Paragrafta Ana Düşünce Test 9

Paragrafta Ana Düşünce Test 9


Paragrafta Ana Düşünce Test 9

1. Zaman şairler için büyük bir eleştirmen. Geçmişte olduğu gibi bugün de şiir yazanların sayısı fazla. Hatta okurdan çok yazar var. Türk şiirinde değişik dönemlerde farklı şairler ortaya çıkmış. Ancak her dönemden günümüze ancak sınırlı sayıda şair kalabilmiş.
Bu parçada asıl anlatılmak istenen düşünce aşağıdakilerden hangisidir?
A) Zaman gerçek şairleri günümüze taşıyan bir eleştirmen konumundadır.
B) Geçmişte ve günümüzde şairlerin sayısı okurdan fazladır.
C) Türk edebiyatının her döneminde büyük şairler yetişmiştir.
D) Bazı şairler tarihin derinliklerinde kalır, geleceğe uzanamazlar.
E) Geçmişteki şairler günümüz şairlerinden daha kaliteli şiirler yazmışlardır.

2. Dün olduğu gibi bugün de tarihe sarkacak şairler var. Bana göre bugün de nitelikli şiirler yazılıyor. Ama onları dikkatle ve önyargısız olarak okumak gerekiyor. Geçmişten devraldığımız şiir zevkimizi yenilemeliyiz hem okur olarak, hem yazar olarak. Diğer dillerde yazılan şiirleri az da olsa bilen biri olarak diyebilirim ki bugün Türkiye’de yazılan şiir diğer birçok ülkede yazılandan daha iyi, daha nitelikli.
Yukarıdaki parçada aşağıdakilerden hangisine değinilmemiştir?
A) Günümüz şairlerinden bazılarının gelecekte unutulmayacağına,
B) Önyargılı davranmadan okunursa bugün de kaliteli şiirlerin yazıldığının görüleceğine,
C) Şairlerin geçmişten gelen şiir geleneğiyle günümüz şiirini kaynaştırması gerektiğine
D) Şairlerin ve okurların geleneksel şiir zevklerini yenilemelerinin gerekli olduğuna
E) Türkiye’de yazılan şiirlerin birçok ülkede yazılan şiirden daha nitelikli olduğuna

3. Hayatta şiire giden direk bir yol yok. Ama her şair gibi ben de şiirimde kendi yaşantımı görebiliyorum. Çünkü şiiri yürütmek için altına ismimi yazdım. Bir bedel ödedim. Hayatımdan kopardığım bazı sesleri kelimelere döktüm. Kelimeleri bir araya getirdim, bir ayna oluşturdum. Kuşkusuz o aynada sır olarak ben varım, ama önemli olan benim değil, bir insani durumun, bir duruşun ve bir tavrın olmasıdır.
Bu sözleri söyleyen kişiye göre şiirde olması gereken özellik aşağıdakilerden hangisidir?
A) Şiir şairin kendisini yansıtmalıdır.
B) Şiir şairin yaşadığı toplumu yansıtmalıdır.
C) Şiir insanla ilgili durumları ve davranışları yansıtmalıdır.
D) Şiirde mana ve biçim güzelliği bir araya gelmelidir.
E) Şiir daha öncekileri taklit etmemeli yani özgün olmalıdır.

4. Eğer bir şairin yaşantısı zenginse, yani inişli çıkışlıysa şair insani durumlara daha çok tanık oluyor. Bu yüzden şiir için büyük çalkantıları olan bir yaşantı önemliymiş gibi gözüküyor. Ama her zengin yaşantıdan şiir çıkmadığı gibi bazen de yaşamın renkliliği şiiri engelleyen bir faktör oluyor. Çünkü şiir, uğraşların en kıskancı; çocuklarınızı, eşinizi, işinizi, hatta ideallerinizi bile kıskanıyor. Daima hayatınızda birincil meşguliyet, önemde ilk sırayı alan bir uğraş olmak istiyor.
Yukarıdaki parçada aşağıdakilerden hangisine değinilmemiştir?
A) Şairin yaşamının çalkantılı olmasının bazen şiir yazmasını engellediğine
B) Tekdüze olmayan bir yaşamda şairlerin insanlarla ilgili olaylarla daha çok karşılaştığına
C) İnişli çıkışlı bir yaşamın, şairlerin şiirlerine daha çok malzeme verdiğine
D) Renkli bir yaşamı olan şairlerin bu yaşantılarından her zaman şiir çıkardıklarına.
E) Şiirin, şaire başka şeylerle uğraşma imkânı vermeyen kıskanç bir uğraş olduğuna

5. Sen yalnız şeklin güzel olmasına bak. Güzel bir bina hiç müşterisiz kalır mı? Eserin şekil bakımından mükemmelse ona manayı, heyecanı okuyanlar getirir.
Bu sözleri söyleyen kişiden aşağıdakilerden hangisini söylemesi beklenemez?
A) Eserlerde önemli olan biçim güzelliğidir.
B) Biçim ve mana güzelliği eserde bir arada olmalı.
C) Biçim güzelliği olmayan eserler beğenilmez.
D) Biçim güzelliği olan yapıtlara manayı okuyucu katar.
E) Bir eserin şekli mükemmelse okuyucu ona mana ve heyecan katabilir.

