21.06.2018, 14:15

Elam Bir Ön Türk Uygarlığıdır

ELAM BİR ÖN TÜRK UYGARLIĞIDIR

Mezopotamya'nın doğusunda, İran'ın bugünkü Kuzistan bölgesinde gelişen Elam Uygarlığı, MÖ 4000 ile MÖ 653 yılları arasında yaşamıştır. İlk Elam şehri olan Susa, MÖ 4000 yıllarında Karun Irmağı kıyısında kurulmuştur. Başlangıçta Elam ülkesi, Sümerler ve Elamlılar arasında el değiştirmiş, ancak daha sonra Elamlılar Sümer egemenliğine son vererek, ilk dönemlerinde şehir devletleri şeklinde örgütlenmişlerdir. MÖ 3000 yıllarında Susa şehri kıralı diğer şehirleri egemenliği altına alarak merkezi Susa olmak üzere Elam krallığını kurmuştur.

Yapılan kazılarda ortaya çıkarılan eserler, Uruk dönemindeki (MÖ 4100-MÖ 2900) Sümer kültürüyle büyük benzerlik göstemektedir. Susa'daki Ön Elam kültürü, özellikle MÖ 3200 yıllarında belirginleşmeye başlamış ve henüz çözülemeyen Ön Elam yazısı, MÖ 2700 yıllarına dek kullanılmıştır. Bugün Elam tarihi, MÖ 2300 yıllarında başlayan Akad Devleti dönemindeki kayıtlardan öğrenilmeye çalışılmaktadır. Jiroft ve Zabol'daki Ön Elam devletleri dönemindeki antik eserler dikkat çekicidir. Arkeologlar, Jiroft uygarlığıyla Elam uygarlığı arasında büyük benzerlik bulmakta ve Jiroft'ta bulunan Elam dilindeki yazıların MÖ 7000 yıllarına dek uzandığını tahmin etmektedirler.

Sümerce gibi eklemeli bir dil olan Elamca da bugün hiç bir dil grubuna sokulmamakta ve izole diller sınıfına alınmaktadır. Elam tarihi de henüz tam detaylarıyla bilinmemektedir ve Elamca henüz çözülmüş bir dil değildir. Akadça çift dilli sözlükler aracılığıyla çok az sayıda Elamca sözün anlamı bilinmektedir. Ancak tüm bunlara karşın Elamca da Sümerce gibi Türkçe ile büyük benzerlik göstermektedir. Bilinen Elamca sözlerin sayısı çok az olduğu halde, bu sözler Türkçe ile eşleşmektedir. Örneğin giş-yış (ağaç), hal-öl(mek), hap-kap(mak), hut-et(mek), hut-od (od; ateş), kik-gök, kup-yap(mak), mur-yer gibi kök sözlerin eşleşmesi, bunun bir göstergesidir.

Ayrıca Elamcanın Sümerceye benzemediği iddialarının tersine, bu iki dil birbirine aşırı derecede benzemektedir. Örneğin Elamca-Sümerce olarak amma-ama (ana), anu-nu (-me, -ma), bat-bad (ayak; bacak), eren-erin (eren; ordu), giri-kiri (armağan; veri), giş-ngeş (yış; ağaç), hu-gu (bu), kar-kar (korumak), kaz-gaz (ezmek, kesmek), kur-kur (kor), me-me (men/ ben), mur-dur (otur), san-gan (kan), sunk-sang (han; kıral), şak-şag (uşak), ti-di (demek), tuk-tag (çekmek), tum-tum (gömmek), tup-dub (tepmek), val-ul (çul=taş) gibi Elamca-Sümerce sözlerin eşleşmesi, iki dil arasındaki benzerliği kanıtlamanın ötesinde, bu iki dilin, bir ve aynı dilin iki ayrı lehçeleri olduklarını da belgelemektedir. Bu açıdan MÖ 7000 yıllarına uzanan Jiroft uygarlığı, muhtemelen Elamlıların ve Sümerlerin öncülleri olan bir Ön Türk uygarlığıdır; daha sonra bir kesim Mezopotamya'ya göçerek Sümer uygarlığını, kalanlar da Elam uygarlığını yaratmışlardır.

