Türkçede küpe anlamına gelen üç güzel sözcük ve tarihsel kökenleri

Türkçede küpe anlamına gelen üç güzel sözcük ve tarihsel kökenleri

ISIRGA “küpe” kelimesi hakkında.

Prof. Dr. Osman Fikri Sertkaya

“Küpe” anlamına gelen üç kelime biliyoruz. İlki küpe, ikincisi ısırga, üçüncüsü ditreyik. Küpe kelimesinin Eski Türkçedeki anlamı “halka” demektir. Küpe kulağa takıldığı gibi, küçük halkaların birbirine geçmesi ile yapılan savaş elbisesinde (zırhında) kullanılır. Halkalardan yapılmış zırha küpe yaruk denilir.

Eski Türkçede küpe kelimesinin müteradifi ise ısırga kelimesidir. Kelime başındaki ı- sesinin düşmesi ile de Türk lehçelerinde sırga şeklinde de kullanılmıştır. Kıpçak sözlüklerinde ısırga ve sırga kelimeleri geçer. (Bk. Kıpçak Türkçesi Sözlüğü, Ankara, 2003, s. 235b sırga maddesi).

Kelime Türk lehçelerinden Rusçaya serga ~ sarga şeklinde geçmiştir. 

Üçüncü kelime olan  ditreyik Anadolu Türkçesi’nde Zâtî Divanı (Cilt II, İstanbul, 1970, s. 296) ’nda kullanılmıştır. Metinde şöyle geçiyor: “vasfına zerd ü lerzânun kulak tut dilrubâ / yaraşur sîmîn-beden gûşunda altun ditreyik”. (Bk. Andreas Tietze, Tarihî ve Etimolojik Türkiye Türkçesi Lugatı, I. Cilt, İstanbul-Wien, 2002, 630b.

Gelelim ısırga kelimesinin etimolojisine: Bu konuda merhum hocamız Abdülkadir İnan’ın  Türk Dili, Belleten, Seri III, Sayı: 8-9, Nisan-Aralık 1946, s. 13-15’te yayımladığı “Isırga ~ Sırga sözünün etimolojisi” başlıklı yazısının ilk iki paragrafını aynen verelim.

“P[laton]. Melioranskiy, İbn Mühenna’deki ısırga (küpe) kelimesini doğru olarak ısırga şeklinde yazdıktan sonra “daha iyisi asırga” diye bir kayıt ilâve ediyor ki (Arab filolog o turetskom yazıke, 068) as- kökünden teşkil edilmiş bir isim saymış olsa gerektir. Küpe demek olan bu kelime Altay, Televüt, Kükişi (Lebedintsi), Şor, Küerik, Karayım, Kazan lehçelerinde sırga (Radloff. Wb, IV, 643), Sagaycada ızırga (Radloff. Wb, I, 398), Başkurtçada hırga, sırga söylenir. Bu kelimenin asırga şekline Arap harfleriyle yazılan Türkçe sözlükleri yayınlıyan türkologların eserlerinde rastlanır ki yanlıştır. Radloff asırga şeklini ancak Çağatayca diye gösteriyor ki harekesiz yazılan ısırga kelimesini asırga şeklinde okumuştur. (Radloff. Wb, I, 542). 

Et-tuhfet-üz-zekiyye’deki (B. Atalay, metin 13 a) ısırga müstensih hatasıdır, doğrusu kenardaki ısırka’dır. El-kavanin-ül-külliye’de (s. 64) ısırga, Mu‘in-ül-mürid (varak 12 b) hareke ile ısırga yazılmıştır. Bu kelime Rusçaya serga (Dal Sözlüğü, IV, 178) ve eski şekliyle iserga (Perme Rusçasında, Dal Sözlüğü, II, 46) olarak geçmiştir. Bütün bunlar sırga kelimesinin eski şeklirin ısırga olup ısır- kökünden -ga ekiyle teşkil edilen bir isim olduğunu göstermektedir. 

