Özbek Türkçesi / Özbekçe – Türk Lehçeleri

Özbek Türkçesi / Özbekçe – Türk Lehçeleri


Özbek Türkçesi / Özbekçe – Türk Lehçeleri





özbekçe


Doğu Türkçesinin iki yazı dilinden biri olan Özbekçenin konuşurları, Altınordu Devleti’nin ardından kurulan Özbek Hanlığı içindeki Türk, Moğol ve Fars karışımı halkın torunlarıdır. Özbekler bu adı, 14. yüzyılda yaşamış Altınordu emiri Özbek’ten almışlardır.


Özbek Hanlığı’nın ardından siyasi bir bütünlük gösteremeyen Özbekler, 19. yüzyılın sonuna doğru Rus işgaliyle karşılaşmışlardır. 1924 yılında eski Sovyetler Birliği içinde Özbekistan Özerk Cumhuriyeti kurulmuş, 1936 yılında Karakalpak Bölgesi de bu cumhuriyete bağlanmıştır. Özbekistan, Sovyetler’in dağılmasıyla 1991 ‘de bağımsızlığına kavuşmuştur.


Güncel verilere göre Özbekistan’ın nüfusu 27.606.007’dir ve bu nüfusun % 74.3’ü, yani yaklaşık 20.5 milyonu Özbektir. Ayrıca nüfusun % 88’i müslümandır. Özbeklerin çoğunluğu başkenti Taşkent olan Özbekistan’da yaşıyor olsa da Tacikistan, Kırgızistan, Kazakistan ve Türkmenistan‘da da büyük Özbek toplulukları vardır. 1989 sayımına göre eski Sovyetler Birliği’ndeki Özbeklerin toplam sayısı 16.686.244’tür.



Özbekçe, Çağatay yazı dilinin doğrudan devamı olduğu için çok eski bir yazı geleneğine sahiptir. Doğu Türkçesinden, Kıpçakçaya, Oğuzcaya, Farsçaya kadar uzanan pek çok ağızgrubu içerir. Özbek yazı dili 1930-1937 yılları arasında kuzey ağızlarına dayanmaktaydı. 1937 yılından sonra ise İrancalaşmış Taşkent ağzına ve Fergana Vadisi ağızlarına dayandırıldı.


1930’a kadar Arap, 1930-1940 yılları arasında Latin alfabesi ile yazılan Özbekçe1940’tan beri Kiril harfleriyle yazılmaktadır. Sovyetler’in dağılmasının ardından, 2 Eylül 1993’te Latin harflerine geçme kararı alan Özbekler, uygulama 2005’te başlayacağı halde süreyi 2010’kadar uzatmışlardır.


Özbekçenin başlıca özelliklerinden biri ilk hecedeki a sesinin dudaksıllaşmasıdır: altı>âlti, barmak> barmâk “parmak” vb. Özbekçede ı, ö, ii ünlülerinin kaybolması sonucu ünlü uyumunun geniş ölçüde bozulmuş olması da tipik özelliklerinden biridir: bâgli “bağlı”, togri “doğru” vb.




Çuvaş Türkçesi / Çuvaşça – Türk Lehçeleri


Çuvaş Türkçesi / Çuvaşça – Türk Lehçeleri


 

çuvaş türkçesiÇuvaşlar, Orta Asya Türk topluluğundan ayrılıp, batıya doğru göç eden ilk Türk boylarından biri olan Bulgarların torunlarıdır. Hunlar, Bulgarlar, Peçenekler, Hazarlarla birlikte Bulgarların da bu göç sırasında bir süre Kuzey Kafkasya’da yaşadıkları, daha sonra Doğu Avrupa’ya geçtikleri kabul edilmektedir.


Bulgarlar, Doğu Avrupa’da dağınık boylar halinde yaşamış, değişik zamanlarda farklı devletler kurmuşlardır. Bunlardan biri 7. yüzyıl sonunda kurulan Tuna Bulgar Devleti’dir. 864’te Hristiyanlığı kabul eden ve dilleri de Slavca tarafından sömürülen Tuna Bulgarları 10. yüzyılda tümüyle asimile olmuşlardır. Bu dilden Kiril harfli Bulgar Hanları listesi, Nagy Szent-Miklös hazinesindeki runik harfli Bulgar yazıtları, Bizans kaynaklarındaki Bulgar Türkçesi etnik adlar gibi dağınık dil malzemeleri kalmıştır.