Elamca, bölgedeki Hint-İran dillerini de yoğun bir biçimde etkilemiştir. Farsça sandığımız bir çok söz Elamcadan kalmadır, ancak bilinen Elamca söz sayısı çok az olduğu için Elamcadan Farsçaya geçen bu sözlerin çoğu henüz belgelenememektedir. Ama Elamca-Sümerce benzerliğinden yola çıkarak bu sözleri saptayabilmek olanaklıdır. Örneğin ekmek demek olan Sümerce *ninda, Farsçaya "nan" olarak; deniz; su demek olan *ab, hiç değişmeden "ab" olarak; kadın demek olan Elamca *zana (Sümerce *zana, güzel kadın ya da taş bebek demektir), "zen" olarak; od demek olan Elamca *hut (Sümerce *ud) "ateş" ve "adiş" olarak geçen sözlerden bazılarıdır. Farsça olduğunu sandığımız "nar" da Sümerce *nurma, "leylek" ise *liligi-sig biçimlerindedir. Babaya/baba, piring/peleng (kaplan), mir/mar (yılan), dun/dane (tane), kasu/kase, muh/mıh sözleri yine Sümerceden Farsçaya geçen sözlerden bazılarıdır.

Elamlılar MÖ 653 yılında Asurlular tarafından yenilmiş ve Susa ele geçirilerek Elam Ülkesi işgal edilmiştir. Daha sonra Asurlara bağlı olarak bir Elam kırallığı kurulmuştur. Asur kıralı Aşurbanipal ve kardeşi arasında yaşanan kısa süreli iç savaş sırasında, bu savaşta taraf olan Elam kırallığı iyice zayıflamış ve MÖ 640 yılında Aşurbanipal, Susa'yı yerle bir ederek son Elam kıralını esir almış ve Elam ülkesini ortadan kaldırmıştır.

Ancak güneydeki Elam şehri Anşan'da Hakhamaniş tarafından kurulmuş olan Elam kırallığına bağlı Anşan Elam beyliği MÖ 705 yılından itibaren varlığını korumuştur. Aslında bu konu hakkında yeterli tarihi belge bulunmamaktadır. Hakhamaniş (MÖ 705-MÖ 675) muhtemelen, Susa merkezli Elam kırallığı sırasında Anşan'da güç sahibi olan bir Elam beyidir. Daha sonra Sişpiş (MÖ 675-MÖ 640), Medlerin istilasına uğrayan Anşanı kurtardıktan sonra, bu küçük kırallığı genişletmiştir. Anşan kırallığı, I. Kuruş (MÖ 640-MÖ 600) döneminde güçlenmiştir.

Daha sonra Elamlılar MÖ 652 yılında I. Kuruş (Kiros) önderliğinde birleşip, MÖ 1500 yıllarında İran'a göçen ve gevşek bir göçebe boylar konfederasyonu olan Medleri egemenlikleri altına alarak Agameniş Devletini kurmuşlardır. Bundan sonra fetih hareketlerine girişmişler; Doğu Anadolu'yu ve Lidya'yı (Batı Anadolu'yu) ele geçirip tüm Anadolu'yu egemenlikleri altına almışlardır. Daha sonra Babil'i ele geçirmişler, Saka (İskit) İmparatorluğu ile uzun süren savaşlar yapmışlardır (Sakaların Alp Er Tunga Destanı bu dönmeden kalmadır).

Sonraki dönemde Mısır'ı fethetmişler, Kartaca'ya kadar ilerlemişlerdir. Bu arada ülke içinde ayaklanan Med boylarını bastırmışlar ve daha sonra batıya yönelip Trakya ve Makedonya'yı ele geçirmişlerdir. Agameniş İmparatorluğuna III. Darayavuş (Darius) döneminde Büyük İskender son vermiştir.

Anşan kırallığını Agameniş Devletine dönüştüren Kuruş (Kiros), Anşan kıralı Sişpiş'in (Teispes) oğludur. Sişpiş de kıral Hakhamaniş'in (Agameniş) oğludur. Kuruş adı, Sümerce ve Elamca değiştirmek; düzenlemek; kurmak anlamına gelen *kur sözünden gelmektedir ve kuran; kurucu demektir. Kuruş'un babasının adı Sişpiş, korumak anlamındaki *siş ile baş anlamındaki *piş sözlerinin birleşiminden oluşan “koruyan baş” anlamına gelmektedir. Sümerce *siş-kur koruyan; kutsayan, Etrüskçe *teş de korumak; sevmek anlamına gelmektedir. Bu sözler günümüzde Çuvaşçaya korumak; arıtmak; temizlemek anlamına gelen *tasa ve baş anlamına gelen *puş olarak evrilmiştir.

Hakhamaniş de, Agaman ya da Ağaman sözünün eski bir söyleniş biçimidir ve ağa olan, yani kıral olan; soylu olan demektir. Ünlü kırallardan Darayavuş'un adı ise, Ön Türkçe kızıl, konur (kahve rengi), kan ve kızarmak, konurmak anlamlarına gelen ve günümüzde "yara" sözüne evrilmiş olan, *dara sözünden gelmektedir ve kızarık; konuruk (kızıl-kumral) anlamlarına gelmektedir.

