ANAMUR AĞZINDAN DERLEME SÖZLÜĞÜ'NE KATKILAR‐Gönül ERDEM NAS

ANAMUR AĞZINDAN DERLEME SÖZLÜĞÜ'NE KATKILAR‐Gönül ERDEM NAS

ANAMUR AĞZINDAN DERLEME SÖZLÜĞÜ'NE KATKILAR


Gönül ERDEM NAS


I. DERLEME SÖZLÜĞÜ’NDE BULUNMAYAN KELİMELER


A. ADLAR

Börtleme: Sebze, hububat ve baklagilin çok az haşlanmasıyla oluşan yiyecek.
Börtleme deriz bilir miñ? (Tenzile)

Deli keş: Keş, yörede çökeleğe verilen ad olmakla birlikte deli keş ise çökeleğin yapım aşamasında sütün kesilmeyerek sulanmasıyla oluşan katıya yakın çökelek ve lor benzeri yiyecek. Süt kesilmez olur oña deriz deli keş deyi (Tenzile)

Düşḡar: Şakacı, nüktedan kimse.
Şonun da hėç düşḡarlığı geçmez. (Ortaköy)

Dökmecik: Lokma tatlısı.
Datlı ne ederiz işte dóḵmecik yaparız. (Tenzile)

Ekmek pişesi: Yufka ekmeğin ufalanıp üstüne biberli su dökülerek yapılan yemek.
Ekmék pişesiñi de yaylıda çoḫ yaparız. (Tenzile)

Fıyyık: Dilin dişler arasına sıkıştırılmasıyla çıkarılan ıslık sesi.
Arabâya fıyyıḵ çalıver (Ortaköy).

Fıstık góllemesi/góllesi: Sadece yöreye özgü kabuklu taze yer fıstığının tıpkı mısır gibi haşlanarak yapılan bir tür atıştırmalık yiyecek.
Fıstığın góllemesi burlarda çok olur (Tenzile)

Filloz: Kerevizgillerden bir kök bitki olan gölevezin küçük ve körpe olanından yapılan yemek ve bitkinin adı.
Góleveze göre filloz dahaçabuk pişiverir (Tenzile)

Füyyük: Dudakları büzüştürerek çalınan ıslık.
Füyyük çala çala gėder. (Ortaköy)

Galiptoz: Okaliptüs ağacı.
Galiptoz dellėrdi endē āca. (Nasreddin)

Gólevez: Kerevizgillerden kök bir sebze.
Góleveze göre filloz dahaçabuk pişiverir (Tenzile)

Gölleme/gólleme: Herhangi bir sebzenin haşlaması.
Haşlamaya da gólleme deriz. (Tenzile)

Hırthırt: Patates kızartması.
Patatesi hayvan yağında hırthırt ederiz. (Tenzile)

İlēn/ileğen çöreği: Un, karbonat, yer fıstığı ve yumurtayla yapılan bir tür çörek.
İlēn çórēni bayramlarda yaparız (Tenzile).

İzve: Ambar, yüklük.
Yatak ocak hep izvede. (Melleç)

Kakırt/Kıkırt: Hayvanların iç yağından yapılan bir tür meze.
Kakırt ġışın eyi olur (Melleç)

Malutra: Dereotuna benzer kırçıllı bir bitkiden yapılan pilav.
Malutra da bir ot heye dereotu gibi selemle gibi ama şekli farklıolur (Tenzile)

Mollaç: Bayat darı (mısır) ekmeğinin ufalanıp üstüne yağlı soğan salça sosunun dökülmesiyle oluşan yemek.Eskiden abıla yemēmiş mollaç (Ören)

Palize: Nişasta ve pekmezin karıştırılmasıyla oluşan bir tür tatlı.
Palize ġoláy olur (Melleç)

Selleme: Dere kenarında ve sulak yerlerde yetişen semizotuna benzer bir ottan yapılan yemek ve böreğe verilen ad.
Malutra da bir ot heye dereotu gibi selemle gibi ama şekli farklıolur (Tenzile)

Sızzıḳ: Hayvan yağının küp küp doğranıp ateşte renk alana kadar pişirilmesiyle oluşan yemek.
Sızzıḳ eskiden hayvan bol ıkan çoḫ olurdu. (Tenzile)

Zıllıngaç/Zıllıncaḳ: Salıncak.
Annem bā zıllıncaḳ ġurar͟ıdı. (Tenzile)

