Namık Kemal'in Hürriyet Kasidesi'nin Tahlili (HÜRRİYET KASİDESİ TAHLİLİ)

Namık Kemal'in Hürriyet Kasidesi'nin Tahlili, HÜRRİYET KASİDESİ

Namık Kemal'in Hürriyet Kasidesi'nin Tahlili (HÜRRİYET KASİDESİ TAHLİLİ)

Namık Kemal'in Hürriyet Kasidesi'nin Tahlili, HÜRRİYET KASİDESİ

Namık Kemal'in Hürriyet Kasidesi'nin Tahlili, HÜRRİYET KASİDESİ

HÜRRİYET KASİDESİ

Görüp ahkâm-ı asrı münharif sıdk u selâmetten
Çekildik izzet ü ikbal ile bâb-ı hükûmetten

Usanmaz kendini insan bilenler halka hizmetten
Mürüvvet-mend olan mazluma el çekmez iânetten

Hakîr olduysa millet, şânına noksan gelir sanma
Yere düşmekle cevher, sâkıt olmaz kadr-ü kıymetten

Vücûdun kim hamir-i mâyesi hâk-i vatandandır
Ne gâm râh-ı vatanda hak olursa cevr ü mihnetten.

Muini zâlimin dünyada erbâb-ı denaettir
Köpektir zevk alan, sayyâd-ı bi-insâfa hizmetten

Hemen bir feyz-i bâkî terk eder bir zevk-i fânîye
Hayatın kadrini âli bilenler, hüsn-i şöhretten.

Nedendir halkta tul-i hayata bunca rağbetler
Nedir insana bilmem menfaat hıfz-ı emanetten.

Cihanda kendini her ferdden alçak görür ol kim
Utanmaz kendi nefsinden de ar eyler melametten

Felekten intikam almak, demektir ehl-i idrâke
Edip tezyid-i gayret müstefid olmak nedâmetten

Durup ahkâm-ı nusret ittihâd-ı kalb-i millette
Çıkar âsâr-ı rahmet, ihtilaf-ı rey-i ümmetten

Eder tedvîr-i âlem bir mekînin kuvve-i azmi
Cihân titrer sebât-ı pây-ı erbâb-ı metânetten

Kaza her feyzini her lutfunu bir vakt için saklar
Fütur etme sakın milletteki za'f u betaetten

Değildir şîr-i der-zencire töhmet acz-i akdamı
Felekte baht utansın bi-nasib- erbab-ı himmetten

Ziya dûr ise evc-i rif'atinden iztırâridir
hicâb etsin tabiat yerde kalmış kabiliyetten

Biz ol nesl-i kerîm-i dûde-i Osmaniyânız kim
Muhammerdir serâpâ mâyemiz hûn-ı hamiyetten

Biz ol âl-i himem erbâb-ı cidd ü içtihâdız kim
Cihangirâne bir devlet çıkardık bir aşiretten

Biz ol ulvi-nihâdânız ki meydân-ı hamiyette
Bize hâk-i mezar ehven gelir hâk-i mezelletten

Ne gam pür âteş-i hevl olsa da gavgâ-yı hürriyet
Kaçar mı merd olan bir can için meydân-ı gayretten

Kemend-i can-güdâz-ı ejder-i kahr olsa cellâdın
Müreccahtır yine bin kerre zencîr-i esâretten

Felek her türlü esbâb-ı cefasın toplasın gelsin
Dönersem kahbeyim millet yolunda bir azîmetten

Anılsın mesleğimde çektiğim cevr ü meşakkatler
Ki ednâ zevki âlâdır vezâretten sadâretten

Vatan bir bî-vefâ nâzende-i tannâza dönmüş kim
Ayırmaz sâdıkân-ı aşkını âlâm-ı gurbetten

Müberrâyım recâ vü havfden indimde âlidir
Vazifem menfaatten hakkım agrâz-ı hükümetten

Civânmerdân-ı milletle hazer gavgâdan ey bidâd
Erir şemşîr-i zulmün âteş-i hûn-i hamiyetten

Ne mümkün zulm ile bidâd ile imhâ-yı hürriyet
Çalış idrâki kaldır muktedirsen âdemiyetten

Gönülde cevher-i elmâsa benzer cevher-i gayret
Ezilmez şiddet-i tazyikten te'sir-i sıkletten

Ne efsunkâr imişsin ah ey didâr-ı hürriyet
Esîr-i aşkın olduk gerçi kurtulduk esâretten

Senindir şimdi cezb-i kalbe kudret setr-i hüsn etme
Cemâlin ta ebed dûr olmasın enzâr-ı ümmetten

Ne yâr-ı cân imişsin ah ey ümmid-i istikbâl
Cihanı sensin azad eyleyen bin ye's ü mihnetten

Senindir devr-i devlet hükmünü dünyaya infâz et
Hüdâ ikbâlini hıfzeylesin hür türlü âfetten

Kilâb-ı zulme kaldı gezdiğin nâzende sahrâlar
Uyan ey yâreli şîr-i jeyân bu hâb-ı gafletten

Hürriyet Kasidesi'nin Günümüz Türkçesi İle Nesre Çevrilişi

Çağın değer yargılarını doğruluktan ve samimiyetten sapmış görerek kendi arzumuz ve saygınlığımız ile devlet kapısından ayrıldık.

