AKSARAY AĞZINDAN DERLEME SÖZLÜĞÜ'NE KATKILAR-Muammer DOĞAN

AKSARAY AĞZI PDF

AKSARAY AĞZINDAN DERLEME SÖZLÜĞÜ'NE KATKILAR-Muammer DOĞAN

AKSARAY AĞZINDAN DERLEME SÖZLÜĞÜ’NE KATKILAR


AKSARAY AĞZI

Muammer DOĞAN

Yazının Pdf biçimi için AKSARAY AĞZI PDF


I. Derleme Sözlüğü’nde Bulunmayan Sözler


A. Deyimler

 Afarız vurmak: Azarlamak
Ōluma bi afarız vurdūnu ġόrmedim.

Akabiye uğramak: Tehlikeli bir durumla karşı karşıya kalmak.
Ōlana didim ki sen bi akabiye uğrañ yavrım didim.

Alı yayvan: Aklı havada.
Allı ġúllü giyyodu. ben de alı yayvan bellediydim.

Atılmış kelle gibi olmak: Takati kesilmek, çok yorulmak.
Dirdi ya atılmış kelle gibiyim ben, ben heç ġımıldayamōm.

Ayalarını kösmek: Ayaklarını uzatmak, ayaklarını uzatarak oturtmak.
Ayalarını kόsmeden otur.

Ayının balaķ sevdiği gibi sevmek: Hoyratça davranmak.
O nası çocuķ sevme ayının balaķ sevdiği gibi.


Āzına bakmak: Bir kişinin sözünü dikkate almak.
Anasınıñ āzına bakıyo hep


Āzının yatımı: “Sözünden niyetinin anlaşıldığına göre” anlamında kullanılır.
Heç seniñ düşündǖñ gibi dēl, gel bi iki ġonuşdurup āzınıñ yatımına ġóre hareket edelim.

Bal bıçağı gibi sarılmak: Gönülden hürmet etmek, akrabaya, tanıdığa içtenlikle sahip
çıkmak.
Nası iyi adam, bal bıçağı gibi sarılır bizlere.


Başı kesik tavuk gibi çırpınmak: Üzüntüden feryat figan etmek, kendini yerden yere
atmak.
Sakinleşdiremedik, başı kesik tavuk gibi çırpınıyollar.


Başı puñar ayā göll: Rahat, huzurlu. Dilediği dibi gezebilme durumu.
Şimdi başı puñar ayā göl.


Bedine gitmek: Garipsemek.
Dünkü lafları bedime gitti.

Beline çemi sarmak: Altından kalkamayacak sıkıntıya sokmak.
Onca masrafa ne gerek vardı, adamıñ beline çemi sardılar.

Boğazına geçirmek: Vermemek niyetiyle borç almak.
Önce boğazıña geçirdªñ paraları bi vir.


Burun indirmemek: Yüz vermemek.
Ġız emmisiniñ ōluna burun indirmemiş.


Cızıdan çıkmak: Yoldan çıkmak.
Bu sıpa iyce cızıdan çıktı.


Devenin bostanda gezdiği gibi gezmek: Dikkatsiz, kıra döke yürümek.
Ġózüyüñ önne ba , devenin bostanda gezdiği gibi geziyoñ.


Dişine taş değmek: Olumsuz bir durum olduğunu hissetmek, endişelenmek.
Memet emmi çifti ġoyur da gel didi ya dişime daş dādi.


Dokuz deliği atlatmak: Güçlük çıkarmak.
Yo arda bi arāzi ġayıtı isderim, mēmur baña do uz delª atlatır dimiş.


Döv döv kara demir: Nasihatten anlamamak.
Nolacak döv döv kara demir, ne deseñ boş ġardaşım.


Eke bilmiş: Yaşından veya kendisinden beklenmeyecek şeyleri bilen, akıllı, bilgiçlik
taslayan.

Seni eke bilmiş seni! Bunları da mı bilirdiñ?


El üfelemek: Muhtaç olmak.
Kimsiye el üfelemedim çoķ şükür.

