EGE DEĞİL "ADALAR DENİZİ"

“Mavi Vatan” söyleminin en önemli kişilerinden olan emekli Tümamiral Cihat Yaycı, yıllardır Ege Denizi olan bölgeye bundan sonra Adalar Denizi denilmesini önerdi. Peki Yaycı, neden böyle bir ad değişikliğine gidilmesinden yana? “Ege” adı nereden geliyor? Neden bundan sonra “Adalar Denizi” demeliyiz? 

“Ege” Adı Nereden Geliyor?

Yunan söylencesine göre adın kökeni, Aegeus efsanesine dayandırılmaktadır. Efsaneye göre; Atina’da düzenlenen Panathenaia bayramında, Giritli atlet Androgues öldürülür. Bu olay üzerine Girit kralı, diyet olarak Atina’dan her yıl kurban edilmek üzere, yedi kız ve yedi erkeğin gönderilmesini ister.

Çok ağır olan bu şart üzerine Atina Kralı Aegeus, oğlu Theseus’dan Girit kralını öldürmesini ister ve onu bir gemi ile Girit’e gönderir. Eğer kralı öldürmeyi başarırsa, dönüşünde gemiye beyaz yelken çekmesini ve böylece uzaktan müjde vermesini ister. Eğer öldürememişse yelkenlerin siyah olarak donatılmasını öğütler. Theseus, Girit’e gider ve giriştiği savaşta galip gelerek kralı öldürür. Atina’ya dönmek üzere denize açılır. Bu sırada zafer sarhoşluğundan babasının öğüdünü unutur ve siyah yelken çeker. Kıyıda oğlunu bekleyen Aegeus siyah yelkeni görünce oğlunun mağlup olduğunu zanneder ve üzüntüsünden denize atlayarak intihar eder. Aegeus’un intihar ettiği yer Atina Körfezi’dir. Bu nedenle bu körfez ve çevresi “Aegeus Pontos” “Ege Denizi” olarak adlandırılmaya başlanmıştır.

“Adalar Denizi” Adlandırması

Ege Denizi’nin Türkler tarafından kullanılan tarihi adı Adalar Denizi’dir. Bu görüşü destekler nitelikte çok sayıda yazılı tarihi belge bulunmaktadır. Türkler 1081 yılında Ege Denizi ile ilk karşılaştıklarında bu denize üzerindeki adaların çokluğundan dolayı “Adalar Denizi” adını vermişlerdir. Bölgede hüküm süren Aydınoğulları Beyliği ve Osmanlı kaynaklarında, hep “Adalar Denizi” olarak geçmektedir.

Piri Reis, 1519 yılında yazmış olduğu “Kitab-ı Bahriye” adlı eserinde, “Şunu bilmek gerektir ki, adalar arası denen yere “Erso Peloga” derler. Biz buradaki adaları münasip olduğu şekilde anlattık” demekte ve bu adalar arasındaki tüm adaları ayrıntılı bir şekilde anlatmaktadır. Katip Çelebi, 1656 yılında yazmış olduğu “Tuhfetü’l-Kibar Fi Esfari’l Bihar” adlı eserinde; “Boğazdan dışarı Rumeli kıyıları Ece Ovası, Kavala, Ayanoroz, Lonkoz, Kesendire, Selanik Körfezi, Koloz ve İstin Körfezleri, Eğriboz, Atina ve Mora’dan Anadolu ve Menekşe Burnu ki Anadolu’dan Tekir Burnu nice ise Rumeli’nde bu da öyle köşeler ve geçit yeridir.

Karadan denize girip Girit Adasının doğu batı uçları bu iki burunlar ucuna uzanıp öteki Akdeniz adalarının çoğu bu ortada bulunmaktadır. Bundan dolayı bu ortalığa “Adalar Arası derler” diye yazmaktadır.

24 Temmuz 1923 tarihli Lozan Barış Antlaşması’nın 12’nci maddesinde Bahr-i Sefid Adaları için Island of Eastern Mediterranean ifadesi geçmektedir. Ancak Lozan Antlaşması’nın ayrılmaz parçası olan altı devlet kararı incelendiğinde Ege ifadesine rastlanmaktadır. İstanbul Deniz Matbaası tarafından 1930 yılında basılan “Türk ve Yunan Deniz Harbi Hatıratı ve 1909-1913 Yunan Bahri Tarihi” adlı eserde Ege Denizi ibaresine rastlanmamakta ve Adalar Denizi ifadesi kullanılmaktadır.

Ege Bölgesi adı ise, 1941 yılında toplanan Türkiye Coğrafya Kongresi’nde verilmiştir.

Lozan Barış Antlaşması’nın, arazi paylaşımına dair kısmının birinci maddesi ve Adalar Denizi ifadeleri:

Bölgenin tarihine bakıldığında Yunan milleti denizi “Ege” olarak adlandırırken, Türk denizciler “Adalar Denizi” tabirini kullanmışlardır. Bu nedenle, ilerleyen dönemlerde bölgedeki haklarımızın yanı sıra kültürel bağlarımızı da korumalı ve denizimizi millileştirmeliyiz.

Alıntı : Sabit Haber

Yorumlar (0)
17°
açık