B. FİİLLER


Çatdaş ol‐: Sataşmak, musallat olmak.
Milletle iyi geçin kimseyle çatdaş olma! (Ortaköy)
Gamçala‐: Bir şeyi avuçlayarak almak.
Bayram şekerlerini de çocuḳlar gamçaladı (Dereköy)
Ġañsır‐:  Balgam çıkarmak.
Hasta çok ġañsırıverir. (Tenzile)
Gımcın‐: İsteksiz, iştahsız.
Gımcınıp durma yemēni hoş ye! (Ortaköy)
Gönül Erdem Nas, Anamur Ağzından Derleme Sözlüğü'ne Katkılar‐2  ‐5‐
Journal of Turkish  Language and Literature
Volume:1, Issue: 1, Summer 2015, (1‐8)
Hörüle‐: Ergen olmak.
Heye oñun ġızı da hörülemiş (Tekeli)
Tünglü‐: Zıplamak.
Yollar bozuk oldūñdan kēri araba tüngülediydi. (Tekmen)
Zırpaş‐: Birisini terleyerek ya da sinirlenerek saldırması, karşıdaki kişiyi sarsması.
Onu dėyivėrince çocuk zırpaşıvėrdi. (Orhana)
Zırpaş‐: Abanmak, sırnaşmak.
Sıcāñı üstüme sıvama zırpaşıp durma! (Dereköy)
Zıvarı ver‐: Saygısızca konuşup karşılık vermek.
Ben ona düzgün otur dedim o zıvarıverdi (Dereköy)


C. İKİLEME

Gabalbazar: Göz kararı, ölçüp tartmadan tahmini değer biçme.

Ġüççük haşanın üstüñde patatesi gabalbazar verdim. (Ortaköy)

D. ÜNLEM

Bāz: Şaşırma ünlemi
O ne bāz! (Ortaköy)
Nagtan: Ne yapıyorsun?
Hoyn nagtan? (Kalınören)
Nindeñ: Ne yapacaksın?
Nindeñ endē ekmē evde var Zaten (Dereköy)

E. ZARF

Adı belli: Oldu olacak bir durum için kullanılan sözcük öbeği.

Adı belli endē donu da çıkarıver. (Ortaköy)

F. DEYİMLER

Çit dedἶ geççi oñmaz: Bunun söylediği sözden hayır gelmez.

Dayak çocūn sırtında çığrınıyor: Çok yaramaz çocuklar için dayak istiyor anlamında kullanılan bir deyim.

Goyaḳ goyaḳ obañ olsun: Sevilen birine çoğalsın türesin anlamında kullanılan bir deyim.

Gόñü ġoḵasıca: Ölüsü koksun anlamında bir beddua.

A gόñü ġoḵasıca niñden? (Tekmen)

Yōl yōlmāsıca: Yok olmayasıca anlamında bir deyim.

Yōl yōlmāsıca gene güldürdü milleti. (Sarıdana)


II. DERLEME SÖZLÜĞÜ’NDE OLDUĞU HALDE FARKLI ANLAMLARI TESPİT EDİLEN KELİMELER


A. ADLAR  

Çileme (Krş. DS III/ İki yaşında olan keçi, hafif ve ince yağan yağmur, çisinti, ıspanak, pancar gibi sebzelerle pirinç ve bulgur karıştırılarak yapılan bir çeşit yemek): Turp otunun kavrulup üstüne susam dökülerek yapılan bir tür yemek.
Burda ottan da yemek pişiririz çileme, dağarcık bunnar da var (Tenzile)

Dağarcık (Krş. DS IV/ Saksı, insandan yumak şeklinde dökülen solucanlar, yüzülmüş hayvan derisi, çocukların altlarına konulan lâstik, muşamba, dağlarda yetişen yabanî bir yemiş): Kılçıklı fasulye ve bu fasulyeden yapılan zeytinyağlı yemek.
Burda otTan da yemek pişiririz çileme, dağarcık bunnar da var (Tenzile)

Gadaḳ (Krş. DS VI/XII/ Çivi, kadar, kazan kulpunun tutturulduğu yer, tırpanın ökçesinin sağlam olması için tırpana vurulan demir):, Küçük çocuklar için kullanılan ufaklık anlamındaki söz. Gel gadaḳ yanıma otur.

Ġatmer (Krş. DS VI/ XII/ Tandır ve saç .üzerinde pişirilen yağlı ekmek, katmer, yağlı sac ekmeği, katmer): Hayvan iç yağının küçük küçük doğranıp yufka içine konulması ve bu işlemin dört kez yapılmasıyla oluşan böreğin sacda pişmiş haline verilen ad.
Ne edecēz ġatmer deriz onu yaparız, ġıvrışık pişiririz, góce deler onu ederiz yalañız o datlı. (Tenzile)

Ġıvrışık/ḳıvrışık (Krş. DS VIII/ XII/ Pancar yaprağı, kıvırcık): Kılçıklı taze fasulye ve bununla yapılan zeytinyağlı yemeğe verilen ad.
Ne edecēz ġatmer deriz onu yaparız, ġıvrışık pişiririz, góce deler onu ederiz yalañız o datlı. (Tenzile)

Góce (Krş. DS VI/ Tavşan yavrusu): Pekmez ve unla yapılan bir tür helva.
Ne edecēz ġatmer deriz onu yaparız, ġıvrışık pişiririz, góce deler onu ederiz yalañız o datlı. (Tenzile)

Kaḳaç (Krş. DS VIII/ XII/ Pastırma, kavurma, ağaçkakan, soğuktan donmuş ıslak bez, zayıf, kekeme): Kurutulmuş meyve, özellikle kuru incir.
Yaz oldu muydu kaḳaç ederdiK. (Ortaköy)


