Oğuz birle savaştım” der. Ek yığılmasında İN ilgi, aidiyet ekidir. Tİ asıl sıralama ekidir. Almanca ise ilgi ekini kullanmaz, sıralama eki TE'dir.

  • Almanca : ERSTE, ZWEİTE, FÜNFTE
  • Eski Türkçe : PİRİNTİ, İKİNTİ, BEŞİNTİ

German dilleri eklerimizi kullanıp sayılarımızı kullanımdan düşürse de eskiden kullandığının izleri var. Batı dilerinde prens, bey gibi ünvanlar bizim PİRİNTİ veya PİRTİ sözlerinde türemiş görünüyor.

  • PİRİNTİ. > PİRİNT > PİRİNZ > PRİNZ = prens = Birinci
  • PİRTİ > PİRT > FİRT > FİRST > FÜRST = Bey = Birinci

Zaten PRİNZ ve FÜRST sözlerinin kaynağını açıklayamasalar da BİRİNCİ anlamında olduklarını söylüyorlar.

5. Sayıda üleştirme ekleri her iki dildede aynıdır.

  • Türkçe: İKİŞER, ÜÇER, DÖRDER, BEŞER
  • Almanca: ZWEİER, DREİER, VİERER, FÜNFER

6. Heriki dilde de eylem köküne bir sesli ilavesiyle eylemin ürünü adlandırılır.

TÜRKÇE

ALMANCA

YAZ mak

YAZI

NEHM> NAHM

NAHM E

KORK mak

KORKU

SORG en

SORG E

SOR mak

SORU

FRAG en

FRAG E

ÇAT mak

ÇATI

GEB > GAB

GAB E

Bir farkla ki Türkçe tüm uyum seslilerini Almanca sadece E'yi kullanır ayrıca birincil eylem kökü yerine ikincil (imperfekt) eylem kökünü de kullanır.

7.Her iki dildede ER kelimesinin görevleri aynıdır (AR söylenişini de dikkate alalım)

  • a. Erkek kişiyi tanımlar
  • b.Eylem adköküne eklenince eylemi yapanı tanımlar.
  • Türkçe: YAZAR, ÇİZER, KESER, DÖVER, BİÇER, DÖNER, GEZER gibi.
  • Almanca: SCHREİBER, ZEİHNER, SCHWİMMER, LAEUFER gibi.
  • c. Belirgin bir yaşam biçimi, özelliği olan veya belirli bir bölgede yaşayan halkı tanımlamaya yarar.
  • Türkçe: BULGAR, MACAR, SUBAR, TATAR, KONAR - GÖÇER gibi
  • Almanca: BERLİNER, KÖLNER, SCHWARZWALDER gibi
  • d. Kelime hem tek hem çok kişiyi tanımladığı için her iki dilde de çoğul ekidir.
  • Almanca: Kinder, Maenner, Waelder
  • Türkçe: Adamlar, çocuklar, kediler, keçiler

Türkçede ekbaşı “ L” protezdir, söylenişi kolaylaştırır. Asıl ek er/ar'dır. Diğer Türk dillerinde ler/lar yanında der/dar, ter/tar, ner/nar, zer/zar gibi başka protezler de kullanılır. Oğuzca diğerlerini elemiştir. Sadece bazı yörelerimizde “onlar “ yerine “onnar” dendiğini duydum.

Biz, siz, göz, diz gibi sözlere bakarak kökTürkçede bir “dual “ çoğul kalıbı oldunu öne sürenler de var. Ayrıca eski dilde bugün unuttuğumuz veya kullanımdan düşürdüğümüz Almancada olduğu gibi EN, AN ekleriyle biten çoğul kalıbı da var.

Tekil

Bod (boy)

Koy

Er

Oğul

Tor

Çoğul

Bodun

Koyun

Eren

Oğulan > Oğlan

Torun

Bilge Kağan'ın dilinde görüyoruz :

“Khanım süsi böri teg, yagısı koy teg erti” = Babamın askeri kurt gibi, düşmanı koyun gibi idi”

Eren kelimesini artık çoğul kalıbında değil de yaşlı, bilge kişi anlamında kullanıyoruz. Oğul, oğulan>oğlan bugün erkek çocuğu tanımlasa da eski dildedişi ve erkeği birlikte tanımlayan =soyun devamı = Soyun çoğalmışı gibi anlamı vardı. “Arı oğul verdi” =arı çoğaldı. deriz.

6. SES UYUMU

Almanca ses uyumunu büyük çapta yitirmiş veya hiç geliştirmemiştir. Türkçede ekler köke uyarken Almancada kökler eke uymaya çalışır.

  • Mann > Maenner
  • Wald > Waelder
  • Lauf > Laeufer
  • Kraft > kraeftig
  • Fluss > flüssig
  • Hand > haendig gibi.

