Türk abcesinde Ş damgasının (harfinin) ortaya çıkış öyküsü

Türk abcesinde Ş damgasının (harfinin) ortaya çıkış öyküsü

Ş HARFİ NASIL ORTAYA ÇIKTI

İsmail Tokalak 

Türkiye Cumhuriyeti ilanında 30 yaşında olup tarihe meraklı babası Koca Ağa Oğlu Hakkı Efendi’den(Ölm 1926) kalan büyük kütüphane ve ilme ve bilme duyduğu ilgi sayesinde kendi kendisini oldukça iyi yetiştirmiş olan dedem (annemin babası) Cevat Hakkı Tarım (1893-1964) Cumhuriyetin kültürel, siyasi gelişimine katkı sağlamak için son gününe kadar canla başla çalışmıştı. İlk eşi de meşhur politikacı Osman Bölükbaşı’nın halası idi.

Kırşehir’de tarih ve coğrafya, beden eğitimi hocalığı yapmış, Kırşehir gazetesini uzun yıllar çıkartmış, Kırşehir Ansiklopedisi, Kırşehir Tarihi (Kırşehri Gülşehri-Babiler-Bektaşiler-Ahiler..1949) gibi bir çok temel eserler vermiş sayısız makaleler yazmış, Kırşehir Belediye Başkanlığı yapmış Cumhuriyet devrimlerini bütün kalbiyle destekleyen idealist bir aydındı.

Cevat Hakkı Tarım İlk defa Atatürk ile 24 Aralık 1919’da Kırşehir’de karşılaşmış henüz 26 yaşında olmasına rağmen Kırşehir Gençler Derneği temsilcisi sıfatıyla Atatürk’e hitaben Kurtuluş Mücadelesini destekleyen bir konuşma yapmıştı. Atatürk bu konuşma karşısında ‘Milletin her köşesi böyle düşünen, gelişime açık tarzda yetiştirilmiş (eğitilmiş) olsaydı bu duruma düşmüş olmayacaktık’ diye biten bir konuşma yapmıştı. Cevat Hakkı Tarım İkinci kez Atatürk ile bu olaydan dokuz sene sonra karşılaşacaktı. Atatürk 1928 yılının Ağustos ayında yaptığı harf devriminin hemen arkasından 14 Eylül 1928’de Sinop, Samsun, Amasya ve Kayseri’yi kapsayan bir yurt gezisine çıkmıştı. Uğradığı yerlerde halkın ileri gelenlerinin, eğitimcilerin yeni Türk alfabesini ne ölçüde kavradıklarını ve benimsediklerini anlamak için bu konularda çeşitli fikir alışverişlerinde bulunuyordu.

Atatürk bu seyahatı sonunda trenle Ankara’ya dönüşünde 20 Eylül 1928 günü Kırşehir yakınlarındaki Yerköy tren istasyonuna gece yarısı birkaç saatliğine uğrar. Bu ziyareti haber alan Kırşehir halkının ileri gelenleri başta Cevat Hakkı Tarım ve eğitimci Ömer Aydın olmak üzere çoğunluğu yanlarına eşlerini de alarak Atatürk’ü Yerköy istasyonunda karşılamaya giderler. Atatürk bu karşılamadan oldukça memnun olur. Tren istasyonu salonuna girince oradaki ilan tahtası olarak kullanılan kara tahta üzerinde imtihan yapmak için tebeşir ister.

Atatürk önce tahtaya Ortaokul müdürü Ömer Aydın’ı davet eder. Ondan yeni harflerle söylediği şeyleri yazmasını ister Ömer Aydın’ın bunları başarıyla yazdığını ayrıca orda bulunan bayan öğretmenlerden Naciye genç, Nesibe Gönendik’in de yeni harfleri iyi bildiklerini görünce şöyle der;

"İşte hocam biz harf devriminii dilimizi Arap’ın, Acem’in (Farçanın) hakimiyetinden kurtarmak için yaptık. Şimdi biz buna insanın düşüncesi diyebiliriz.’ der.