Ġόnünü görmek: Razı etmek.
Ġόnünü görüñ, savışdırıñ gitsiñ.


Hal havuş olmak: Çok yorulmak.
Adamlar āşama ġadar goşdurma dan hal havuş oldular.


Harp itmek: Ağız kavgası yapmak.
Ġız, anasıynan harp idiyo.


Heç yōñ ardı olmak: Beceriksiz olmak, basit bir işi dahi başaramamak.
Bacım anam heç yōñ ardında mısıñ, ıcı ġayret it.


İtten irezil etmek: Sözle hakaret ederek küçük düşürmek.
Adamı milletiñ içinde itten irezil ittiñ.


Keçileri seçmek: Birine küsmek, onunla ilişkileri kesmek.
İki aile vaziyet keçileri seçmişler.


Mum tutturmak: Eziyet etmek, sıkıntıya sokmak.
Güccük sıpa ġocaman adama mum dutturdu.


Pel pel baķmak: Anlamsız, şaşkın bir biçimde bakmak.
Emmimgil pel pel ba a aldılar.


Zıllıķçılık etmek: Oyunbozanlık etmek.
Zıllıkçılık itme, adam gibi oyunuñu oyna.

 

B. Kelimeler


a. Adlar

a.1. Alet / Eşya Adları
 Bilgiç: Bilgisayar.
Uşaklar geceynen bilgice mi gidiyoñuz?


Cülden: Cüzdan.
Bazara çı acāsañ cüldeniñi unutma, yanıña al.


Dızġara: Tarlada kullanılan bir tür tarım aleti
Arif emmi dızġaraynan tarlıya dōru gidiyodu..


Sapat: Genellikle çocukların kuş vurmak için kullandıkları, iki ucuna lastik ve lastiklerin
arasına da geniş bir meşin parçası bağlı bulunan çataldan oluşan araç.

a.2. Hayvan Adları
 Bārtlaħ: Güvercin büyüklüğünde bir kuş türü
Bu mevsimde bārtla ġóremeñ buralarda.


Beccik: Köpek.
Beccik üzerimize ġopdu.


Büelek: Arıya benzer zararlı bir böcek türü.
Büelēñ ısırdığı yer çoķ acır.


Gelemirt: İstakoz.
Eskiden bekerden ne gelemirt dutardıķ.

a.3. Kıyafet Adları


Boydan: Altlı üstlü bir tür bayan kıyafeti.
Ġızlar ġıcır boydanlarını giyip dǖne gitdiler.


Bürnek: Başörtüsü.
BürnēŊi örtün de gidek.


Delmeġaza : Yelek, süveter.
Dışarı serin, delmeġazañı giy.


Estab: Elbise.
Estabını topla ortalı¢dan.


Tiyerlik: Bere.
Tiyerliğini giy de çı .

a.4. Mekân Adları

 Keneflik: Tuvalet.
Kóyümüzdeki evlerde keneflik havluda olur.

a.5. Meyve / Sebze Adları


Abicil: Küçük kabak.
Kabāñ küçūne abicil dirik biz.

a.6. Nesne Adları

 Ġaculluk: Salıncak.
ĠacullūŊ yanından geçerkene kόpek üsdüme Ģopdu.

İtiye: Hamuru parçalara bölüp yuvarlamak için kullanılan bez.
İtiye, tandırda hamır yōrurken ġullanılır.


Pacırcak: Tencere.
Bi pacırcak sarma sarmışlar.


Piyik: Pijama ve benzeri kıyafetlerde paça.
Pijamamıñ piyiği yırtılmış.


Şönnük: Oluk.
Yiyenim bizim şönnük gine buz dutmuş, duz getir de eridelim bari!


Saşġı: Tandırda ekmek pişirmek için yakılan sap saman.
Biraz daha saşġı atıŊ tandıra.


Sıdırıħ: Uzun dal parçası.
Şu kesilen sıdırı ı buruya getiriŊ.


