BOĞA KÜLTÜ VE ANTALYA MEZAR TAŞLARI

Oğuz Kağan Destanında resmedilmiş olan sığır, boğa ve at gibi tasvirlerin hiçbir anlamı olmayan resimler olduğunu düşünmek olanaksızdır. Oğuz Kağan tasvir edilirken ayakları boğa ayağına benzetilmektedir. Nitekim Roux Oğuz Kağan’ı “genç bir boğa” beyi olarak tanımlamaktadır: “...kendisi genç bir boğa beyidir.

BOĞA KÜLTÜ VE ANTALYA MEZAR TAŞLARI

BOĞA KÜLTÜ VE ANTALYA MEZAR TAŞLARI

Kumsal Şimşek

Boğa genellikle yer unsuru olarak değerlendirilmekle beraber eski Türklerde Alplik ongunu ya da timsalidir. Erken devir Türklerinde savaş ilahı, kuvvet ve kudret timsali olduğundan hükümdar ya da hükümdarlık simgesi sayılırdı. Orhun abideleri, Tonyukuk yazıtında hükümdarın yağlı semiz bir boğa ile karşılaştırılması bu konuyu desteklemektedir.[1] Duymaz’a göre, âdeta boğa, Tanrı’nın yeryüzündeki şekli ve gücünün yansımasıdır.[2]

İslamiyet öncesi Türk topluluklarında “ata” simgesi boğa veya inek olup İslamiyet’ten sonra dahi boğa ve öküz, çeşitli dönemlerde alplik, yiğitlik ve güç simgesi olarak kabul görmüştür. Yine Oğuz Kağan Destanında resmedilmiş olan sığır, boğa ve at gibi tasvirlerin hiçbir anlamı olmayan resimler olduğunu düşünmek olanaksızdır. Oğuz Kağan tasvir edilirken ayakları boğa ayağına benzetilmektedir. Nitekim Roux Oğuz Kağan’ı “genç bir boğa” beyi olarak tanımlamaktadır: “...kendisi genç bir boğa beyidir. Ne var ki, o farklı hayvanların karakteristik özelliklerini taşımaktadır: bir boğanın ayakları, bir kurdun sağrısı, bir samurun omuzları, bir ayının göğsü ve tüm vücudu kıllarla kaplıdır. Dolayısıyla o erdişi bir yaratıktır belki de farklı ataların bir ongun resmidir”. [3] Fuzuli Bayat, “Oğuz Kağan Destanı’nın el yazma nüshasında birinci sayfada boğa resminin yer alması, Oğuz’un doğarken ayaklarının boğa ayağına benzemesi, boğa kültü ile ilgili eski bir dini inanç çerçevesinde gerçekleştirilir” diyerek, Oğuz Kağan’ın doğumunu yer unsuruyla birleştirmekte ve Oğuz’u tanrıdan gelen vasıflarla donatmaktadır.[4]

“Yer ve İlahi Boğa (İnek)” adlı Uygur efsanesinde Türk kültüründe bir güç imgesi olan boğaya tanrı tarafından yer küreyi taşıma görevi verildiği görülmektedir: “Göğün Kadın Tanrısı yeryüzü yaratıldığında âlemdeki havayı, tozu, dumanı içine çektikten sonra tükürmüş, ağzından büyük bir küre yuvarlanıp düşmüş. Bu, yer küre imiş. Kadın Tanrı, yer küreyi tükürdükten sonra (küre) gökyüzünden düşmüş. Çünkü o çok ağırmış. Dolayısıyla çok çabuk alçalıp gökyüzünden uzaklaşıp gitmiş. Kadın Tanrı yer küre uzağa gittiği için onu bulamamaktan endişelenip yer küreyi sabitlemek istemiş. Boğaya boynuzuyla yer küreyi taşımasını emredip yer kürenin sürekli uzaklaşmasını, alçalmasını durdurmuş. Yine Kadın Tanrı büyük bir kaplumbağayı gökyüzünden indirip nefesinden çıkan havadan hâsıl olan suyun üstünde durup yer küreyi götüren boğanın durmasını emretmiş. Boğa yer küreyi bir boynuzuyla taşımaktaymış, zaman sonra yer küreyi taşımaktan yorulmuş, onu bir boynuzundan diğerine alarak onun yerini değiştirmiş. Her değiştirmesinde yer sallanmış”.[5]

Boğa güç, kudret, hâkimiyet sembolleri ile uzun müddet Türk sözlü kültüründe varlığını korumuştur. Cahit Beğenç’e göre de boğa, üreme ve çoğalma kültünün sembolüdür.[6] Oğuz Kağan, daha eski mitolojik düşüncede artımı (çoğalmayı) sembolize eden Ay Tanrı’nın yerdeki simgesi olan boğa ile eşleştirilmiştir.[7]

Tarih ile ilgili tüm yazılarımıza şuradan ulaşabilirsiniz:

Kaynaklar

[1] Yrd. Doç. Dr. Mehmet ÖZKARTAL, TÜRK DESTANLARINDA HAYVAN SEMBOLİZMİNE GENEL BİR BAKIŞ (DEDE KORKUT KİTABI’NDAN ÖRNEKLER), Millî Folklor, 2012, Yıl 24, Sayı 94

[2] Duymaz, Ali (2007). Oğuz Kağan Destanı’ndan Dede Korkut Kitabına Kahramanların Beden Tasvirlerinin Sembolik Anlamları Üzerine Değerlendirmeler. Milli Folklor, C.19, S.76, s. 50-58.

[3] Gönel Sönmez, Tugba (2018). Uygur Türklerinin Anlatma, İnanç ve Ritüellerinde Hayvan Sembolizmi, Uluslararası Uygur Araştırmaları Dergisi, Sayı: 2018/12, s. 213-225.

[4] Bayat, Fuzuli (2007). Türk Mitolojik Sistemi Ontolojik ve Epistomolojik Bağlamda Türk Mitolojisi 1. İstanbul: Ötüken Neşriyat.

[5] ABDUREHİM, Rahman. (2006). Uyğurlarda Şamanizm. Pekin: Milletler Neşriyati.

[6] Beğenç, Cahit (1967). Anadolu Mitolojisi. İstanbul: Milli Eğitim Basımevi.

[7] Bayat, Fuzuli (2007). Türk Mitolojik Sistemi Ontolojik ve Epistomolojik Bağlamda Türk Mitolojisi 1. İstanbul: Ötüken Neşriyat.

Güncelleme Tarihi: 20 Mart 2019, 12:05
YORUM EKLE