MEVLİD NEDİR, MEVLİD ÖZELLİKLERİ, MEVLİD TEST

MEVLİD NEDİR, MEVLİD ÖZELLİKLERİ, MEVLİD TEST

MEVLİD NEDİR, MEVLİD ÖZELLİKLERİ, MEVLİD TEST

MEVLİD NEDİRMEVLİD ÖZELLİKLERİMEVLİD TEST

MEVLİD NEDİR, MEVLİD ÖZELLİKLERİ, MEVLİD TEST

5. MEVLİD


Sözlüklerde “insanın doğduğu yer, doğma, dünyaya gel­me, doğulan zaman” anlamlarına gelmektedir. Edebiyatta ise Hazret-i Peygamber’in doğumunu konu alan eserlerin genel adıdır. Bu tür eser­lerde Peygamber’in doğumu, peygamber oluşu, mucizeleri, miraç olayı, örnek yaşayışı, vefatı gibi konular işlenmektedir.

Farklı kişilerce altmışın üzerinde Türkçe mevlid yazılmasına rağmen bunların içerisinde Süleyman Çelebi (1351-1422)’nin yazdığı Vesiietü’n-Necat (1409) isimli 768 beyitlik mevlid meşhurdur. Süleyman Çelebi’nin eseri şu bölümlerden oluşmakta­dır: Tevhid, dua, âlemin ve peygamberin yaratılışı, veladet, medhiye, mu-cizat, miraç, hicret, Peygamberin özellikleri, nasihat, kötü davranışlardan kaçınma, risalet, vefat, hatime.

Tekke Edebiyatına Ait Nazım Şekillerinden mevlid

Tekke şiiri, bütün bir milletin malıdır. Zira o, millî dili ve halk zevkini kuvvetle yaşatmıştır. Âdeta halkın dinî ruhunu terennüm etmekle onun bu vecdini tanzim ve idare etme rolünü de üzerine almıştır. Bu bakımdan Tekke edebiyatı mamullerinde bir yandan Divan edebiyatının, diğer yandan da Âşık edebiyatının özellikleri görülür.

Bu edebiyatın dili, genel olarak halk edebiyatının diline yakınsa da, onda orta seviyedeki halkın kolaylıkla kullanageldikleri Arapça-Farsça kelimelere de rastlanır.

Tekke edebiyatı mahsulleri, şekil ve vezin bakımından Divan ve Saz şiiri ile ortaktır. Şöyle ki, Tekke şiirinde hem hece, hem aruz vezni, hem Türk hem de Arap-Acem şekilleri kullanılmıştır. Tekke şiirinin kendisine mahsus muayyen vezin ve şekli yoktur. Ancak belirtelim ki Tekke şairleri hem aruzu, hem de heceyi çok rahat kullanırlar. Tekke edebiyatının şekil bakımından Divan ve Âşık edebiyatları ile müşterek yanları vardır. Ayrıca vezin ve şekilde de çok kere Saz şiiri şekliyle Divan şiiri veznini veya Saz şiiri vezniyle Divan şiiri şekillerini birleştirmek suretiyle ayrı bir hususiyet kazanmıştır.

Saz ve Divan şiirindeki sınırlı konu ve belli zümrelere verilen ruhun hâkimiyetine mukabil, Tekke şiirinde dinî ve tasavvufi ruhun hâkimiyeti vardır. Bunun en belirli tarafı, kendilerine mahsus ruhanî ve İlâhî bir vecdi terennüm etmeleridir. Tekke Şiiri, Saz şiirine nispetle daha çok fikri ve felsefi, Divan şiirine nispetle daha fazla millî ve hayatîdir. Tekke şairleri, diğer şairler gibi kendi ruhlarının ürperişlerini ve rüyalarını, dinî, ahlâkî düşünce ve duygularını söylemektedirler. Bu bakımdan Tekke edebiyatı mahsulleri, Türk milletinin İslamiyet’le bütünleşmesi noktasından dinî-millî bir edebiyatın doğmasını sağlamıştır.

Tekke şairleri, Divan ve Âşık tarzım iyi bilmelerine rağmen, eserlerini halka daha iyi anlatabilmek için halkın anladığı milli vezin hece vezni ile yazmışlardır. Onlar şiirlerinde, nazmı şekli olarak “koşma”yı daha çok kullanmışlardır.

