02.03.2021, 19:19

VAGON Lİ OLAYI: Türkçe için ilk ve tek eylem!

İlkokuldan beri ulus olmanın 3 koşulu olarak şunlar söylenir. Toprak, bayrak, dil.

Ancak sonrasında toprak ve bayrak uğruna gerekirse ölünürken iş dile gelince durum bye bye…

Oysa Cumhuriyetimizin ilk yıllarında Türkçe konusunda da çok büyük duyarlılık vardı. Bu yazımda size 88. ci yıl dönümü gelen Vagon Li olayını anımsatarak geçeceğim.

Büyük Türk Ulusuna olan umut, inanç ancak kaygılarımla…

Fransız demiryolu işletmesi Vagon-Li (Wagons-Lits) demiryollarının henüz yaygınlaşmadığı ve yabancıların elinde de olan bir dönemde özellikle kamu çalışanlarını taşıyan saygın bir işletmedir.

Bir akşam Ankara’ya gidecek katarda (trende) yer kalmadığını öğrenen bir kişinin ısrarları üzerine memur Naci Bey İstanbul merkezi arar. Naci Bey’in telefonda Türkçe konuşması İstanbul’a yeni atanan Belçikalı Yönetici Jannoni ‘nin kulağına gider.

Sava (iddiaya) göre Jannoni Naci Beyi çağıracak “Burada yasal dilin Fransızca olduğunu bilmiyor musunuz? Size sopa ile mi davranmalı“ diye bağırır.

Naci Bey ise karşılık olarak “Ben Türk’üm. Ül­kemde yasal dil Türkçedir. Hatta siz bile Türkçe öğrenmelisiniz.” der.

Bunun üzerine Jannoni Naci Bey’e önce 10 lira (yada 25 kuruş) ceza ardından da 15 gün uzaklaştırma verir.

Cumhuriyetin 10. yıl kutlamalarının yaklaştığı dönemde bu olay güncelerde (gazetelerde) geniş yer bulur. Bunun üzerine bilimyurdu (üniversite) gençlik sorumluları büyük bir açık hava toplantısı ile bu olayı kınama kararı alırlar.

        

22.02.1933 de gerçekleşen olaydan 3 gün sonra Taksim’de toplanan binler, yapılan coşkulu konuşmaların ardından Beyoğlu’na doğru yürüyüşe geçer. “Türkiye’de Türkçe konuşulur”, “Türkiye’de Türk dili hakimdir” gibi söylemlerle birlikte önce Beyoğlu ardından Karaköy’deki iş yerinin kapıları camları kırılarak orayı dağıtırlar ve içeriden aldıkları Mustafa Kemal’in resmi ve Türk bayrakları ile Babıali’ye gelerek orada Akşam, Milliyet, Vakit, Cumhuriyet gibi güncelerin önünde gösterilerini sürdürürler. Cumhuriyet Güncesinin önünde yazarlar­dan Peyami Safa'nın "Türk diline dil uzatanların dilleri kurusun" diye bağırması, gençleri iyice coşturur.

O günlerde Mustafa Kemal İstanbul’da bulunuyordur. Konuyu öğrendikten sonra “Oradan polisleri, jandarmaları çekin. Çocuklardan da birinin başına en ufak bir şey gelmesin” der.

Olayların ertesi günü Cumhuriyet Güncesi baş yazarı Yunus Nadi 'Yataklı Vagonlar İdaresindeki Hadise' başlığı ile olayı şöyle değerlendirir:

"Türkiye'de çalışan hiçbir müessese burada illa filan dil konuşulur diye iddia edemez. Bu, kapitülasyonları ilga eden (yürürlükten kaldıran) Türkiye'ye özgü bir hal değildir. Çağdaş ve bağımsız her ülkede yabancı dillere yalnızca hoşgörülü olunur. O kadar. Yoksa Yataklı vagonlar Şirketi'nde Fransızca da konuşulabilir. Fakat orada Türkçe konuşmanın yasaklanması yalnızca mecnunluk veya ahmaklıktır..."

Olaylardan sonra özellikle bu bölgede pek çok yabancı işletme adlarını Türkçesi ile değiştirmek durumunda kalır ve Vagon-Li de daha sonra Devlet-i Aliye döneminden kalan birçok yabancı işletme gibi devletleştirilir.

Yorumlar (0)
19°
parçalı bulutlu