Tiyare: Uçurtma.
Rüzgar çı¢ınca tiyarelerimizi uçurdu¢.

a.7. Organ Adları

Çöt diş: Üst üste çıkan diş.
Çöt dişli olma benim için sorun deil.

a.8. Yemek / Yiyecek Adları

Aside: Un ve pekmez ile yapılıp üzerine tereyağı dökülen yöresel bir tatlı türü.
Ġışın āçörende her evde aside yapılır.


Burakacak: Yoğurt mayası.
Ġoñşudan ıcık burakacak getir.


ĠavĢa: Kavrulmuş buğday.
Misāfire ĢavĢa ikram edildi.


Pötlek: Haşlanmış pancar.
Pötlek yöremizin meşur yemeğidir.

a.9. Diğer Adlar

Cavurtu: Gürültü patırtı.
Yavrīm dedeñ hasde, kesiñ şu cavurtuyu

Cūmacelik: Perşembe gününe mahsus yapılan yardım
Ġızım bugün cumacesi, ġapımıza geleniñ cumācelini eksik itme.


Günāşi: Güneşin ısıttığı duvar dibi
Günāşiye çıkalım.


Öcüt: Ödünç, borç.
Bunu öcüt aldım, geri vermem gerek.


Sekdelemeç: Tek ayak üzerinde sekilerek oynanan oyun.
Seklemeç oynayan ġızlarıñ yanından hızla geçdi.


Silānet: Yanlı davranma, kayırma.
İşleri, ġuçleri silānet.


Ümmeci: İmeci (Birçok kimselerin toplanıp elbirliğiyle bir kişinin işini görmesi.) usulü
çalışan kişilere verilen ad.
Ümecilere bi ayran idiñ ġī!


Yilpiz: Örümcek ağı.
Tavandaki yilpizleri süpürgeynen aldı.

b. Sıfatlar

Aviz: Elinden iş gelmeyen, beceriksiz, eli yavaş.
Kele ġızım nādar avizsiñ.


Bitirgin: İş bilen, becerikli.
Bitirgin çocuk şu bizim Hasan.


Büzülü: Şapşal.
Bu ġadar saf olursa tābi büzülü memmet diller.


Cecit: Yeni.
Cecit mi bu tıraktör?


Eftikli: Vesveseli, kuruntulu.
Bu eftikli ġızıñ lafına ba ma.


Ġaniyetsiz: Aç gözlü.
Nādar Ģaniyetsiz bi adammış bu!


Mittirik: Ufak tefek kişi.
Baķ şu mittiriğe, yerinde duramıyo.


Nekes: Cimri

Nekes sakınır, ayran dökülür; cömert eliyle verir, ikisinin harcı bir gider.


Ziyinsiz: Safça düşüncesizse hareket eden insan.
Ne ziyinsiz seniñ bu ġızıñ.

c. Zarflar

Cıġıl cıġıl: Parıl parıl.
Aya ġabıñ cıġıl cıġıl parlıyo.


Demberse: Deli, çatlak (Mec.).
Deli demberse Ģonuşma ōlum.

ç. Fiiller

Çüvelmek: Herhangi bir nesnenin bir tarafına ağırlık bastığı zaman öbür tarafının havaya kalkması
Ġānının ardına üç seklem būdayı atınca ġānınıñ o u çüveldi.


Ġaçılmak: Yoldan çekilmek, yolu açmak.
Ġaçılıñ len, motur geliyo.

Ġurzatma : Birine kızıp, inadına dolaşmak, gezmek
Ġaç ġúndür deli gibi Ģurzatıp duruyo.


Hilikmek: Deli divane koşmak
Hilikme len, düşeciyiñ ba !


Kevkezimek: Çok yaşlanmak, takatten düşmek.
Ayşa amam artık kevkezidi.


Ķısıktırmaķ: Köşeye sıkıştırmak, darda bırakmak
Çoķ buñaldım, alacaķlılar ısıktırdı.


Kirpiklenmek: Yarı uyur yarı uyanık halde kısa süreli uyumak
ĠanepeniŊ üsdüne ıcık kirpiklendim.


Mörtlemek: Zıplamak.
Ula ne Ģor¢uyoŊ mörtleyivir.