Kafiye şemaları bakımından “koşma” türüne giren hece vezni ile yazılmış Tekke şiirlerinin konulan ve edaları itibariyle değerlendirilmesi gerekir. Bu itibarla Tekke edebiyatının araştırma sahası, genel olarak dinî muhtevalı manzum ve mensur eserlerden meydana gelmektedir. Biz bu çalışmamızda, sadece manzum eserler üzerinde duracağız. Onlar da: İlâhi, münacaat, Na’t, medhiye, hikmet, nutuk, devriye, şathiye, miraciye, mevlid, ramazaniye... vb. leridir.

Tekke edebiyatı’nın kendisine ait müstakil bir nazım şekli olmamakla beraber, Divan ve Âşık edebiyatları nazım şekillerini ortak olarak kullanmaktadırlar. Bu nazım şekillerinden birisi de:

Mevlid

Mevlid, zaman ismi olarak; “herhangi bir kimsenin doğduğu zaman” özellikle Hz. Muhammed’in doğduğu gecedir; mekân ismi olarak da “Hz Muhammed’in doğduğu eve “Mevlidü’n-Nebî” adı verilir. Mevlid, Hz. Peygamberin doğumu veya Hz. Muhammed’in doğumunu anma bayramı, yani “Kutlu Doğum Günü” dür.

Mevlid, Türk edebiyatında manzum olarak yazılmıştır. Özellikle Hz. Muhammed’in hayatı, büyüklüğü, diğer peygamberlerden üstünlüğü dile getirilmiştir.

Mevlid üzerinde başlangıçta İslâm dünyasmda bazı eserler yazümıştır.

Türkler arasında da bilhassa “Siyer-i Nebi” adı ile yazılan bu tür manzum eserler bir hayli fazladır.

Özellikle Kadı Darir’in Siyretü’n-Nebi’si mevlid geleneğinin Türk edebiyatında ilk örneklerindendir.

Fakat Türk edebiyatında mevlid geleneğinin en güzel örneği Süleyman Çelebi’nin Vesvetü’n-Necat-mevlid’i idi.

Bu eser, “Tevhid, Münacaat, Dua, Velâdet, Miraç, Vefat, Hatime” vb. bölümlerinden oluşmuştur.

XV. yüzyılda Süleyman Çelebi’yi takib ederek mevlid yazan diğer mühim şairlerden Sinanoğlu (1478), Ebu’l Hayr (1491), Halil, Hamdi ve Ahmed’ın vb. mevlidlerini de sayabiliriz.

Özellik aynı tarzı ifade eden, fakat Hz. Muhammed yerine Hz. Ali’yi anlatan Mevlid’ler de yazılmıştır. Bu hususda XIX yy da Süleyman Celaleddin’in “Mevlid-i Cenâb-ı Ali Kerremal/ah’ın Vechehi“ adlı eserini zikredebiliriz.

