Kaldırımlar Şiirinin Tahlili, Kaldırımlar Şiirinin İncelemesi

Kaldırımlar Şiirinin Tahlili, Kaldırımlar Şiirinin İncelemesi

Kaldırımlar Şiirinin Tahlili, Kaldırımlar Şiirinin İncelemesi

Kaldırımlar Şiirinin TahliliKaldırımlar Şiirinin İncelemesi

Kaldırımlar Şiirinin Tahlili, Kaldırımlar Şiirinin İncelemesi

Yazan: Engin Gülmüş

Kaldırımlar

Sokaktayım, kimsesiz bir sokak ortasında;

Yürüyorum, arkama bakmadan yürüyorum.

Yolumun karanlığa saplanan noktasında,

Sanki beni bekleyen bir hayal görüyorum.

Kara gökler kül rengi bulutlarla kapanık;

Evlerin bacasını kolluyor yıldırımlar.

İn cin uykuda, yalnız iki yoldaş uyanık;

Biri benim, biri de serseri kaldırımlar.

İçimde damla damla bir korku birikiyor;

Sanıyorum, her köşe başını sarmış devler…

Üstüme camlarını hep simsiyah dikiyor;

Gözüne mil çekilmiş bir âmâ gibi evler.

Kaldırımlar, çilekeş yalnızların annesi;

Kaldırımlar, içimde yaşanmış bir insandır.

Kaldırımlar, duyulur, ses kesilince sesi;

Kaldırımlar, içimde kıvrılan bir lisandır.

Bana düşmez can vermek, yumuşak bir kucakta;

Ben bu kaldırımların emzirdiği bir çocuğum!

Aman, sabah olmasın, bu karanlık sokakta;

Bu karanlık sokakta bitmesin yolculuğum!

Ben gideyim, yol gitsin, ben gideyim yol gitsin;

İki yanımda aksın bir sel gibi fenerler.

Tak, tak, ayak sesimi aç köpekler işitsin;

Yolumun zafer tâkı, gölgeden taş kemerler.

Ne sabahı göreyim, ne de sabah görüneyim;

Gündüzler sana kalsın, verin karanlıkları!

Islak bir yorgan gibi sımsıkı bürüneyim;

Örtün, üstüme örtün, serin karanlıkları.

Uzanıverse gövdem, taşlara boydan boya;

Alsa buz gibi taşlar alnımdan bu ateşi.

Dalıp, sokaklar kadar esrarlı bir uykuya,

Ölse, kaldırımların karasevdalı eşi…

Necip Fazıl Kısakürek

Şiirin Biçim Yönünden İncelenmesi

Şiirin nazım birimi: Şiir dörtlükler halinde yazılmıştır.

Şiirin ölçüsü: Şiir 7+7=14’lü hece ölçüsüyle yazılmıştır.

Şiirin Ahenk Unsurları (Uyak ve Redifler)

1. Dörtlük

--- ortasında

--- noktasında “sında” redif; “ta” tam uyak

--- yürüyorum

--- görüyorum “yorum” redif; “rü” tam uyak

2. Dörtlük

--- kapanık

--- uyanık “nık” redif; “a” yarım uyak

--- yıldırımlar

--- kaldırımlar “lar” redif; “ldırım” zengin uyak

3. Dörtlük

--- birikiyor

--- dikiyor “iyor” redif; “ik” tam uyak

--- devler

--- evler “ler” redif; “ev” tam uyak

4. Dörtlük

--- annesi

--- sesi “i” redif; es “tam uyak”

--- insandır

--- lisandır “dır” redif; “san” zengin uyak

5. Dörtlük

--- kucakta

--- sokakta “ta” redif; “ak” tam uyak

--- çocuğum

--- yolculuğum “um” redif; “uğ” tam uyak

6. Dörtlük

--- gitsin

--- işitsin “sin” redif; “it” tam uyak

--- fenerler

--- kemerler “ler” redif; “er” tam uyak

7. Dörtlük

--- görüneyim

--- bürüneyim “üneyim” redif; “r” yarım uyak

--- verin karanlıkları

--- serin karanlıkları “in karanlıkları”; “er” tam uyak

8. Dörtlük

--- boya

--- uykuya “a” redif; “y” yarım uyak

--- ateşi

--- eşi “i” redif; “eş” tam uyak

Şiirdeki Diğer Ahenk Unsurları

“Sokaktayım kimsesiz bir sokak ortasında” dizesinde “k” ve “s” seslerinin tekrar edilmesiyle aliterasyon (ses tekrarı) yapılmıştır. Buna aynı zamanda“aliterasyon sanatı” da denmektedir. Bu şekilde şair, hem aliterasyon yapmakta hem de iç ahenk sağlamaktadır.

