Eski Türk askerlerinin küpe takmasının muhteşem nedeni

Eski Türk askerlerinin küpe takmasının muhteşem nedeni




Ne güzel törelerimiz, ne güzel ve ince düşünceli atalarımız var bizim...

Eski Türk askerlerinin küpe takmasının muhteşem nedenini okuyunca atalarımızla övünç duyacaksınız...

Eski Türk askerlerinin küpe takmasının muhteşem nedeni


Kıpçak töresinde bilgece kanunlar koyulmuştu ve ülkedeki herkes evladı için yaşardı.
Onlar için kaygının en büyüğü gösterilirdi.

Daha sonrasında atasına sahip çıkabilmesi için çocuğu koruyabildiği en üst düzeyde koruyup dirayetli tutmaya çalışırlardı.

Ailede küçük oğul baba evinde kalıp atasına, anasına yardım eder büyük oğul ise genelde orduda hizmet ederdi.


Herhangi bir sebeple ailede tek oğul olursa/kalırsa delikanlının kulağına bir küpe takılırdı.
Askerde komutan küpeli askeri görünce onu tehlikeli görevlere vermezdi çünkü Türk töresi ona bu yetkiyi vermez ve soyun devamı için korumasını emrederdi.


Soyu içerisinde sonuncu erkek olan kişi ise kulağında iki küpe taşırdı.
Türk töresi, soyunu sürdürebilmesi için onu bilhassa korurdu.



Orduda herkesin hizmet etmesini zorunlu kılan zamanlarda erkekler için askerlik mecburi ve şerefli bir hizmetti ve askerliğini yapmamış erkeğe kız bile verilmezdi.
Kız vermeyi bırakın, kızlar askerlik yapmamış erkeği var bile saymazlardı.


Küpe, böylesine sert ve kesin törenin hüküm sürdüğü Türk topraklarında bir ailenin neslini sürdürebilme imkanını koruması açısından cengaverler için sadece toplumsal bir nişan görevi görmüştür. 

KÜPELİ TÜRKLER…



KÜPELİ TÜRKLER…




Yavuz Sultan Selim’e ait olduğu sanılan bu portre ona değil savaştığı Şah İsmail’e aittir.

İslam’a geçiş sürecinden sonra kaybettiğimiz birçok gelenek gibi erkeklerin küpe takma geleneği de unutulmuştur.

ESKİ KÜPELİ TÜRKLER… ile ilgili görsel sonucu

ESKİ TÜRK ERKEKLERİNDE KÜPE TAKMA GELENEĞİ ile ilgili görsel sonucu

Atalarımız Nasıl Giyinirlerdi?


Atalarımız Nasıl Giyinirlerdi?


  -Atalarımız sakallarını kazıtır, bıyığa ise önem verir, bıyık bırakırlardı. Bıyık bırakmak bir zorunluluk değil bir tercihti. Bıyık bırakmayan Türkler de vardı. Hafif sakal bırakmak da bu tercihlerden bir tanesiydi.


-Saçlar genelde uzun tutulur. Omuz başına veya omuzu geçecek şekilde uzatılırdı. Bazı Türk savaşçıların uzun saçlarını yanlardan ördükleri de görülürdü.

-Başa genelde koyun derisinden, kakım ve samur postundan yapılan tepesi sivri veya düz börk, üç dilimli taçlar ile tepesi düz ve yuvarlak başlıklar giyerlerdi. Bazen de uzun ipekli bez parçalarını birkaç defa dolanacak ve arkaya sarkıtacak biçimde pay bırakarak başlarına sararlardı.

-Eski Türklerde küpe önem atfedilen bir aksesuardı. Erkek savaşçıların bazılarının da küpe taktığı biliniyor. Yalnız kadın ve erkeklerin taktıkları küpeler arasındaki farklılıkları bilemiyoruz.

-Yüzük takmak Türk erkek ve kadınlarının vazgeçilmezlerindendi. Yüzük genelde yüzük parmağına veya baş parmağa takılırdı.

-Kadınların taktığı bilezikler burma, akarsu, akıtma, dilmiç, kabara, şeve, tor, yandım, kol bağı ve kolçak gibi isimlerle isimlendirilirdi. Bazı erkek savaşçılar deri veya metalden yapılma bileklik ve pazubant takarlardı.

 

-Eski Türkler eyer çantasına yançık derlerdi.

-Eski Türkler boyun bağı da kullanırlardı.

-Pantolonun mucidi atalarımızdır. Pantolonlar ketenden, deriden, yünden ve kumaşlardan imal edilirdi. Pantolonlar ata binmeye, savaşmaya ve rahat hareket etmeye uygun bollukta imal edilirdi.

-Çizmeler tam (tomak) ve yarım boy (edik) olmak üzere keçe ve deriden imal edilirdi.

-Eski Türkler ayakkabıya başmak, edik, çarık, çedik, sokman, oltan (ortan), kaloş ( galoş) derlerdi.

-Eski Türkler kış aylarında kürk de giyerlerdi.