7. EYLEM TANIMI

Her iki dilde de basitten karmaşığa doğru aynıdır.

TÜRKÇE

ALMANCA

içmek

trinken

çay içmek

Tee trinken

bir bardak çay içmek

ein Glass Tee trinken

bahçede bir bardak çay içmek

in dem Garten ein Glass Tee trinken

hergün bahçede bir bardak çay içmek

jeden Tag in dem Garten ein Glass Tee trinken

8. CÜMLE

Günlük yaşamda insanlar arası ilşkilerde ilk sırayı istek, tavsiye ve emir cümleleri alır.

Buna imperativ kalıbı diyorlar. Bunu heriki dilde de eylem tanımından mastar ekini (İnfinitiv Endung) atarak yaparız.

Hergün bahçede bir bardak çay iç.

Trink jeden Tag in dem Garten ein Glass Tee.

Türkçede sıra değişmez, Almanca vurguyu öne çekmek için eylem adını başa koyar. Gerçi kısa cümlelerde bu kalıbı biz de kullanırız.

  • “Yak bir sigara”
  • “çek şu sandelyeyi”
  • ”temizle şu masayı “
  • üşütmüş olan kimseye “İç iki bardak ıhlamur bir şeyin kalmaz “ deriz.
  1. öne çekme ya kızgınlığın ya da kuvvetli istek ve heyacanın belirtisidir. Hitlerin söylevlerini hatırlayın; öfke, kızgınlık, ve heyecan yüklüdür. Türkler Almanlara göre daha sakin insanlardır.

9. EYLEMDE ZAMAN İFADESİ

Eski devirlerde sadece yaşanan ve geçmiş zaman ayırımı vardı. Türk ve German dillerinde bu devrelerde zaman ifadeleri tümüyle örtüşür. Aşağıda Türk ve İsveç dillerinde bu aynılığı açıkca görüyorsunuz. Almanca şimdiki zaman ekini yitirmiş, geçmiş zaman ekini muhafaza etmiştir.

Yaşanan

Geçmiş

TÜRKÇE

Schwedisch

TÜRKÇE

Schwedisch

men iç-er

jag läs-er

men iç-ti

jag läs-te

men yala-r

jag tala-r

men yala-dı

jag tala-de

TÜRKÇE

ALMANCA

TÜRKÇE

ALMANCA

korktu

sorgte

açtı

öfnete

sordu

fragte

dedi

sagte

gibi.

Bugün bile hem Almanca hem Türkçede şimdiki zaman ile gelecek ifade edilebilir.

German dillerinde geçmişin yukarıdaki şekilde ifadesi kurallı fiiller için geçerlidir. 150 – 200 kadar da geçmişi, kural dışı ifade eden fiiller vardır. Germanistler bunları Hint-Avrupa dil ailesinin bir kazanımı sayarlar. Nasıl kazanımsa, konuşana zorluk çıkarmaktan başka bir özellik değildir. Bu yüzden kurallı kullanıma doğru bir eğilim vardır ve zamanla kuraldışı kullanım sıfırlanacaktır. Ancak bu kuraldışı geçmiş ifadesinin bazı fiillerde kök dili (kök Türkçeyi) anımsama olduğunu tespit ettim.

Uygun bir sorgulama bunu kolayca açığa çıkarıyor. Almanca yazım kurallarında sarı harflerin bir ses değeri yoktur. Sadece önündeki sesliyi uzatmaya yararlar.

  • Bu adamlar ne yapıyor? STEHL-en!
  • Babaları ne yapardı? STAHL-en!
  • Ataları ne yapardı? ÇAL-mak!

TÜRKÇE

Türkçeden Almancaya Evriliş

ALMANCA

ÇAK-mak

ÇAK > STAK> STACH > STECH

STECH-en

ÇAL-mak

ÇAL > STAL> STEL > STEHL

STEHL-en

ÇIK-mak

ÇIK > STIK > STİG > STİEG > STEİG

STEİG-en

ÇARP -mak

ÇARP > STARP > STARB > STERB

STERB-en

ÇAP-mak

ÇAP > TRAP >TRAB > TREİB

TREİB-en

ÇEL-mek

ÇEL > STEL > STELL

STELL-en

SOK-mak

SOK > STOK > STAK > STEK > STECK

STECK-en

TOS- lamak

TOS > STOS > STOSS

STOSS - en

10. YARDIMCI FİİLLER: Olmak, sahip olmak

  1. dillerinde olmak ve sahip olmak anlamına gelen vede cümle yapımında önemli işlevi olan yardımcı fiilerin ikiside Türkçe kökenlidir.

