Uygur alfabesi, Uygur alfabesinin özellikleri, Uygur alfabesi Türkçe karşılığı

Uygur alfabesi çeviri, Uygur alfabesi, Uygur alfabesi nedir, eski uygur alfabesi, yeni uygur alfabesi, uygur alfabesi türk yazısı, uygur alfabesi kaç harf

Uygur alfabesi, Uygur alfabesinin özellikleri, Uygur alfabesi Türkçe karşılığı

Uygur alfabesi, Uygur alfabesinin özellikleri, Uygur alfabesi Türkçe karşılığı

Uygurlar, günümüzde büyük bir kısmı Çin’ bağlı bulunan Sincan Uygur Özerk Bölgesi’nde yaşamayı sürdüren bir Türk halkıdır. Uygurca olarak bilinen ve Türk dillerinin Uygur grubunda bulunan bir dil konuşmaktadırlar. Genellikle Eski Uygurca ve Yeni Uygurca şeklinde ve tarihin farklı dönemlerinde kullanılan dili belirtmek amacıyla ikiye ayrılır. Eski Uygurca, Göktürk Alfabesi ya da Göktürk yazı sistemi kullanılan dönemden sonra yazılı eser vermeye başlayan tarihi dönemi ifade etmek amacıyla kullanılır. Yeni Uygurca ise 20.yüzyılda yeniden yazılı eser verilen, yazılı dil olarak kullanılan dili ve tarihi anlatmaktadır. Aşağıda Uygurcayı yazılı hale getirmekte kullanılan alfabeler hakkında geniş bilgiler verilmiştir.

UYGUR ALFABESİ

Uygur alfabesi, Soğd kökenli olup bazı değişikliklerle Türkçeye uygulanmıştır. Harf sayısı 14'tür. Bunlardan üçü ünlü, 11'i ünsüzdür. Sağdan sola doğru yazılır. Z hariç tüm harfler bitiştirilir.

Uygurların Kullandığı Alfabeler Uygurlar zamanında oluşan yeni din çevreleri peşinden yeni alfabeleri de getirmiştir.

Türkler, kabul ettikleri yeni dinlerin kutsal metinlerinin yazıldığı alfabeleri alıp dillerinin yazımına uyarlamasını bilmişlerdir.

Maniheist Türkler arasında Mani (Manihey) ve Uygur alfabesi olmak üzere iki temel alfabe kullanılmıştır. Mani alfabesi Maniheist Türkler arasında daha sonra yerini Uygur alfabesine bırakmıştır.

Budist Türklerden kalan metinlerin çoğu Soğd yazısından geliştirilen Uygur alfabesi
ile yazılmıştır. Doğrudan Soğd yazısı ile yazılmış birkaç metin dışında Brahmi ve Tibet yazısı ile yazılmış az sayıda yazma da vardır.

Uygur alfabesi, geç dönem Soğd alfabesi diye adlandırılan Soğdların işlek el yazısından (kurziv) harf eklemeleri, birleş tirmeler gibi ufak değişiklikler ile alınarak Türkçe için kullanılmış bir yazı sistemidir. Bu alfabenin uzun süre ve en çok Uygurlar tarafından kullanılmış olması, Uygur kültürünün gelişme döneminin belirleyici unsurlarından biri olması nedeniyle Uygur alfabesi denilmiştir.

Uygur alfabesinin yaygınlık kazandığına delil olarak, Kaşgarlı Mahmud'un Bağdat'ta yazıp Abbasî halifesine sunduğu Divanu Lugati't-Türk (1072) adlı eserinde bu alfabe için kullandığı "Türk alfabesi" sözü yeterlidir.

Uygur alfabesi, Budizm ve Maniheizm dinî metinlerin, çok az olmak üzere Hıristiyanlıkla ilgili metinlerin ve dinî olmayan her türlü metnin yazımında kullanılmıştır.

Uygurca Ünlü Harfler

Uygurca Ünlü Harfler

Uygurca Ünsüz Harfler

Uygurca Ünsüz Harfler

Uygur Alfabesinin Kullanımı

Uygur alfabesini Türkçenin yazıya geçirilmesi için ilk kullananlar Uygurlar değil, diğer Türk boylarıdır. Uygur alfabesinin Türkler tarafından ne zamandan beri kullanıldığı kesin olarak bilin memektedir. Ancak işlek Soğd el yazısı, 7. yy'da ortaya çıkmıştır. Bu nedenle, bu alfabenin 8. yy'da Doğu Türkistan'da yaşayan diğer Türklerce kullanılmaya başlandığı, 9. yy ortalarından itibaren Koço Uygur Kağanlığı'nın kurulması ile Uygurlar arasında yaygınlık kazandığı genel görüştür. Köktürk toprakları üzerinde kurulan Ötüken Uygur Kağanlığı zamanında (744-840) Uygurların Köktürk alfabesini kullanarak mezar taşı yazma geleneğini devam ettirdiklerini daha önce belirtmiştik.