Kendini insan bilenler halka hizmet etmekten usanmaz, mürüvvet sahibi olanlar zavallılara yardım etmekten kaçınmaz.

Eğer millet, hor görülmüşse onun şanına bir eksiklik geleceğini sanma; yere düşmekle cevher, değerinden özünden birşey kaybetmez.

Vücudun mayası, vatan toprağıdır; bu vücut, acı ve sıkıntı içinde vatan yolunda toprak olursa, en küçük bir üzüntü duyulmaz.

Dünyada zalimin yardımcısı, aşağılık kimselerdir; insafsız avcıya hizmetten zevk alan ancak köpektir.

Hayatın değerini şöhretin güzelliğinden üstün tutanlar ile geçici zevklere ebedî feyiz tercih edilir.

İnsanlarda hayatın uzamasına bunca düşkünlük nedendir; insan emaneti koruyacağı yerde ondan niçin menfaat bekler?

Kişi dünyada herkesten kendini alçak görür, ayıplanmaktan kaçınır ,fakat kendi nefsinden utanmaz.

Akıllı ve bilinçli olanların, yaptıklarından pişman olup çalışmalarını artırması ve bunlardan ders alması, felekten intikam almak demektir.

Başarının, üstünlüğün değeri, milletin gönül birliğinde durur; koruma ve kollama eserleri ise ümmetin düşüncesinin çarpışması ile çıkar.

İktidar sahibi bir kişinin azim gücü, dünyanın bir düzene girmesini sağlar; metanet sahibi kişilerin ayaklarını sağlam basması ile cihan titrer.

Kader, her feyzini, her lütfunu bir zaman için saklar; milletteki gevşeklikten, zayıflıktan sakın korkma!

Zincire vurulmuş aslana ayaklarının güçsüzlüğü töhmet değildir; bu dünyada nasipsiz himmet sahiplerinden talih utansın.

Işık yüksekliğin doruğundan uzaksa çaresizliktendir; tabiat yerde sürünen kabiliyetten utansın.

Biz o Osmanlılar boyunun ulu soyundanız; mayamız, bütünüyle şehadet kanıyla karılmıştır.

Biz o yüce hamiyetli, çalışkan ve güçlü kişileriz ki bir küçük aşiretten dünyaya hükmeden bir devlet meydana getirdik.

Biz o yüce yaratılışlı milletiz ki hamiyet meydanında ayaklar altında toprak olmaktan bize ölüm daha iyi gelir.

Hürriyet mücadelesi korkulu ateş olsa ne dert, yiğit olan bir insan gayret meydanından kaçar mı?

cellâdın can yakan kemendi acımasız bir ejder bile olsa, yine bin defa esaret zincirinden daha iyidir.

Felek her türlü eziyet yollarını toplasın gelsin, millet yolunda hizmetten dönersem kahpeyim.

Bu yolda çektiğim acılar, sıkıntılar anılsın; bunun en basit zevki bile vezirlikten, sadrazamlıktan daha iyidir, yücedir.

Vatan, bir vefasız alaycı sevgiliye dönmüş, aşkına bağlı olanları gurbet acılarından ayırmıyor.

Korkudan, yalvarma yakarmadan uzağım; benim yanımda görevim menfaatimden, hakkım hükûmetin kötü niyetlerinden daha üstündür.

Ey adaletsiz, milletin yiğitleriyle mücadeleden sakın; senin zulmünün kılıcı hamiyet kanının ateşi karşısında erir.

Zulüm ile işkence ile hürriyeti ortadan kaldırmak ne mümkün; eğer kendinde bir güç görüyorsan insanoğlundan idraki kaldırmaya çalış.

Gönülde çalışma gevheri, elmas cevherine benzer; ağırlığın tesirinden, baskının şiddetinden ezilmez.

Ey hürriyetin güzel yüzü, sen ne büyüleyici imişsin.gerçi esaretten kurtulduk derken senin aşkının esiri olduk.

Şimdi kalbi fethedecek güç sendedir, güzelliğini gizleme; güzelliğin, milletin nazarlarından ebediyete kadar uzak kalmasın.

Ey geleceğin umudu, sen ne can dostuymuşsun; dünyayı bütün üzüntü ve sıkıntılarından kurtaran sensin.

Hükmetme çağı senindir, hükmünü dünyaya geçir; Allah yüceliğini her türlü belâlardan korusun.

Ey yaralı kükreyen aslan, senin gezdiğin güzel sahralar zulmün köpeklerine kaldı, artık gaflet uykusundan uyan!

Namık Kemal

Namık Kemal’in Hürriyet Kasidesi’nin Biçim Özellikleri

Hürriyet Kasidesi’nin Nazım Birimi: Beyit

Hürriyet Kasidesi’nin Birim sayısı:31

Hürriyet Kasidesi’nin ölçüsü: Aruz Ölçüsü.

Hürriyet Kasidesi’nin kalıbı: Mefâ’îlün Mefâ’îlün Mefâ’îlün Mefâ’îlün

Hürriyet Kasidesi’nin Nazım Şekli: Kaside

Hürriyet Kasidesi’nin kafiye düzeni: aa,ba,ca,da,ea,fa…….