İlki : İmek yardımcı fiilimizin eski şekli İrmek, daha eski şekli ermektir. Son şekil Orhun yazıtlarında bolca kullanılır. Bu günde olgunlaşmak anlamında seyrek de olsa kullanırız. İskandinav dilleri hala bu kök fiili kullanıyor.

  • jeg er = benim,
  • du er = sensin
  • Jorden er rund. = Dünya yuvarlaktır gibi.

Aslında İngilizcenin are ve is sözleri de er sözünün farklı yazılış ve de okunuş biçimidir. Şöyleki: er = ar > are , er > ir > is ( Zetasisim). I am = benim ifadeleride benzer sayılır. Kıta Germanlarında değişim daha fazladır. Sadece 1.tekil şahısta ik ben > İch bin söylemi benzerliği muhafaza eder.

İkincisi : Bizim KAPmak sözümüz. K > H ; P > B > V ses kaymalarıyla Almancada HAB- ingilizcede HAVe olur ve de sahip olmak anlamını kazanır. En önemli yardımcı fiillerdir.

11. SÖZ ÜRETİM EKLERİ

Hem Türk hem German dilleri son 3000 yılda pek çok üretim eki geliştirmişlerdir. Günümüze sadece bir-iki ortak ek ulaşabilmiştir.

a. Türkçede : lık ,lik , luk , lük şeklinde çeşitlenen ek , Almancada LİK > LİH = LİCH olur.

  1. Ödeme = Monatliche Zahlung. Dostluk = Freundlich ( dostça ) gibi.
  1. LİK > LİG kaymasından sonra, Almancada ilk, Türkçede son ses düşünce, kalan Lİ ve İG ekleri oldukça işlek isimden sıfat üretim ekleri olurlar.
  • TAŞLI = STEİNİG , SULU = WAESSRİG
  • KİRLİ = SCHMUTZİG , DAĞLIK = BERGİG gibi.
  1. BAR > VAR var sözümüzün eski şeklinin bar olduğu bilinir. Bunları Türkçe ve Almanca sözlere eklersek

Yenebilir = ESSBAR > YEME VAR, İçilebilir = TRİNKBAR > İÇME VAR birbirine oldukça yakın kavramlar üretildiğini görürüz.

12. EDATLAR

Almancanın bazı edatları kök Türkçedeki ses ve anlam özelliğini hâlâ korurlar.

  • a. İN : SEVİNÇ, ÖVÜNÇ, ERİNÇ, BİLİNÇ gibi sözlerde kullandığımız NÇ sesi ile üretimiş bir İNÇ sözü olması gerekir . NÇ ayrışarak Almancada İNÇ > İN , Türkçede İNÇ > İÇ olur ama anlamları aynı kalır. Aslında Türkçe her ikisini de kullanır. İN = Toprağın veya kayanın içidir, bazı hayvanlara barınak olur.
  • İÇ TEKER = İNNENRAD , İÇ KAPI = İNNENTÜR, Tilki İNİ, Ayı İNİ gibi
  • c. AT mak= uzaklaştırmak, dışlamak sözümüzden ingilizin AUT, Almanın AUS edatları türemiş, sözün kök anlamı korunmuştur.

13. ZARFLAR

Lı/ Li ekleri Türkçede sıfatlaştırma ekidir. Taş > taşlı, ev > evli gibi. Bu ek ingilizcede sıfatları zarfa çevirir.

high – highly = yüksek –yüksekçe, slow-slowly = yavaş- yavaşça . gibi

3ooo yılın ardından bu kadar yapı benzerliğinin kalması olağanüstü sayılmalıdır.

GERMANIN TÜRKÇE BOY ve SOY ADLARI

1. ALAMAN > ALMANlar: Roma topraklarına ilk tecavüz eden öncü German boylarıdır. Söz AKMAN, KARAMAN gibi temiz Türkçedir. İhtimal, kızıl saçlı, kızıl suratlı, iri-yarı bir halkı tanımlar. AL > ALA sözleri, kızıl ve iri kavramlarını birlikte içerir. İlk bunları tanıdıkları için Galyalılar, daha sonra İspanya halkları ( biz bile) kıta Avrupası’ndaki tüm German boylarını bunların adıyla anar olmuşlardır. Bugün Fransa ve İsviçre’nin Alman dilli halkları, bunların soyundandır.