Uygur alfabesi Turfan ve çevresinde 15. yy'a kadar kullanılmış, ondan sonra yerini Arap alfabesine bırakmıştır. Bu dist Uygur eserleri arasında geçen Altun Yaruk'un 1687'de yazılmış bir nüshası ve Su-çou şehrinde 1702'de yazılmış bir Budizm metni ele geçirilmiştir; yani Kansu'daki Budist Uygurlar arasında bu alfabe dinî amaçlı da olsa 18. yy'a kadar kul lanılmıştır. Budist kitabeleri Sarı Uygurlar tarafından klâsik Uygur dilinde, eski Uygur harfleriyle yazılmaya devam etmiş tir. Bu, Uygur yazısının Türkler arasında bin sene, hattâ daha fazla bir süre kültür yazısı olarak yaşamış olduğunu ispat etmektedir.

Bu kadar uzun zaman Türk kültürüne hizmet etmiş olan harfler, menşei itibariye Soğdça vesair harflerden çıkmış bir alfabe olsa dahi, Divanu Lügati't-Türk'teki gibi "Türk yazısı" diye anılmaya hak kazanmıştır. Türk kültüründeki hayatının uzunluğu itibariyle ancak Arap harfleri Uygur harfleriyle karşılaştırılabilir.

Müslüman Türklerin yaşadığı, fakat Moğolların hâkim olduğu ülkelerde Uygur alfabesi kullanılmaya devam etmiştir. Bu, 14. yy'da başlamış ve 15. yy'da artarak devam etmiştir. Uygur yazısının 15. yy'da Osmanlı sarayında da kullanıldığı bilinmektedir. Fatih Sultan Mehmed'in Akkoyunlu hükümdarı Uzun Hasan'a karşı yaptığı başarılı seferden sonra 1473'te gönderdiği yarlık üstte Uygur, altta Arap olmak üzere iki alfabelidir. Bu yarlık, Fatih'in sarayında görevli bahşı'lardan Şeyhzade Abdürrezzak Bahşı tarafından yazılmıştır. Topkapı Müzesinde bulunan bu yarlık, Reşit Rahmeti Arat tarafından yayımlanmıştır ("Fatih Sultan Mehmed'in Yarlığı", Türkiyat Mecmuası, C. VI, 1939, s. 285-322).

Diğer hanedanların saraylarında dahi bu gibi vesikaları büyük Moğol devleti çöktükten sonra da ara sıra Uygur harfleriyle yazmak 15-16. yüzyıllara kadar devam etmiştir. Örneğin, Altın Ordu hanlarının bazı fermanları da Uygur harfleri iledir (A. N. Kurat, Altın Ordu, Kırım ve Türkistan Hanlarına Ait Yarlık ve Bitikler, İstanbul 1940).

Uygur alfabesi, İslâmî dönem eserlerinin bazı nüshalarının yazımında da kullanılmıştır. Kutadgu Bilig'in üç nüshasından biri olan Viyana nüshası Uygur harfleri ile yazılmış ve 1439'da Herat'ta istinsah edilmiştir. Yine Kutadgu Bilig ile aynı dönemin, yani Karahanlı döneminin eseri olan 'Atabetü'l-Hakâyık'ın en iyi nüshası, Uygur yazısı ile ünlü hattat Zeynü'l-'Abidin bin Sultanbaht Cürcanî tarafından 1444'te Semerkand'da istinsah edilmiştir. Bunlar dışında Mi'rac-nâme, Tezkiretü'l-Evliyâ, Bahtiyar-nâme, Muhabbet-nâme, Letâfet-nâme, Sîrâcü'l-Kulûb gibi eserlerin nüshaları ile 15. yy Çağatay şairlerinden Lutfî ve Sekkakî'nin iki alfabe ile yazılmış şiirlerinin nüshaları vardır (O. F. Sertkaya, "Osmanlı Şairlerinin Çağatayca Yazılmış Şiirleri III. Uygur Harfleri İle Yazılmış Bazı Manzum Parçalar I", Türk Dili ve Edebiyatı Dergisi XX, İstanbul 1972, s. 157-184; "Some New Documents Written in the Uigur Script in Anatolia", Central Asiatic Journal XVIII/3, 1974, s.180-192; İslâmî Devrenin Uygur Harfli Eserlerine Toplu Bir Bakış, Bochum 1977).