-Bazı Türkler, elbiselerini gümüş ve altın işlemelerle süslerlerdi. Ama sadelik genelde tercih edilen bir durumdu. Savaş elbiseleri sade, rahat, hareket ve manevra imkanı sağlayan elbiselerdi.

ALTAYLARDA DURUM



ALTAYLARDA DURUM


Altaylar'daki Pazırık kurganının Büyük Hun Devleti zamanına tarihlenen katlarında buzlar arasında korunup günümüze değin çürümeden gelen gömlekler ve başka giysiler, Türk giysilerinin ilginç örneklerindendir. İkinci Pazırık kurganında bulunan önü kapalı bir gömlek, yine Hunlar'dan kalmış Noyun-Ula'daki gömleklere çok benzemektedir. Katanda kurganında da bu tür bir gömleğe rastlanmıştır. Pazırık gömleğinin üzerinde altın süsler vardır. Ayrıca üçüncü kurganda, giysilerin fiyonk biçiminde düğümlenmiş kuşakları da bulunmuştur. Bu eserlerin yanında Türk kaftanlarına da rastlanmaktadır. Pazırık ve Noyun-Ula kurganları, bulunan eserlerin kanıtladığına göre aynı kültürün ürünleridir. Yine bu kurganlarda ele geçen keçe çoraplar, taraklar ve aynalar bize o çağın yaşam biçimi hakkında bilgi vermektedir. Keçe çorap ve çizme, Türkler'e özgü kültür ürünleridir. Ayrıca üstüne basarak belirtmek gerekir ki Pazırık'ta bulunan ve mumyalandıkları için etraflıca incelenebilen iskeletler, Türklerin ilk ataları olan Andronova İnsanları gibi beyaz ve turanid ırktandır. Pazırıkta bulunan cesetlerin gövdeleri döğmelerle süslemiştir. Kimi cesetlerin gövdelerinin hem arkaları, hem önleri baştan ayağa değin döğmelenmiştir.

1. Taş babalar
2. Taş babaların ellerindeki kadehler
3. Taş babaların küpeleri
4. Taş babaların tokaları
5. Taş babaların kılıçları
6. Taş babaların başlıkları

AVAR SÜS TOKASI
(Avrupa Avarları)

AVAR SÜS TOKASI


Eski Türkler küpe de kullanırlardı. Bunu, Eski Türklerden kalma yontu ve yer altı buluntularından anlıyoruz. Yontulardaki küpeler, kulağa takılan bir halka ile bu halkaya bağlanmış bir ekten oluşmaktaydı. Yalnızca bir halka biçiminde olanları da vardır. Yontulardan, küpelerin ucunda değerli bir taş olduğunu da anlıyoruz. Kök Türk çağında Altay bölgesinde daha çok halka biçimindeki küpeler vardı. Kudirge kurganlarında bulunan tunç küpeler, Altay bölgesini temsil eden önemli eserlerdendir. Kudirge kurganlarındaki küpeler, yontulardaki küpelere tamamen benzedikleri gibi, Avar ve Macar kültürüne ait küpelerinde ilk örneklerini teşkil ederler. Küpeler, Bulgar Türkleri'nin geleneklerinde de çok yayılmış idi. Bulgar Türkleri'nde bazan küpe olarak büyük halkalar da kullanılmıştır.


İKİNCİ PAZIRIK KURGANI'NDA BULUNAN KADIN CESEDİNE AİT GÜMÜŞ KEMER TOKASINDAKİ KOÇ FİGÜRLERİ

Hemen hemen bütün Orta Asya yontularının belinde bir kemer ile bu kemerin yanlarından sarkan birer süs uçları bulunur. Kuray ve Kudirge kurganlarındaki Kök Türk buluntuları da bu kemerlerin varlığını ortaya koyar. Buluntulardan anlaşıldığına göre kemer kayışının üzeri maden plakalarla süslenirdi. Kemerden sarkan uçların hepsi aynı boyda olmazdı; çeşitli motiflerle süslenmiş bu uçlar ayrı boyda olurdu. Bu kemer biçimi Turfan'da, Uygurlar'da ve Avrupa Avarları'nda çok yayılmıştır. Altaylar'da, bilhassa bugünkü Tuva topraklarında bulunan yontularda, bu tür kemer uçlarına çok rastlanır. Kemer kelimesi için Eski Türkçede kurşak sözü kullanılıyordu.

KURT BAŞLI AVAR EYER TOKASI
(Avrupa Avarları)


Hun, Kök Türk, Uygur, Apar (=Avar), Kazar (=Hazar), Oguz ve Bulgar Türkleriyle ilgili belgelerden öğrenildiğine göre Eski Türkler sakallarını çoğunlukla keserler, bıyıklarını uzatırlardı. Saçları ise uzundu. Uzun kesilmiş saç, Avrupa'da Hun Tıraşı olarak tanınmakta idi. Öteki Türkler gibi saçlarını uzun bırakan Avrupa Hunları, bazen -yine uzun bırakmakla birlikte- başlarının tepe bölümümü tıraş ederlerdi. Kimi araştırmacılar Türklerin saçlarını ördüklerini öne sürmüşlerse de bu yanlış bilginin nedeni Türkoloji'nin başlangıç döneminde Türk, Moğol, Çin ve Tibet geleneklerinin tam olarak ayırt edilememesi ve birbirine karıştırılmasıdır. Saç örmek Çin ve Tibet geleneğidir; bazen Moğollar'da da görülmüştür. Kök Türk çağından kalmış yontuların büyük bir kısmı bıyıklıdır. Bıyıkların aşağıya doğru bükülenleri olduğu gibi yanakları kaplayanları da vardır. 