Hürriyet Kasidesi’nin kafiye ve redifleri:

Görüp ahkâm-ı asrı münharif sıdk u selâm-et-ten
Çekildik izzet ü ikbal ile bâb-ı hükûmetten

Usanmaz kendini insan bilenler halka hizm-et-ten
Mürüvvet-mend olan mazluma el çekmez iân-et-ten

Hakîr olduysa millet, şânına noksan gelir sanma
Yere düşmekle cevher, sâkıt olmaz kadr-ü kıym-et-ten

“-et “ tam kafiye “ten” redif. Her beytin ikinci mısraı ilk beyitle aynı kafiye rediflere sahiptir.

Hürriyet Kasidesi’nin Söz Sanatları

1. Beyit : Münharif-Sıdk : Tezat
Bab-ı Hükümet : Mecaz-ı Mürsel

2. Beyit : İanet-Hizmet : Tenasüp

3. Beyit : Yere düşmekle cehver sakıt olmaz kadr ü kıymetten : İrsal-i Mesel ve Kinaye.
Yere düşmekle cehver : (Zulüm altında millet) : Teşbih
Kadr-Kıymet : Tenasüp


4. Beyit : Hak kelimleri her beyitte tekrarlandığı için : Tekrir
Gam-Cevr-Minnet : Tenasüp
Vücudun mayası - Vatan toprağı : Teşbih

5. Beyit : Denaet-Köpek-Sayyad : Tenasüp
Köpektir zevk alan sayyad-ı bi-insafa hizmetten :İrsal-i Mesel ve Kinaye.
Zalimin yardımcısı-köpek : Teşbih
Hizmetten zevk alan-köpek : Teşbih

6. Beyit : Fani-Baki : Tekrir
Bir kelimesi her beyitte tekrarlandığı için : Tekrir

7. Beyit : Nedendir-Nedir : İstifham

8. Beyit : Utanmak-Ar eylemek : Tenasüp

9. Beyit : Söz sanatı yok!

10. Beyit : İttihad-İhtilaf : Tezat

11. Beyit : Alem-Cihan : Tenasüp
Azim-Metanet : Tenasüp
Cihan : (Korkak insan ) Açık İstiare
Cihana verilen insani özellikler ile : Teşhis

12. Beyit : Za'f-Betaet : Tenasüp
Her kelimesi her beyitte tekrarlandığı için : Tekrir
Kader : ( Feyz ve lütufları içinde saklayan bir insan ) Kapalı İstiare

13. Beyit : Zincirlere vurulmuş aslan : (Millet) Açık İstiare
Talih-Nasip : Tezat
Talih utansın : Teşhis

14. Beyit : Işık çaresizliktendir : Teşhis
Tabiat utansın : Teşhis
Kabiliyet : (Yerde sürünen bir canlı) : Kapalı İstiare

15. Beyit : Maya-Boy-Soy : Tenasüp
Baş-Ayak : Tezat

16. Beyit : Hamiyet-Çalışkan : Tenasüp

17. Beyit : Biz kelimesi her beyitte tekrarlandığı için : Tekrir
Hak kelimesi her beyitte tekrarlandığı için : Tekrir
Mezar-Toprak : Tenasüp

18. Beyit : Ne : İstifham
Kaçar mı : İstifham
Hürriyet mücadelesi-korkulu ateş : Teşbih
Merd-Gavga : Tenasüp
Kaçmak-Merd : Tezat

19. Beyit : Celladın can yakan kemendi : (Zalimler) : Açık İstiare
Celladın can yakan kemendi-Ejder : Teşbih

20. Beyit : Gelmek-Dönmek : Tezat

21. Beyit : Cevr-Meşakkat : Tenasüp
Vezaret-Sadaret : Tenasüp

22. Beyit : Nazen-Aşk-Sevgili : Tenasüp
Vatan : Teşbih

23. Beyit : Agraz-ı hükümet : Sürgünler : Mecaz-ı Mürsel

24. Beyit : Ey : Nida
Ateş-Erimek : Tenasüp

25. Beyit : Zulüm-İşkence : Tenasüp

26. Beyit : Cevher kelimesi her beyitte tekrarlandığı için : Tekrir
Gönülde çalışma-Elmas cevheri : Teşhis
Cevher-Elmas : Tenasüp
Şiddet-Tazyik : Tenasüp

27. Beyit : Ey : Nida
Hürriyet-Esaret : Tezat
Esaret-Esir : Tenasüp
Hürriyet-Büyüleyici : Teşbih


28. Beyit : Hürriyet : (Güzel insan) : Kapalı İstiare

29. Beyit : Ye's-Mihnet : Tenasüp
Hürriyet : Geleceğin umudu : Teşbih
Hürriyet : Can dostu : Teşbih

30. Beyit : Hürriyete insani özellikler verilmiş : Teşhis

31. Beyit : Ey : Nida
Yaralı kükreyen aslan : (Hürriyet) : Açık İstiare
Zulmün köpekleri : (Zalim) : Açık İstiare
Hürriyet : Teşhis

 

Hürriyet Kasidesi'nin Yapı Özellikleri


1.31 beyitten oluşmuştur.
2.Klasik bölümler yoktur.
3.Kafiye düzeni "aa/ba/ca..." şeklindedir.
4.Şair son beyitte mahlasını kullanmamıştır. Klasik kasidelerde olur.
5.Kaside soyut bir kavram için yazılmıştır, baş­lığı da bu soyut kavramdır.