Oncātmek: Telef etmek.
Bi pakırca¢ sütü eşgitmiş bizim sıpa. Oncātmiş gözelim südü.


Sakıldamak: Ani el kol hareketlerine karşı fiziksel tepki vermek.
Sa ıldama, ġorķma lā, bi şiy itmiyecēm.

Tosmalamak: Çok yemek yemekten rahatsız olmak.
Yimē ço ġaçıdı gene, tosmalayıp duruyo.


Tumbuşmak: Biraz kestirmek için başı yastığa koymak.
Belli ki çok yorulmuş, tumbuşdu.

II. Derleme Sözlüğü’nde Anlamları Farklı Olan Sözler

A. Deyimler

Başını bağrını yemek: 1-Beklenmeyen, abartılı bulunan, garip karşılanılan bir durumda
söylenir. 2- Ölmek anlamında beddua olarak kullanılır. (Krş. DS II, 560 /

Pahalanmak, fiyatı çok yükselmek)
Başını bārını yiyesiceler, gül gibi çocū mahvittiler.


Eftiği daralmak: Sıkıntısı artmak, telaşlanmak. (Krş. DS V, 1671 / Canı sıkılmak)
Sınava bir hafta ala efdiğim daraldı.

B. Kelimeler

a. Adlar
a.1. Alet / Eşya Adları


Burġu: Matkap (Krş. DS II, 797 / 1. Artezyen kuyusu, 2. Diş ağrısı, 3. Kurt derisi, 4. İshal,
5. Musluk, 6. Başörtüsü)
Kirişi burġuynan delelim.


Ġısdırġaç: Mandal (Krş. DS VI, 2062 / Saç tokası).
Ġısdırġaçları getir, çamaşır asacām.
 İlenger: Büyükçe leğen (Krş. DS VII, 2520 / 1. Geniş ve çukur tencere, 2. Büyük kazan)
Çabı , ilengeri getiriñ.

a.2. Bitki Adları

Zāra: Buğday (Krş. DS XI, 4348 / 1. Sara, 2. Kaba, ilkel).
Zārayı sattıñ mı?

a.3. Hayvan Adları


Celep: İyi ve cins inek (Krş. DS III, 877-878 / 1. Genç, güzel, gösterişli kimse, 2. Zayıf,
ince kimse, 3. Kaba yapılı, biçimsiz kimse, 4. Acemi, toy kimse, 5. Bir yaşını aşmış dişi
tay, 6. Uzun boylu hayvan, 7. Dişi deve)
Ġurban için bir celep bakalım.

Evez: Sivrisinek (Krş. DS V, 1806 / 1. Karşılık, 2. Yerine)
Evez doldu içeri, peceyi ġapat.


Şadı: Akdeniz hamsisi boyutlarında bir tür tatlı su balığı (Krş. DS X 3733 / 1.Şebek gibi çirkin kimse, 2. Sıska, 3.Korkuluk)
Ġada dünüyen tel avıynan bi ġanı şadı duttu .

a.4. Mekân Adları


Beker: Irmak (Krş. DS II, 601 / Bekâr ).
Geçennerde bekere çimmeye gittik, çocuğun biri azdā bōluyodu.

a.5. Meyve / Sebze Adları

Cülük: Küçük salatalık (Krş. DS III, 1026 / 1. Cücük, 2. Yan kesici, 3. Yabanî bezelye)
Bahçeden tāze cülük ġopar da gel.
 Firek: Olgunlaşmamış yeşil domates (Krş. DS V, 1868 / 1.Domates, 2. Asma kilit, 3. Ekin sapından yapılan deste)
Dün akşam deyzem bize firek cacī yapdı.


Ġoruk: Ham üzüm (Krş. DS VI, 2106 / Fındık kurdunun deldiği fındık)
Bāya gidinci ıcık Ģoruk getiriŊ.


Hırtıl: Salatalık (Krş. DS VII, 2373 / Havuç)
Pürçüklü ile hırtıl alalım.

a.5. Nesne Adları
 Çivil: Küçük taş (Krş. DS III, 1248 / 1. Kara sinek, 2. Küçük, ufak, 3. Yeşilken ince ince
doğranıp kurutulmuş fasulye, 4.Yağ ve su ile eritilen peynire un katıp pişirilen aş)
Çocu elindeki çivilleri fırlatıvirdi.