Doğu Türkistan'dan İstanbul'daki Osmanlı sarayına kadar söz konusu dönem içinde, dokuz yüzyıl kullanımda olan Uygur yazısına ve Uygurcaya bağlı kalmanın asıl nedeni dindir, çünkü Türk olmasalar da Maniheist ve Budistler için Uygur hüküm darlarının dili ile ilahiler okumak ve onların dilinde kitaplar hazırlamak dinin gereği sayılmıştır.

Uygur alfabesi başka milletler tarafından da kullanılmıştır. 13. yy başlarında Moğolların resmî yazısı olmuş ve bu durum 20. yy ortalarına kadar devam etmiştir. 1204'te Cengiz Han, Tata Tonga adlı bir Uygur'u Moğollara yazı öğretmekle görevlendirmiş ve Uygur alfabesi Moğolcaya uyarlanarak öğretilmiştir.

Ayrıca Tunguz halklarından Mançular da Çin'de 1644'te hanedanlarını kurunca kendi dilleri için resmî bir alfabeyi gerekli görüp Moğol alfabesini almışlar ve bazı değişikliklerle kendilerine uyarlamışlardır. Bu şekildeki Mançu yazısı da 20. yy başlarına kadar kullanılmıştır.

UYGUR YAZI SİSTEMİ

Uygurcada Türkçenin 8 ünlüsü, Arap alfabesindeki ünlülerle söyleyecek olursak elif, vav, ye harfleri ile yazılır. Söz başı /a/ ünlüsü elif + elif (çoğunlukla tek elif); /e/ ünlüsü ise tek elif; /o/, /u/ ünlüleri elif + vav; /ö/, /ü/ ünlüleri elif + vav + ye (çoğu zaman elif + vav) ile yazılır. Köktürk alfabesinde kalın ve ince ünlüler yazıdan ayırt edilmezdi, fakat ünlüler konusundaki bu eksiklik, ünsüzler konusunda ince ve kalın ünlülerle ayrı ses işaretleriyle belirtilen ünsüzlerle giderilmişti.

Uygur alfabesi her ne kadar Soğd alfabesi kökenli ise de bazı ünlülerin gösterilmesi bakımından Soğd yazısı ile Uygur yazısı arasında fark vardır. Soğd yazısında söz içi ünlüleri çoğu kez söz başı ünlüleri gibi elif'li yazıldığı hâlde Uygur yazısında bir tür tasarrufa gidilmiş ve yuvarlak ünlüler (/o/, /ö/, /u/, /ü/) bir vav ile, /ı/, /i/ ünlüleri de sadece ye ile gösterilmiştir. Yalnız, Uygur yazısında et'öz "vücut" (et + öz) birleşik sözcüğünde, ikinci sözdeki söz başı yuvarlak ünlüsü (/ö/), elif + vav + ye ile yazılmıştır.

Uygur alfabesi aslen 14 harften ibarettir, fakat okunaklı ancak dört-beş harfi tanımlayabiliyoruz. Diğerleri hep bu dört-beş harften oluşmuştur. Bazı tek harfler o
kadar çok sesi ifade eder ki bunlara müstakil harf denemez. Örneğin, tek bir harfin a, z, n, bazen r okunması gibi. /b/ ile /p/, /ç/ ile /c/, /j/ ile /z/ ve /k/ ile /g/ sesleri için sadece birer harf vardır. Kalın (art) /k/ ünsüzü, bazı yazmalarda kalın /g/ için kullanılan harfin üzerine iki nokta konulmak suretiyle ayırt edilse de buna her zaman uyulmaz, bu iki ses aynı şekilde yazılır. Yine hırıltılı /h/ ile kalın /g/ ve kalın /k/ seslerinin çoğu zaman ayırt edici şekilde yazılmadıkları görülür. /s/ ve /ş/ de aynı şekilde yazılan seslerdir. Kısacası, Uygur alfabesindeki ünsüz işaretleri Türkçe için son derece yetersizdir. Harflerin bu kadar güç okunmasına rağmen bu yazının bunca uzun zaman yaşayabilmesi, taşıdığı kültürün yüksekliğini ispat eder.

Uygur Alfabesinin Çözümü

F. W. K. Müller, kazılarda bulunan metin lerdeki Uygur alfa besini ve diğer alfabele ri çözerek 1898-1914 yılları arası Doğu Türkistan'da yapılan kazılardan elde edi len yazmaların çoğunun Türkçe, yani -o dönemin Türkçesi- Uygur Türkçesi olduğunu meydana çıkarır. Müller, Uygur harfli yazmaları Moğol yazısının yardımıy la çözmüştür, çünkü Moğollar, Uygur yazısını tâ Cengiz zamanında benimsemiş bulunuyorlardı.