6.Bu kasidede soyut bir kavram olan hürriyet övülmüş.

Klasik Türk Edebiyatında Kaside Nazım Şekli­nin Yapı Özellikleri
1. Genellikle 33-99 beyitten oluşur.
2. Nesib veya teşbip, girizgâh, methiye, tegazzül fahriye ve dua bölümlerinden oluşur.
3. Kafiye düzeni aa / ba / ca... şeklindedir.
4. Kasidenin sonlarına doğru şair, mahlasını kul­lanır.
5. İthaf edildiği kişinin adını içeren bir başlığı vardır.

6. Konu olarak genellikle din ve devlet büyükleri övülür.

Hürriyet Kasidesi'nin teması : Hürriyet sevgisidir.

Divan şiirinde işlenen temalar: Aşk tabiat güzellikleri din ve devlet büyüklerine övgü tasavvuf ve ahlak gibi soyut temalardır.

Divan şiirinde işlenen temalar daha bireyseldir. Şairler, toplumun sorunlarıyla ilgili çok fazla eser vermemişlerdir. Değişen çağla birlikte insanların sorunları da artmış ve değişmiştir. Osmanlı devleti, 19. yüzyılda birçok sorunla baş etmeye çalışırken, bireysel ve toplumsal sorunlar çığ gibi büyümüştür. Namık Kemal'in eseri de bu devirde yaşanan sorunların edebiyat eserlerine yansımış hâlidir. Bu şiir divan şiirinin aksine bireysel bir tema yerine toplumsal bir tema işlenmiş. Kasidenin en önemli değişikliği temadadır. Dönemin genel özelliklerine uygun bir değişim vardır.

Hürriyet Kasidesi'nin Anlam Açıklması

Namık Kemal, kasidesine ‘Görüp’ zarf-fiil ifadesiyle başlıyor. Bu kaside üzerine bir tahlil yazısı kaleme alan Mehmet Kaplan bu balamda şöyle diyor: “Kısacası Hürriyet Kasidesi’ni ‘teknik’ bakımdan beğenmek imkânsızdır. Nazım ile ‘konuşma’sını bilen bir şair, eserine ‘görüp’ diye başlamaz. Nesrinde gerundiumu (zarf-fiili) sevmeyen Kemal’in onu nazma sokması bir zaaf eseridir.”

Kasidenin bu ilk beytinde şiiriyet deil, nesir ve hitâbet edâsı vardır. Adeta kürsüden seslenir gibi bir durum arz ediyor. Bu şairin genel karakterini ortaya koymaktadır.

Namık Kemal’in halka kadar indiği görülüyor. Bu Tanzimat devri edebiyatında sanatın toplum için olması ilkesine de uygundur. Mazlum olan halkın yardıma ihtiyacı vardır. Aydının görevi halka hizmettir. İhtiyacı giderecek yardımı halka aydınlar götürecektir. Burada ‘halktan hizmet beklemek yerine, aydından hizmet beklemek’ eklinde bir zihniyet değimi görülmektedir. Çünkü halkta kültür, aydında bilgi ve medeniyet vardır. Aydın kültürü işleyecek ve tekrar halka sunacaktır. O halde, Namık Kemal’in bir ölçü dâhilinde ‘millet’i ortaya koyduğunu görmek mümkündür. Namık Kemal, aslında ‘insanın değeri hizmet ettikçe yücelir ve şeref bulur. İnsanda iyilikseverlik yoksa zaten o insan deildir’ demek istemektedir. Namık Kemal’in yetiştirmek istediği insan, ahlâkî değerlerine sahip Türk islâm insanıdır. O bu düşüncelerini nazmen dile getirirken kullandığı kelimelerde bazı sanatlara da yer vermiştir. Örneğin, birinci mısrada ‘usanmaz, kendini insan bilenler, halk, hizmet’ kelimeleri sıralandıktan sonra, ikinci mısrada düzensiz olarak, bunlara karşılık ‘el çekmez, mürüvvet-mend, mazlûm, i’ânet’ kelimeleri sıralanarak bir Leff ü Neşr sanatı yapılmıştır.

3.Hakîr olduysa millet şânına noksân gelir sanma

Yere düşmekle cevher sâkıt olmaz kadr ü kıymetden

“Millet hakir olduysa şanına noksan gelir sanma. (Çünkü) cevher yere düşmekle değer ve kıymetinden (bir şey) kaybetmez.”

Namık Kemal, burada milletin içinde bulunduğu konumun geçici olduğunu, bu nedenle değer ve itibarından bir şey kaybetmediğini ‘yere düştüğü halde değerinden bir şey kaybetmeyen mücevher’ örneği ile açıklamaya çalışmaktadır. Şair tarafından güzel bir örnekle milletin içinde bulunduğu durum gözler önüne serilmektedir. Şaire göre, milletin içinde bulunduğu konumu, yere düşmesi bir mücevhere teşbih edilmektedir. Millet esas itibariyle yüksek bir kıymettir, bir cevherdir. Zalimlerin ona hakaret edip ayaklar altına alması, yüksek değerinden düşürmesi onun kıymet ve itibarına bir leke çalmaz.