Bir diğer Bulgar devleti, 10. yüzyılda Volga kıyısında Müslüman Bulgarlarca kurulmuş olan Volga Bulgar Devleti’dir. 1236’da Moğol istilasıyla yıkılan bu devletin dili olan Volga Bulgarcasından 13. ve 14. yüzyıllara ait Arap harfli mezar yazıtları kalmıştır. Hem Tuna hem de Volga Bulgarlarına ait dil malzemeleri bu dillerin Çuvaşça gibi bir r/l dili olduğunu göstermektedir.


 

14. yüzyılda Altın Ordu içinde yer alan Çuvaş Bölgesi 1552’de Rus çarı Korkunç İvan zamanında Rus kontrolüne geçmiş, Çuvaşlar Hristiyanlığı kabul etmeye başlamışlardır. 24 Haziran 1920’de özerk bölge, 21 Nisan I925’te ise Özerk Sovyet Sosyalist Cumhuriyeti olarak belirlenen Çuvaş yurdu I990’da eski Sovyetler Birliği’nin dağılmasından sonra Çuvaş Cumhuriyeti adını alarak Rusya Federasyonu’na katılmıştır.


Çuvaş Cumhuriyeti Moskova’nın 600 km doğusunda, Volga dizi denilen bölgede yer alır. Kuzey ve kuzeybatıda Mari Cumhuriyeti, doğuda Tatar Cumhuriyeti, güneybatıda Mordvin Cumhuriyeti ile çevrilidir. Başkenti Çeboksan’dır. 1989 sayımına göre eski Sovyetler Birliği içinde yaşayan Çuvaş sayısı 1.834.300’dür; bunun 907 bin kişisi ÇuvaşCumhuriyeti’nde yaşamaktadır.


Çuvaşça Türk dilleri içinde en eskicil olanıdır ve tek başına Bulgar Türkçesini temsil eder (bk. İlk Türkçe, Ana Türkçe); hem Moğol-Mançu-Tunguz, hem Türk, hem de Fin-Ugor dilleriyle ortak özellikler taşır. Bu nedenle V. Radloff Çuvaşçayı aşama aşama Türkçeleşmiş bir Fin-Ugor dili saymıştı. Ancak G. J. Ramstedt ve öğrencisi N. Poppe tarafından yapılan çalışmalar Çuvaşçanın kurallı olarak gelişmiş bir Türk dili olduğunu ortaya koymuştur.


Çuvaşça Kiril alfabesiyle yazılan ilk Türk dilidir. 18. yüzyılın başlarında Çuvaşlar arasında Hristiyanlığı yaymaya çalışan Rus misyonerleri bu dili Rus harfleri ile yazmışlardır. Çuvaşça için 1769, 1871 ve 1938’de olmak üzere üç kez alfabe düzenlenmiştir ve üçü de Kiril harflidir. Çuvaşça bugün de bu alfabe ile yazılmaktadır.




Yakut Türkçesi / Yakutça – Türk Lehçeleri


Yakut Türkçesi / Yakutça – Türk Lehçeleri

yakutçaMoğol istilasının ardından, daha 14. yüzyılda bugünkü yurtlan olan Kuzey Sibirya’daki Yakutistan’a çekilen Yakutlar, Çağatay yazı dilini hiç kullanmamışlar, dilleri de Çuvaşça gibi çok farklı bir yönde gelişmiştir.


Yakut Özerk Cumhuriyeti 1922’de kurulmuştur. Sovyetler Birliği’nin dağılmasından sonra Yakut adı yerine. Yakutların kendilerine verdikleri Saha adı benimsenmiş ve ülke de Saha Sire (Saha Yeri) olarak adlandırılmıştır. Saha Sire dışında Rusya’nın Magadan Bölgesi ile Sahalin Adası’nda Yakut toplulukları yaşamaktadır. 2000 sayımına göre Yakutların nüfusu 458 bindir.