Prof. Müller, bir Sanskritist, Sinolog, aynı zamanda İndo germanist ve arkeologtur. Taharca ile de meşgul olmuştur. Turfan hafriyatlarının tasnifinde onun da büyük hizmetleri vardır. Turfan ve çevresindeki kazılar Tohar, Soğd, Çin ve Sanskrit dillerine ait belgeleri de kapsı yordu. İşte, Müller bun ların hepsinden yararlanmıştır. Kısacası, Müller diğer Budist metinlerle ve bilhassa Türkçeden daha fazla işlenmiş olan Çin Budist metinlerini de bir uzman eliyle kullan mış ve Uygur alfabesiyle yazılmış Uygurca metinleri çözmede çok başarılı olmuştur.

İlk Uygurca Çalışmalar

Uygurca metinlerin ele alındığı ilk yayın, Uigurica'dır. Bu yayını gerçekleştiren kişi de Müller'dir. 1908'de Müller'in yayına hazırladığı Uigurica I ve 1911'de yayımladığı Uigurica II'de Uygurca metinlerin kenarında Çinceleri de yer almaktadır. Bunlar dil incelemeleri bakımından çok önemli eserlerdir. Bu yayınlar başlangıç döneminin araştırması olduğu için bazı transkripsiyon hataları içerse de, bugüne kadar hiçbir bakımdan önemini kaybetmemiş olan çalışmalardır. Bunların ardından 1919'da Uigurica III'ü de çıkarmış Müller'in ölümünden sonra 1931'de onun bıraktığı materyallerden A. v. Gabain Uigurica IV'ü yayımlamıştır.

Müller ile aynı yıllarda A. von Le Coq, Mani yazmaları üzerinde çalışmıştır. Le Coq, Manichaica I'i, 1911'de; Manichaica II'yi, 1919'da; Manichaica III'ü, 1922'de Prusya
Akademisi yayınları arasında yayımlamıştır.

V. Bang ve öğrencisi A. von Gabain'in birlikte çıkardıkları bir başka süreli yayın daha vardır: Türkische Turfan-Texte (TTT). Bu yayının ilk altı sayısı Bang ve Gabain'e ait olup bu yayınlarda beş ayrı metin araştırması ve bir indeks bulunmaktadır (TTT I, 1929; TTT II, 1929; TTT III 1930;.TTT IV, 1930; TTT V, 1931; TTT VI, 1934). 1959'da son sayısı yani 10. sayısı çıkan bu dergi Berliner Turfantexte (BTT) adı ile devam etmiştir. Günümüzde hâla çıkan BTT'nin ilk sayısını 1971'de G. Hazai ve P. Zieme yayımlamışlardır (O. F. Sertkaya, "Turfan Metinleri ve Yapılan Yayımları", Türkiyat Mecmuası XIX, İstanbul 1980).

Eski Uygur Alfabesi

Uygur Alfabesi olarak anılan farklı alfabeler bulunmaktadır. Bazı kaynaklarda sadece Uygur Alfabesi olarak anılan Eski Uygur Alfabesi, Soğd ya da Sohut olarak anılan Orta Asya tüccar kavminin kullandığı yazı sisteminden esinlenerek geliştirilmiştir. Eski Uygur Türkçesini yazmak için kullanılmıştır. 8-17.yüzyıllar arasında Asya’nın doğu bölgelerinden İstanbul’a kadar çok geniş bir alanda kullanılan bu alfabe 18 harflidir. 3 ünlü ve 15 ünsüz harften oluşan bu yazı sistemindeki Z sesinin karşılığı olan harf hariç tüm harfler bitiştirerek yazılır. Sağdan sola doğru yazılan bu yazı sisteminde kullanılan harflerin ön, iç ve son ses durumlarına göre başta, ortada ya da sonda olmak üzere 3’er tane farklı yazım biçimleri bulunmaktadır. Alfabenin kullanılmaya başladığı tarih kesin olarak bilinmemektedir. Ama bu alfabeyle yazılmış olan ilk örnekler, 750-827 yılları arasında yazıldığı tespit edilen metinlerdir.

Kağıt ve matbaayı kullandığı bilinen ilk Türk kavmi olan Uygurların oluşturdukları alfabe, Türklerin İslamiyeti kabul ettikten sonra Arap alfabesini kullanmaya başlamalarına rağmen bazı Türk devletlerince kullanılmaya devam eden bir alfabe olmuştur. 742-840 yılları arasında Uygur Kağanlığı döneminde kullanılan Eski Uygur Alfabesi, daha sonraki dönemlerde de Türkistan ve Kırım’da kurulan bazı Türk devletleri tarafından kullanılmaya devam etmiştir. 1370 yılında kurulan Büyük Timur İmparatorluğu’nda ve kollarında da kullanılan bu alfabeyle edebiyat, sanat, din, hukuk konularında yazılan çok sayıdaki kitap, Türk kültürünün önemli bir dönemini anlatan eserler konumunda bulunurlar.