Süleyman Çelebi’den PEYGAMBERİN DOĞUMU

Âmine Hatun Muhammed anesı

Sedeften toğdı ol dür dânesi

Çünki Abdu'lahdan oldı hâmile

Vakt irişdi hefte vü eyyam ile

Hem Muhammed gelmesi oldı yakın

Çok alâmetler belürdı gelmedin

0l Rebi-ül-ewel ayı nicesi

On ikinci gice isneyn gicesi

0l gice kim toğdı ol Hayr-ül-beşer

Anası anda neler gördi neler

Didi gördüm ol Habibün anesi

Bir aceb nur kim güneş pervanesi

Berk urup çıkdı evümden nâgehân

Göklere dek nûr ile toldı cihan

Gökler açıldı vü feth oldı zulem

Üç melek gördüm elinde üç alem

Biri meşrık biri mağribde anun

Biri tamında dikildi Ka'be'nün

İndiler gökden melekler saff u saf

Kâ'be gibi kıldılar evüm tavaf

Geldi huriler bölük bölük buğur

Yüzleri nûrından evüm toldı nûr

Hem hava üzre döşendi bir döşek

Adı Sündüs döşeyen anı melek

Çün göründi bana bu işler ayan

Hayret içre kalmış idüm ben hemân

Yarılup divâr çıkdı nâgehân

Üç bile huri bana oldı ayan

Bâzılar dirler ki ol üç dilberün

Asiye'ydi biri ol meh-peykerün

Biri Meryem Hâtûn idi aşikâr

Birisi hem hurilerden bir nigâr

Geldiler lutf ile ol üç meh-cebin

Virdiler bana selâm ol dem hemin

Çevre yanuma gelüp oturdılar

Mustafâ'yı birbirine muştılar

Didiler oğlun gibi hiç bir oğul

Yaradılalı cihan gelmiş değül

Bu senün oğlun gibi kadri cemîl

Bir anaya virmemişdür ol Celil

Ulu devlet buldun ey dildâr sen

Toğısardur senden ol hulkı hasen

Bu gelen ilm-i ledün sultânıdur

Bu gelen tevhid ü irfan kânıdur

Bu gelen aşkına devr eyler felek

Yüzine müştakdur ins ü melek

Bu gice ol gicedür kim ol şerîf

Nûr ile âlemleri eyler lâtif

Bu gice dünyâyı ol cennet kılur

Bu gice eşyaya Hak rahmet kılur

Bu gice şâdân olur erbâb-ı dil

Bu giceye can virür ashâb-ı dil

Rahmeten li'lâlemîndür Mustafa

Hem şefî'-ül müznibindür Mustafa

Vasfını bu resme tertib itdiler

Ol mübârek nura tergîb itdiler

Âmine eyder çü vakt oldı temâm



Kim vücûde gele ol Hayr-ül-enâm

Susadum gâyet harâretden katı

Sundılar bir cam tolusı şerbeti

Kardan ak idi vü hem soğuk idi

Lezzeti dahi şekerde yok idi

İçdüm anı oldı cismüm nura gark

İdemezdüm nurdan kendümi fark

Geldi bir ak kuş kanadıyle revân

Arkamı sığadı kuvvetle hemân

Toğdı ol sâatde ol sultân-ı dîn

Nura gark oldı semâvât ü zemin

Yaradılmış cümle oldı şâdmân

Gam gidüp âlem yeniden buldı cân

Cümle zerrât-ı cihan idüp nidâ

Çağrışuban didiler kim merhaba

Merhabâ ey âli sultân merhabâ

Merhabâ ey kân-i irfân merhabâ

Merhabâ ey sırr-ı fürkân merhabâ

Merhabâ ey derde dermân merhabâ

Merhabâ ey bülbül-i bâğ-ı Cemâl

Merhabâ ey mâh ü hurşîd-i hüdâ

Merhabâ ey Hakdan olmayan cüdâ

Merhabâ ey cân-ı bakî merhabâ

Merhabâ uşşâka sâki merhabâ

Merhabâ ey kurret-ül-ayn-i Halil

Merhabâ ey hâs-t mahbûb-i Celîl

Merhabâ ey rahmeten li'l-âlemîn

Merhabâ sensin şefi ul-müznibin

Merhabâ ey pâdişâh-ı dü cibân

Senün için oldı kevn ile mekân

Ey cemâli gün yüzi bedr-i münir

Ey kamu düşmişlere sen destgir

Ey gönüller derdinün dermânı sen

Ey yaradılmışlarun sultânı sen

Sensin ol sultân-ı cümle enbiyâ

Nûr-ı çeşm-i evliyâ vü asfiyâ

Ey risâlet tahtının sen hâtemi

Ey nübüvvet mührinün sen hâtemi

Çünki nurun rûşen itdi âlemi

Gül cemâlün gülşen itdi âlemi

Oldı zâil zulmet-i cehl ü dalâl

Buldı bâğ-ı ma'rifet ayn-i kemâl

Yâ Habiballah bize imdâd kıl

Son nefes didârun ile şâd kıl

Ger dilersiz bulasız oddan necât

Aşk ile derd ile idün es-salât

Hz. Ali Mevlidi:

Hz. Muhammed’e, Süleyman Çelebi’nin yazdığı mevlid gibi, Süleyman Celâleddîn de Mavlûd-ü cenâb-ı Alî kerrem Allâh-ü vecheh adı altında, Hz. Ali için bir mevlid yazmıştır. Bu tarzda yazılmış başka manzum örnekler de vardır.

Süleyman Celâleddin’in Mevlid’i 1308 H. (1890 M.) yılında İstanbul’da basılmıştır. Çift kolon hâlinde 16 sayfalıktır. Başta bir tevhid şiirinden sonra münâcaat, na’t-ı nebevi, imameyn (Hz. Hasan ve Hüseyn) hakkında bir şiirden sonra Dibace Önsöz”, İlâhî, Mukaddime “başlangıç” ve yine kısa bir na’t-ı nebevi yazarak Hz. Ali’nin doğumu bölümüne girmektedir.

Nitekim, Hz. Ali’ye bir medhiye, onun hâl ve niteliklerini bildiren bir diğer parça ile bir dua ve bir bitiriş şiiri mevlidi tamamlamaktadır. Bu mevlidin “Doğum bölümü”nden sonra bir örneğini buraya alıyorum.

“Mebhas-i mevlid-i Alî kerrem Allâh-ü vecheh ve Radi’y-Allah-ü teâlâ anh şefî-i rûz-i cezâ Hazret-i Muhammed Mustafa ve Kasîm-ün-nâr-i fi’l-cennet.