Bu kelime Yakutçada da ıtırga yahut ıtarga söylenir ki yine ısır- anlamına gelen ıtır- kökünden teşkil edilmiş bir isimdir. Yakut Sözlüğü müellifi Pekarskiy bu kelimenin ıtır- (ısır-) kökünden teşkil edilen bir isim olduğunun farkında olmamıştır. (Yakut Sözlüğü, 3842, 3852).” 

Kelime Kıpçak Türkçesi metinlerinden Muînü’l-mürîd adlı manzum eserde harekeli olarak ısırga şeklinde geçer. “bilezük yüzük yâ kırangdın nisâb / ısırga ya şâmûşelerdin hisâb” (bk. Ali Fehmi Karamanlıoğlu, Mu‘înü’l-mürîd. (Transkripsiyonlu Metin -Dizin – Tıpkıbasım), İstanbul, 2006, s. 30,  765-766. Satırlar.

“Isırmak” fiilinin müteradifi “tişlemek” kelimesidir. Bu konuda Sir Gerard Clauson EDPT adlı etimoloji sözlüğünde 251b’deki “ısırmak” maddesinde “Kıpçak Türkçesindeki karşılığı tişle- bk. Kitâbü’l-idrak)” şeklinde açıklama yapıyor. Bu “tişlemek” kelimesi Anadolu Türkçesi metinlerinde kelime başı t- sesinin kelime başında d- şeklinde gelişmesi sonucunda “dişlemek” şeklinde kullanılmıştır. Bakın “dişlemek” kelimesi Dede Korkut kitabı’nda nasıl geçiyor.

Bamsı Beyrek Oğuzun güzel kızı Banı Çiçek’e taliptir. Ancak kız üç şart koşar.  Ok atacaklar Beyreğin oku Banı Çiçek’in okunu geçecek. At yarıştıracaklar. Beyreğin atı Banı Çiçek’in atını geçecek. Güreş tutacaklar. Beyrek güreşte Banı Çiçek’in sırtını yere getirecek. İlk iki şartı hakkıyla kazanan Beyrek, üçüncüde güreşi kaybedeceğini anlar. Hile yaparak Banı Çiçeği yener. Bakın Abdülkadir İnan hocamız bu konuyu nasıl yazmış: “Eski Oğuz boylarında da nişan belgesi olarak ısırmak âdeti bulunduğu anlaşılıyor. Dede Korkut kitabında “Beyrek üç öpdi, bir dişledi. Düğün kutlu olsun han kızı deyü barmağından altun yüzüği çıkardı, kızung parmağına geçürdi, ortamızda bu nişan olsun, han kızı, dedi”. (Kilisli, 43; Orhan Ş. Gökyay, 29)”. 

Burada dişledi kelimesi ile Bamsı Beyrek’in Banıçeçek’in kulağını ısırdığı anlaşılıyor. Abdülkadir İnan hocamız bu konuda Çağdaş Türk boylarından da örnekler veriyor. “Başkurtlarda (bilhassa Ural dağları doğusundaki Katay, Tabın, Barın illeri kadınları arasında) yaygın hırga habak (habak ~ sabak” Başkurtçada “bir sap iplik” demektir. Krş. Kırgızca sabak “iğneye geçirilen iplik”.) halma denilen adettir ki eski nişan töreninin bir kalıntısından ibarettir. Bu törene göre erkek ve kız çocukları nişanlarken, bunlara birbirinin kulaklarını ısırtırlar ve kızın kulağını delerek bir habak (bir sap) iplik geçirirlerdi. Kulak iyileştikten sonra küpe (ısırga) takılırdı.” 

Böylece “küpe” anlamına gelen Sırga kelimesinin kökeninin as- fiili ile değil ısır- fiili ile ilgisi olduğu anlaşılıyor.

Yorumlar (0)
29°
parçalı bulutlu