Uygur Alfabesi Olarak İsimlendirilen Diğer Alfabeler

10.yüzyıldan sonra Arap Alfabesi ile yazılmaya başlanan Uygurca, sonraki dönemlerde Kiril Alfabesi, Latin Alfabesi ve Pinyin harfleri kullanılarak da yazılmıştır. Aşağıdaki tabloda Arap harfleri, Kiril harfleri, Latin harfleri (2.000 yılından sonra) ve Pinyin harfleri (1960-1980 arası) kullanılarak yazılan Uygurca için kullanılmış olan karakterleri ve karşılaştırmalarını bulabilirsiniz. Bugün kullanılan Uygurcada 8 adet ünlü harf (a, e, é, i, o, u, ö, ü) ve 24 adet ünsüz harf (b, c, ç, d, f, g, ğ, h, j, k, l, m, n, ñ, p, q, r, s, ş, t, v, x, y, z) olmak üzere toplam 32 harf bulunmaktadır. Bu tabloda yer alan harflerin dışında günümüzde kullanılan Uygurcayı yazmak için kullanılan Kiril Alfabesinde ek olarak iki harf bulunmaktadır. Kiril alfabesinde Ю юşeklinde olan harf, Arabik olarak يۇ şeklin, Latin olarak yu biçiminde gösterilir ve telaffuz edilir. Я я biçiminde Kiril alfabesinde yer alan harf ise Arabik olarak يا biçiminde, Latin olarak ya şeklinde karşılık bulmaktadır.

UYGURCA YAZMAK İÇİN KULLANILAN ALFABELERİN KARŞILAŞTIRILMASI

Arap Pinyin Kiril Latin Türkçe UFA  Arap Pinyin Kiril Latin Türkçe UFA
ئا A a A a A a A a /a/ ق Ķ ķ Қ қ Q q K k (Q q)/ q/
ئە Ə ə Ə ə E e E e /æ/ ك K k K k K k K k /k/
ب B b Б б B b B b /b/ ڭ -ng Ң ң -ng -ng (Ñ ñ) /ŋ/
پ P p П п P p P p /p/ گ G g Г г G g G g /ɡ/
ت T t Т т T t T t /t/ ل L l Л л L l L l /l/
ج J j Җ җ J j C c /ʤ/ م M m М м M m M m /m/
چ Q q Ч ч CH ch Ç ç /ʧ/ ن N n Н н N n N n /n/
خ H h X x X x H h (X x) /x/ ھ Ⱨ ⱨ Һ һ H h   H h /h/
د D d Д д D d D d /d/ ئو O o О о О о O o /o/
ر R r Р р R r R r /r/ ئۇ U u У у U u U u /u/
ز Z z З з Z z Z z /z/ ئۆ Ɵ ɵ Ө ө Ö ö Ö ö /ø/
ژ Ⱬ ⱬ Ж ж ZH zh J j /ʒ/ ئۈ Ü ü Ү ү Ü ü Ü ü /y/
س S s С с S s S s /s/ ۋ V v (W w) В в W w V v /v/
ش X x Ш ш SH sh Ş ş /ʃ/ ئې E e E e Ë ë E e (É é)/ e/
غ Ƣƣ Ғ ғ GH gh Ğ ğ /ʁ/ ئى I i И и I i İ i/I ı /i/ veya /ɨ/
ف F f Ф ф F f F f /f/ ي Y y Й й Y y Y y /j/

UFA: Uluslararası Fonetik Alfabesi

Uygur Dönemi Türk Edebiyatı

Uygurların Kısa Tarihi

Uygurlar, 745 yılında Göktürkleri yıkarak devlet kurmuşlardır. Uygurlar döneminde geniş bir alanda yerleşik hayata geçilmiş, kültür ve medeniyet oldukça gelişmiştir. Kısa sürede büyük güç kazanan Uygurlar, 762 yılında Çin imparatorluğunun başkentini ele geçirmişlerdir. IX. yüzyılın başlarından itibaren Yenisey bölgesinde büyük bir güç haline gelen Kırgızların zamanla Uygurlar üzerindeki baskıları artmış ve 840 yılında Uygur başkentini ele geçirip Uygur hakanını öldürmeleriyle Uygur Devleti yıkılmıştır.