Şiirin teması: Yalnızlıktır.

Şiirin Dil ve Anlatımı

Şiir, sade ve yalın bir Türkçeyle yazılmasına rağmen, imgelerle yüklü, sanatlı bir anlatım vardır. Şair, iç dünyasını kaldırımlar ve karanlıkla somutlaştırmıştır.

Şiirin İçerik Yönünden İncelenmesi (Açıklama – Yorum)

Şiirde, kelimeler ve dizeler genellikle temel anlamlarında kullanılmıştır. Şiirde bulunan nesnelerin, gerçek varlıklarıyla birlikte çağrıştırdıkları anlamlar da vardır. Ancak bu şiirin sembolist bir anlayışla yazıldığını göstermez. Şiirde imgeler üzerine kurulu kapalı bir anlatım söz konusu değildir. Bununla birlikte şiirdeki anlam çok da açık değildir. Şair, açık bir anlatımla derinlik arasında paralellik kurabilmeyi başarmıştır.

Sokaktayım, kimsesiz bir sokak ortasında;

Yürüyorum, arkama bakmadan yürüyorum.

Yolumun karanlığa saplanan noktasında,

Sanki beni bekleyen bir hayal görüyorum.

Şiirin birinci dörtlüğü son derece açıktır ve şairin kaldırımlardaki yolculuğunun başlangıcıdır. Şair, ıssız bir sokakta ardına bakmadan yürür ve yolunun karanlığa saplandığı noktada, ilersini göremediği bir yerde bir hayalin onu beklediği sanısına kapılır. Pek çok insanın zaman zaman karanlık sokaklarda yaşadığı bu his, şairi etkisi altına almıştır.

Kara gökler kül rengi bulutlarla kapanık;

Evlerin bacasını kolluyor yıldırımlar.

İn cin uykuda, yalnız iki yoldaş uyanık;

Biri benim, biri de serseri kaldırımlar.

İkinci dörtlükte şair, bulunduğu ortamı anlatır ve ardından kendisiyle yoldaşı kaldırımları özdeşleştirir. Gece olması nedeniyle gökyüzü kararmıştır ve gri bulutlarla kaplıdır. Yıldırımların evlerin bacalarını kolluyor olması şairin onlara insani bir özellik kazandırdığını gösterir. Şair, burada kişileştirme (teşhis) sanatı yapmıştır. Anlatılanlara bakarak havanın yağışlı olduğu anlaşılıyor. Bu durum kaldırımları daha da ürpertici hale getirmektedir.

İçimde damla damla bir korku birikiyor;

Sanıyorum her köşe başını kesmiş devler…

Üstüme camlarını hep simsiyah dikiyor;

Gözüne mil çekilmiş bir âmâ gibi evler.

Üçüncü dörtlüğe, yalnızlıktan dolayı bir korku hâkimdir. Bu korku bulunduğu ortamı algılayış şeklini de etkilemektedir. Şairin içinde gittikçe bir korku birikir. Biriken bu korkuyla şair, her şeyi farklı görmeye başlar. Cansız nesneleri devlere, evlerin pencerelerini gözüne mil çekilmiş âmâlara (görme engelli) benzetir.

Dörtlükte, benzetme ve kişileştirme sanatları vardır:

“Üstüme camlarını hep simsiyah dikiyor” kişileştirme (teşhis)

“Gözüne mil çekilmiş bir âmâ gibi evler” benzetme (teşbih)

Kaldırımlar, çilekeş yalnızların annesi;

Kaldırımlar, içimde yaşamış bir insandır.

Kaldırımlar, duyulur, ses kesilince sesi;

Kaldırımlar, içimde kıvrılan bir lisandır.

Şair, dördüncü dörtlükte adeta kaldırımlara sığınır. Nitekim kaldırımları çilekeş yalnızların annesi olarak tanımlar. Kaldırımların içinde yaşayan bir insan olduğunu söyleyen şair, iç dünyasını dışa vurarak adeta kaldırımlarla kendisini özdeşleştirir. Öyle ki “duyulur ses kesilince sesi” diyerek adeta kaldırımlarla iletişim kurar. “Kaldırımlar, içimde kıvrılan bir lisandır” diyerek söz konusu özdeşleşmeyi doruk noktasına çıkarır.