2. SUEBler. Başlangıçta Baltık denizinin iki yakasını yurt tutmuşlardır. Denizin güneyinde yaşayanlar da Alamanların ardından güneye inerler. SUEB sözünün iki hecesi de Türkçedir. ikinci hece EV sözümüzün eski söylenişidir. Söz 6-7. yy da, temiz Türkçe, SUEVİ şeklini alır. OĞLANEVİ, KIZEVİ dediğimizde bir binayı değil, bir toplumu kastederiz. SUEVİ de öyledir. Su kenarında yaşayan halk anlamında olmalıdır. SU sözümüzün biraz eskisi SUV, daha eskisi SUB şeklindedir. Bilge Kağan “sizi OD –SUB kılmadım “ der. SUVEB sözü Almanya da yaşayanlarda için SWEB > ŞWEB, İskandinavya’da yaşayanlar için ŞWED olur. Almanya’nın en kalabalık boyudur. Biraz cimri ( tutumlu ) ve de çalışkan olarak bilinirler. Mercedes’i yapan bunlardır.

3. BAYERler. Başkenti MÜNİH olan eyaletin, Güney Almanya’nın halkıdır. İki hecenin ikisi de Türkçedir. BAY = zengin, soylu. ER = yiğit, kahraman, bazen de sadece halk anlamında olabilir. Sözün bütününü de siz yorumlayın. Böyle şatafatlı adları olunca, biraz kibirli ve de ukala olmaları beklenir. Hırıstiyan demokratların tüm diğer eyaletlerde bir adı bunlarda ayrı bir adı ve ayrı bir teşkilâtı vardır. BMW’yi yapan bunlardır.

4. KOÇlar. Türkün TEKEsi olursa, German’ın da KOÇu olur. Koç sözü batı dillerinde Yaşam Koçu veya Takım Koçu şeklinde hala yaşıyor. Türk dilinde K > G kaymasıyla KOÇ > GOÇ olur. BALÇIK > BALTIK; ÇENGİZ > TENGİZ > TENİZ > DENİZ sözlerinde olduğu gibi Ç = > T denkliği veya kayması ile KOÇ > GOÇ > GOT olur. ıı. yy da Baltık denizinde GOTLAND denilen adadan çıkıp, Karadeniz in kuzeyine yayıldıkları söylenir. Attila’ya yenildikten sonra onun bağlaşığı olmuşlardır. Kendileri de dilleri de ölmüştür.

5. SAKSONlar: SAK ilim aleminin İSKİT, farsların SAKA dediği halkın Türkçe adıdır. İkinci hece SONĞ = bir adamın çoluğu, çocuğu şeklinde Kaşgarlının sözlüğünde kayıtlıdır. Sözün bütünü SAKOĞLU anlamında temiz Türkçedir.

6. BURGUND, TURİNG, boy adlarının doğu Türk dillerinde karşılığının olduğunu duydum. yok olmuş TOYTON ve KİMBER boy adlarının da Türkçe ile ilişkisi kurulabilir.

7. ZURNANIN ZIRT DEDİĞİ

Bugün Almancada diller Türkiş, Arabiş, Rusiş gibi, halk adına –iş eki getirilerek adlandırılır. Ancak kendi dillerinin adı böyle değildir. Çünkü Almanca değil, eski Türkçedir. Kendilerine ve kendi dillerine DOYÇ veya DOYÇE derler. Sözün eski söylenişi TOYÇEdir. Eski kaynaklarda ilk defa Şarlman zamanında ( takriben 800 yıllarında ) Latince yazılmış bir mahkeme kararında LİNGUA THEUDİSCA şeklinde geçer. HALK DİLİNCE anlamında olduğu fark edilir. Germanistler Theudisca sözünden Toyç çıkartmaya uğraşırlar, zırvalarlar. Aslında üç heceli TOYDİSCA sözünün üç hecesi de Türkçedir. Kök dilde TOY; SOY; BOY; BOD sözleri az veya çok halk anlamındadır. İkinci hece DİS bizim DIŞ sözümüzden başka bir şey değildir. Bugün DİSKALİFİYE =oyun dışı, diskriminieren = dışlamak sözlerinde asıl anlamı ile yaşıyor. CE/CA Türkçenin sıfatlaştırma ekidir. Destanlarda İÇ OĞUZ, DIŞ OĞUZ ayırımı gibi. Franklar Ren nehrinin doğusunda yaşayan German boylarına TOYDİS = dış HALK demişler. İsmin sıfattan önce oluşuna şaşırmayın İT BARAK adı da öyledir.

Kısaca: TOYDİSCA = dış halkın dilince. TOYÇE = Halkça= Halk dilince = Almanca, der TOYÇE = Alman. Ancak Almanlar kendilerinin ve dillerinin Türkçe adlandırıldığını bilmezler. Son 200 yılda batıda yüzlerce Türkolog yetişmiş, belki bir kısmı bunları görmüş, ama susarak, gizleyerek bilime ihanet etmişlerdir.

Osman Sertkaya

Etiketler: Almanca İngilizce ortak kelimeler, Almanca kelimeler ve okunuşları, Almanca 3000 kelime, Almanca kelimeler, Eski Almanca kelimeler, Almanca kökenli kelimeler

Yorumlar (0)
açık