Böğü Kağan ve Uygurlarda Maniheizm

Böğü Kağan ve Uygurlarda Maniheizm

Böğü Kağan ve Uygurlarda Maniheizm

KUTLUK BİLGE KÜL KAĞAN, BÜĞÜ KAĞAN ve UYGURLAR

Böğü Kağan ve Uygurlarda Maniheizm

Böğü Kağan ve Maniheizm

Böğü Kağan ve Uygurlarda Maniheizm Böğü Kağan ve Maniheizm

Moyun Çur Kağan 759 senesinde ölünce, yerine Uygurlardaki veraset geleneklerine göre büyük oğlunun geçmesi lazımdı. Fakat bu kişi, bilmediğimiz bir sebepten dolayı öldürülmüş ve yerine Moyun Çur'un küçük oğlu geçmiştir. Çinliler tarafından «Teng-li Mou-yü» (Tengri Mou-yü) diye isimlendirilen bu kağanın birkaç tane isminin olduğunu biliyoruz. Bu isimlerin en tanınmışları «Buğu» veya «Bögü» ile «Tengri» idi. Bögü, Uygurcada «alim, hekim» anlamına geldiği gibi, «sihirbaz» anlamına da gelmektedir. «Bögü» ismini almasının sebebi hiç şüphe yok ki Mani dinini Uygurlar arasında yaymış olmasından ileri gelmektedir. Çinliler «Bögü» adını «Mou-yü» şeklinde yazmışlardır. Çinliler tarafından kendisine «I-ti-chien» de denilmiştir. Öyle anlaşılıyor ki Mani dinini kabul ettikten sonra, 763 senesinin haziran ayında, T'ang imparatoru kendisine «Teng-li Ku-ch'o Mi-shıh Ho Chü-lu Ying-i Chien-kung P'i-chia K'o-han» («Tengride Kut Bolmış İl tutmuş Alp Külüg Bilge Kağan») bugünkü Türkçeyle de «Gökte saadet bulmuş, vatanı idare etmiş, kahraman, meşhur Bilge Kağan» unvanını vermiştir.

Çin tarihi içinde ayrı bir yeri olan T'ang sülalesi içteki ve dıştaki sürekli savaşlardan dolayı zayıflamaya başlamış ve hatta yıkılmaya yüz tutmuştu. Çin halkının ayaklanmaları yanında Tibetlilerin de saldırıları kendilerini çaresiz bir durumda bırakmıştır. An-lu-shan isyanının neticesinde bu isyana iştirak etmiş olan asi generaller ordunun başına geçmişler ve imparatoru çok güç durumda bırakmışlardır. Uygurlar ise, eskiden olduğu gibi Çinlilerin bu karışık durumundan istifade etmek istemişler ve Çin imparatorunun tarafına geçerek kendilerine yeni haklar elde etmeye çalışmışlardır. Bu yardımın bir sebebi de Uygur kağanlarının T'ang sülalesinin prensesleriyle evli olmalarının kendilerini Çin imparatorlarının yardımcıları ve adeta imparatorluğun hamileri durumuna getirmiş olmasıdır. Bu devirde Uygurlar ile Çinliler güç olarak hemen hemen denk bir kuvvetteydiler. Bögü Kağan Çin imparatorunun artık hiçbir kuvveti kalmadığını çok iyi biliyordu ve aynı zamanda Çin'i zaptetmenin zamanının geldiğini de seziyordu. Başlangıçta Kağan'a bu fikri veren, An-lu-shan isyanının asi generalleri olmuştu. Hatta 762 senesinde Uygur başkentine gelen Çin elçisine Bögü Kağan artık Çin'de imparatorun kalmadığını söylemiş ve böyle bir elçinin gönderilmesine nasıl cesaret edildiğine de şaşarak sert bir şekilde Çin elçilerine hakaret etmiştir.

