02.04.2022, 20:22

YENİ GELİNİN YEN'İ

YENİ GELİNİN YEN'İ

Mustafa SARI

‘Yen’ sözcüğünü daha önce duydunuz mu? Ne para birimi ya! Tabi ki Japon parasını kast etmiyorum. Öz be öz Türkçe olan ‘yen’ sözcüğünden bahsediyorum, ben. Ama bizim yen sözünün sonundaki /n/ sesinin /ng/ biçiminde hatta neredeyse /g/ sesi gibi söylenmesi gerektiğini belirtmeliyim.

Tarihi veriler yen sözcüğünün ilk olarak 11. yüz yılda kullanıldığını göstermektedir. Kaşgarlı Mahmut, Divanu Lügat’it-Türk’te sözcüğü kaydetmiş ve olar ikki yeng salıştı ‘Onlar birbirlerine yenlerini salladılar’ (II-109) örneğini vermiştir. Aynı zaman dilimine ve aynı coğrafyaya ait olan Kutadgu Bilig’de de, Odgurmuş’un, Ögdülmiş’e dünya sevgisinin sakıncalarını anlattığı bölümde geçmektedir, sözcük:

bezenip bu dünyâ özin körkitür

itinmiş kelin teg köñül yilgitür

‘Bu dünya insanın karşısına süslenerek çıkar; süslü bir gelin gibi gönlü heyecanlandırır.’ (3540)

köñül bérse kurtga bolur bir turı

yaka yéñ tutar künde kesmez urı

‘Gönül verirsen huysuz bir acuze olur; yaka ve yene yapışır; dırdırının ardı arkası kesilmez.’(3541)

Beyitlerden anlaşılacağı üzere dünya, insana güzel görünür; bu yüzden de insanoğlu dünyanın kusurlarını ve çirkinliklerini göremez. Kim dünyaya gönül bağlarsa onun için dünya yaşlı ve huysuz bir kadına döner ve yakasına yapışarak dırdır edip durur.

Son dizede geçen ‘yaka yéñ tut-’ fiili, bugün sıkça kullandığımız ‘yakasına yapış-’ deyiminin ilk habercisi olmalıdır.

Üzülerek söylemeliyim ki genel ağ üzerinden ulaşılan Güncel Türkçe Sözlük’ümüzde iki kelimelik bir anlam açıklaması ve Ömer Seyfettin’den alınmış örnek bir cümleden başka hiçbir şey kayıtlı değildir, sözcükle ilgili:

Yen: isim giysi kolu: “Yalnız ellerini yıkadı, kuruladı, yenlerini indirdi” Ö. Seyfettin.

Bugün için kullanım sıklığı düşmüş olan yen sözcüğü, kaba bir hesapla en az bin yaşındadır. İnsan, doğal olarak, bin yıllık bu sözcükle ilgili daha çok kayıt olmasını bekliyor. Bu baştan savma açıklama ve örnek, yaşını başını almış olan bu kadim sözcüğe karşı hürmetsizlik değil midir, sizce de?

Gündelik hayatta kullanım sıklığı düşen hatta unutulmuş olan sözcükler deyimler, atasözleri ya da ikilemeler gibi kalıp sözlerde varlığını canlı biçimde sürdürür. Her dil için geçerli olan bu kuralın tipik bir örneğidir, yen sözcüğü de. Bugün çok muteber olmasa da şükür ki sözcük, aşağıda hikâyesini ve bağlamını anlatmaya çalıştığım atasözlerimizin koruması altında emin ellerdedir.

Atasözlerinden ilkinde geçen gelini bu yazıya başlık olarak seçtim: ‘Oynayamayan gelin yerim dar, dermiş.’ Güncel Türkçe Sözlük’te değil ama Atasözleri ve Deyimler Sözlüğü’nde kayıtlıdır, atasözünün bir başka biçimi.