6. Yetenek olmadan şiir yazılmaz. Ama yetenek, iyi şair olmak için tek başına yeterli değildir. Sevgi gibi şiir de emek ister. Şiirde işçiliği çok önemsiyorum. Şairin dediği gibi, “Ben bir şiir işçisiyim.”
Parçada vurgulanmak istenen düşünceyi aşağıdakilerden hangisi bütünüyle içerir?
A) Şiir yazabilmek için öncelikle yetenekli olmak gerekir.
B) Yeteneğini ve emeğini birleştirebilen şair iyi şairdir.
C) Şair yazdığı şiire emek vermek zorunda olan kişidir.
D) Şiir yetenekle emeğin birleşmesi sonucu oluşur.
E) Şairler şiirlerine emek vermezlerse iyi şair olamazlar.

7. Ben edebiyatı kendine dert edinmiş bir adamım. Gece gündüz edebiyat düşünürüm. Sevdiğim bir şiiri tanıdıklarıma okumadığım yahut bir edebiyat sorunu üzerine tartışmaya girişmediğim günler yaşadım saymam kendimi.
Bu sözleri söyleyen kişi aşağıdakilerden hangisiyle nitelendirilemez?
A) Yaşamında edebiyatın çok önemli yeri olan.
B) Edebiyatsız geçen günlerini yaşanmamış sayan.
C) Yaşamında edebiyatı amaç edinen.
D) Her anını edebiyatı düşünerek geçiren.
E) Geçimini edebiyattan sağlayan.

8. Bazı şairlerin birtakım kaidelere itaat etmedikleri için serbest nazımla yazdıklarını biliyorum. Ama serbest nazımla yazan hakiki şair, kendi kurduğu fakat belki söylemeye lüzum görmediği birtakım kaidelere itaat eder. Zaten bugün serbest nazımla iyi şiir söyleyenlerin hepsi ya aruzun yahut hecenin disiplininden geçmiş olanlardır. Mesela Orhan Veli vezinsiz şiirlerine başlamadan önce hece veznini en iyi kullanan şairlerimizdendi.
Yukarıdaki parçadan aşağıdakilerden hangisi çıkarılamaz?
A) Serbest nazımla yazan iyi şairlerin şiirlerinde kendilerine göre birtakım kuralları vardır.
B) Serbest nazımla yazan gerçek şairler daha önce aruz ve hece vezni ile de yazmışlardır.
C) Orhan Veli serbest nazımla yazmasına rağmen hece veznini iyi bilen bir şairdir.
D) Hece ve aruz vezniyle şiir yazamayanlar şiirlerinde serbest vezni kullanırlar.
E) Şairlerin bazıları şiirle ilgili bazı kurallara uymadıkları için serbest nazımla yazarlar.

9. Bu şiirlerde karşımıza taptaze bir insan, acısını da sevincini de aynı samimiyetle açığa vuran bir çocuk insan çıkıyor. Bu insan alelade dili ile bize o kadar yakın geliyor ki onun insanca sözünü dinlerken içimiz ferahlıyor, günlük krizimizden kurtuluyoruz. Biz de insanlaşıyoruz.
Bu parçada anlatılan şiirle ilgili olarak aşağıdakilerden hangisi söylenemez?
A) Şiirlerin bir çocuk samimiyetiyle yazıldığı
B) Şiirlerin dilinin anlaşılır olduğu için bize yakın geldiği
C) Şiirlerin, okuyan kişiyi sıkıntılarından kurtardığı, rahatlattığı
D) Şiirlerde ana temanın toplumun sorunları olduğu
E) Şairin üzüntüsünü ve sevincini samimiyetle ortaya koyan bir insan olduğu