Ön Türk dillerindeki erkek adlarının bir bölümü -ş ekiyle bitmektedir; örneğin ışık anlamına gelen yaruk ve par sözlerinin öncülü olan Etrüskçe ve Pelasgça *mar sözünden türetilen Mariş ya da Maraş (kız adı Maria), Frigçe atış ve itiş anlamlarına gelen Ateş adları gibi. Bu ekle biten erkek adları Türk dillerinde her zaman varolmuştur; örneğin İlteriş, Tutuş, Yetiş gibi. Bu bitiş formu Latince ve Eski Yunancaya da -us, -os ve -is olarak evrilmiştir.

MÖ 650-MÖ 330 yılları arasında hüküm süren ve dili Elamca olan Agameniş Devleti, bir Pers devleti değildir. Agameniş Devleti, Elam kültürü üzerinde yükselmiştir ve Anşan kırallığının ardılı olan bir Elam devletidir. Agamenişler çivi yazısı kullanmışlardır. “Agamenişlerin yazıyı daha çok resmi kraliyet yazışmaları için kullandıkları” ve “bu yazışmaları da Akad dilinde yazmış oldukları” ileri sürülür. Agameniş döneminde konuşulmuş olan dilin “Eski Farsça” olduğu ve “Akadça resmi belgeler dışında günümüze ulaşan yazılı edebi eserlerinin bulunmadığı” iddia edilir. Ancak bu dönemde “Eski Farsça” konuşulmuş olduğuna ilişkin herhangi bir tarihi belge yoktur.

Ne var ki Hakhamaniş'le başlayan bu hanedan, Batılı tarihçiler tarafından bir Pers hanedanı olarak kabul edilmektedir. Bunu kanıtlayan herhangi bir tarihi belge ise bulunmamaktadır. Agamenişlerin Persler olduklarını belgeleyen hiç bir yazılı eser yoktur. Agamenişlerden kalan yazılı eserler, ilginç bir şekilde yalnızca Akad dilindedir ve resmi belgelerdir. Akad dilinde yazı yazmayı becerebilen bu halk kendi dilinde yazı yazmayı becerememiş midir? Agamenişlerin kendi dillerinde yazmış oldukları tarihi eserler nerededir?

Agamenişlerden kalma, çivi yazısıyla Akadça ve Elamca yazılmış olan Behistun yazıtlarında “Eski Farsça” olan herhangi bir yazıt yoktur. Akadça yazıt, 1835-1844 yılları arasında Henry Rowlinson tarafından çözülmüştür. Ancak Rowlinson hiçbir zaman çözemediği erken ve geç Elamca yazıtların Persçe olduğunu iddia etmemiştir. Geç Elamca olan bölüm daha sonra Avrupalı dilbilimciler tarafından “Eski Farsça” olarak adlandırılmaya başlanmıştır. Burada bilinçli bir çarpıtma vardır. Batılı dilbilimcilerin ve tarihçilerin geç Elamca yazıtları “Eski Farsça” gibi göstermeye çalışmaları düzmeciliktir.

Behistun yazıtının Akadça bölümünün girişinde “Ben kıralın kıralı, kıral Darayavuş (Darius). Ben Parsa kıralıyım.” diye yazmaktadır. Ön Türkçe (Etrüskçe) *partha *parthi sözleri, yıkan; ezen; yok eden; yerle bir eden, yani parçalayıcı; paralayıcı anlamlarına gelmektedir. Sümercede ise *bar sözü kesmek; yarmak; parçalamak, *bardim sözü de parçalayıcı anlamına gelir. Bu sözler günümüzde yarmak ve vurmak sözlerine evrilmiştir ve Farsçaya da pâre ve pârçe olarak evrilmiştir.

Behistun yazıtından anlaşılacağı gibi Agamenişler başkenlerini ve devletlerini Partha sözünün telaffuzu olan Parsa, yani yıkan; ezen; vuran; yok eden; yerle bir eden olarak adlandırmışlardır. Parsa sözüne dayanarak, Elamlıların kendilerini Pars ya da Pers olarak adlandırdıklarını iddia etmek bilim adamlığı değil, düzmeciliktir. Ama nedense bu uygarlık bugün Pers uygarlığı olarak gösterilmeye çalışılmaktadır.

Türklerin Gerçek Tarihi/Türk Dili ve Tarihi Üzerine Tezler

Yorumlar (0)
açık