Sovyet Devrimi’nden sonra yazı dili olan Yakutça, Kiril harfleri ile yazılan ikinci Türk dilidir. Yakutçanın Kiril harfleriyle yazılmasına 17. yüzyılda Rus misyonerleri ile başlanmışsa da Kiril harfli ilk Yakut alfabesi 1819’da, ikincisi de 185l’de düzenlenmiştir. Yakutlar hâlâ bu alfabeyi kullanmaktadır.


 

Eski Türkçe söz içi ve söz sonu d ünsüzünü /’ye (adak “ayak”>atah, tod- “doymak”>/o/-), söz başı y- ünsüzünü de s’ye değiştirmesiyle (ya:z “ilkbahar”>sa:s) diğer Türk dillerinin tümünden ayrılan Yakutçanın bir diğer eskicil özelliği Ana Türkçedeki birincil uzun ünlüleri koruması ya da ikizleştirmesidir: a:Oa:t “ad”, be:ş>bies “beş”. Yakutça söz varlığının yarısını Moğolca sözcükler oluşturur.


Dolgunca: Esasen Yakutçanın bir diyalekti olan Dolganca, Yakutistan’dan çok uzakta, Taymır Yarımadası’nda, 1989 sayımına göre 5100 kişi tarafından konuşulmaktadır. Yakutlaşmış bir Tunguz topluluğu olan Dolganlar bu etnik adı 1935 yılından beri kullanmaktadırlar.


Dolgan diyalekti Yakutçadan daha eskicil özellikler taşır. Bunlardan biri Yakutçada h-‘ye değişmiş olan Eski Türkçe söz başı ve söz sonundaki artdamaksıl k ünsüzünün Dolgancada korunmuş olmasıdır: Dolganca tuttun “kadın”=Yakutça hotun, Dolganca atak “ayak”= Yakutça atah vb.


Dolganca ilk kez 1920 yılında Latin alfabesi ile yazıya geçirilmişse de 1940 yılından itibaren Yakutça için tasarlanmış olan Kiril alfabesiyle yazılmaktadır. Dolganca 1992’de devlet dilleriyle eşit statüye getirilmiştir.




Uygur Türkçesi / Uygurca – Türk Lehçeleri


 


uygurca, doğu türkistanÇinliler, Göktürkler ve bölgedeki diğer boylarla güç mücadelesi içinde geçirdikleri 150 yıldan sonra Uygurlar, 745 yılında, Moğolistan’daki Göktürk Devleti’ne son vererek bozkırların yeni hakimi olmuşlardır.

8. yüzyılın sonlarında Uygurlar, Karluklar ve Tibetlilerle savaşarak yavaş yavaş Doğu Türkistan’da, Tarım bölgesindeki şehirlere yerleşmeye ve göçebelikten kopmaya başlamışlardır. Budizm’in de etkisiyle savaşçı kimlikleri zayıflayan Uygurlar, 840 yılında savaştıkları Kırgızlara çok fazla direnmeden güneye. Doğu Türkistan’a çekilmişlerdir. Uygurların Koço’ya (Turfan) yerleşen kolu 840 yılında bir devlet kurmuştur. 1250 yılına kadar varlığını sürdürmüş olan bu devlet, siyasi anlamda değilse de kültürel anlamda önemli bir merkez olmuştur. Yaklaşık dört yüzyıllık egemenlikleri süresince Uygurlar çoğunlukla Budist eserlerin çevirisine dayalı zengin bir edebî gelenek oluşturmuşlardır.

