TUVA TÜRKLERİNİN DİNİ İNANIŞLARI

TUVA TÜRKLERİNİN DİNİ İNANIŞLARI

Tuva Türk'leri birkaç dinin ve kültürün kesiştiği noktada yer almaktadır. Aynı topraklarda Hristiyanlar, Buddalar ve Şamanlar barış içinde hayat sürdürmektedirler.



XIII asırda Tuvaların Moğol İmparatorluğuna dahil olmalarıyla Budda ile tanışıklıkları başlar. Fakat bu dinin kabulu ve yaygınlaşması ancak Tuvaların Çın İmparatorluğuna XVIII asırda katılmalarıyla gerçekleşir. Budda dini Tuva halkının geleneksel örf ve adetlerini önemli ölçüde etkilemiştir. Tuvalar iki dinin arasında kendi hayat şartlarına uygun şekilde geleneklerini oluşturmuşlar. Şamanlık ve Budda Tuvaların beşikten mezara kadarki tüm geleneklerine yansımıştır. Günümüzde de Tuvada senkretik (karışmış) dini görüş yaygındır. Günlük hayatlarında Tuvalar her şeyi Şaman inanışlarına göre uygularken en çok hastalıkta bu uygulamadan medet unmuşlar. Tuvalar insan dünyasıyla ruh dünyasının arasında köprü oluşturan Şamanlığın insan sağlığını geri döndürdüğüne inanırlar. Şaman adetlerini uygularken transa geçen şaman, ruhların arasında bulunduğunu ve orada gördüklerini etrafındakilere anlatır.



Tuva Türkler'inin Şaman inançlarına en yakın bağlantısı olduğunu düşündükleri değer bir adetleri de gırtlak şarkılarıdır. Tuvalar buna " höömei" derler. "Höömeinin" en büyük özelliği ise bunu söyleyen kişinin iki yada daha fazla sesi aynı anda çıkartmalarıdır. 1865 yılında ilk defa kayıda alınan " höömei " Avrupalı dinleyiciler tarafından çok büyük ilgi görmüştür. Günümüzde "höömei" bir kaç kişi tarafından koro şeklinde de söylenmekte. Bunlardan en iyi tanınmış olanı Huun- Huur- Tu grubudur.
Tuvaların diğer ilginç adetlerinden biri de misafirlere ilk geldiklerinde tuzlu çay ikram etmeleridir. Misafirin isteğine göre çaya süt ve yağ da ilave ederler. Tuvalıların bu geleneksel tuzlu çayları özel olarak yeşil çaydan yapılır. Tuzlu çay harareti alır, susuzluğu giderir ve vücudun tuz oranını dengede tutar. Süt ve yağ eklendiği zaman da tokluk hissi verir.



Tuva Türk'leri kendi örf ve adetlerine bağlı bir halk olup günümüzde de bunları yaşatmaya devam ediyorlar...

Shurubu Kayhan

Yorumlar (0)
kapalı