AGAMENİŞ - ELAM - PARTLAR - Arif Cengiz ERMAN

Biz şimdi, Türk kökenli oldukları iddia edilen Elamların Orta Doğu tarihindeki yerlerini ve ne ölçüde Türk olduklarını tartışacağız.

AGAMENİŞ - ELAM - PARTLAR - Arif Cengiz ERMAN

AGAMENİŞ - ELAM - PARTLAR

Arif Cengiz ERMAN

Bir çok Avrupalı tarihçi, Medlerin Persler tarafından yıkıldıklarını savunur. Bu dönem Agameniş Devleti'nin kuruluş dönemidir. Ama o dönemde Pers diye bir halk ortada yoktur. Agameniş İmparatorluğu'nu kuranlar Elamlılardır, yani bir ön Türk halkıdır.

Kein automatischer Alternativtext verfügbar.

Bu tarihçiler göre Partlar ise, Orta Asya'dan (bugünkü Türkmenistan'dan) gelen "Saka Persleridir"(!) Ama bir Türk halkı olan Sakaların "Pers" olduklarını hiç bir şekilde kanıtlayamazlar. Ayrıca Elamlılar Pers idiyse, Pers oldukları savunulan Partlar kimdir?

Yine aynı tarihçiler, Partların vasalları olan Persler tarafından yıkılarak, Sasanlı devletinin kurulduğunu savunurlar (!) Partlar, Pers idiyse o zaman Persler kimdir?

Bu tarihçilerin yazdığı tarih, tam bir keşmekeştir. Kimin kim olduğu belli değildir. Ancak gayet açık olan bir şey var; bu devletleri kuran eski Türk halkları, tüm tarihi belgelerle ve tüm mantık kurallarıyla dalga geçilerek zorla Persleştirilmeye çalışılılmaktadır.

Etrüskçe PARTHA / PARTHİ sözü, yıkan, ezen, yok eden demektir ve Farsçaya parça ve pare olarak geçmiştir. Sümercesi BAR olan bu söz, yarmak anlamına gelen PAR sözünden türemiştir (Sümerce BARDİM de parçalayan demektir). Demek ki Part sözü, Türkçe bir söz.

Zaten Sasanlılardan kalan yazılar adam gibi okunursa, bu yazıların Türkçe olduğu açıkça gözükür. Türklerin Gerçek Tarihi adlı kitabımızda Sasanlı yazıtların okunuşlarını ayrıntılarıyla verdik. Burada Nakş-i Rustem kabartmalarındaki bir yazıtı ele alacağız. Kağan I. Şahpur'un oğlu Narseh için yazdırdığı yazıt şöyle:

YLY MZDYSN NRSHY MLK HNDY SKSTN

Batılı "dilbilimciler" bu yazıtı şöyle okuyor: 
Farsça- Er Mazdesn Narseh, şah Hind, Sagestan
İngilizcesi- The Arian, Mazda-worshipping Narseh, king of India, Sistan 
Türkçesi- Aryan, Mazda'ya tapınan narseh, Hindistan'ın, Sistan'ın kıralı

Burada YLY sözü "aryan", MLK sözü de "şah" olarak okunurmuş (!)
HINDY "Hindistan", SKSTN da "Sagestan" demekmiş (!)
MZDYSN da, ateşe taparnların tanrısının adı Mazda demekmiş (!)

Bu yazı sahtekarlık yapmadan dürüst bir şekilde okunursa şöyledir:
ULU MAZDUSUN NARSEHİ MULUKU HİNDİ SAKASTIN

Burada MULUK sözü ön Türkçe kurban ve soylu anlamlarına gelir. Daha sonra bu söz yuluk/yuluğ biçimine dönüşmüştür ve kıral anlamına da gelir. Türkçeden Arapçaya da melik olarak geçmiştir.

HİNDY sözü, şimdi demektir ve diğer Türk dillerinde ve Anadolu kırsalında hindi ya da indi biçiminde söylenir.

SAKASTIN sözü, Sakların (Sakaların) demektir. Burada sak sözü -s çoğul ekiyle çoğullaştırılmış ve -nın eki eklenmiştir. Bizim lehçemizdeki -nın eki diğer kimi Türk lehçelerinde -dın/-tın biçimindedir; bizdin (bizim), Kazaktın (Kazakın) gibi.

MAZDUSUN da bir tarı adı değil, bir din adıdır. Sümerce maz "mutlandıran", dus da "yol" anlamına gelir. Mutlandıran yol demektir.

Ekteki görsellerde Sasanlı paraları üzerinde Sasanlı kıral resimleri bulunuyor. Ay-kün tamgaları ve kuyruğu düğümlü atlar. Bunlar yalnızca Türklere özgü geleneklerdir.

Türklerin Gerçek Tarihi / Türk Dili ve Tarihi Üzerine Tezler
***
"Ben tarihçi değil, iktisat tarihçisiyim. Bir tarihçi, eldeki materyallere ışığında tarihi anlatır; bu açıdan bir tarihçi betimleyicidir. En fazlası, eğer iyi bir tarihçiyse, kendi çıkarımlarını ekler. Bir iktisat tarihçisi ise -iktisat disiplini gereği-, betimleyici değildir. Analiz-sentez yöntemini kullanır. Betimlemez, sorgular.