Gömük: İnce çamur, balçık (Krş. DS VI, 2150 / 1. Sincapların toprağa gömdükleri ceviz,
2. Derinlik, çukurluk 3. Sazlık, bataklık, 4. Çamurlu, milli su, 5. Ormandan açılan yeni
tahta, 6. Kemik)
At arabası gömüğe saplandı.


Mertek: Değnek (Krş. DS IX, 3170 / 1.Kestane ağaçlarını yontarak yapılan çit, 2. Kısa ve kalın tahta parçası, 3. Bir metreden uzun ağaç) Elifi görse mertek sanır.

Patik: Naylondan yapılmış kadın ayakkabısı (Krş. DS IX, 3410 / 1.Ekmek küreği, 2.Dokuma tezgâhında ayakla basılan tahta, 3. Tozluk, 4. Örgü eşyaların yırtılıp küçülmüşü,5. Patates, 6. Kısa boğazlı çorap)
Anası bi çit patik almış, sevinçten uçuyodu.


Tenç: Küçük leğen (Krş. DS X, 3877 / Hamur yoğrulan geniş, bakır kap)
Anam bi tenç hamırı gendi başına yōrdu.
a.6. Yemek / Yiyecek Adları


İşgil: Sucuk (Krş. DS VII, 2562 / 1. İlgi, 2. Niyet, 3. Saban ya da pullukta öküzün
boyunduruğunda asılı olan, ince zincire çakılan ağaç, 4. Yelkenli gemilere bağlı ufak sandal, filika. 5. Bir şeye karşı düşkünlük, tutku. 6. Şüphe)
Abōv, nirden aldın bu işgili, amma yālıymış.
 Ķayġana: aynamış yumurta (Krş. DS VIII, 2699 / 1. Bir çeşit omlet, 2. Hamsi ekmeği;
un, yumurta ve hamsiden yapılan bir yiyecek)
Köpēn aklı eksiği kayganadan pay umar.

a.7. Diğer Adlar

Ama: Hala (Krş. DS I, 235 / 1. Akma, reçine, çam sakızı, 2. Kız kardeş, 3. Kör)
Hacca amamıñ evinde şepe idiyolar.


Cala : akıntı, suyun hızlı akması. (Krş. DS III, 849 / Küçük karpuz) Gavur yirine kabā sulamaya gittik, cala tan balık duttuk.
 Dökme: Pazarda elbise satılan açık giysi reyonu (Krş. DS IV, 1573 / 1.Tavan ve tanda
kullanılan ağaç kiriş, 2.Denizin içindeki kayalar, 3. Hayanlara yem olarak verilen ot, 4. Yirmi kuruş, 5. Çinko tabak, 6.Yeni elbise) Dökmeden de bi şiy alamadıķ.


Ġullu : Çelik çomak oyununda kullanılan küçük çukur. (Krş. DS VI, 2192 / 1. Bodrum, 2. Sokak kapısının önündeki taşlık yer, 3. Kulluk, hizmet, ikram. 4. Ardiye, 5. Karakol )
Ġullū eşiŊ de hemen başlıyalım oyuna.


Halayık: Hamal (Krş. DS VII, 2257 / 1.Kadınların başlarına sardıkları tülbentin başın
arkasından bağlanmış durumu, 2. Bir çeşit ot)
Halayı¢lar köşede bekliyorlardı.
 Hotu¢: Sümük (Krş. DS VII, 2420 / 1.Eşek yavrusu, 2. Patates ekmek için açılan çukur, 3. Mide)
Hu mendili al da çocūñ hotūnu sil

Kerc: Nispet, birini üzmek için veya inat olsun diye yapılan iş. (Krş. DS VIII, 2751 / Zıt,
ters)
Bizim ĢonşunuŊişi Ģúcü kerc.

b. Sıfatlar

Berk: Eli sıkı (Krş. DS II, 635 / 1.Sert, katı, sağlam, kuvvetli. 2. Hızlı olarak, çabuk. 3.
Yüksek sesle)
Ot sarpta, para berkte bulunur.


