• dolar dolar 3.4283
  • euro euro 3.6749
Whatsapp
Eklenecektir.Vatsap Bildirme
  • 23-10-2016 11:01

Sümer Dilinin Türkçe İle Olan Bağı-Arif ERMAN yazdı

Sümer Dilinin Türkçe İle Olan Bağı-Arif ERMAN yazdı

Sümer Dilinin Türkçe İle Olan Bağı

“ Bugün bir çok Sümerce sözün ne anlama geldiği hâlâ bilinmemekte ve kimi sözlerin anlamı ise tahmin edilerek yanlış çevrilmektedir. Örneğin bar şed sözü “to cool down” (soğumak) olarak çevrilmekte ve ayrıca Sümerce kar sözünün ne olduğu tam olarak bilinmemektedir. Oysa bu söz kar yağ(mak) (Çuvaşça yur şov) anlamına gelmektedir. Burada bar, kar ve şed de yağ demektir. Yine benzer biçimde şekin kud sözü “to reap” (ormak; biçmek) olarak çevrilmekte, ama Sümerce ekin sözünün ne olduğu bilinmemektedir. Burada da , ekin, kud da kıy demektir. Çeviri yapanlar tarafından bar sözünün kar ve şekin sözünün ekin olabileceği akla gelmemektedir, çünkü çeviri yapanlar Türkçe bilmemektedir. Bu nedenle Sümercenin doğru olarak çevirilmiş olduğu oldukça kuşkuludur. Akadça Semitik bir dildir ve bu dilde Türk dilinde bulunan -c ve -ç ünsüzleri ile -ı, -o, -ö ve -ü ünlüleri yoktur. Sümercede de bu sesler yoktur. Bu tabii ki biraz gariptir. Bu sesler arasında -ı sesinin Türk dilinde son 2 bin yıl içinde ortaya çıktığını kabul edebiliriz. Hatta -ö ve -ü seslerinin de son 2 bin yıl içinde ortaya çıktığını kabul edebiliriz. Ama -o, -c ve -ç sesleri için aynı şeyi iddia edebilmek biraz güçtür. Akadçada bulunmayan -c, -ç, -ı, -o, -ö ve -ü sesleri bugün de Semitik diller olan olan Arapçada -c, İbranicede -ts ve -o, Süryanicede de -o sesleri dışında bulunmuyor. Demek ki bir dile kendi fonetik yapısında bulunmayan çok sayıda yabancı sesin girebilmesi ya da ortaya çıkabilmesi pek kolay değildir. Örneğin -o sesi Arapça'da yoktur. Osman ve Omar (Ömer) sözleri ise, gerçekte Uthman ve Amr'dır. Arapça'ya -c sesi büyük bir olasılıkla M.Ö. 2000 yıllarında Arap yarımadasından Mezopotamya'ya gelen Amoriler (Ön Araplar) yoluyla geçmiştir. Akadçanın günümüzdeki yaşayan devamları olan Süryaniceye -o sesi ve İbraniceye -o ile -ts sesleri de sonradan girmiştir. Bu sesler Semitik dillere Sümerceden taşınmıştır.

Bugün en eski Ön Türkçeden kalan en kapsamlı yazılı belgeler Sümerlerden kalan tabletlerdir. Sümerceyi yine eklemeli bir dil olan ve Hindistan'ın güneyi ile Sri Lanka'da konuşulan Dravid dilleriyle ilişkilendirmeye çalışan bazı dil bilimciler de olmuştur, ancak bu iddialarında başarılı olamamışlardır. Bugün kabul ettirilmeye çalışılan tez, Sümercenin günümüzdeki hiç bir dile benzemeyen, izole bir dil olduğudur. Sümer uygarlığı, insanlık tarihinde kurulan ilk uygarlık olarak bilinir. Bu nedenle, Sümer uygarlığını bugün yaşayan herhangi bir etnik gruba, hele hele Türklere mal etmek, bazı ön yargılı bilim adamları için akıldan bile geçirilmemesi gereken bir şeydir.

Yaptığım karşılaştırma sonucu Sümerce ile Türkçe arasında 1300'den fazla anlam ve fonetik açıdan eşleşen söz ortaya çıkınca, Türk dilinin binlerce yıldan beri pek fazla bir değişikliğe uğramadan sürüp gelen köklü ve zengin bir dil olduğu da rahatça anlaşılmaktadır. Bunun dışında Sümerce Ortadoğu'daki Semitik dilleri de oldukça etkilemiştir. Akadça söz dağarının yaklaşık üçte ikisi Sümercedir ve bu sözler Akadça yoluyla Arapça, İbranice ve Süryanice gibi Semitik dillere de geçmiştir. Bugün Arapça sandığımız bir çok söz, aslında Sümerceden kalmadır. Örneğin Sümerce ana demek olan ama Arapçaya umm ve ata demek olan ab sözü aynen ab olarak geçmiştir. Arapça olduğunu sandığımız timsah Sümerce dimşah, hurma Sümercede armut anlamına gelen hurmada biçimindedir. Asiri-esir, uzu-uzv, immal-mâl (mal), ilu-ilâh, sahar-sahara, zikru-zikr, silim-silm (sâlim, selam) sözleri Sümerceden Arapçaya geçen diğer bazı sözlerdir.