ESKİ UYGUR EDEBİYATI

Uygurlardan Çin belgelerinde ve ilk Türk Kağanlığına ait yazıtlarda, Göktürk Anıtlarında bahsedilse de Uygurca metinler denince akla 840'ta Moğolistan'dan Hoço, Tarım, Turfan bölgelerine göç etmiş olan Uygurların, 13. yüzyılın başlarına değin bu bölgelerde ortaya koyduğu eserler, Budist ve Maniheist çeviri edebiyatı akla gelir. Çeşitli dinlerle, Hıristiyanlık, Maniheistlik ve Budizmle tanışan Uygurların çoğunluğu zamanla, aynı bölgede yaşayan, Budizmi daha önceden benimseyen Soğdların da etkisiyle Budist olmuştur.

Budist Uygurlar, Budist edebiyata ait önemli eserleri kendi dillerine çevirmişlerdir. Denilebilir ki Budist Uygur edebiyatının esasını bu çeviri eserler oluşturmaktadır. Bu eserler arasında çok az bir kısmı özgün, telif eserdir. Çoğunluğu ise Budist külliyata ait çeviri eserlerdir. Budist külliyatın, Tripitaka'nın içerisinden Uygurcaya çoğunlukla sutralar çevrilmiştir. Vinayalardan çevrilen eser olup olmadığı bugün bilinmemektedir.

Abhidharmalardan ise sadece Vasubandhu'nun Abhidharmakosabhaşyatika Tattvartha'sına Sthrimati tarafından yazılan yorumun çevirisine ait iki kitap elimize geçmiştir. Bunun dışında bir kaç küçük Abhidharma vardır.

A. V. Gabain'e göre Budist Uygur edebiyatı kısaca:

a) Anlatılar, Masallar,
b) Sutralar,
c) Tövbe duaları,
d) Büyü metinleri ile
e) Felsefî metinler olarak sıralanabilir
Budist Uygur edebiyatı üzerine çalışmalar 1934 yıllarına değin gider. Denis Sinor Journal Asiatique'te yayımlanan bir makalesinde ilk önce Uygurlar ve Uygurca çalışmalarının tarihine değinmiştir. Kısaca runik harfli yazıtlarla kimi Uygur metinleri arasındaki farklılıkları (sub ~ suv, anyıg ~ anıg; +da ~ +dın) ele alan D. Sinor daha sonra 50'nin üzerinde irili ufaklı Uygurca metin hakkında bilgi vermiştir. Bunu Schar lipp, 1995'te ise Yang Fuxue'nin çalışmaları izlemiştir. Bu alandaki son yayınlar ise M. Ölmez ve J. Elverskog'un çalışmalarıdır.

Budist edebiyat esas olarak Tripitaka "Üç sepet" (Çin. sanzang = Uyg. samtso ~ üç erdini ~ üç agılık) adı verilen kitap külliyatından oluşmaktadır. Bu üç kitap türü ise, yukarıda değindiğimiz Sutralar, Abhidharmalar ve Vinayalardır (bkz. Ş. Tekin, a.g.m., s. 36 ve ötesi).

Eski Uygurcada Upadesalara, Udanalara ve Vyakaranalara rastlanmaz. Çeşitli anlatıların yer aldığı Jatakalar, Avadanalar ve İtivrttakalar ise Uygur edebiyatında birbirlerin den pek ayırt edilmez, bunlar, çoğunlukla avdan ya da çatik adıyla anılırlar.
Bu dönemden Altun Yaruk, İki Kardeş Hikayesi, Çaştani Bey Hikayesi gibi sayısız eserler günümüze kalmıştır.

BUDİST UYGUR EDEBİYATI

Anlatılar, Masallar

Anlatı ve masallar, Eski Uygurcada avdan ya da çatik adıyla karşımıza çıkar. Daha çok tek başlarına bir kitap değil de, değişik kitapların -örneğin sutraların- içerisinde yer alırlar. Bu masallar belirli bir kalıp çerçevesinde ele alınmaktadır: Kalıp, bir öğrencinin (titsi) ustasına (bahşı) soruları ve ustanın da öğrencisine bir öykü aracılığıyla verdiği cevaplar şeklinde kurulmuştur (PhTF II, s. 222).