Çimeter: Aşırı titiz (Krş. DS III, 1223 / Yemek seçen, az yiyen kimse)
Ana ōluñ nādar çimeter, başġasınıŊ bardāndan ölse suç içmiyo.


Direme: İri yarı adam (Krş. DS IV, 1513 /1. İnsan ve hayvana çok yük yükleme, 2. Kıl ya da yünden dokunmuş büyük çuval, 3. Tahtadan yapılan duvar)
Bu diremeyle başa çıķamañ.


Ġanime: Çok, pek çok (Krş. DS VI, 1914 / her zaman) Hulusi emminiŊ ġanime parası var diyollar.


Ġıcır: Yeni (Krş. DS VI, 2028 / 1.Yün şalvar, 2. Uzun çorap lastik, 3. İstek, heves, 4. Öç,
5. Bir çeşit salatalık)
Ġıcır araba ile millete hava atıyo.

c. Fiiller
 Dınarmak: Karşı gelmek, inatlaşmak (Krş. DS IV, 1462 / Dimdik ayakta durmak,
dikilmek)
Ġarşımda dınarma.
 Dınılamak: Sızlanmak (Krş. DS IV, 1465 / 1. Sürekli olarak gerekli gereksiz konuşmak,
söylenmek, mırıldanmak. 2. Topaç dönerken ses çıkarmak)
Şō çocu ne dınılıyo.
 Keviksinmek: Tamah etmek (Krş. DS VIII, 2776 / Ufak ve değersiz şeylere önem vermek)
Ufa¢ defek şiylere keviksinme.
Örselemek: Sallamak (Krş. DS IX, 3349 Üzmek, zedelemek)
Şofor hākimiyeti Ģaybidince otobüsle birlikte hepimiz örselendik.


Sohranmak: Birisine için için sinirlenmek.4

SONUÇ

Aksaray ili, coğrafi konumu itibariyle geçmişten günümüze uygarlıklar arasında bir köprü
vazifesi görmüştür. Çeşitli topluluklar, bu coğrafyada barınmıştır. Bu nedenle Aksaray ve yöresi, ağız araştırmaları açısından zengin verilere ulaşılabilecek bir yerleşim birimidir. Bu yörede gün yüzüne çıkarılması gereken geniş bir kelime hazinesi mevcuttur. Bu çalışmada, Aksaray ve yöresi ağızlarından derlenen Derleme Sözlüğü’nde yer almayan veya yer aldığı halde farklı anlamda kullanılan 33 deyim ve 95 kelime sunulmuştur.
Derleme çalışmaları sonucunda elde edilen söz varlığı, dilimizin canlı, zengin ve geniş bir
ifade gücüne imkân tanıyan bir yapıya sahip olduğunu göstermektedir.

KAYNAKÇA
 BURAN Ahmet, Keban, Baskil ve Ağın Yöresi Ağızları, TDK Yayınları, Ankara, 1997,
209+11 s.
 Derleme Sözlüğü, C. I-X11, TDK Yayınları, Ankara 1963–1982.
 DOĞAN Muammer, ‘Aksaray Ağzından Derleme Sözlüğüne Katkılar–1’, Turkish
Studies 4/4, Summer 2009 (Sözlük Özel Sayısı-Dr. Yücel Dağlı Anısına), 236–249.
 __________, Aksaray Ağzından Derleme Sözlüğüne Katkılar – 2,Turkish Studies
Volume 5/1, Winter 2010 (Eski Oğuz Türkçesi Prof. Dr. Zeynep KORKMAZ Adına) s.
294-312
 GÜNŞEN Ahmet, Kırşehir ve Yöresi Ağızları, TDK Yayınları, Ankara, 2000, 506+24 s.
 Türkiye Türkçesi Ağızları Sözlüğü (http://tdkterim.gov.tr/ttas/)
Güncelleme Tarihi: 11 Ocak 2018, 15:40
YORUM EKLE