Hatta bugün kullandığımız ve kökenini bilmeyip başka dillerden aldığımızı sandığımız bir çok söz bile Sümerceden kalmadır. Örneğin zeytin sözü zirdum, kimyon sözü gamun, harup (keçi boynuzu ağacı) sözü de harub sözlerinden kalmadır. Harran ve Dicle adları bile Sümerce yol, geçit ya da ot anlamlarına gelen harran ve İgna Irmağı anlamına gelen İdigna sözlerinin devamıdır. Koyu bir Arapça ya da bir Sami sözü olduğu sanılan Adem sözü de Ön Türkçedir. Sümerce adam sözü orunma (yerleşme, oturma) demektir. Bu söz Arapçaya “dünyaya ilk yerleşen” anlamına gelen Adem olarak geçmiştir. “Arapça” olduğu sanılan nur (ışık) sözü bile Sümerce ışık anlamına gelen nurum sözünden kalmadır. Sümercenin Arapça ne denli etkilediğini bir örnekle bitirelim. Sümercede TAB ve TUB sözü basmak, ezmek,ele geçirmek anlamlarına gelir. Bu söz günümüz Türk diline TABAN, TABANCA, TAPU, TAMGA, TUĞLA (Tupla), TABIN (egemen), TABINLIK (egemenlik), TEPMEK, TEPİK (tekme), TEPKİ, TIPA gibi sözlere evrilmiştir. Ancak TAB sözü Arapçayada kök söz olarak geçmiştir. Arapçaya damga, damgalama, kitap basma, huy, yaratılış ve kaynatma/ilaç yapma anlamlarına gelen TAB olarak geçmiştir. TAB sözünden Türkçe -ak eki alarak (yat-ak bıç-ak gibi) Arapçaya TABAK olarak geçen bu söz ince katman ve tabak anlamlarına gelmektedir. Ancak bu kadarla da kalmayıp Arapçada TAB kökünden çok sayıda söz de üretilmiştir: TABB (tıp), TABABET (sagunluk-tabiplik), TAB'AN (doğal olarak), TABAKA (katman), TABASBUS (yalvarma yaltaklanma), TABBAH (aşçı), TABH (pişirme-ilaç yapma), TABİ (boyun eğen), TABİB (sagun), TABİH (aşçı), TABİHA (baskın sıcak-öğle sıcağı), TABİİ (doğal olarak), TABİYYAT (doğal bilimler), TABİYYET (uyrukluk), TA'BİYE (yerleştirme), TABL (davul-kulak zarı), TABUT (tabut), TEB'A (uyma), TEBAA (uyrukluk), TEBAB (zarar ziyan), TEBAİYYET (uyma), TEBAR (yok olma), TEBA'UZ (parçalanma), TEBB (zarar-hasar), TUB (tuğla) TUB'AN (damga mumu), TUBERTU (kat-kat), TE'BİN (ayıplama), TE'BİS (hakaret-horlama), TE'BİZ (parçalama) KİTAB* (kitap), MATBAKH (mutfak), MUTBİK (bir şeyi örten).

[* Kitab sözü Sümerce yer, toprak, çamur anlamına gelen ki sözüyle, basmak anlamına gelen tab sözünün birleşiminden luşmuştur.]

Sümer dili iyi incelendiğinde, bugünkü Türk dilleri arasındaki farkların nereden kaynaklandığı da ortaya çıkmaktadır. Sümercede aynı anlama gelen çok sayıda söz vardır. Bu sözler değişik Türk dilleri tarafından paylaşılmıştır. Örneğin Türkiye Türkçesindeki konuş sözünün neden Azerbaycan Türkçesinde danış, Çuvaşçada kala ya da puple, Tatarcada süyleş ve Orta Asya'da kepleş biçimlerinde oldukları daha iyi anlaşılmaktadır. Çünkü bu söyleyiş biçimlerinin hepsi Sümercede gu (konuş), dug (danış), bala (kala), nabe (keple ya da puple) ve sig (süyleş) olarak vardır. Ayrıca Çuvaşçanın da neden diğer Türk dillerinden oldukça değişik göründüğü daha iyi anlaşılmaktadır. Çünkü diğer Türk dillerinde unutulmuş olan aynı anlama gelen sözler Çuvaşçada yaşamaktadır. Örneğin Sümercede et anlamına gelen uş sözü Çuvaşçada aş olarak korunurken, diğer lehçelerde Sümerce yine et anlamına gelen ad sözünden evrilen et sözü kullanılmaktadır.

