Yular ve Dizgin Üzerine

Yular ve Dizgin üzerine

Süer Eker “Arkadaşlar şahsen tam olarak Yular’ın ne olduğunu, tutanın elinden ne kadar uzandığını, ve ne işe yaradığını, benzer şekilde Dizgin’in yulardan ne farkı olduğunu anlamadım” diyor. Bana göre anladı da kaynaklar ve sözlüklerdeki karışık anlamlandırmalardan dolayı bu satırları yazıyor.

“Yular”, “atın burnuna/çenesine ve kulaklarının arkasından geçerek başına takılan ipten veya kayıştan bağların adıdır.” Eski Türkçedeki karşılığı “yügün” olarak verilmiştir. (EDPT 913a yügü:n, DTS, 284, 303). Bana göre Göktürkçe şekli “yügön” olmalıdır. Bu şekil bugün Kırgız Türkçesi’nde “cügön” Azerbaycan Türkçesi’nde de “yüyen” olarak yaşamaktadır. Kıpçak ve Türkmen Türkçelerinde metathèse ile  “üygen”, Kelime başı y- sesinin düşmesi ile de Çağatay Türkçesi’nde “üyen”  şeklinde görülüyor. Dede Korkut Kitabı’nda da “üyen” şekli geçer. Tarama Sözlüğünde “oyan” ve “uyan” şekillerinde kalın sıralı olarak okunan şekiller de “üyen” şeklinde ince sıralı olarak düzeltilmelidir.

Atı sürmek isterseniz atın yularına “tizgin” (EDPT 574b tizgin; Eren116a-b; Leksika, 556) “dizgin” bağlamanız gerekir. “Tizgin” atın ağzına geçirilen “gem” ile “yular”a sağlı-sollu bağlanır. Atı sürerken dizginin ipini veya kayışını hangi yöne çekerseniz at o yana gider. Eşit olarak çekerseniz de durur.

Türkçe tizgin “dizgin” kelimesinin Moğolcası “çilbugur”dur. Bu kelime Moğolca içerisinde “çilbu’ur”, oradan da “çilbur” şeklinde gelişmiştir. Çağatay Türkçesi’ndeki şekli “çibilger”, Osmanlı Türkçesi’ndeki şekli “çılbur ~ cılbur” ve “çılbır ~ cılbır”, Kazak Türkçesi’ndeki şekli ise “şılbır” şeklindedir.

Moğolcada “ciluga” (Schönig 119) şeklinde geçen bir kelime daha vardır. Bu sadece atın ağzındaki gem’e bağlanan ipin veya kayışın adıdır. Moğolca “ciluga ~ cilagu” kelimesi sırası ile “cılagu” oradan “cılavu”, oradan da “cılavı ~ cılav” şekillerinde gelişmiştir. Çağatayca Mirâc-nâme’de Hz. Muhammed, bindiği burak için “kök sarı cılavdasam kuş teg uçar erdi” “Gök(yüzüne) doğru gemlesem kuş gibi uçardı” cümlesini kullanıyor. 

Çinceden Moğolcaya geçen ve anlamı Schönig tarafından “Halfter [yular zinciri]”, Hasan Eren tarafından ise “yular, dizgin” olarak anlamlandırılan “nogtu” kelimesi Moğolcada “nohta ~ nokta” (Schönig 140 noqta “Halfter”) şekillerinde görülür. 

Burada karışıklık at sürülürken kullanılan sağlı-sollu ipler veya kayışların adının tizgin “dizgin” olması, attan inildikten sonra atı sevketmek veya bir yere bağlamak için atın yularına çene altından bağlanan ipin, kendirin, kayışın, zincirin “yular ipi, yular kayışı, yular zinciri” şeklinde isimlendirilmemesi, atın yularına bağlanması dolayısıyla yulara bağlanan bu ipin de yular diye anılmasından kaynaklanmaktadır. Yulara bağlanan bu “ip, kendir, kayış, zincir” bu yüzden  “dizgin” yani Moğolcadan Türkçeye geçen “çılbır” ile karıştırılmıştır. 

Ayrıca yular sadece at’a vurulmaz. Katır ve eşek gibi hayvanlara da vurulur. Dede Korkut Kitabı’nda geçen “Kara eşek başına üyen ursan, katır olmaz” atasözünün Berlin’deki Atalar sözü mecmuasında “Kara eşeğe yular ursan, katır olmaz” (Diez I, 187/88) şeklinde geçtiğini hatırlayalım.

Kısacası: 
a) Türkçe “yüyön ~  yüyün  ~ yüyen; üyen”in karşılığı “yular” (Yakut = Sahalar Türkçesi’nde “sular”) dır.
b) Türkçe tizgin “dizgin”in Mogolcası “çilbur (< çilbugur)” dur.

Not: Amerikan Kovboy filimlerinde genellikle süvariler kasabaya dörtnala gelirler, kasabanın meyhanesinin önünde atlarından inerler, atlarının dizginlerini de meyhanenin önündeki at dizginliğine dolarlar. Yularlarının ipi yerine filimlerde kayış dizginler geçer.

YORUM EKLE