Kömbe (Krş. DS VIII/ XII/ İki saç arasında ya da külde pişirilen mayasız ekmek, kızgın küle gömülerek pişirilen bir çeşit kalın ekmek, geniş yüzlü dolgun vücutlu kimse): Yörede düğülcük denilen ince bulgurun salça, nohut ve baharattan oluşan harçla karıştırılarak elde köfte şekli verilip kömür ateşinde pişmesiyle oluşan yemek.
Aḫşama papara pişiririñ, kómbe ederiñ. (Çarıklar)

Kóşe (Krş. DS VIII/ Yapılarda köşelere konan iri taş, köşe): Birisine veya bir şeye zarar vermek için seçilen sivri kenarlı büyükçe taş
Kópē kóşēbi saldım ġaçTı getTi.(Kızılaller)

Papara (Krş. DS IX/XII/ Pulluğa benzer, ağaçtan yapılmış  bir tarım aracı, top, belirtilen çukura düşürülerek oynanan bir çeşit oyun): Mısır ekmeğinin ufak ufak doğranıp üstüne salça ve bol soğandan yapılan sosun dökülerek yapıldığı yemek.
Aḫşama papara pişiririñ, kómbe ederiñ. (Çarıklar)

Yamaç (Krş DS XI/ Yan, yakın, karşı, bedel): Bir şeyin veya bir kimsenin eşi, teki.
Bu telliğἶn yamacı nerde? (Tekeli)
Bu ġadın yamacını bulmuş (Dereköy).

B. FİİLLER

AvıkTır‐ (Krş. DS I/ Alıştırmak, cesaretlendirmek): Özellikle av köpeklerini ava alıştırmak.
Kόpē getiriver de avıkTıralım. (Melleç)

Çalkan‐( Krş. DS III/ XII/ Üzülmek, darılmak): Sere serpe uzanmak.
ġızım çalḵanma doğru otur. (Dereköy)

Çıngış‐ (Krş. DS III/ Uyuşmak, ürpermek): Vücudun bir yerindeki ağrının ara ara tekrarlaması, zonklamak.
Dişimdēki çürük çıngışıverdi.(Bozdoğan)

Gaysaḳlan‐ (Krş. DS VI/ Sıvılar kabuk, zar bağlamak, mantarlanmak): Çok fazla kirlenmek, kir bağlamak.
Yῑkanmaya yῑkanmaya atleTi gaysaḳlañmış (Ortaköy).


SONUÇ


Anamur ilçesi, ağız çalışmaları bakımından oldukça korunmuş  bir yöredir. Çalışma Anamur ilçe merkezi ile birlikte 9 yerleşim birimini kapsamaktadır. Derleme 57 kelimeden oluşmaktadır. Bunların 41 kelimesi, Derleme Sözlüğü’nde bulunmamakta, 16 tanesi ise farklı anlamlara gelecek  şekilde yer almaktadır. Çalışma yapılan yerlerden elde edilen verilerin incelenmesi sonucunda 13 fiil, 32 ad, 1 ikileme, 3 ünlem, 1 zarf ve 5 deyim tespit
edilmiştir. Kayıt altına alınıp transkribe edilen bu kelimeler, Derleme Sözlüğü’ne katkıda bulunması ve bu alanda çalışmak isteyenlere yol gösterici olması bakımından önemlidir.

KAYNAKÇA

Akar, Ali. (2004). Muğla Ağızları, Muğla Üniversitesi Yayınları: 50, Muğla.
Büyük Türkçe Sözlük (http://tdkterim.gov.tr/bts/).
Ercilasun, B. Ahmet. (1983). Kars İli Ağızları, TDK, Ankara.
Erdem, Mehmet Dursun, Bölük Ramazan. (2011). Antalya ve Yöresi Ağızları (Giriş‐ İnceleme‐Metinler), Turkish
Studies Yayınları, Ankara.
Erim, Mustafa. (2014).Osmanlı Belgelerinde İçel Sancağı Anamur Kazası, Hemen Kitap, Mersin.
Gülensoy, Tuncer. (1988). Kütahya ve Yöresi Ağızları, TDK Yayınları, Ankara.
Karahan, Leyla. (1996). Anadolu Ağızlarının Sınıflandırılması, TDK Yayınları, Ankara.
Korkmaz,  Zeynep. (1994). Güneybatı Anadolu Ağızları, TDK Yayınları, Ankara.
Öztürk, Erol. (2009). Silifke ve Mut’taki Sarıkeçili ve Bahşiş Yörükleri Ağzı, TDK Yayınları, Ankara.
Sümer, Faruk. (1992).Oğuzlar, TÜDAV, İstanbul.
Türkiye Türkçesi Ağızları Sözlüğü (http://tdkterim.gov.tr/ttas/)
Umar, Bilge. (1993).Türkiye’deki tarihsel Adlar, İnkılâp Yayınları, İstanbul.
Yalman, Ali Rıza. (1977). Cenupta Türkmen Oymakları, Kültür Bakanlığı, Ankara.
Yıldırım, Faruk. (2006).  Adana ve Osmaniye İlleri Ağızları I‐II, TDK Yayınları, Ankara
Güncelleme Tarihi: 11 Ocak 2018, 15:13
YORUM EKLE