Sümerceyi bugün yaşayan Türk dilleriyle karşılaştırırken Çuvaşça karşılıklarını da vermeye çalıştım. Sözlükteki benzer sözlerden bir bölümü bugün artık yalnızca Çuvaşçada yaşayan sözlerdir; örneğin ngiri/ura (ayak), aşur/suroh (koyun), abbun/avon (tahıl), mal/mal (ön), şid/şut (san, sayı), şulalum/şiloh (ceza; günah), sar-şır (yazmak), etutum/töttöm (karanlık), mamud/ömöt (düş; rüya), enaşe/inşe (uzun), minu/mön (ne), meşe/oşa (nereye) bunlardan bazılarıdır. Diğer lehçelerde ise bu sözler unutulmuştur. Bazen yalnızca Türkmencede, yalnızca Azerbaycan Türkçesinde ya da yalnızca Türkiye Türkçesinde yaşayan sözler de görülebilmektedir. Örneğin Sümercede ne hoş anlamına gelen ning hili sözü Türkmencede nasıl anlamına gelen ne hili olarak, ön anlamına gelen gaba sözü Azercede gabag olarak ya da hayvan kesme sunağı anlamına gelen magaz sözü Türkçede makas ve Güneş anlamına gelen Utu da tüm Türk dillerinde ütü olarak yaşamaktadır. Ama Sümerce sözlerin büyük çoğunluğu Çuvaşça dahil tüm Türk dillerinde değişik telaffuzlarla da olsa yaşamaya devam etmektedir.

Sümerce ve Türkçe sözler birbiriyle bire bir eşit değildir. Eşit olmaları da zaten beklenemez. Bunun iki nedeni vardır. Birincisi, Sümercenin nasıl okunduğunu henüz hiç kimse tam olarak bilmemektedir; biz Sümerceyi Akadların okuduğu gibi okumaktayız. Bu tabii ki yanıltıcıdır. İkincisi ise, Sümerce yaklaşık 5 bin yıl önce yazılmaya başlanmıştır. Türkçenin ilk biçimlerinden biridir ve binlerce yıl içinde o da fonetik bir evrim geçirmiştir. Ancak Sümerce dikkatle incelendiğinde, Türk lehçeleri, özellikle de Batı ve Doğu lehçeleri arasındaki fonetik farklılıkların nereden kaynaklandığı daha rahat anlaşılmaktadır.

Bazen Sümerce sözler pek fazla bir fonetik değişime uğramadan günümüze kadar gelmiştir. Bunları farketmek hiç de zor değildir. Ama bazen de günümüzde kullanılan sözler epey fonetik bir değişime uğramıştır. Bu tür sözleri farkedebilmek ise oldukça zordur. Örneğin aga-ağa, dingir-tingir/tengri (tanrı), adda-ata, ama-ana, şag-uşak (çocuk), ul-oğul, ib-ip, mutin-hatun, nimur-kömür, maş-baş, gumur-omur(ga), murgu-arka, silig-bilek, şakir-çekir(dek) gibi sözleri ilk bakışta anlayabilmek pek de zor değildir. Hatta kaşan-kadın, şeş-(kar)deş, şul-döl gibi sözleri de anlayabilmek o kadar zor değildir. Ancak kizrum (askeri birlik)-kizir (çavuş), neru (düşman)-çeri (asker ya da rakip), laga (yağmacı)-yağı (düşman) ya da yağmacı, zana (larva)-sinek (Çuvaşça şona), igi-göz, kag-ağız, hub-ayak gibi sözleri ilk bakışta farkedebilmek pek de kolay değildir. Bu sözler, köklü ses dönüşümleriyle büyük değişimler yaşamıştır. Bazen de eylemler ada dönüşmüştür; örneğin at binmek demek olan şid-at, elde olmak demek olan ngal-el, sulamak demek olan adug-deniz, suya batmak demek olan su-su, adlandırmak demek olan pad-ad, evlenmek demek olan tuku-düğün haline gelmiştir.”

Türklerin Gerçek Tarihi/Türk Dili ve Tarihi Üzerine Tezler.

Arif ERMAN.

Haber Videosu

Muazzez İlmiye Çığ TDH Onur Kurulu'na seçildi.


HABERE YORUM YAZIN
Habere Ait Yorum Bulunmamaktadır....

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

ÇOK OKUNANLAR