Bögü Kağan Çin'i asilerin elinden kurtarmak için bir sefer düzenlemiş ve 762 senesinde Çin'in önemli şehirlerinden olan Lo-yang şehrini asilerin elinden kurtarmıştır. Bögü Kağan'ın bu Lo-yang seferi sırasında Çin de uzun süre kalması, Uygur tarihi için manevi açıdan olduğu kadar, fikir tarihi bakımından da önemli neticeler doğurmuştur. Bögü Kağan bu Lo-yang seferi sonrasında ülkesine dönerken dört Mani rahibini de birlikte getirmiş ve bu şahıslar Uygur medeniyetinin başlıca amili olan Maniheizm'i Uygurlara aşılamıştır. O sıralarda Uygur Devleti'nin ağırlık merkezi tedricen güneybatıya ve tamamiyle Tarım havzası çevresine kaymıştır.

Bögü Kağan'ın kayınpederi Buğu Huaı-en Çin topraklarında hüküm sürüyor ve aynı zamanda Çin sarayı içinde de büyük bir otoriteye sahip bulunuyordu. Uygur kağanlarının kız aldıkları Buğu oymağından olan bu şahıs, Kağan üzerinde büyük bir etkiye sahipti. Uygur ordusu içinde aynı kabileden pek çok şefler de bulunuyordu. İşte bu sebepten Bögü Kağan bir yandan asilerin ve diğer taraftan Çin'i zaptetmek idealinin tesiri ile büyük bir orduyla Çin seferine çıkmıştır. Birçok Çin şehrini zaptettiği ve Çin başkentine yaklaştığı bu sefere karısı da iştirak etmiştir. Çin'in yabancılar tarafından zaptedilemeyeceği inancının kuvvetli olmasından dolayı Uygurları Buğu Huai-en durdurmuştur. Çin kaynaklarının verdikleri bilgilere göre, bu akın sırasında bütün Kuzey Çin Uygurların yağmasına uğramış, şehirler yerle bir edilmiş ve hatta en enteresan olanı, Çin mabetleri bile yıkılmıştı. Çin imparatorluğunda Uygurlar bu suretle nüfuz sahibi olduktan sonra, sıra Çin'deki asilerin ortadan kaldırılmasına gelmişti. Bu sebeple Çin'deki Uygur kuvvetleri yeniden teşkilatlandırılmışlardır. Bu arada Buğu Huai-en'in «Sol Şad», yani «Doğu başkumandan»ı olduğunu görüyoruz. Diğer taraftan yeni tayin edilen «Sağ Şad», yani «Batı başkomutan» ı ise Çinli asilerle mücadele etmek üzere görevlendirilmiştir. Az bir zaman sonra da asilerin lideri yakalanmış ve boynu kesilmiştir.

Kaynakça
Kitap: KUTLUK BİLGE KÜL KAĞAN BÜĞÜ KAĞAN ve UYGURLAR
Yazar: Özkan İZGİ


Ek Bilgi

Bögü Kağan Dönemi

+ Bögü Kağan zamanında Çin karışıklıklar içindeydi. Çinliler Tibet saldırılarına uğrayınca Uygurlardan yardım istemek zorunda kaldılar. Başlangıçta Çin'e yardım eden Bögü Kağan, daha sonra bu durumdan yararlanarak Çin'in bir çok şehrini işgal etti. Bu işgallerden pek çok ganimet elde edildi.
+ Uygurlar, Bögü Kağan zamanında oldukça zenginleştiler.
+ Bu dönemde Uygurlar, Maniheizm diniyle tanıştılar.
+ Uygurların bir bölümü Maniheizm'i benimseyerek hayvancılığa dayalı atlı göçebe yaşayışı bıraktılar ve yerleşik hayata geçtiler. Çünkü bu din et yemeyi, avlanmayı ve savaşmayı yasaklamıştı.
+ Bu tercih, Uygurların savaşçılıklarını kaybetmelerine sebep oldu.
+ Bögü Kağan, veziriyle arasında çıkan bir tartışma sonucu veziri Baga Tarkan tarafından öldürülmüştür.

Baga Tarkan Dönemi

+ Baga Tarkan zamanında iç karışıklar, uygulanan yanlış politikalar, açlık, kıtlık ve salgın hastalıklar devleti oldukça zayıflattı.
+ 840 yılında Kırgızlar, Uygur ülkesini ele geçirerek Baga Tarkan'ı öldürdüler.

YORUM EKLE