4. Vücûdun kim hamîr-i mâyesi hâk-i vatandır

Ne gam râh-i vatanda hâk olursa cevr ü mihnetden

Namık Kemal vatan şairidir. Bu hüküm, onun bizzat hayatta olduğu Tanzimat devrinden günümüze kadar değişmemiştir. Birey olarak insanın nasıl evi varsa, milletin de vatanı vardır. Bu vatan kavramı gerek bireyi ve gerekse toplumu biçimlendirir, ona yeni bir ruh kazandırır. Maziden alınanlar ile hal bir terkibe girerek onu olgunlaştırıp kıvama getirir. Namık Kemal’e göre vatan toprağı onun vücudunun ve varlığının mayasıdır. Vatan ile insan, vatan ile millet ve devlet arasında yakından ilişki vardır. Vatan toprağının insan yetiştirme ve onu millet haline getirme özelliği vardır. Bu beyitte, şairin o devirde çok daha güçlü olan bir inanca, insanın topraktan yaratıldığına dair inanca da bir atıf vardır.

5. Mu’îni zâlimin dünyâda erbâb-ı denâ’etdir

Köpekdir zevk alan sayyâd-ı bî-insâfa hizmetden

Namık Kemal, Tanzimatçılar arasında gerek kişiliği ve gerekse bu kişiliğe uygun dil ve üslûbuyla dikkati çeker. Onun başka şiir ve beyitlerinde olduğu gibi buradaki eleştiri ve hicivleri oldukça serttir. Namık Kemal’e göre, deyim yerindeyse, “zalime yardımcılık yapanlar köpekten de aşağıdır...” diyerek, son derece cesaretli bir tenkit ve hicivde bulunmaktadır. Yerinde bir eleştiri ve hiciv ancak mert ve cesur kişilerce yapılabilir. Bilindiği üzere, avcı ile köpek arasındaki ilişki, bir insanla onun ehlileştirerek emrine itaate alıştırıp kullandığı hayvan arasındaki ilişkidir. Şair, bu beytinde şiir dili imkânlarından yararlanarak ‘zalim, sayyâd-ı bî-insâf’ ile ‘erbâb-ı denâ’et, zevk almak, köpek’ kelime ve tamlamalarını mecâzî olarak kullanmaktadır.

6.Hemân bir feyz-i bâkî terkeder bir zevk-i fânîye

Hayâtın kadrini âlî bilenler hüsn-i şöhretden

Namık Kemal, bu beytini karşılaştırma yönteminden yararlanarak ‘feyz-i bâkî’, ‘zevk-i fânî’, ‘hüsn-i şöhret’ ve ‘hayâtın kadrini âlî bilenler’ kelime ve tamlamaları üzerine kurmaktadır. Onun bu kelime ve tamlamalar ile uyandırdığı düşünce ve anlam dünyasında okurlarına iletmek istediği mesaj, gerek kendinden önceki ve gerekse içinde yaşadığı zaman diliminin genel kabullerine uygun olarak ‘hayat sınırlıdır, bu sınırlı zaman diliminde hayat süren insanlar ya geçici şöhretin sarhoşluğu ile kısa vadede zevklere hitap eden ‘zevk-i fânî’ yolunu tercih edecek ya da bu kısa zaman diliminde hayatın değerinin yüceliğine inananlar kalıcı değerlerin yolundan ilerleyerek ‘feyz-i bâkî’ yolunu tercih edecektir.

7. Nedendir halkda tûl-i hayâta bunca rağbetler

Nedir insâna bilmem menfa’at hıfz-ı emânetden

“İnsanlarda hayatın uzun olmasına bu kadar rağbet nedendir? Bilmiyorum, insana emaneti (canı) korumaktan ne menfaat olabilir?” Namık Kemal’in okurlarına ilettiği tez bir önceki beyittekilere paralel olarak ‘emanet’ olarak gördüğü cana, dolayısıyla bunu koruyarak ‘uzun hayata’ insanların çok düşkün olmalarının eleştirisidir. Namık Kemal yüce değerler uruna canlarını feda eden insanların peşindedir. İçinde yaşadığı dönem içinde bir sosyal tespit olarak insanlarda ve/veya halkta uzun yaşama arzusunun şair bastığı tespitini yapmakta ve bu durumun yanlışlığına dikkati çekmektedir.

8. Hürriyete Doğru ve Hürriyet şiirlerinde "bireysel" bir hürriyet anlayışı hissedilmektedir. Şairler her ne kadar hürriyet sevgisinden bahsetseler de, hürriyetin bir kişi için olan anlam ve öneminden bah­setmektedirler. Hürriyet Kasidesi'ndeki "hürriyet" kavramı, bireysel değil, toplumsaldır. Şair, sadece kendi hürriyetinden değil, ortak değerler etrafında toplandıkları toplumun hürriyetinden söz etmektedir. Bu toplum için hürriyetin ne anlama geldiğini anlatmaktadır Namık Kemal.