Kaldırımlar, gündüz herkesin geçtiği, kalabalık ortamların olduğu bir yerdir. Gece herkes uykudadır. Bu nedenle kaldırımlara sessizlik, karanlık ve yalnızlık hâkimdir, tıpkı şairin iç dünyası gibi.

Dörtlükte geçen “kaldırımlar” kelimesinde tekrir sanatı (sözün etkisini arttırmak için bir kelimenin yinelenmesi sanatı) vardır.

Bana düşmez can vermek, yumuşak bir kucakta;

Ben bu kaldırımların emzirdiği bir çocuğum!

Aman, sabah olmasın, bu karanlık sokakta;

Bu karanlık sokakta bitmesin yolculuğum!

Şair, beşinci dörtlükte kaldırımlara olan bağlılığını dile getirir. Kaldırımlara öylesine bağlıdır ki ölüm anında bile olsa, onu yumuşak bir kucağa yeğler. Kaldırımlara anne kimliği yükleyerek ona ne derece yakın olduğunu belirtir.

Şair, geceden ve kaldırımlardaki yürüyüşünden memnundur. Bu yüzden sabahın olmasını istemez. Çünkü şair, kaldırımlarda yalnız yürümektedir. Sabah olunca herkes uykudan uyanacak, kaldırımlarda yürümeye başlayacak ve şairin yalnızlığı sona erecektir.

Ben gideyim, yol gitsin, ben gideyim yol gitsin;

İki yanımda aksın bir sel gibi fenerler.

Tak, tak, ayak sesimi aç köpekler işitsin;

Yolumun zafer tâkı gölgeden taş kemerler.

Altıncı dörtlükte şair, kaldırımlarındaki yürüyüşünün adeta tablosunu çizmiştir. Kaldırımlardaki yürüyüş, bir akış gibi sürüp gitmektedir ve şair bunun devam etmesini istemektedir. Kaldırımların değişmez müdavimleri aç köpekler ve şairin kaldırımlardaki gölgesi tabloyu tamamlayan unsurlardır. Gecenin sessizliğini bozan ise şairin ayak sesleridir.

Şair, burada gölgesini zafer tâkına; fenerleri de sele benzeterek teşbih (benzetme) sanatı yapmıştır.

Ne sabahı göreyim, ne de sabah görüneyim;

Gündüzler size kalsın, verin karanlıkları!

Islak bir yorgan gibi, sımsıkı bürüneyim;

Örtün, üstüme örtün, serin karanlıkları.

Şair, kaldırımlarda yürürken elbette zamanın da akıp gittiğinin farkındadır. Zaten şiirde gece ve gündüzün kaldırımlarda nasıl bir etkisi olduğu karşılaştırmalı olarak anlatılmaktadır. Şair, bir yandan gece yolculuğunun sürmesini istemekle birlikte, sona ereceğinin de farkındadır. Bu durum aynı zamanda kalabalıklardan kaçıp yalnızlığa sığınmanın da bir ifadesidir.

Şair, burada karanlıkları ıslak bir yorgana benzeterek teşbih (benzetme) sanatı yapmıştır.

Uzanıverse gövdem, taşlara boydan boya;

Alsa buz gibi taşlar alnımdan bu ateşi.

Dalıp, sokaklar kadar esrarlı bir uykuya,

Ölse, kaldırımların karasevdalı eşi…

Bu dörtlükte vurgulanan, şairin nasıl bir ölüm istediğidir. Öyle ki şair, ölüm anında dahi kaldırımlarda olmak, son nefesini kaldırımlarda vermek istemektedir. Herkes için yeni bir günün başlangıcı, onun için bir sondur. Kaldırımlarla özdeşleşen ve geceleri yaşadığını hisseden şair için sabah, ölümle eş değerdedir. Çünkü o, kaldırımların karasevdalı eşidir.

Necip Fazıl Kısakürek’in Kaldırımlar şiiri şüphesiz yalnızlık üzerine yazılmış en etkili şiirlerden biridir. Şiir, okuyan herkesin kendinden bir şeyler bulacağı ve etkileneceği çağrışımlarla anlatılmıştır. Şairin iç dünyasını yansıtan, onu gece, yalnızlık ve ıssızlıkla özdeşleştiren, benzerine az rastlanan bir şiirdir.

YORUM EKLE