Hazret-i Aliyye'l-Murtazâ râ salâvât.

Ey muhibb-i sâdık-ı âl-i abâ

V'ey olan gönlünde ihlâs-ü vefâ

Murtazâ mevlûdunu dinle ayan

Hâmem itsün vakayı şerh-ü beyân

Hâşimî gülzârının hoş lâlesi

Hem saadet manınım bir hâlesi

Yani ümm-ü pâk-i Hâh- Evliya

Hayder-i kerrâr Aliyye'l-Murtazâ

Fatma Bint-il-Esed ol kâmile

Çün Ebû Tâlib'den oldu hamile

Geldi ol pâkîze'ye başka şeref

Hâmıl-i dürr-ü yetîm oldu sadef

Geçmedeyken hefte-vü eyyam-ü mâh

Geldi ol dildareye çün intibah

Gördü hamilinden çok âsâr-ı acîb

Çün zuhura geldi ahvâl-i garîb

Sâl-i Fîr otuzuna yetti hemân

Yirmi üç yıl hicrete vardı zemân

Sevk edib Hakk kadr'in ilânı anı

Onüçüncü Recebin Cum'a günü

Olmuşidi müddet-i haml'i temam

Oldu ol gün âzım-ı beyt-il-harâm

Anda iken hâmil-i şîr-i nere

İztirâbından oturdu bir yere

Fıtrât-ı zatıyyesi pâk-i tahûr

Kim tecellî ezel etti zuhur

Kimseye vâki' değilken bu şeref

Doğdu beyt içre hemân hayr-ül-halef

Basdı bağrına o dem nevzâdını

Hem Esed tesmiyye kıldı âdını.

ABDURRAHMAN GÜZEL, TÜRK DİLİ DERGİSİ

NAZIM TÜRLERİ TEST

1. Kasidenin nesib bölümünden methiye bölümüne geçerken söylenen beyit ya da beyitlere —- denir. —- iki bölümü birleştiren bir basamak görevindedir.

Yukarıdaki parçada boş bırakılan yerlere aşağıdakilerden hangisi getirilmelidir?

A) Teşbib

B) Fahriye

C) Tevhit

  1. Giriş (girizgâh)

E) Dua

2. Aşağıdakilerden hangisi kasidenin bölümlerinden biri değildir?

A) Fahriye

B) Tegazzül

C) Girizgâh

D) Methiye

E) Hicviye

3. Yuğ adı verilen ölüm törenlerinde söylenir. Ölen kişinin iyilikleri, yiğitlikleri anlatılır.

Yukarıda özellikleri verilen tür aşağıdakilerden hangisidir?

A) Sav

B) Destan

C) Sagu

D) Varsağı

E) Koşuk

4. Hece sayısı koşmayla eşit olan Divan edebiyatı nazım şekli aşağıdakilerden hangisidir?

A) Tuyuğ

B) Rubai

C) Şarkı

D) Gazel

E) Kıt'a

5. Ölen kişinin iyiliklerini, yiğitliklerini anlatan şiirlere İslam öncesi Türk edebiyatında —-, Halk edebiyatında —- Divan edebiyatında —- denir.

Yukarıdaki parçada sözü edilen nazım türleri sırasıyla hangi seçenekte doğru olarak verilmiştir?

A) Koşuk, koşma, gazel

B) Ağıt, sagu, koşuk

C) Mersiye, ağıt, semai

D) Sagu, ağıt, tuyuğ

E) Sagu, ağıt, mersiye

6. Aşağıdakilerin hangisinde tek dörtlükten oluşan nazım şekilleri bir arada verilmiştir?

A) Mani, şarkı, rubai

B) Rubai, ağıt, tuyuğ

C) Mani, sagu, murabba

D) Rubai, tuyuğ, mani

E) Tuyuğ, murabba, rubai

7. Tasavvuf edebiyatı nazım türlerinden hangi ikisi "Alevi, Bektaşi" şairleri tarafından kullanılmıştır?

A) Şathiye – ilahi

B) Deme – şathiye

C) Nefes – nutuk

D) Nefes – deme

E) Nutuk – ilahi

8. Aruzun kısa kalıbıyla yazılır. Beş —- yazan şairlere hamse sahibi derler. Her beyit kendi arasında uyaklıdır.

Yukarıda boş bırakılan yere aşağıdaki nazım şekillerinden hangisi getirilmelidir?

