Prof. Dr. Ahmet Bican Ercilasun: "Eğitimdeki sorunlar çözülecek türden değildir."

Eğitim ve ezber - Ahmet B. ERCİLASUN, Eğitim ve ezber , Ahmet B. ERCİLASUN

Prof. Dr. Ahmet Bican Ercilasun: "Eğitimdeki sorunlar çözülecek türden değildir."

Prof. Dr. Ahmet Bican Ercilasun: "Eğitimdeki sorunlar çözülecek türden değildir."

Millî Eğitim Bakanlığı'na eğitimci bir kişi tayin edildiği için bugünlerde eğitim çok konuşulur oldu. Türkiye'yi yönetenlerin niyetlerinin ne olduğunu çok iyi bildiğim için ve zaten bu niyet ayan beyan ortada olduğu için şu veya bu tayinden umutlanacak değilim. Varsın bazı safdiller umutlansınlar. Ben ve benim gibi düşünenler gidişin nereye doğru olduğunu çok iyi görüyoruz. Görüyor ve uyarıyoruz. Sarıklı, çarşaflı, peçeli yürüyüşlerin ne anlama geldiğini de çok iyi biliyoruz.

Evet durumu görüyorum ama yine de bazı yanlış anlayışları düzeltmek ihtiyacını duyuyorum. Söz konusu edeceğim iki yanlış düşünce, sadece bugünkü yöneticilerle sınırlı değil. Onlarca yıldan beri kamuoyunda çok yaygın iki düşünce.

Bunlardan birincisi "ezber" kavramıyla ilgilidir. Herkes tarafından tekrarlanan cümle şudur: "Eğitimimiz ezbere dayanıyor." Bu düşünce maalesef eğitimcilere ve öğretmenlere de yansımıştır. Şimdi okullarda çocuklara hiçbir şey ezberletilmiyor. Çarpım tablosu ezberletilmiyor, şiir ezberletilmiyor, fen bilimlerine ait formüller ezberletilmiyor, tarih derslerinde önemli olayların yılları ezberletilmiyor.

Yukarıda söylediğim konuların ezberletilmesi, eğitimin olmazsa olmaz şartlarındandır. Ve bunlar mümkün olduğu kadar küçük yaşlarda ezberletilmelidir. Çocuk dördüncü beşinci sınıfa gelmiş, yedi kere sekizin kaç olduğunu bulmak için dakikalarca zihninden hesap yapıyor. Oysa bunu ezbere bilirse zihnini, daha ötesi için çalıştırmaya ayıracak. Ama biz zihnini bununla meşgul ediyoruz. 

Çocuk önemli olayların tarihlerini bilecek ki sebep sonuç ilişkilerini kurabilsin. Çocuk Kosova savaşlarının tarihlerini bilmezse bunların doğuracağı sonuçları nasıl düşünebilir? Bazı önemli formülleri ezbere bilmezse fizikte, kimyada daha ileri nasıl gidebilir?

Ezber küçük yaşta olur ve küçük yaştaki ezber, hafızaya asla yük getirmez. Bunu anlamanız için başarılı insanlara bakmanız yeterlidir. Yabancı dil eğitiminin ana yöntemlerinden biri ezber değil midir? Kelimeleri, kalıpları ezberlemiyor muyuz? Ezberliyoruz ve bir süre sonra onlar, hafızamızın bizi rahatsız etmeyen yerleşik bilgileri hâline geliyorlar. Ezberimizdeki şiirler, tarihler, formüller de öyle.

Peki, eğitimde kötü olan ezber yok mu? Elbette var. Eğer çocuk öğretmenin notlarını veya kitaptaki bilgileri cümle cümle ezberliyorsa ve sorulara, kendi kurduğu cümlelerle değil, ezberlediği bu cümlelerle cevap veriyorsa işte bu çok kötüdür. Elbette eğitim sistemi ve öğretmenler bunun önüne geçmek için çalışmalı, yöntemler geliştirmelidirler. Fakat "Eğitim ezbere dayanıyor." hükmünden anlaşılan maalesef bu değil, ezberlenmesi gerekli olan şeylerden vazgeçmektir.

İkinci kavram doğrudan doğruya "eğitim" kavramıdır. Eğitim, dilimizde birkaç anlama geliyor. Türkçe Sözlük'te eğitim kelimesine hem "terbiye" hem "eğitim bilimi" anlamı veriliyor. İşte yanlış anlayış da bu ikinci anlamdan kaynaklanıyor. Yanlış anlayış şu: Mademki eğitim "eğitim bilimi" demektir, o hâlde Millî Eğitim Bakanlığı'nın uzmanları da eğitim bilimcilerdir.

 Millî Eğitim Bakanlığı'nın eski adı Maarif Vekilliği idi. Öztürkçe olsun diye değiştirildi. Zarar yok, tabii ki Türkçe olsun. Fakat böyle olunca da yukarıdaki yanlış anlayış ortaya çıktı. Oysa maarif, "bilgi ve kültür" demektir. Yani "eğitim bilimi"nden çok daha geniş bir anlama sahiptir. Gerçekten de adına bugün Millî Eğitim Bakanlığı dediğimiz bakanlık, ülkenin bilgi ve kültür işleriyle ilgili olması gereken bir bakanlıktır. Bakanlığın ilgi alanını böyle düşünürsek o zaman konunun uzmanlarının sadece eğitim bilimcileri olmadığını da anlarız. Bu bakanlığın birinci derecede uzmanları ülkenin kültür ve bilim adamlarıdır. Tarih, coğrafya, dil ve edebiyat, felsefe, matematik, fizik, kimya, biyoloji derslerinin müfredatlarını bilim ve kültür adamları belirler. Eğitim bilimciler de işin daha çok teknik taraflarıyla uğraşırlar.

İleri ülkeler seviyesine gelmek istiyorsak önce bu yaygın yanlışlardan kurtulmamız gerekir. Eğer bir gün, ülkeyi kendi belirledikleri hedefe götürmek isteyenlerden kurtulursak -ki bundan asla şüphem yoktur- eğitim meselesini bir bilgi ve kültür meselesi olarak ele almak gerektiğini unutmamamız için bunları yazdım.

YORUM EKLE