TÜRKLERDE YENİ YIL GELENEĞİ

Gündoğan Bayramı günümüzde, Türk Cumhuriyetleri'nde ve Rusya Federasyonu'nda yaşayan Türkhalkları arasında kutlanmaktadır.

Bugün yanlış olarak “şamanizm” diye adlandırılan Orta Asya ve Sibirya halklarının inanç sistemi, tek bir yaratıcı Tanrı'ya tapınma ve “iye” olarak adlandırılan kutsal ruhlara saygı gösterme temelinde yükselir.

Kein automatischer Alternativtext verfügbar.

Türklerin ve dünyanın en eski dini olan Tanrı Dini (Tengricilik), tek tanrı inancının en arı biçimidir. Bu inanç sisteminde Tanrı, kendi kendine var olmuştur ve evrenin kendisidir. Tanrı, evrenin kendisi olarak, evrendeki dengenin yaratıcısı ve koruyucusudur. Tanrı Dini'nde evrendeki her şey Tanrı'nın birer parçasıdır.

Eski Türklerde tek Tanrı inancı birden bire ortaya çıkmadı. İnsan bilincinde yaratıcı bir Tanrı'nın oluşması, onun çok değer verdiği ve doğadaki tüm yaşamın kaynağı olarak gördüğü bir bir nesneyi tanrısallaştırmasıyla başlar.

Dünya gezegeni için bu nesne, yer yüzünde yaşamın başlangıcı olan Güneş'tir. Güneş'le simgelenen Tanrı, daha sonra tüm göğü ve giderek tüm evreni kapsayarak, evrenin kendisine dönüşmüştür.

Tengricilik'te bayramlar bile Güneş'in döngüsüne ve Ay ile olan ilişkisine göre belirlenir. Yılın en uzun gününün yaşandığı ve gündüz ile gecenin eşit olduğu günler, en önemli bayramlardır. Örneğin Kızıl Güneş Bayramı 21 Haziran'dan sonra gelen ilk dolunayda, Nartugan Bayramı da (yılbaşı) 21 Aralık'tan sonra gelen ilk dolunayda, kutlanır. Bu tarih 22 Aralık'tır.

Doğum, yaşam, ölüm ve yeniden doğuş anlamına gelen yaşam ağacı, yaratılıştaki her şeyin sonsuzlukla ilişkilendirilmesinin bir simgesidir. Ölümden sonra bedenlerini terk etmiş olan ruhlar ve yeniden doğmaya hazırlanan ruhlar, yaşam ağacının dallarına tünemiş, bekleşen küçük kuşlar olarak tanımlanır.

Türklerin eski inanışına göre, gece ile gündüz sürekli savaşır. 21 Aralık en uzun gecedir ve ardından Güneş daha çok görünmeye başlayarak, günler uzar. Bu, yeni yılın başlangıcıdır.

Kabul edilenin tersine çam ağacı süslemenin eski bir Türk geleneği olduğunu savunan Sümerolog Muazzez İlmiye Çığ, bu geleneği Avrupa’ya Türklerin aktardığını belirterek şunları söylemektedir:

“Çam ağacı süslemek tamamıyla Türk bir geleneğidir. Eski Türk inancında yerin göbeğinden göğe dek çıkan bir ağacın varlığı kabul edilir. Bu, yaşam ağacıdır. Bu ağaç Sümerlerde de vardır.

22 Aralık’ta güneş daha uzun sürelerle dünyayı aydınlatmaya başlar günler uzar. Gün ile gece sürekli kavga halindedir. 22 Aralık’ta gün geceyi yener. Bunu yeniden doğuş bayramı olarak adlandıran Türkler bir bayram olarak kutlar.

Türkistan’da bir akçam denilen bir ağaç varmış ve bu ağaç başka yerde yetişmezmiş. Akçamı getirip eve koyarlar ve akçamın altına o yıl Tanrı onlara güzel şeyler verdi, güzel bir yaşam verdi diye Tanrı’ya hediyeler koyarlar. Dallarına da ertesi yıl için Tanrı’dan diledikleri şeyler, adak olarak istedikleri şeyler için bez ya da kurdela bağlarlar. O günlerde büyük bayram, şenlik yaparlar. Aileler toplanır, büyükler ziyaret edilir, özel yemekler yenilir ve güzel elbiseler giyilir.

Kein automatischer Alternativtext verfügbar.

Bu gelenek Türkler yoluyla Avrupa’ya geçti. Konunun Noel’le bir ilgisi yoktur. İznik Konsili’nde pagan geleneği olarak görülen bu geleneği İsa’nın doğuşu olarak kabul ederler ve bu gelenek Hristiyanlara geçer. Ama Hristiyanlarda ağaç süsleme pek yoktur. 16. yy’da önce Almanya’da başlar. Daha sonra Fransa’ya geçiyor ve dünyaya yayılır.”

Bild könnte enthalten: eine oder mehrere Personen, Himmel und im Freien

Eski Türkler’de Soğuk Hanı olarak bilinen Ayaz Ata, soğuk havalarda ortaya çıkan ve yoksullara yardım eden biri olarak ünlenmiştir. Eski bir Türk halkı olan Etrüsklerin dilinde Ays, iye (kutsal/koruyucu ruh) demektir. Aysuna ise, iye anlamına gelen Ays'ın yani “iyenin” demektir. Etrüskçe Aysuna sözü, günümüze bir kız adı olan Aysun olarak kalmıştır.

Orta Asya Türk mitolojisinde Ay ışığından yaratıldığına inanılan Soğuk iyesinin adı Ayas'tır ve soğuk havaya neden olduğuna inanılmıştır. Yakıcı soğuk anlamına gelen “ayaz”, Ayın gökte rahtalıkla görüldüğü açık havalarda meydana geldiği için, soğuk havayı Ayas'ın gönderdiği düşünülmüştür.

Anlaşıldığı kadarıyla antik Türklerin “iye” anlamında kullandıkları Ays sözü, daha sonra Orta Asya'da Soğuk İyesi Ayas'a dönüşmüştür.

Türklerin Soğuk İyesi Ayas, bugün Türk halklarının Ayaz Ata adıyla andıkları kişiliktir ve Avrupa'ya Noel Baba olarak geçmiştir. Avrupa'da Noel Baba üzerine hiç bir bilgi ya da mitoloji yoktur. Birden bire ortaya çıkmıştır.

YORUM EKLE