AD GÜNÜ MÜ? DOĞUM GÜNÜ MÜ?

               

AD GÜNÜ MÜ? DOĞUM GÜNÜ MÜ?

Türklerde yiğitlik, yüreklilik, anılma tüm geçmişi (tarihi) boyunca yer alan, tüm anlatılarında/söylencelerinde var olan, kuşaktan kuşağa aktarılan, atasözlerimize giren [yiğit sanıyla (namıyla) anılır] böylece ulus kimliğinin bir özelliği durumuna gelecek biçimde belleklerde yer eden bir olgudur.

Bu özellik Türkleri de yaptıkları yiğitliği, yürekliliği ya da anılası işin/eylemin/etkinin/görevin/başarının üzerine bir ad almasını da doğurmuştur.

İşte Türkler, yaşamları içinde gerçekleştirdikleri, anılası bir olay sonucunda kendilerini diğer kişilerden ayırmayı sağlayan bu olayı kendine ad (lakap) olarak alırdı. Sözgelimi ayıboğan, oturanboğa, sanatgüneşi, sarıçizmeli, sarıgelin, imparator, başbuğ, gazi, Atatürk gibi adları kendilerine bugün ki soyadı gibi 2. bir ad olarak alıyorlardı.

Kuşkusuz bu ad, anılası ad, kutlanası bir ad da oluyordu. Kazanılan bu adın anılması, anımsanması ve yaşatılması ki bu ad bir gelenek, bir ulus kimliği bir söylence olması için ayrı bir anmayı da gerektiriyordu.

Böylece Türklerde doğum gününün yanına ad günü de gelmiş oldu. Ancak anlaşılacağı üzere ad günü başka, doğum günü başka bir kavramdır.

Doğum günü doğrudan doğumla, atadan alınan ve doğanın yaşatması, taşıması ya da anılmasını beklenen addır. Oysa ad günü kişinin kendi becerisiyle elde ettiği addır. Bu nedenle karıştırılmaması güzel bir gelenek, geçmiş ve kalıttır (mirastır).

Gelelim günümüze. Bugün ki yertinç (dünya) düzeninde savaş boyutunda  anlatılası yiğitlikler çokça görülemiyor. Ancak önemli bir iş/eylem/etki/görev ya da başarı yine edinilebiliyor.

Dolayısıyla bugün de ad günü kutlaması yapılabilir. Örneğin yavrumuz bilimyurdunu (üniversite) bitirip sagun (hekim,doktor), ölçmen (mühendis), öğretmen olduğunda, doğum yapan kadının aldığı annelik sanını  ya da sanat, spor, yazın (edebiyat) alanında başarı kazanılan o günü bir ad günü olarak anabiliriz.

Böylece bir kavram karmaşası, kavram yitimi yaşanmamış, geçmişimiz/geleneğimiz yaşatılmış ve doğru anlaşılmış biz de bizden sonraki kuşaklar için Türklüğümüzün bize düşen bir görevini de daha yerine getirmiş oluruz.

YORUM EKLE