Berat mı? Kandil mi? Yoksa Yetki Belgesi Işıldağı mı?


Söylenti şöyledir ki; 2.Selim bu özel gecelerde şehir de "kandiller" yaktırır, şehri aydınlatır, ışıtırdı. Ta bi kimi olayları da ölçemezdi. Yıllarca böylece kutlanan geceler dilimize de "kandil gecesi" diye yerleşi verdi.

Bir çeşit aydınlatma aracı olan kandil, birden kutsal bir anlam taşımaya başladı, ancak dinen böyle bir söylem yoktu.

Dini gece olmuştu artık kandil! Tıpkı Kadir Gecesi gibi kutlanan geceler yerini kandile bırakırken dildeki bu duyarsızlık nedeniyle artık elde doğru kullanımı olan yalnızca Kadir Gecesi kalmıştı.

İşin boyutu öyle büyüdü ki Berât / Beraet / Beraat sözcüğünü bile anlamadan kullanmaya başladık. Dinen aklanma, kurtulma anlamında olan sözcük yerine yakın anlamlı olan ama dil duyarsızlığından yanlış kullanılan Berat (Yetki belgesi) yazımına bıraktı.

Böylece safça, tertemiz biçimde, gönlümüzü Yaradana açarken "Yetki Belgesi Işıldağı" nın mübarekleşmesi ile yaşıyor olduk.

Kısaca, dilini önemsemeyen toplumların ne durumlara düştüğünün kötü bir göstergesi olan bu durumda, önemce üzücü olan toplumlara yön vermesi, doğru yönlendirmesi gerekenlerin bu tür gün, gece ve aylarda TV lerde konuşmaya (para kazanmaya) (ta bi etliye sütlüye karışmamaya) gelince görev bilinciyle ancak kökleşmiş yanlışlara ses çıkartmaya gelince "ben bilmemciliğe" bürünmeleri.

YORUM EKLE