10. İyi bir şair dünyayı kavrayıp özümseyecek bir kültür birikimine sahip olmalıdır. Edebiyatı iyi bilmek iyi şair olmaya yetmez. Sadece edebiyat bilgisiyle şiir yazılacak olsa en güzel şiirleri edebiyat öğretmenlerinin yazması gerekirdi. Tevfik Fikret, Ahmet Hamdi Tanpınar, Ahmet Kutsi Tecer, Behçet Necatigil gibi az sayıdaki örnekleri saymazsak genellikle kötü şiirlere imza atmıştır edebiyat öğretmenleri.
Bu parçada vurgulanmak istenen düşünce aşağıdakilerden hangisidir?
A) En güzel şiirleri yazan şairler dünyayı anlayarak özümseyen şairlerdir.
B) Edebiyat öğretmenleri sadece edebiyat bilgisine sahip oldukları için kötü şiir azarlar.
C) Edebiyat bilgisinin yanında dünyayı kavrayacak kültür birikimine sahip olan şairler iyi şair olabilir.
D) Tevfik Fikret, Ahmet Hamdi Tanpınar gibi şairler edebiyat öğretmeni oldukları halde iyi şairlerdir.
E) İyi şiir yazabilen şairler yeteneğiyle bilgisini bir araya getirebilen şairlerdir.

11. Şairler kalabalıklar arasında yalnız insanlardır. Okyanusun ortasındaki küçük adacıklara benzerler. Çok acı çekerler. Dünyanın herhangi bir yerinde meydana gelen bir haksızlık, bir kıyım onları derinden yaralar.
Bu parçada aşağıdakilerden hangisi vurgulanmaktadır?
A) Şairler olaylar karşısında duyarlık gösteren yalnız insanlardır.
B) Şairler kalabalıklar arasında yalnız yaşamak isteyen insanlardır.
C) Şairler şiirlerinde dünyada meydana gelen kötü olaylar karşısında duydukları üzüntüyü dile getirirler.
D) Şairler insanların arasında kendilerini yalnız hissettikleri için acı çekerler.
E) Dünyada meydana gelen üzücü olaylar en çok şairleri etkiler.

12. Şairlik sıradışı bir uğraştır. Yani rutin adamın yapacağı bir iş değildir. Çünkü şair aykırı insandır. Toplumda hep muhalif kimliğiyle öne çıkar. Sürekli eksik gedik arayan, uyumsuz bir kişiliktir. Şiir tarihimizde iz bırakmış özgün şairler genellikle uçarı, aylak hatta serseri ruhlu insanlar arasından çıkmıştır. Rutin adamın özgün şiire ulaşması güçtür. Tekdüze yaşam şairin yaratım kaynaklarını kurutur, can damarını keser.
Bu parçada öne sürülen düşünce aşağıdakilerden hangisiyle bağdaşmaz?
A) Şairler topluma aykırı, aylak ve serseri ruhlu insanlardır.
B) Monoton bir yaşamı olan şairler özgün şiire ulaşamazlar.
C) Şairlik tekdüze yaşam süren insanların yapamayacağı, alışılmışın dışında bir uğraştır.
D) Tekdüze yaşam şairin ilham kaynaklarına ulaşmasına engel olur.
E) Serseri ruhlu, aykırı şairlerin şiir tarihimizde iz bırakmaları mümkün değildir.

13. Melodinin yaratılması, insan duyarlılığının ve iradesinin en derin sırlarının keşfedilmesidir. Dehanın çalışması burada her yerdekinden daha bağımsız, daha kendiliğinden, daha bilinçsizdir. Burada gerçek bir esin söz konusudur. Fikir, sanatın her alanında olduğu gibi müzikte de yetersizdir. Çünkü müzisyenin dile getirdiği şey dünyanın özü ve en derin bilgeliktir. Müzisyen bunları kendisinin de kavrayamadığı bir dille anlatır.
Bu parçadan aşağıdaki yargılardan hangisine yer verilmemiştir?
A) Müziğin oluşumunda sadece fikir yeterli değildir.
B) Müzisyen melodiyi kendiliğinden, bilinçsiz olarak ve ilhamla oluşturur.
C) Müzik hayatın canlı bir şekilde dile getirilmesinden başka bir şey değildir.
D) Melodi insan duyarlılığının en derin sırlarının keşfedilmesi sonucunda meydana gelir.
E) Melodinin oluşması için fikir ve ilham gereklidir.