Bu nedenle benim yazdığım kitap bir tarih kitabı değildir zaten. Adı üzerinde; bir tarih tezidir. Ben bilinen tarihi tekrarlamıyorum. Linguistik bilgilerini kullanarak bilinen tarihi sorguluyorum."
Arif Cengiz ERMAN

ELAMLAR

Kein automatischer Alternativtext verfügbar.

Mezopotamya-Anadolu ilişkilerine, Anadolu bahsinde ayrıntılı olarak yer vereceğiz. Biz şimdi, Türk kökenli oldukları iddia edilen Elamların Orta Doğu tarihindeki yerlerini ve ne ölçüde Türk olduklarını tartışacağız.
Elam memleketi denildiği zaman, Zağros dağlarının eteklerindeki plâto ile Babilonya’nın kuzeyindeki topraklar akla gelmektedir. Merkezi Susa şehri olan Elam memleketi, M.Ö. 6. binyıldan itibaren yerleşime sahne olmuştur. Akkad metinlerinde "Elamtu” adıyla anılan ülke, "yüksek plâto” veya "Doğudaki Ülke” anlamına gelmektedir. Gerçekten, bölgeye, bu isim boşu boşuna verilmiş değildir. Zira bu ülkenin deniz seviyesinden yüksekliği ortalama 1500 metredir. Başkent Susa, Kerha ve Karun nehirleri tarafından sulanan verimli bir vadide yer almaktadır.
Sâmi kökenli Akkad krallarının iktidarı döneminde, Elam memleketinde kuvvetli bir Mezopotamya etkisi görülmektedir. Sadece Avan bölgesinde Akkad kralı Naram-Sin’in vassalı olmak kaydıyla yerli bir sülale egemen olabilmiştir. Akkad kralı Naram-Sin ile Avan kralı arasında yapılan ve Elam dilinde kaleme alınan antlaşma, bu krallık hakkında bilgi veren en eski vesikadır. Bu devirde, Proto-Elamcanın yanında Sümer-Akkad yazısı da kullanılmakta idi.
M.Ö. 3. binyıl sonlarına doğru, arkeoloji terminolojisinde Asyalılar olarak isimlendirilen ve hepsi de yarı göçebe olan şu kavimler Batı İran’a yerleşmeye başladılar: Kuzeyde Gutiler, güneyde ise Lullubiler, Kaslar ve Elamlar.
Yüzyılı aşkın bir süre iktidarda kalan Guti kralları arasında Şarlak, El Ulumeş, İnima Bakış, Yarlagab, Kurum, Yarlaganda, Tirikan gibi isimler yer almaktadır ki, bunlar hem görünüş hem de anlam bakımından Türk geleneğine uygun olarak verilmiş isimlerdir.16

Kein automatischer Alternativtext verfügbar.

Yeni Babil sülalesi, Gutileri Mezopotamya’dan kovduğu zaman, Elam, Babil’in bir eyaleti haline getirildi. Elam daha sonra Şimaş Krallığı’nın ardından da İsin sülalesinin vasalı oldu. M.Ö. 2. binyılda Elam, Akkad yazısını kullandı. Larsa Sülalesi, bir müddet için Uruk ve Babil’e hükmettiyse de, Hammurabi ve halefi Rim-Sin, 31 yıllık bir mücadeleden sonra Larsa Sülalesi’ne son verdiler.
M.Ö. 1300’lerden itibaren Elam’ı yeni bir sülale idare etmeye başladı. Elam, en parlak devrini bu zamanda yaşadı. Elam kralı Kudur-Nahunte, Kasları yenilgiye uğratarak oğlunu Babil’e vali olarak atadı. Tanrı Marduk’un heykelini de Susa’ya getirtti. Onun halefi Silhak-İnşuşinak ülkenin sınırlarını Kerkük’e kadar genişletti. Babil ve Asur arasındaki egemenlik mücadelesi esnasında Babilli I. Nabukadnezar Elam’ı tahrip ederek başkent Susa’yı ele geçirdi. Tanrı Marduk’un heykelini Babil’e geri getirdi. İşte bu hadiseden sonra Elam’ın tarih sahnesinden çekildiğine tanık olmaktayız.
Elamların kökenine gelince; dünya tarihinde önemli bir rol oynayan ve Asya kökenli bir kavim olarak kabul edilen bu ırk, Hint-Avrupa orijinli kavimlerden önce İran’ın Zağros bölgesine gelip yerleşmiştir. Büyük bir ihtimalle bu kavim de Türk kökenli bir kavim olmalıdır. Zira Dr. Phil. Hâmit Zübeyir Koşay’ın yapmış olduğu dil araştırmaları, Elamca ile Türkçenin yakın ilişkisini hattâ ayniyetini ortaya koymaktadır. Aşağıda yer alan birkaç örnek, bu görüşün doğruluğunu bütün çıplaklığı ile ortaya koymaktadır.17

Kelimelerdeki Benzerlikler
1. Elamca: atta
Türkçe: ata

2. Elamca: balibe
Türkçe: balbal

3. Elamca: la-gitta
Türkçe: kit-mek (git-mek)

4. Elamca: Kukki
Türkçe: kuk, gök

Görülüyor ki, başta Sümerler olmak üzere Gutiler, Kaslar ve Elamlar Mezopotamya medeniyetine ve dolayısıyla dünya medeniyetine katkıda bulunmuş olan Türk orijinli kavimlerdir.
Prof. Dr. Ekrem Memiş

#Elam #Mezopotamya #Anadolu #Türkçe #Etrüskçe

YORUM EKLE