Türkmenistan'da ad koyma, BİR ANI: MİNG KIŞLAKTA SEKİZ GÜN

BİR ANI: MİNG KIŞLAKTA SEKİZ GÜN

 Türkmen gız çağa DOLUNAY GÖKÇEN.

İldeniz Turan

 MİNG KIŞLAK’TA AHALTEKE ATLARI ile ATAN develeri..

 Otuz sekiz Türkmen Atasözü, 196 Türkmen sözünü o sekiz günde yazdım.

 Aşağıdaki GÖNÜL sözü ile ilgili Türkmen atasözlerini de Türkmenistan’ın, Ming Kışlak, Kıpçak Bozkırı bölgesinden derleyip yazdım. 

 Konukçularım (mihmandarlarım) BEGENÇ ile DAÑATAR iki “yarı çılgın” idi. Jiguli marka bir otomobil ile bir oraya, bir buraya.. dolanıp duruyorduk. 

 Gittiğimiz obalarda önceden geleceğimizi bilen obalılar bizi karşılıyorlardı. İki Türkmen genci de BAŞARCAN (başarılı) at ile deve binicisi. Konuk / gonak olduğumuz obalarda birkaç pıyala çay içer içmez at soruyorlardı.. Daha önce Toroslarda, Keban’da, Arapgir’de, Arguvan’da, Ulupamir’de, Çaldıran’ın köylerinde ata çok binmiştim. 

 Ancak, bu Türkmen atları bambaşka idi!.. YILDAM (hızlı), çok iri, çok güçlü.. Bu gezimde GIZIK (ilginç) olmayan bir tek nesne yoktu. 

 AHALTEKELERe binmek bir GIZIK, gümüş tepsi gibi ışıltılı Dolunayın altında develere binmek bir başka GIZIK idi. 

 Bir gece bir AK ÖYÜN (ak keçe çadırın) önünde Türkmen pilavı yedik. Yeşil çay, akçay içerek oturuken bir ozan dutar ile MAGTUMKULI’dan, KEMİNE’den yanık, içli bir sesle türkü söylüyordu.. Arada bir bana sorular soruyorlardı. 

 TÜRKMENLER BÜTÜN SÖZLERİ GENİZLERİNDEN YOĞURMADAN SÖYLEYEMİYORLAR. Bu yüzden yıllardır bu işin içinde olsam da tümüyle anlamakta çok çetinlik çekiyorum. 

 Eymir adında seyrek sakallı Türkmen aksakalı bana dönüp: 

--- Bize bir GÖRKLİ SÖZ aytsaňız!-dedi.

 Belleğimde Türk yurtlarından binlerce andaç yır, görklü söz var. Kısa bir İKİRCİŇden sonra:

--- Sizlere Magtımkulı atamızdan goşuk okıyayın. –dedim: 

Töwekgel ner erer, endişe maya,

Köňlüňni iberme her kaysı caya,

Barçanıň ışancı Ulı Taňrıya

Taňrıdan özgäge söyenci bolma.

Okur bolsaň, ok ur nebsiň gözüne,

Gara, çın göz bile müshef yüzüne,

Aldanıp girmegil şeytan sözüne,

Taňrınıň buyruğın goygucı bolma…

 Koşuğu okuyup bitirirken sağ yakadakı ak öyden taptatlı, gönül YEŇİLTEN çağanın ıngaa ıngaa diye ünlemesi ortalığı kapladı.  

 Yöredeki barça ak öylerden çıkan gelinler, kızlar o çadıra yöneldiler..

 Aradan bir saat geçti. Çağayı kundaklayıp küçük bir kol beşiğine koyarak benim önüme getirdiler. Bir tatlı, sevimli, bir benzersiz görklü yüz! Anlatılır gibi değil! Yüreğim sevinçle, ışıkla doldu.

 Aş yerken tanıştığımız Dayanç adlı aksakal yanıma gelip:

--- Okudıcım (öğretmenim), bizde salt - gelenekdir. Bu çağanın adını siz goyunuz. – dedi.

 Çağanın kıpkızıl yüzüne Dolunayın akçıl, gümüş ışıltılar yansıyarak göz kamaştırıcı bir görünüm vermişti. “DOLUNAY” adını versem ÖTE YAKŞI OLURDU!.. Bir de.. Benim çağam gibi toparlak, ÇIKIK ALMACIK kemikleri.. Yumuk, YEŇİL çekik gözleri.. GÖKÇEN!..

 Evet, Eski Türkler gibi iki ad! Birincisi : Üç boğumlu: DOLUNAY, İkincisi: İki boğumlu: GÖKÇEN!..

 Gözlerimi çağadan ayırıp sessizliğe gömülerek bana bakaduran topara (öbeğe) yüksek sesle:

--- Çağanın adı DOLUNAY GÖKÇEN bolsun!-dedim.  

--- Nime?! 

--- Ne ayttıñız?!

--- …. 

--- Neme ayttıñız, okudıcım?!

.... ....

 Soru ünlemleri yaklaşık otuz kişi olan topara dalga dalga dağılıyordu..

--- DOLUNAY GÖKÇEN bolsun! Çağanın adı DOLUNAY GÖKÇEN bolsun!-dedim. Gutlı bolsun! Gutlı ugurlı bolsun!,, 

--- Türkmen Türkçesinde “göwün” sıklıkla, yaygın olarak kullanılır, “köñül” sözü ise çok seyrek kullanılmaktadır. 

Göwün yakından galar; Göz: Daşdan. 

[Gönül yakınlarından (akrabalarından) kırılır (incinir); 

Göz: Başkalarından.]

Göwni açığıñ yolı açık. 

[Gönlü açık olanın yolu açıktır.]

Göwün göwünden suv içer; 

Gamış: Boğundan. 

[Gönül gönülden su içer; 

Kamış: Boğumdan (eklemden).]

İldeniz Turan

Yorumlar (0)
14°
az bulutlu