Tek başına bu tür masallara, öykülere ayrılan Uygurca kitapların başında Dasakarmapathavadanamalalar (= DKPAM) gelmektedir. Eski Uygurcada on edgü kılınçlıg yol ile karşılanan Dasakarmapatha 'On iyi davranışın yolu' olarak Türkçeye çevrilebilir. Bu öykülerden ilki U II'de yayımlanmıştır (s. 20-24). Aşağıda bu metinden bir parça verilmiştir:

(01) to?a ya?a teg küçlüg (02) erser yime .. anta ok tolp marım-(03)-ları etözleri barça kogşayur .. kögüz-(04)-inte yüreki suçınur .. bütün etöz-(05)-intin ter akıp üner .. kün te?ri (06) yarukı kapkara közünür (07) ol irinç ölümçi tınlıg (08) irnin yalvanu isig özi?e (09) umugı üzülüp kim erser özümke (10) ara turgay mu tep umug ınag tileyü (11) törtdin sı?ar körür .. tili tamgakı (12) kurıyur .. kırtışı sargarur kanı katıp (13) barır .. ölürteçi kişi yiti kılıç elginte (14) tuta yakın tursar .. ol kılıç köz-(15) -i?e ört yalın teg közünüp (16) inçe sakınır .. yer yarılzun erti .. (17) yerke kireyin erti .. azu uçugma (18) kuş bolup kökke uçayın (19) (erti .)..

Çevirisi:

"Yiğit (bir) fil kadar güçlü olsa da, hemen bütün organları, vücudu zayıflayıp tümden direncini yitirir. Göğsünde yüreği çarpar, bütün vücudundan ter boşanır. Güneş ışığı (gözüne) kapkara görünür. O zavallı, ölüme mahkum canlı, dilini çıkarıp, dudaklarını yalayarak yaşamından ümidini kesmiş (bir halde): "Benim yerime geçecek kimse yok mu?" diye umut arayarak dört tarafına bakınır. Dili damağı kurur. Güzel yüzü sararır, kanı gider. Öldürecek kişi elinde keskin kılıcı tutarak yaklaşınca, o kılıç gözüne alevlenmiş ateş gibi görünüp (içinden) şöyle geçirir: "Yer yarılsaydı da içine girseydim yahut uçan kuş olup göğe çıksaydım."

Sutralar

Budist külliyatın Uygurcada en yaygın kitaplarından olan sutra'nın sözlük anlamı "ip, sicim; kuşak, bağ; öğreti, yasa, kural, öğreti kitabı" olup Uygurcada genellikle sudur (Çin. jing = Uyg. ki, ke) sözcüğüyle karşılanmaktadır.

Uygurcaya çevrilen sutraların başında Suvarnaprabhasa-sutra gelmektedir. Uygurca adı kısaca altun yaruk sudur olan metnin bütününün yazıçevrimi yapılmış, ancak tüm bölümlerin çevirisi tamamlanma mıştır. 20. yüzyılın başında Çin Halk Cumhuriyeti'nin Gansu bölgesinde bulunan metin 700 sayfanın üzerindedir.

Sutralar ve çoğu Budist metin öncelikle Buda'ya, öğretisine ve cemaatine saygı ile başlar, işte Altun Yaruk'tan bir bölüm:

namo buddaya namo darmaya namo sa?gaya amtı monta bo nomnu? ke?ürü ulalmış süü tıltagın az te?inçe yene ukıtalım bo yme altun ö?lüg yaruk yaltrıklıg kopda kötrülmiş nom eligi atlıg nom erdinig boşguntaçı tutdaçı okıdaçıtı?ladaçı bitideçi bititdeçi tözün ler oglı tözünler kızı toyın şam nanç upasi upasanç tört türlüg terin kuvraglarnı? kö?ülü?üzlerte antag sakınçı?ızlar tursar bar mu erki antag tınlıglar kim bo nom erdini tıltagınta bo ok közünür ajunta edgü tüşke tegdeçi (.)

Çevirisi: "Buda'ya saygı, öğretisine saygı, cemaatine saygı. Bu öğretinin açılarak eklenmiş olan önsözü nün sebebini az birazcık yine anlatalım. Bu 'Altın renkli, par lak, ışıltılı, her şeyin üzerinde yüceltilmiş öğreti hükümdarı' adlı öğreti mücevherini talim eden, (emirlerini) tutan, okuyan, dinleyen, yazan, yazdıran soylu lar oğlu, soylular kızı, rahip, rahi be, mümin, mümine, dört tür ce maatin2 kalplerinde bu şekilde bir düşünce ortaya çıkarsa var mıdır acaba böylesi canlılar bu öğreti mücevheri sayesinde içinde bulunduğumuz âlemde iyi bir karşılık bulacak (.)"

Abhidharma Metinleri

Yukarıda değinilen Abhidharmakosasastra'nın Uygurcada tam bir çevirisi bulunmayıp, sadece Sthiramati'nin yorumunun çevirisi mevcuttur. Bu çeviri Çinceden yapılmış olup, asıl Sanskritçe metin bugün kaybolmuştur. Çince metinden ise sadece üç sayfa kalmıştır.