9. Hakîr olduysa millet sânına noksan gelir sanma
Yere düşmekle cevher sakıt olmaz kadr ü kıymetden
Bu beyitte şair, "altın yere düşmekle değerinden bir şey kaybetmez" atasözünü kullanarak iktibas (alıntı) sanatını uygulamıştır. Bu sanatta şair, sözüne vuruculuk katmak için deyimler, atasözleri, ayet ve hadisleri şiirinde kullanır. Bu dönemde ülkenin içinde bulunduğu kötü durum anlatılmak istenmekte­dir. Şair, milleti değerli bir taşa benzetmiş ve milletin eski zenginliğini kaybetmesini, cevherin yere düşmesi şeklinde düşünmüştür. Şaire göre eski güzel günler yeniden gelecektir. Devletin ve milletin asıl değeri bu sefer ortaya yeniden çıkacaktır.

10.Durur ahkâm-ı nusret ittihâd-ı kalb-i miüetde
Çıkar âsâr-ı rahmet ihtilâf-ı re'y-i ümmetden

Bu beyitte de milletin bir amaca doğru birlik içinde yürümesinin öneminden bahsedilmektedir. Devrin şartları icabı ve diğer devletlerin baskıları sonucu ülke parçalanmanın eşiğinde bulunmaktadır. Ülkeyi bu durumdan kurtaracak yegane güç, milletin fikir birliğine sahip olarak tek bir amaç etrafında kenetlenmesidir. Bu kenetlenme olmazsa, ülke kısa sürede parçalanacaktır. Beyitte peygamberimizin bir hadisine telmih (hatırlatma) yapılmıştır. "Ümmetimin fikir ayrılığından rahmet beklenir." Şeklindeki bu hadise şair telmih sanatıyla temas etmiştir.turkeyarena.com
Yeni Kavram ve İmgeler: Hürriyet, eşitlik, vatan sevgisi, adalet, kanun üstünlüğü.


11. Eder tedvîr-i ‘âlem bir mekînin kuvve-i ‘azmi

Cihân titrer sebât-ı pây-i erbâb-ı metânetden

Bir milletin ve insanın hürriyeti nasıl değerlendirdiği en güzel biçimde anlatılmıştır. Hürriyet olmadan insan, bireysel haya­tını özgürce yaşayamaz. Bu durumda insan, kendini baskı altında hissedecek ve sürekli huzursuz olacaktır.

12. Kazâ her feyzini her lûtfunu bir vakt içün saklar

Fütûr etme sakın milletdeki za’f u betâ’etden

Vatan sevgisi yolunda yapılan her türlü iyi çalışma, ülkeye bir şeyler kazandıracaktır. Ülkesini seven, ülkesinin gelecekte de özgür ve zengin olmasını isteyen bireyler, bu şiirdeki hürriyet tanımıyla harekete geçerlerse, istediklerinin hepsine mutlaka kavuşacaklardır. Bir ülkenin hürriyetini sevmek, ülkenin geleceğini emin ellere bırakacak olanlara yardım etmek demektir. Şimdi yapılan iyi çalışmalar, gelecekte büyük bir zaferin kazanılmasına yardım edebilir.

13. Deildir îr-i der-zencîre töhmet ‘acz-i akdâmı


 

Felekde baht utansın bî-nasîb erbâb-ı himmetden

Namık Kemal, vatan için savaşan, didinen, içi vatan sevgisiyle dolu bir şairdir. Atatürk, Namık Kemal'in bir beytini değiştirerek kullanmıştır. Namık Kemal, ülkenin içinde bulunduğu durumda bir kurtarıcı arayarak, sağa sola sorular yöneltmekte, ülkenin kurtarılıp kurtarılamayacağından endişe etmektedir. Atatürk ise, değiştirdiği bu beyitle "vatanın mutlaka kurtarılacağını" söylemektedir. Namık Kemal endişeli, Atatürk ise kararlıdır. Namık Kemal'i, eserinde belirttiği gibi "hürriyet" ve "vatan" kavramlarıyla özdeşleştirebiliriz. O, hürriyet ve vatan şairidir. Onu böyle düşünmemizde, onun hürriyete ve vatana oları âşık kişiliği ve yazdığı eserlerde sürekli bu iki kavramı en üstte tutması, sürekli bu kavram­ların değerini insanlara anlatması etkili olmuştur.

14. Ziyâ dûr ise evc-i rif’atinden ıztırârîdir

Hicâb etsün tabî’at yerde kalmış kâbiliyetden

Namık Kemal, doğru bildiğini söylemekten çekinmeyen bir yazardır. Vatanını ve hürriyetini çok sevdiği için, ülkenin içinde bulunduğu zor şartlardan kurtarılması için elinden gelen her türlü gayre­ti göstermiştir. Devrin siyasi kişileriyle de irtibatı olan şair, hükümeti yanlış icraatları sebebiyle eleştir--niştir. Bu eleştiri onun dürüst bir insan olduğunu gösterir. Şiirinde de dediği gibi, makam, mal mülk ve şöhret için alçalmamış, hak bildiği yolda hiçbir şeyden korkmadan dosdoğru ilerlemiştir. Ona göre Avrupalıların Osmanlı'ya göre bazı teknik üstünlükleri vardır. Bu teknik üstünlüğü onlardan alırsak, biz­deki "hamiyet" mayası bizi onlardan daha zengin ve üstün yapacaktır. Bu amaçla yazdığı yazılarda ülkenin İslam birliği içinde refaha kavuşabileceğini, ülkenin ırk olarak farklı köklerden gelen milletlerinin tek bir potada, yani din potasında birleşebileceğine inanmış bir fikir adamıydı. Ayrılıkları değil, birlik olabileceğimiz yönlerimizi hep en üstte tutmalıyız. Namık Kemal, bu ideali uğrunda pek çok eser yaz­mıştır.