14. Türkiye, dünya resim arenasına girebilmek için önce gerçek Türk resmini yapmak zorundadır. Yoksa bizi kimse umursamaz. Avrupalı kendisinin taklit edildiğini gördüğünde bıyık altından gülüyor. Bu yüzden Türkiye’deki sanat fuarından yurt dışındaki saygın dergilerde söz edilmiyor. Oysa dünyanın birçok ülkesindeki sanat faaliyetleri uluslar arası sanat medyasında yer bulabiliyor.
Bu parçaya göre Türkiye’nin dünya resim arenasına girmesi neye bağlıdır?
A) Sanat medyasında yer bulabilecek faaliyetler gerçekleştirmesine
B) Avrupa’yı ve Türkiye’yi birlikte yansıtan resim sergileri açmasına.
C) Sanat fuarlarını açtığında saygın dergilere haber vermesine.
D) Kendini yansıtan, özgünlüğü yakalamış resimler yapılmasına.
E) Dünyanın diğer ülkelerindeki resim sergilerini takip etmesine.

15. Çok korkak bir hayvan olan sincabın Frankfurt Hastanesi bahçesinde hemen hemen insan bacakları arasında böyle emniyetle dolaşması beni şaşırttı. Fakat Frankfurt’ta bu dostluk yalnız sincaplara has değildir. Parklarda serçeler gelir parmaklara konar, kumrular omuzlara yerleşir, göllerde ve havuzlarda altın gözlü balıklar kendilerine uzanan ele dostça yaklaşırlardı. Hayvanla insanın bu güzel arkadaşlığına, gördüğüm bütün Avrupa şehirlerinde rastladım.
Yukarıdaki parçada aşağıdakilerden hangisine değinilmemiştir?
A) Frankfurt’ta hayvanların insanlara olan yakınlığının yazarı şaşırttığına
B) Sincabın çok korkak bir hayvan olmasına rağmen insanlar arasında dolaştığına
C) İnsanlar ve hayvanlar arasındaki dostluğun her yerde bu şekilde olması gerektiğine
D) Avrupa şehirlerinde insanlarla hayvanlar arasında güzel bir iletişim olduğuna
E) Frankfurt parklarındaki hayvanların insanlarla dostluk kurduğuna

16. Japonlar sağlıklarına çok düşkünler. Dengeli beslenmeye özen gösteriyorlar. Yediden yetmişe herkes jimnastik yapıyor. Öğle tatillerinde birçok iş adamı sokaklarda koşuya çıkıyor. Kadınlar, çocuklar, yaşlılar, herkes benimsemiş sporu. Herkes günde en az bir saatini jimnastiğe ayırıyor. Sokaklarda yüzü beyaz maskeli insanlara rastlanıyor. Bunlar ya kendi hastalıklarının başka insanlara geçmemesi için ya da başkalarından hastalık kapmamak için takıyorlar bu maskeleri.
Yukarıdaki parçaya göre Japonlarla ilgili olarak aşağıdaki yargılardan hangisine varılamaz?
A) Japonya’da genç yaşlı, kadın erkek herkes spor yapmayı benimsemiştir.
B) Japonlar sağlığını korumak için spor yaparlar ve beslenmelerine dikkat ederler.
C) Japon halkı süslenmeyi ve farklı görünmeyi seven bir halktır.
D) Japonlar boş zamanlarını bile spor yaparak değerlendirirler.
E) Bazı Japonlar, hastalıklarının başkasına bulaşmasını önlemek ve hastalık kapmamak için özel maskeler kullanırlar.

17. Aklının ve ruhunun bir yanı Batı medeniyetinin geleneklerine ve modernliğe, bir yanıysa yok olmakta olan geleneğin sona erişinin yarattığı meselelere takılı olduğu için Tanpınar yaşarken mesajını büyük bir güçle duyuramadı. Duyuramadığının kendi de farkında olduğu için eserlerini küçümsedi. iki dünya arasındaki (doğu – batı) kararsız halini bir zayıflık olarak gördü. Ama onun yaşarken zayıflık olarak gördüğü şeyi bugün edebiyatçılar öyle görmüyor.
Bu parçaya göre Tanpınar’la ilgili olarak aşağıdakilerden hangisi söylenemez?
A) Mesajını etkili bir şekilde duyuramadığının farkında olduğu
B) Doğu ile batı arasında kalmayı zayıflık olarak gördüğü
C) Modernleşme ile gelenek arasında kaldığı için eserlerini küçümsediği
D) Tanpınar’ın, geleneklerimizin yerini Batı medeniyetinin ve modernliğin almasını istediği
E) Bugünkü edebiyatçıların onun kararsızlığını zayıflık olarak algılamadığı

