Bilinçaltında yatan kimlik: KANAL İSTANBUL

Öncelikle bu yazı “Kanal İstanbul” adlı işin siyasal, ekonomik, stratejik ya da teknik bir değerlendirmesi değildir.

Bu yazı, insan kimliğinin dilsel yolla değerlendirilmesinde ülke gündeminde yer tutmasından yararlanmak üzere örnek alınmasıdır.

Kısa, anlaşılır, kolayca kanıtlanabilir olması adına…

Dil; kişinin duyduğunda annesinden aldığı, büyüdüğünde yaşadığı çevresinden öğrendiği kimliğinin temel iletişim yoludur.

Dolayısıyla kişinin dili (konuşması) geçirdiği kimlik sürecini ve  taşıdığı sosyal kimliği bize gösterir.

Çok temel bir söylemdir: “Dilimiz, kimliğimiz.”

Türkçenin ilkokuldan beri bildiğimiz en ayırt edici özelliklerinden biri “son eklemeli” bir dil olmasıdır. Tabi “ön eklemeli” diller de vardır.

Demeli (yani),

Türkçe; Göz+lük+çü+lük diye dizilirken,

Arapça; Aile => Maaile,

İngilizce; Men => Women diye dizilir.

Gelelim konunun bağlamına;

Bildiğimiz gibi yeryüzünde pek çok su kanalı vardır. Biz Türkler bunları kendi dilimize çevirirken de kendi dilimizin özelliklerine göre (her ulus gibi) yaparız. Örneğin: Süveyş Kanalı, Panama Kanalı.

Görüldüğü gibi “Kanal İstanbul” Türkçe bir söylem değildir, Türk mantığından çıkma değildir. Bunun kimden çıktığını bilmesem de nasıl bir zihniyetten çıktığını anlamak sıradan bir dilci için basittir.

Örneklerde olduğu gibi söylemin “Kanal İstanbul” değil “İstanbul Kanalı” olması (yerli ve milli olması adına) gerekir. Ayrıca belirtmemiz gerekir ki "Kanal" sözcüğü de Fransızcadır. Türkçesi, günümüzde halk ağızlarında da yer alan "ARK" sözcüğüdür. Dolayısıyla hem mantık hem sözcük olarak olması gereken "İstanbul Arkı"dır. İlgililerin söylemlerini bu yönde değiştireceğine olan inancım tamdır.

Çünkü, yakın tarihten bildiğiniz “IŞİD” söyleminin açılımı da “Irak Şam İslam Devleti” idi ve Eski Türk Tarih Kurumu Başkanı Yusuf Halaçoğlu, “ŞAM” söyleminin Türklere ait olduğunu bu nedenle ŞAM sözünün örgütün adının Türklerce konulduğunu ya da örgütün Türklere bilerek mal edildiğini göstermek için bilerek yapıldığını söyleyerek uyarmış, ardından örgüt “DEAŞ” olarak adlandırılmaya başlanmıştı.

Gerek görüldüğü üzere; binlerce yıl sonra da dilimizle kimliğimizi kanıtlayabilmek adına yapıtlarımıza Türkçe adlar verilmesi öneminin kavranabilmesi dileğiyle…

YORUM EKLE
YORUMLAR
Etem  Sevin
Etem Sevin - 4 ay Önce

Tebrik ederim . Bu şuuru yakalamak çok önemli İnşAllah meyil bu yönde