15. Biz ol nesl-i kerîm-i dûde-i Osmâniyânız kim

Muhammerdir ser-â-pâ mâyemiz hûn-ı şehâdetden

Namık Kemal, ‘Hürriyet Kasidesi’nin bu beytinden on sekizinci beytine kadar ‘tarih duygusu’nu konu ve tema olarak ele almış ve işlemiştir. Namık Kemal, burada tarihe dönerek Osmanlı boyunun ulu soyuna mensup olduğunu ve bu neslin Yüce değerler uruna akıttığı şehitlik kanı ve ulaştığı mertebe ile şerefyap olduğunu dile getirmektedir.

16. Biz ol âlî-himem erbâb-ı cidd ü ictihâdız kim

Cihân-gîrârâne bir devlet çıkardık bir aşîretden

“Biz bir (küçük) aşiretten dünyaya hükmeden bir devlet yaratan o yüce himmetli, çalıkan ve güçlü kişileriz.” Namık Kemal, bir önceki beyitte sözünü ettiği Osmanlı soyunun dünyada kurmuş olduğu devlet ve bunu kuranların niteliklerini sıralayarak, kendisinin de aynı nesle mensup olduğunu ve benzer nitelikleri taşıdığını söylemektedir. Şairin fiil çekiminde birinci çoğul şahsı tercih etmesi tarihi ile övündüğü kadar onları içselleştirdiğini de göstermektedir. Namık Kemal, Türklerin Kayı boyu aşiretinden gelen Osman Oğullarının çalışkanlığı, gayreti, ciddiyeti ve iradeli olduğundan ötürü cihangirane, dünyaya hükmeden bir devlet çıkardığını dile getirmektedir.

17. Biz ol ‘ulvî-nihâdânız ki meydân-ı hamiyyetde

Bize hâk-i mezâr ehven gelir hâk-i mezelletden

Namık Kemal’in bu beytiyle birlikte ‘tarih’ temine döndüğü gözlemlenmektedir. Kendi şahsında Türk milletinin tarihteki tavır ve karakterini kendi bakış açısından ortaya koymaktadır. Namık Kemal, bu beytinde öz itibariyle, “biz esareti sürekli ölüm kabul eden bir milletiz. Bizim tarihimizde esaret yoktur. Biz ya bağımsız hür yaarız ya da tarih sahnesinden çekiliriz” demek istemektedir.

18. Ne gam pür-âteş-i hevl olsa da gavgâ-yı hürriyyet

Kaçar mı merd olan bir can içün meydân-ı gayretden

Namık Kemal, ‘Hürriyet Kasidesi’nin bu beytinden yirmi dördüncü beytine kadar ‘ferdi kahramanlık’ konu ve temasını ele almış ve işlemiştir. Mert insan ve/veya kişi, yakın çevresi veya toplum içinde pozitif izlenim uyandırırlar. Bu tip insanlar, genel anlamda her toplumda güvenilir insanlar olarak kabul edilirler. Çünkü bu insanlar, girdikleri veya yaptıkları işlerde dürüstlük, dayanıklılık ve cesaret gösterirler. Namık Kemal’in ideal insan tipini de ortaya koyan bu beyitten anlaşıldığına göre, şair, gayret meydanından, yani mücadeleden canını kurtarmak için kaçanları mert saymamaktadır. Ona göre, can, insanın en kıymetli varlığıdır, fakat bazı değerler uruna candan bile vazgeçilebilmelidir. Din, vatan, millet ve hürriyet … vb. gibi kavramlar ve değerler, gerektiğinde uruna ölünebilecek şeylerdir.

19. Kemend-i cân-güdâzı ejder-i kahr olsa cellâdın

Müreccahdır yine bin kerre zencîr-i esâretden

Namık Kemal, bu beytinde esaret ile celladın infazda kullandığı ip arasında bir karşılaştırma yaparak, esarettense ölümü göze almanın daha tercih edilen bir şey olması gerektiği görüşünü ileri sürmektedir. Namık Kemal, esareti devamlı ölüm olarak kabul etmektedir. Esarette başkalarına boyun eğişi vardır. Şaire göre, “insanın başkasının emrinde yaşayıp onuru kırılacağına, celladın ipinde can vermesi daha iyidir.” Yine o, “biz esarete boyun emeyiz, esaret yerine celladın ipini tercih ederiz. Bizde esarete boyun eme yoktur. Hürriyet ve bağımsızlık vardır … vb” demek istemektedir.