Efendim, düğünlerde gelin ve damadı oynatmak, en eski adetlerimizden biridir. Vaktiyle oynamayı pek de beceremeyen bir kızı gelin etmişler; düğün dernek kurulmuş. Davetliler oynaması için yeni geline ısrar etmeye başlayınca beceriksizliğinin ortaya çıkacağından endişe eden gelin: ‘Bu daracık yerde nasıl oynayayım; oynayamam, ben!’ diyerek bahane uydurmuş. Davetliler bu itirazı emir telakki edip hemen kenara çekilerek oyun alanını genişletmişler. Zavallı gelin el âleme rezil olmamak için hemen başka bir bahane bulmuş: ‘Siz alanını genişlettiniz -hadi Yörüklerin diliyle de söyleyelim: bolarttınız- ama yenlerim (elbisemin kolları) dar; kollarımı kaldırıp oynayamam.’ demiş. Kendi eksikliğini kabul etmeyip beceriksizliğine ikide bir bahane uyduranlar için kullanırdı nenem, bu atasözünü.

Tarihi kayıtlarımıza göre, yen sözcüğünün geçtiği ikinci atasözüne altı yüz yıldan beri aşinayız. 15. yüz yılda kaleme alınmış olan Atalar Sözü adlı el yazması kitapta sözün aslı şöyle kaydedilmiştir: Kol sınsa yiŋ içinde; baş yarılsa börk içinde. Bugün kullandığımız sınıkçı sözünde olduğu gibi, sı- fiilinin ‘kırmak’; börk sözünün ise ‘şapka ya da başlık’ anlamında olduğu bilinirse atasözünün anlamı kendiliğinden ortaya çıkar: kol kırılsa yen içinde; baş yarılsa başlık içinde (kalır).

Atasözü bugün dilimizde ‘Kol kırılır, yen içinde (kalır)’ biçiminde yaşamaktadır. Akrabalar ya da dostlar arasında yaşanan sorunların gizli kalmasını; anlaşmazlıkları ve çatışmaları el âleme duyurmamak gerektiğini öğütler, bu atasözü. ‘Tamam, sorunlarımız var ama bunu başkalarına duyurup ele güne rezil olmanın bir anlam yok.’ demektir. Güncel Türkçe Sözlük’te madde başı yapılan yen sözcüğü için bu atasözünün örnek olarak alınması daha iyi olmaz mıydı, sizce de?

Son olarak Yörüklerin kullandığı bir deyimle bitirelim: Elimin artığı, yen’imin yırtığı. Her ne kadar sözlüklere alınmamış olsa da bu deyim sosyal hayata ve insan psikolojisine ilişkin bir gerçeğin altını çizer: Başkalarına sürekli akıl vermeye çalışmak, doğru bir davranış değildir. Yörükler bu deyimi, kendisi çok da becerikli olmadığı halde ahkâm keserek etrafındakilere akıl vermeye kalkışanlar için kullanır. Elimin artığı, ‘Senin lafını ettiğin işler, benim için çocuk oyuncağı’; yen’imin yırtığı ise ‘Sen benim eskittiğim elbisenin kollarındaki yırtık sayılırsın.’ anlamına gelir. İkisi bir araya geldiğinde de deyim, ‘Kendi beceriksizliğine bakmadan sen ne cür’etle bana akıl ermeye kalkışıyorsun!’ anlamını ifade eder.

Hep söyledim, bundan sonra da söyleyeceğim; yetkili kurumlar ister ciddiye alsın ister almasın: Dil ve kültürün döllediği sözcükler doğurgandır. Oldukça geniş bir coğrafyada, milyonların dilinde yüzlerce yıldır yaşayan sözcüklerin bir deyim, bir atasözü ya da birleşik bir kelime doğurmama olasılığı yoktur. Türk dil ve kültürünün sözcüklerle izdivacından doğan bu deyim ve atasözlerini koruyup gözetmek boynumuzun borcudur. Sözlük hazırlayanlar, bu tür kalıp sözlere yer vermek için daha çok çaba göstermeli ve daha titiz davranmalıdır.

Mustafa SARI

Yorumlar (0)
açık