11. yüzyılda Karahanlıların etkisiyle İslamiyeti kabul eden Uygurlar, 13. yüzyılın başlarında Moğol, 18. yüzyıldan başlayarak da Çin işgaliyle karşılaşmışlardır. Uygurlar Çin işgaline uzun süre direndilerse de bölge 1955 yılında Çin’e bağlı Sinkiang Uygur Özerk Bölgesi haline getirilmiştir.
1993 nüfus sayımına göre Doğu Türkistan‘ın nüfusu 16.052.648’dir. Büyük çoğunluğu Sinkiang Uygur Özerk Bölgesi’nde yaşayan Uygurlar, 7.589.468 kişi ile bu nüfusun % 47’sini oluşturmaktadırlar. Ayrıca KazakistanKırgızistanÖzbekistan ve Türkmenistan‘da da Uygur toplulukları vardır. 1989 sayımına göre eski Sovyetler Birliği’nde yaşayan Uygur sayısı 262.199’dur.

Özbekçe gibi Eski Uygur, Harezm ve Çağatay yazı dili geleneklerinin taşıyıcısı olan Yeni Uygur-canın Güney ve Kuzey olmak üzere iki büyük ağız grubu vardır. Yazı dili Güney ağızlarına dayanır.

Çin Halk Cumhuriyeti içinde 1960 yılına kadar Arap alfabesiyle, daha sonra 10 yıl kadar süren Kültür Devrimi süresince Latin alfabesiyle yazılan Yeni Uygurca 1983’ten beri tekrar Arap alfabesiyle yazılmaktadır. Eski Sovyetler Birliği içindeki Uygurca ise 1930’a kadar Arap, 1930-1947 yılları arasında Latin alfabesiyle yazılmıştır. 1947 yılında Kiril alfabesine geçilmiştir.

Yeni Uygurcanın tipik ses özellikleri arasında şunlar sayılabilir: orta hecedeki geniş ünlülerin daralması: ana “anne”, anisi “annesi”; parça “parça”, parçila- “parçalamak” vb.; gerileyici ünlü benzeşmelerinin yaygınlığı: arıg>erik “temiz”, e(ük>ötük “çizme” vb.; söz başındaki y- sesinin i, u, ü ünlüleri önünde y’-‘ye değişmesi yıgla- >jigla- “ağlamak”, yügür->jügür- “koşmak” vb.

Sarı Uygurların kullandıkları Türkçe hakkında ayrıntılı bilgi aşağıda verilmiştir:

841 ‘deki Kırgız yenilgisinden sonra Moğolistan’ daki yurtlarından güneye, çin’e çekilen Uygurlardan Çin’in Kansu eyaletine yerleşenler bugün Sarı Uygurlar olarak adlandırılmaktadır. Sarı Uygurların Moğolca konuşanları kendilerini Moğolca Şira Yugur “Sarı Uygur”, Türkçe konuşanları ise Hara Yugur “Kara Uygur” olarak adlandırırlar.

Budist-Lamayist inanca bağlı olan Sarı Uygurlar 1990 sayımına göre 12.297 kişidir. Bir yazı dili olmayan Sarı Uygurca en yeni verilere göre 4.600 kişi tarafından konuşulmaktadır.

Hakasça ile aynı dil grubuna (azak grubuna) giren Sarı Uygurcada, Hakasça gibi Eski Türkçe söz içi ve söz sonu d sesi z’ye değişmiştir: adak>azak “ayak” vb. Ancak Hakasçadan farklı olarak söz başındaki y- ünsüzü korunur: Eski Türkçe ya:şıt>Sarı Uygurca yasıl “yeşil”=Hakasça çazıl vb.


Altay Türkçesi / Altayca – Türk Lehçeleri



altay türkçesiAltayca, Aşağı Çulım, Kondom ve Aşağı Tom Ağızları, Kuzey Altay Diyalektleri başlığı altında belirtilmiş olan kuzey Altay diyalektleri Tuba-Kumandu-Çalkandu ile güney Altay diyalektleri Oyrot-Telengit-Teleütlerin ortak yazı dilidir. Altay yazı dili Oyrot (Altay kiji)-Telengit-Teleüt ağızlan üzerine kurulmuştur.


Altay bölgesi Orhon, Uygur ve Kırgız egemenliklerinden sonra 12. yüzyılda Moğol istilasıyla karşılaşmış, 17. yüzyılda Rus yönetimi etkili olmaya başlamış, 19. yüzyılda da bölge tümüyle Rus kontrolüne geçmiştir.