20. Felek her türlü esbâb-ı cefâsın toplasın gelsin

Dönersem kahbeyim millet yolunda bir ‘azîmetden

Kasidenin bundan önceki beyitlerinde mert, metin ve mekin insanlardan bahseden Namık Kemal, Hürriyet Kasidesi’nin çok meşhur olan bu beytinde bizzat kendisi bir kahraman ve metin insan olarak görünmektedir. Hayatını bir gayeye adayanlar, dünyayı dikensiz gül bahçesi olarak görmez, aksine orada pek çok bela, kötülük ve düşmanlıkların olduğunu bilirler. Bütün bunlara rağmen bu insanlar, yollarından ve inandıkları değerler uruna mücadele etmekten geri durmaz ve dönmezler. Bundan dolayıdır ki bu gibi kişilere kahraman adı verilir. Namık Kemal, vatan şairi olarak hayatıyla buna örneklik teşkil eden kahraman bir insandır.

21. Anılsın mesleğimde çekdiğim cevr ü meşakkatler

Ki ednâ zevki a’lâdır vezâretden sadâretden


İnsanın gerek iş ve gerekse meslek hayatında çekmiş olduğu eziyet sıkıntı ve çileler olduğu gibi ulaştığı ve elde ettiği makamın vermiş olduğu bir memnuniyet ve zevk de vardır. Namık Kemal’in yaşadığı devirde vezirlik ve sadrazamlık en yüksek makamlardır ve bundan dolayı da insana verdiği zevk de o derece yüksektir. Ancak bu makam ve mevkilerin verdiği zevki tercih etmemektedir.
 

22. Vatan bir bî-vefâ nâzende-i tannâze dönmüş kim

Ayırmaz sâdıkân-ı ‘aşkını âlâm-ı gurbetden

Namık Kemal, bu beytinde kişileştirerek bir sevgiliye benzettiği ‘vatan’ üzerinde durmaktadır. Bu kavram Türk edebiyatında değişik edebi türlerde işlenmiş ve bunları konu edinen bilimsel çalışmalar yapılmıştır. Ortada bir sevilen, bir de seven ve/veya sevenler var. Sevilen tek olabilir ama bunu sevenler çok fazla da olabilir. Edebiyat tarihçisi Nihad Sami Banarlı, ‘Şiir ve Edebiyat Sohbetleri’ adlı eserinde şairin vatan fikri ile güzel bir kadın, bir sevgili ve anne vatan ilişkisi üzerinde durur: “

23. Müberrâyım recâ vü havfden indimde âlîdir

Vazîfem menfa’tden hakkım agrâz-ı hükûmetden

Namık Kemal burada görevine düşkün, görevini çıkarına üstün tutan, korkusuz ve rica ederek iş yaptırmayan bir insan anlayışını dile getirmektedir. Bu tip insanların örneği olarak kendini görmektedir. Çünkü ‘ben rica ve korkudan uzağım, görevim menfaatimden, hakkım hükümetin kötü niyetlerinden daha üstündür” demektedir.

Rica ile bir iş yaptıran kimse, bilmeli ki işini yapan kendisinden daha büyük ve üstesinden gelemeyeceği bir şeyi gün gelecek kendisinden yapmasını isteyecektir. Yapamadığı zaman da baskılar ve şantajlar birbiri ardına gelecektir. Ama böyle bir rica ile işi olmayan hiçbir şeyden korkmaz, çünkü kimseye mahkum değildir.

24. Civân-merdân-ı milletle hazer gavgâdan ey bî-dâd

Erir şemşîr-i zulmün âteş-i hûn-ı hamiyyetden

Namık Kemal, genel anlamda vatan şairidir ve pek çok kişiye de rol-model olmuştur. Bu beyitte Namık Kemal, bir aktivist rolüyle ortaya çıkmaktadır. Onun ‘Hürriyet’ gazetesinin 51. Sayısında bu kasidenin bazı beyitlerinin görüldüğünü ifade eden Mehmet Kaplan, onun bu yönünü öyle dile getirir: “Bu sıralarda Namık Kemal, şahsiyetinin en kuvvetli anını yaar ve bu manzumede biz bu anı buluyoruz. Daha ilk beyitten itibaren karşımıza bir ihtilâlci tipi çıkıyor: Devrin iktidarına bir prensip namına karşı gelen, muhalefet eden, savaşan bir insan.”

25. Ne mümkin zulm ile bî-dâd ile imhâ-yı hürriyyet

Çalış idrâki kaldır muktedirsen âdemiyyetden

Namık Kemal, ‘Hürriyet Kasidesi’nin bu beytinden son beytine kadar ‘hürriyet aşkı’nı konu ve tema olarak ele almış ve işlemiştir. İnsanı diğer canlı varlıklardan ayıran bazı özellikleri vardır. Bunlardan biri onun konuşması ise diğeri düşünen bir varlık olmasıdır. insanoğlunun benimsemiş olduğu pek çok fikirden biri de hürriyet fikridir. Hürriyet, zihinde tasarlanıp beliren ve uygun ortamı bulduğunda dile getirilen bir fikirdir. Hürriyet fikrinin ifade edilişini zulüm ile geciktirmek ya da erteletmek mümkündür ama bu düşünceyi imha etmek mümkün değildir.

YORUM EKLE