KÜLLERİNDEN DOĞAN AĞAÇ KIZILÇAM, AGARTA/AGAR ATA , ARİNNA/ ARIL HATUN ve ŞAMBALA/ ÇAMBALI

Antik çağlarda yer altında gizlilik esasiyla verilen ruhsal ve bilimsel aydinlanmayi iceren inisiye öğretisiyle ilgili organizasyonunun bir adı Şambala, bir adı Agartha olarak anilıyordu.

Şambala'nın açilimı Sadece Türkiye ve Yunanistanda bulunan özel bir ağactan elde edilebilen kızıl Çam Balı'ydı. Aynı dönem Anadoluda hakim olan Türkce konusan Hatti Uygarlığının en merkezinde açılimı ve sembolü Arı Ana olan Arinna vardı ve aynı dönemin Fırtına Tanrısı da Arı Bal ve Ana'yı oluşturan harflerin tersten okunuşuyla formule edilmiş Labarna'ydı.

Bu öğreti insanın varoluşunu bir arının bal damıtma sürecini modeller gibi tanımlıyordu ve bu yüzden çocuklarimiza Bala diyorduk. Türk Mitolojisine göre 13. Katta konum alan Agar Han/ Agar Ata da bu öğretinin diğer ismi olarak bilinen AGARTHA organizasyonunu tanımlıyor.

AgarAta Türk/Altay ve Yakut mitolojilerinde yeryüzünün işleyişinden ve tüm canlılardan sorumlu Atayı temsil ediyordu. Karısı da tesadufe bakın ki Arı kovanlarına koruyucu ruhlar gönderen Arıl Hatun'muş. Agar kelimésinin anlamı 'göğe yükselen' olarak geciyor, Uygur metinlerinde, Ağaç kelimesi nin de anlamı Göğe Yükselmek'le ilgiliydi ve antik çağlarda kişinin oldukten sonra ağzında zeytin çekirdeği gibi bir tohumla birlikte gömüldüğü yerde biten ağaç; o kişinin ruhunun arınarak göğe yükseldiği ve ölümsüzlüğe ulaştığı anlamı taşıyordu.

Yani; KızılÇam böceği olarak bilinen bir böceğin özütü vesilesiyle bala spesifik bir özellik kazandıran bu ağacin gövdesi AgarAta 'nın gömüldüğü yerle ilişkilendirilmiş tam olarak. Öğretiye adını veren organizasyon o yüzden hem gunahlarından arinmış, göğe yükselmiş bir ruhu sembolize eden AGARTA / AGAR ATA hem de sadece onun ruhunun göge yükselişini sembolize eden ağaçtan temin edilebilen özütu olan ŞAMBALA/ ÇAM BALI adıyla anılmış.

*Dünya literatürunde Türk Çami olarak bilinen bu Kızıl Çam Ağacının kendine özgü olan bir özelliği de yangın sonrası bile tohumlarının toprağa tutunarak küllerin arasından yeniden kendini var etme yeteneğidir. Yani asıl özelliğı 'küllerinden doğma yeteneği' olmasıdır. Dolayisiyla öğreti aslında baştan sona, spesifik bir öz elde etmek için eril kimligin içinden geçmesi gereken arınmayı tanimlayan bir süreç.

Tamamen arınma sağlanıp göksel konumunu aldıktan sonra elde edilen Bala spesifik bir anlam kazandıran özü verebiliyor. Yani o tarihte kadında evladına karşi mevcut olup da erkek cinsinde gelişmemiş özveri duygusu, Türklerin erkek cinsinde de mevcut olan bir özellik olmuş oluyor. Muhtemelen Avrupa'da geçtiğimiz senelerde sadece anneden aktarıldığı tespit edilen mitokondri ile ilgili fonksiyon; zihinsel evrimini erken dönemde tamamlamış olan hakiki Türk soyunun erkek cinsinde de mevcut. Altay'ın AgarAtası ile Hatti'nin Arinna/Arı Ana/Arıl Hanim'ı karıkoca. İşte bu zihinsel evrimi eksiksiz tanımlanmış ve her iki cinsi de sağlikli bir ebeveyn hassasiyetine sahip bu çiftin Bala'ları Hatti'deki uygarligi kuran Fırtina Tanŕisi figürüyle Mısır daki sistemi kuran Güneş Tanrisı figürü kardeş.

Ayni tarihte Altay'daki inanç sisteminde AgarAta merkezde yer alırken , Anadolu'da Arinna yer almış olmasından, Türklerin neden Orta Asya topraklarına Atayurt, Anadolu topraklarına Anayurt dediğini kavrıyoruz. Hikaye belli bir soya sahip olmanin kazandıracağı asaletten çok; sağliklı bir ebeveyn olgunluğu için erkek cinsinin içinden geçmesi gereken bir arınma sürecine vurgu yapmış fakat görülen o ki; hikaye edilen sürecte erkeğe rol biçilmiş olması ilerleyen dönemlerde erkek cinsinin kendini Tanrı katında kadın cinsine göre daha imtiyazlı algılamasına sebep olmuş.

19 Mayis 2020/ Işil Salihoglu

Yorumlar (0)
20°
açık