18. Okumak haz duymaya, zihnimizi süslemeye ve yetkimizi artırmaya yarar. Haz duyurmak hususundaki faydası, insan bir köşeye çekilip tek başına kaldığı zaman kendini gösterir. Zihnimizi süslemesinin, konuşurken yetkimizi artırmasının da bir iş hakkında hüküm verirken, o işi başarırken faydası dokunur. Tecrübeli kişiler bazı işler yapar, onlar hakkında hüküm verebilirse de, meseleyi her bakımdan göz önünde tutan öğütler vermek, planlar yapmak bilhassa bilgi sahibi kişilerin elinden gelir.
Yukarıdaki parçada aşağıdaki düşüncelerden hangisine yer verilmemiştir?
A) Okumanın tadı, tek başına kitap okunduğunda anlaşılır.
B) Okuma uygun ortamlarda ve zamanlarda gerçekleştirilirse insana fayda sağlar.
C) Okumak insanın zihnini süsler ve olaylar hakkında hüküm verebilmesini sağlar.
D) Bir işte başarılı olmanın okumayla bağlantısı vardır.
E) Bir konu hakkında öğüt vermek ve plan yapmak için sadece tecrübe yeterli değildir.

19. Bir sanatçının, yazarın, düşünce adamının ciddi açmazlarından birini oluşturuyor kapalı bir şekilde yaşayıp üretmek. Müzik dinlemeyen ressamın, felsefeye kayıtsız yazarın, sergi gezmeyen sinemacının, film seyretmeyen heykeltıraşın, kısacası farklı yaratıcı alanlarla beslenme ilişkileri kurmayanların kuruma, güdük kalma, serpilmeme olasılığı çok yüksektir.
Bu parçada asıl anlatılmak İstenen düşünce aşağıdakilerden hangisidir?
A) Kendi sanatını oluştururken diğer sanatlardan beslenmeyen sanatçının sanatını geliştirememe ihtimali büyüktür.
B) Sanatçıların yalnız yaşamaları, toplum içine çıkmamaları onları verimsiz hale getirir.
C) Ressamın müzik dinlemesi, sinemacının sergi gezmesi, heykeltıraşın film seyretmesi gereklidir.
D) Bütün sanatlar birbiriyle ilişki içindedir ve birbirlerinden etkilenir.
E) Sanatçılar, yazarlar ve düşünce adamları yaşamdan kendilerini soyutlamış insanlardır.

20. Bir gün radyonun kulağını kimse burkmadı. Örtüsü açılmadı. Kuşluk vakti türküler çınlatmadı evleri. Köşeye, masanın üstüne daha büyük, “cam göz” bil’ nesne getirip koymuşlardı. Düğmeye basılıyor ve herkes ona bakıyordu. Adam bir yumrukla üç kişi deviriyordu. Bu nesne hayale yer vermiyordu. Radyonun sevecenliğini taşımıyordu. Yerinden de kımıldatılmıyordu. Görüntüsü de soğuktu. Çıkardığı sesler bütün evi, mahalleyi şenlendiremiyordu.
Duygu ve düşüncelerini bu parçayla ifade eden kişi için aşağıdakilerden hangileri söylenebilir?
A) Tutucu – zor beğenen
B) Yenilikçi – mantıklı
C) Karamsar – umutsuz
D) Huzursuz – umutlu
E) Sevecen – içtenlikli

21. Merhem tutmuyor yarada;
Kırıldı kolum kanadım.
Gençliğim gitti orada
Ah, neden sonra anladım!
Bilirim ne yapsam hata
Yanlış, attığım her adım.
Duygu ve düşüncelerini bu dizelerle dile getiren şair aşağıdakilerden hangisiyle nitelendirilemez?
A) Karamsar   B) Çaresiz   C) Pişman   D) Duygulu   E) Umursamaz

22. Duru gölgelerin uzamaya başladığı bir öğleüstü. Damların arasından geniş bir açı çizerek adalara uzanan deniz, açık mavi üçgen biçiminde durgun bir göl gibi görünüyor penceremden. Birkaç martı, karşıdaki damdan sevinçle havalanıyor gökyüzüne doğru. Aşağıda asfaltın kıyısında taşmış, sokağa dökülmüş büyük çöp bidonları ve yukarıdan küçücük görünen arabalar duruyor.
Bu parçanın anlatımında aşağıdakilerden hangisine başvurulmamıştır?
A) Kişileştirmeden yararlanmaya
B) Benzetme yapmaya
C) Duyguları yansıtmaya
D) Eksiltili cümle kullanmaya
E) İşitsel öğelere yer vermeye

CEVAP ANAHTARI
1-A  2-C  3-C  4-D  5-B  6-B  7-E  8-D  9-D  10-C  11-A  12-E  13-C  14-D  15-C  16-C  17-D  18-B  19-A  20-A  21-E  22-E

Yorumlar (0)
17°
açık