TÜRK TÖRESİ NEDİR?

ATATÜRK'ÜN TÜRKLÜK ÜZERİNE GÖRÜŞLERİ


"Bu memleket, Dünya'nın beklemediği, asla ümit etmediği bir müstesna
mevcudiyetin yüksek tecellisine sahne oldu. Bu sahne en aşağı yedi bin
senelik Türk beşiğidir. Beşik tabiatın rüzgarlarıyla sallandı. Beşiğin
içindeki çacuk, tabiatın yağmurlarıyla yıkandı. O çocuk, tabiatın
şimşeklerinden, yıldırımlarından, kasırgalarından korkar gibi oldu sonra
onlar alıştı. Onları tabiatın babası tanıdı onların oğlu oldu. Bir gün o
tabiatın çocuğu tabiat oldu, şimşek, yıldırım, güneş oldu.
TÜRK oldu.
TÜRK budur;
Yıldırımdır,
Kasırgadır,
Dünyayı aydınlatan Güneştir."


ATATÜRK

Türk Töresinde Neler Var?


Türk Töresinde Neler Var?





Türk kültür yapısının en hassas ve ince dokusunu " Türk Töresi " oluşturur. "Töre, milli toplumda ferdi ve sosyal ilişkileri düzenleyen, ferdi disiplin ve otoriteye bağlayan, milli barış, dayanışma ve beraberliği sağlayan bir kültür kurumudur. Yabancı kültürler önce bu değer sistemini yıkmak isterler".

Türk Töresi rastgele, tesadüfen meydana gelmiş şeylerden ibaret değildir. Bunlar ayrılmaz bir şekilde milletin varlığına milletin ortak düşünce, duygu ve kanaatlerine bağlıdır. Töre, Türk milleti ile birlikte doğar, milletle gelişir ama asla milletle yok olmaz. Kısacası "İl gider, töre kalır."

Türk Töresi, yüksek vazife duygusu demektir. Türk Töresi, devlet hizmetinde, insanların münasebetlerinde millete hizmeti ve insanlara saygıyı esas alır. Türk Töresi, büyüğe saygı küçüğe şefkat ve sevgi demektir."

Türk Töresi: "Türk hukuku", "Türk nizamı" demektir. Türk Töresi'nde her Türk'ün toplum içindeki yeri, sırası ve vazifeleri belirli kaidelerle tespit edilmiştir. Türk Milletinin teşkilatlanması, Türk devletlerinin ve ordularının teşkilatlanması hep bu töre esaslarına göre olmuştur. Tarihte karşılaştığımız o büyük Türk Medeniyeti, Türk Töresi'nden, Türk zekasından, Türk kabiliyetinden doğmuştur.

Türk Töresi
: Evvela Türk Milletini sevmek ve Türk Milletinin kuvvetine, büyüklüğüne inanmak demektir.

Türk Töresi, yüksek vazife duygusu demektir. Türk Töresi, devlet hizmetinde, insanların münasebetlerinde millete hizmeti ve insanlara saygıyı esas alır. Türk töresi, büyüğe saygı küçüğe şefkat ve sevgi demektir.


Türk Milleti; ağırbaşlı, vakarlı, ciddi, çok konuşmayan, gerektiği zaman az ve öz konuşan, soğukkanlı olan, birden öfkelenmeyen, cesur, ahlaklı, azimli, sözüne ve vazifesine sadıktır.

Büyüğünün emrinden çıkmamak, küçüğe karşı sevgi, şefkat göstermek, onu itaat altında bulundurmak, hakka riayet etmek Türk Töresi'nin esas unsurlarıdır. Türkler bütün devletlerini bu töre ile kurmuşlar, töreyi bozunca da yıkılmışlardır.

Eski Türklerde suç: "şerefli" suç: "şerefsiz suç" diye ikiye ayrılırdı.

Hanedan mensuplarına ölüm cezası verilince kendi yayının kirişi ile boğulurdu. Osmanlılar devrinde de bu böyle olmuştur. Namussuzluğun, iffetsizliğin cezası ölümdü. O da okla şerefsizce öldürüldü. Türklere büyük kuvvet veren, onlarda disiplini sağlayan bu töre esasları olmuştur.

Kuvvet, birlik ve beraberlikten doğar. Milletimizin uğradığı bütün felaketler; birlik içinde yaşayamadığımızdandır.

YORUM VE GÖRÜŞLER


 

Yorumlar (0)
kapalı