EFRUZ BEY ÖZETİ, EFRUZ BEY, EFRUZ BEY KISA ÖZET, EFRUZ BEY UZUN ÖZET

EFRUZ BEY ÖZETİ, EFRUZ BEY, ÖMER SEYFETTİN, EFRUZ BEY KISA ÖZET, EFRUZ BEY UZUN ÖZET

EFRUZ BEY ÖZETİ, EFRUZ BEY, EFRUZ BEY KISA ÖZET, EFRUZ BEY UZUN ÖZET

EFRUZ BEY ÖZETİ, EFRUZ BEY, ÖMER SEYFETTİN

EFRUZ BEY ÖZETİ, EFRUZ BEY, ÖMER SEYFETTİN

Türü: Roman

Yazarı: Ömer Seyfettin

Kişileri: Efruz Bey (Ahmet Bey), Selim Sırrı

Kısa Özet

Efruz Bey, 1908’den Birinci Dünya Savaşı ortalarına kadar uzanan devrin romanıdır. Edebiyatçılarımız arasında, Ömer Seyfettin’in Don Kişot’u diye de anılan ve fantezi roman olarak da tanımlanan Efruz Bey, beş bölümden oluşmaktadır.

Bu bölümler şunlardır: Hürriyete Lâyık Bir Kahraman, Asiller Kulübü, Bilgi Bucağında, Açık Hava Mektebi, Beyaz Serçe. Ahmet Bey, bir dergide görev yapan bir memurdur. Kendisini olduğundan daha asil ve saygın göstermeye çalışan biridir. Hürriyet (Meşrutiyet) ilan edildiğinde halk, bilgisiz olduğu için Ahmet Bey’i Hürriyet kahramanı zanneder. Hâlbuki Ahmet Bey, sıradan bir memurdur. Ahmet Bey, kahraman olmadığını bilir ama gösteriş ve şöhreti sevdiği için bozuntuya vermez.

Kendisini asil, zengin, aydın biri olarak görür. Birçok da taraftar toplar. Kısa sürede kahraman olan Ahmet Bey’e baskı yönetimini nasıl devirdiği sorulur. Pek bilgisi de yoktur. Bize “Jön Türk” derler, diye cevap verir. Ahmet isminin kahramanlığını taşıyamadığını düşünerek asıl adının Ahmet olmadığını, asıl adının Efruz olduğunu söyler. Böylece ismini de “ışık saçan” anlamına gelen “Efruz” ile değiştirir ve “Efruz Bey” olur.

Efruz Bey Uzun Özet

Ahmet Bey, İkinci Meşrutiyet’in ilanının ardından çalıştığı devlet dairesine büyük bir heyecanla gelir. Buradaki iş arkadaşlarına Hürriyet’in ilan edildiğini anlatmaya çalışan Ahmet Bey, onları duruma ikna edemez - çünkü gazetede yalnızca Kanun-i Esasi’nin yeniden yürürlüğe konulduğunu ifade eden bir haber vardır ve bu pek çokları için yeterli bir kanıt değildir.

Bu heyecanla Babıali’deki diğer bölümleri de gezen Ahmet Bey, kendisine hakim olamadan “Yaşasın Hürriyet!” diye bağırmaya başlar. İnsanlar etrafında toplandığında, kendisini giderek kaybetmeye ve onlara hürriyet ile ilgili bilgiler vermeye başlar. 

Anlattıklarına göre, kendisi gizli bir örgüt olan Jön Türklerin lideridir. Hürriyeti kan dökmeden ilan etmek istediği için, Sulukule’den Yıldız Sarayı’na kadar giden bir tünel kazmış, yirmi yıl süren bu çabanın ardından II. Abdülhamid’i tehdit ederek Hürriyet’in ilan edilmesini sağlamıştır. Hikayesinde; Sulukule’deki küçük bir ahıra on altı bin kişi sığdırmak ve yirmi dört yaşında olmasına rağmen yirmi yıldır bu tüneli kazdığını iddia etmek gibi akılalmaz boyutlar olsa da, kimse Efruz Bey’in anlattıklarına doğrudan karşı çıkmaz.

Bu abartılı yalanları ile etrafına binlerce kişi toplayarak caddelerden geçen, Rus ve İngiliz elçiliklerinin önünde anlamsız nutuklar atan Ahmet Bey, sonunda evinin önüne gelir. Ancak gerçek isminin Ahmet olmadığı, gerçek isminin kimsenin bilmediği yönündeki söylemleri, annesinin baygınlık geçirmesine neden olur ve etrafındaki kalabalık nedeniyle arabasından aşağıya inemeyen Ahmet Bey, evdeki hizmetçilerin kendisine uzattığı çamaşır ipine tırmanarak eve girmek zorunda kalır. 

Eve girmeyi başardığında, ertesi çok büyük bir duyuru yapacağını söyleyerek onları dağılmaya ikna eder. Yapacağı duyuru, gerçek isminin ne olduğunu onlara açıklamak olacaktır.

Ahmet Bey, neredeyse bütün geceyi “gerçek isminin” ne olması gerektiğine karar vermeye çalışarak geçirir. Kendine layık bir isim bulmakta zorlansa da, sözlükten bulduğu “Efruz” kelimesi hoşuna gider ve ertesi gün çılgınca alkışlayan bir kalabalığa gerçek isminin bu olduğunu söyler. 

Efruz Bey’in hürriyet kahramanlığı, günün geri kalanında da devam eder. Herkesin, dil, din, ırk ayrımı olmadan birbirini sevmesi, kucaklaması gerektiğini öğütleyen Efruz Bey, gece eve geldiğinde İttihat ve Terakki Cemiyeti’nin kendisini karargahlarına davet eden bir mektup yolladığını görür. Adını bile duymadığı bu cemiyetin kendisini çağırma “cüretini” göstermesine şaşıran Efruz Bey, ertesi gün onlarla konuşmaya gider. 

İttihatçılar, her şeyi itiraf eden Efruz Bey’in, tüm yaptıklarını gösteriş merakı nedeniyle yaptığını anladıklarında şaşıır ve fazla ciddiye almadan Efruz Bey’i serbest bırakır. Romanın sonu, Efruz Bey’in yaşadığı son günlerin bir rüya olup olmadığını düşünmesi ile sona erer. 

Güncelleme Tarihi: 14 Nisan 2019, 11:50
YORUM EKLE
YORUMLAR
mülayim
mülayim - 2 hafta Önce

konu ekemeyi unutmuşsunuz