Uygurca çeviriye göre metnin aslı manzum ve 28 000 grantha olmalıdır. Vinayalar "Kural, düzen, disiplin (kitabı)" demek olan Vinayalara Uygurcada rast lamayız. Ancak son dönem Uygurca metinlerden İnsadi-Sutra adıyla yayımlanan metin Vinayalara yakındır. Yazıçevrimi ve çevirisi S. Tezcan tarafından yayımlanan, esas olarak rahiplerin yağmur mevsiminde yaptık ları işleri, törenleri anlatan metin için W. Scharlipp'in çalışmasına bakıla bilir.

Tövbe Metinleri

Uygurcada, tövbe yoluyla günahlardan arınmayı anlatan metinler de vardır. Bu metinlerin çoğunluğu küçük metinlerdir. Konuyla ilgili ilk metni Müller yayımlamıştır. Bunu, TT IV'te yer alan metin izlemiştir (Gabain, 1931).

Çincesi 40 bölümden oluşan bir başka metin ise BT dizisinin ikinci kitabı olarak yayımlanmıştır. Bu metinlerin kimisi cenaze törenleriyle ilişkilidir. Konuyla ilgili öteki metin ler ise, I. Warnke, P. Zieme, M. Shogaito ve son olarak da J. Wilkens tarafından yayımlanmıştır. Metinden bir bölüm aşağıdadır:
yene meni? bo bir yalı? esri etözümin telim üküş kurtlar avıp kelip etimin terimin isirmekleri ... üze inçe kaltı bizin sançmış ///// artokrak açıg tarka emgek emgenür men, men yene ö?re tugmış törümiş uzatıkı yılan ermez men, belgürtme etözin törüp belgürüp munta kelmiş erür men, ap yme sizi? bo ergülük ordo?uzta agır ulug ada tuda kılgalı kelmiş ermez men ... ... ... amtı meni? bir küsüşüm ol, meni üçün kayu erser bir yeg üstünki buyan edgü kılınçıg kılıp meni bo emgekimtin tartıp ozgursar sız, anta temin amrak (?) edgülüg utlı sevinç tegürmiş bolgay erdi?iz tep tedi (,) han bo savıg eşidip açıgı kelip yeri?üyü boguzı sıkılıp yıglayu anı? küsüşin tilikin takı yme ança sözletgeli sakınıp turur erken ançgınça ol yılan közünmedin yitlinip bardı

Çeviri: "(...) 'yine benim yalın, benekli vücudumu bir çok kurt dolaşıp gelip etimi derimi ısırmak suretiyle bizi öyle sokmuş ki ... çok fazla acı, ıstırap ve eziyet çekiyorum. Ben ayrıca geçmişte doğmuş, yaratılmış, her zamanki yılan değilim. Yeniden şekil bulmuş vücutla yaratılıp ortaya çıkarak buraya geldim. Ayrıca da sizin bu sarayınıza2 büyük tehlikeler yaratmak için gelmiş değilim. Benim isteğim şimdi şudur: Benim için bir yol ile çok iyi, üstün bir sevap2 işleyip beni bu eziyetten çekip çıkarsanız ... işte o vakit hoş, iyi karşılığa, sevince ulaşmış olacaksınız' dedi."

Berliner Turfantexte dizisinde yedinci kitap olarak yayımlanan Tantra ile sekizinci kitap, Tibet Budizmine ait metinler olup, Tibet Budizminin, Lamaizmin Türkler arasında ne derece yaygın olduğuna dair bizim için önemli ipuçları vermektedir. Tibetçeden çeviri bir metin olan Tantra, Sa-Skya okulu ile ilgilidir.

Bunların dışında Naropa okuluna bağlı Tibet'in Ölüler Kitabı'nın Uygurca çevirisi de günümüze ulaşmıştır. Metinde, ölüm ve yeniden doğumun önlenmesi konuları ele alınmıştır. Öteki metin ise yine Naropa okuluna ait olup Tört türlüg keziglerig yolça uduzmaklıg teri? nomlug tam?ak "dört türlü düzeni yoluyla izlemek için derin öğretinin eğitimi" adını taşımaktadır. Ayrıca kimi büyü metinlerinin yer aldığı Dharani-Sutralar da Uygur caya çevrilmiştir. Bunlardan 38 satırlık bir metin işlenip yayımlanmıştır.

Kaynak: Prof.Dr. Mehmet ÖLMEZ, VIII-XIII.Yüzyıllar Türk Edebiyatı

ABECELER (ALFABELER) İÇİN TIKLAYINIZ

Göktürk alfabesi için

tıklayınız.

Güncelleme Tarihi: 18 Eylül 2019, 10:14
YORUM EKLE