Kuzey ve Güney Altayca konuşurlarının toplam sayısı 1989 sayımına göre 71.317’dir. Çok farklı Türk boylarını içine alan bölgede doğal olarak, Şamanizm, Lamaizm, Budizm gibi farklı inanç biçimleri görülür.



1922’ye kadar yazı dili olarak Teleütçe kullanılmış, Sovyet Devriminden sonra 1922’lerde Oyrot ağzına dayalı Altay yazı dili oluşturulmuştur. Bu nedenle I948’e kadar bu yazı dili Oyrotça olarak adlandırılıyordu. 1928’e kadar Kiril alfabesi ile yazılan Altaycada 1928-1938 yılları arasında Latin alfabesine geçilmiştir. I938’de yeniden Kiril harfleri kabul edilmiştir.

Altaycanın kuzey ve güney diyalektleri arasında bazı önemli farklar bulunur. Bunlardan biri, ilk hecedeki ag ses öbeğinin kuzey Altay ağızlarında korunmasına karşılık, güney Altay ağızlarında ve yazı dilinde uzun veya kısa u sesine değişmesidir: kuzey Altayca tag, bag; güney Altayca ve yazı dili tu:, bu: vb. İki grup arasındaki bir diğer farklılık çok heceli sözcüklerin sonundaki -ıg/-ig ses öbeklerinin kuzey ağızlarında korunması, güney Altay ağızlarında ve yazı dilinde sırasıyla kısa w ve w seslerine değişmesidir: kuzey Altayca taglıg “dağlı”; şerig (<çerig) “savaş”; güney Altayca ve yazı dili lu.lu, çerü vb.




1 - (Altayca) SİBİRYA TATAR TÜRKÇESİYLE GÜNEY SİBİRYA (ALTAY, HAKAS, TUVA) TÜRK LEHÇELERİ ARASINDAKİ ORTAK UNSURLAR


2 - Altayca Türkçe Sözlük


3- GÜNEY SİBİRYA ALTAY TÜRKÇESİ AĞIZLARI pdf



anlatımı pdf 2018, türkçe dilbilgisi pdf indir, türkçe dilbilgisi soruları pdf, ygs türkçe konu anlatımı pdf palme, türkçe dilbilgisi ders notları indir, kpss türkçe ders notları pdf indir, güvender türkçe konu anlatımı pdf, ygs türkçe konu anlatımı pdf 2018, güvender türkçe konu anlatımı pdf, kpss türkçe konu anlatımı pdf indir, fdd ygs türkçe konu anlatımı pdf, ygs türkçe konu anlatımı pdf 2017, türkçe dilbilgisi pdf indir, teog türkçe konu anlatımı pdf indir, ygs türkçe soru bankası pdf indir, pdf tarih kitapları indir, türk tarihi pdf indir, pdf tarih kitap arşivi, osmanlı tarihi kitapları indir
tarihi romanlar pdf, tarih pdf ygs, tarihi romanlar pdf indir, türk tarihi ansiklopedisi pdf, pdf tarih kitapları indir, osmanlı tarihi kitapları indir, pdf tarih kitap arşivi, türk


tarihi pdf indir, tarihi romanlar pdf, türk tarihi ansiklopedisi pdf, tarih pdf ygs, tarihi romanlar pdf indir, türkçe konu anlatımı pdf indir, türkçe dilbilgisi ders notları indir, ygs dil bilgisi konu anlatımı, türkçe gramer bilgisi, türkçe dilbilgisi soruları pdf, kpss türkçe ders notları pdf indir, muharrem ergin türk dilbilgisi pdf indir, sözcükte yapı pdf, Türkçe pdf, tarih pdf, Türkçe pdf indir, tarih pdf indir, türkçe konu anlatımı pdf indir, ygs türkçe konu


Altayca Türkçe Sözlük pdf, Altayca Türkçe sözlük pdf,  Altayca kelimeler,  Altayca öğren, Altay Türkçesi alfabesi,  Altay Türkçesi metinleri,  Altay Türkçesi grameri


Yorumlar (0)
20°
parçalı az bulutlu