İmtihan bittikten sonra Atatürk yeni harflerin uygulamasında okuma ve yazmayı güçleştiren şekiller bulunup bulunmadığını sorması üzerine, kara tahtanın yanında ayakta bekleyen Cevat Hakkı Tarım Latin harflerle yazılan Tükçe imla kurallarının bir kısmının daha anlaşılır olmasına dikkat çeker, ve izinle şöyle der:

"Paşam bilhassa bağlama, istifham (soruya ait) edatı olan mu, mü, mı, mi.. ve rabıt, rabıta (bitirici, bağlayıcı) edatı olan ki ile zarf edatı olan ki ile dahil manasına gelen de-da gibi edatların yazılışında harfleri yeni öğrenmeye başlayanların aralarındaki incelikleri ayırt edemediklerini bunların bir standarda kavuşması gerekiyor" diyerek kara tahtada örnekler vererek izah eder.

Bu arada Yozgat Mebusu Süleyman Sırrı İçöz Fransızcada olduğu gibi ‘Q’ Harfinin niçin kabul edilmediğini Atatürk’e sorar. Atatürk ise kendisinden bilimsel açıklama beklediğini söyler.

Cevat Hakkı Tarım şöyle der:

Kamil, katil, gaip, gar, gardiyan, ….gibi yabancı menşeli kelimeleri Tükçeleştirmek için. Cevat Hakkı Tarım’ın bu cevabı üzerine Atatürk gülerek ‘evet doğru’ diyerek Cevat Hakkı Tarım’ı onaylar. (1) Atatürk beş saat süren bu imtihan ve mülakattan sonra tam gitmeye hazırlanırken başka sorusu ve önerisi olan var mı diye son defa sorunca, tekrar Cevat Hakkı Tarım ‘Paşam iki konuda daha ricam olacak’ der.

Atatürk ‘söyle evlat’ der.

"Paşam Milli Mücadelenin gazetesi Hakimiyet-i Milliye gazetesi (2) hala Arapça harflerle çıkıyor, halk gerçekten yeni harfleri öğrenmek istiyor. Hakimiyet-i Milliye gazetesini bir an önce yeni harflerle çıkarılmasını rica ediyorum. İkinci ricam da şu; Yeni Latin alfabede Ş sesini Fransızcadaki gibi CH yazarak veriyoruz. Bu karışıklığa sebep oluyor. Biz S harfinin altına bir virgül koyarak bunu Ş olarak okursak bu halk için çok daha kolay olacak.’ der.

Bunun üzerine Atatürk yanındaki Saffet Arıkan’a dönerek bunları not al der. Bu olaydan sonra çıkan ilk Hakimiyet-i Milliye gazetesi Latin harflerle çıktığı gibi başta Ş harfi değişikliği olmak zere Cevat Hakkı Tarım’ın bir çok önerisi ile Türk alfabesi ve yazım kuralına yenilikler getirilir. 

Muhtemelen C harfine kuyruk eklenerek alfabeye Ç harfi eklenmesi bu öneriye bağlı olarak yapılmıştı. Bu makale vesilesiyle Türk tarihinin perde arkasında kalmış bugüne kadar bilinmeyen diğer bir gerçeğini de sizinle paylaşmış oluyoruz.

İsmail Tokalak

Yorumlar (2)
Muhsin Durlu 7 ay önce
Çok yerinde bir öneri olmuş. Isıdan sonraki aşama ışıktır. Yetrince sıcaklığı artan cisimler ışık yaymaya başlarlar. Işık kaynağımız da güneştir. Orhun abecemizdeki NG çift seslisinin sola yukarı giden çizgisinin ucundan aşağıya dik inen çizgiyle anlamlı ideogram) atalarımız güneşi tanımlamışlar zaten
MELİKE 2 ay önce
Ş NERDE Ü NERDE
parçalı az bulutlu