A) Kaside

B) Gazel

C) Terci-i bent

D) Müstezat

E) Mesnevi

Aşını tattırandı

Kötü düşmanı kaçırandı

"Oğrak" askerini çevirendi

Bastı ölüm, aktardı

9. Yukarıdaki dörtlük aşağıdaki nazım şekillerinden hangisine örnek olabilir?

A) Sagu

B) Mani

C) Koşuk

D) Semai

E) Varsağı

Bari kapıdan kaçmasan

Göçküncü gibi göçmesen

Ölüm şarabın içmesen

Ah nideyim ömrüm seni

10. Yukarıdaki dörtlük aşağıdaki nazım şekillerinden hangisine örnek olabilir?

A) Semai

B) Varsağı

C) İlahi

D) Ağıt

E) Tuyuğ

11. Ölen kişinin iyiliklerini anlatan şiirlere —-, kopuz eşliğinde aşk ve tabiat güzelliklerini anlatan şiirlere —- denir.

Yukarıdaki parçada boş bırakılan yerlere sırasıyla aşağıdaki nazım şekillerinden hangileri getirilmelidir?

A) Sav – sagu

B) Sagu – koşuk

C) Koşuk – destan

D) Sagu – destan

E) Koşuk – sagu

12. Aşağıdakilerden hangisi Türklere ait nazım şekilleridir?

A) İlahi, tuyuğ, şarkı

B) Kıt'a, şarkı, türkü

C) Rubai, şarkı, sone

D) Koşma, destan, kıt'a

E) Nefes, semai, sone

13. Yedili hece ölçüsüyle söylenir. Eğlencelerde, sevgililer arasında haberleşmelerde, törenlerde öğüt ve ders vermek amacıyla sıkça kullanılmıştır. Anonim Halk edebiyatının önemli bir türüdür. Asıl söylenmek istenen üçüncü ve dördüncü dizede verilir.

Yukarıda sözü edilen nazım şekli aşağıdakilerden hangisidir?

A) Mani

B) Koşuk

C) Sav

D) Ağıt

E) Türkü

14. Av törenlerinde ve zaferle biten savaşlardan sonra okunur, yiğitlik ve tabiat sevgisi, aşk gibi konuları işler.

Yukarıda sözü edilen sözlü edebiyat nazım şekli aşağıdakilerden hangisidir?

A) Destan

B) Semai

C) Koşuk

D) Varsağı

E) Mani

15. Aşağıda "Koşuk'la ilgili verilen bilgilerden hangisi yanlıştır?

A) Hece ölçüsüyle söylenir.

B) Aşk, tabiat ve yiğitlik gibi konular işlenir.

C) Kopuz eşliğinde söylenir.

D) Zengin uyak kullanılmıştır.

E) Dörtlükler şeklinde söylenmiştir.

16. Aşağıdaki nazım şekillerinden hangisi İslam öncesi Türk edebiyatına aittir?

A) Mersiye

B) Koçaklama

C) Ağıt

D) Sagu

E) Şathiye

17. Aşağıdaki cümlelerin hangisi "gazel" ile "kaside"nin ortak özelliği değildir?

A) Beyitlerden oluşmaları

B) İlk beyitlerine matla, son beyitlerine makta denilmesi

C) Uyak örgüsünün benzer olmaları

D) Şairlerinin takma adlarının (mahlas) kullanılması

E) Eğlence ve doğa güzelliklerini işlemeleri

18. Aşağıdaki nazım şekillerinden hangisinin ölçüsü diğerlerinden farklıdır?

A) Varsağı

B) Güzelleme

C) Koçaklama

D) Taşlama

E) Ağıt

19. Aşağıdaki nazım şekillerinden hangisi aruz ölçüsüyle yazılmaz?

A) Rubai

B) Tuyuğ

C) İlahi

D) Şarkı

E) Kıta

20. —- özel bir ezgiyle söylenir ve yörelere göre adlandırılır. —- söyleyeni (yakıcısı) belli olan ve belli olmayan olmak üzere ikiye ayrılır. Asıl —- yakıcısı belli olmayanlardır.

Yukarıdaki parçada boş bırakılan yerlere aşağıdaki nazım şekillerinden hangisi getirilmelidir?

A) Koşma

B) Türkü

C) Mani

D) Destan

E) Şarkı

21. Aşağıdaki nazım şekillerinden hangisi hem Anonim Halk edebiyatı hem Aşık edebiyatı nazım şeklidir?

A) Semai

B) Türkü

C) Koşma

D) Nefes

E) Varsağı

CEVAP ANAHTARI

1-D 2-E 3-C 4-A 5-E 6-D 7-D 8-E 9-C 10-A 11-B 12-A 13-A 14-C 15-D 16-D 17-E 18-A 19-C 20-B 21-B

YORUM EKLE