MÜNACAAT NEDİR? MÜNACAAT ÖZELLİKLERİ, MÜNACAAT TEST

MÜNACAAT NEDİR? MÜNACAAT, MÜNACAT NEDİR?

MÜNACAAT NEDİR? MÜNACAAT ÖZELLİKLERİ, MÜNACAAT TEST

MÜNACAAT NEDİR? MÜNACAAT, MÜNACAT NEDİR?


Kelime anlamı “Allah’a dua etme, yalvarma” anlamına gel­mektedir. Divan edebiyatında Allah’a yalvarma, yakarma, niyaz etme maksadıyla yazılan nesir ya da nazım yazılara “münacaat” denir. Kaside, gazel, mes­nevi, murabba, muhammes, terkib ve terci-i bend, rubai ve kıt’a gibi he­men bütün nazım şekilleriyle yazılmıştır.

Şairler bazen aynı nazım şekli içinde tevhid ve münacatı birlikte işleyebilmektedirler. Bu tür yazılarda şair, Allah’ın kudret ve azameti karşısında kendi acizliğini ortaya konar. Günah­larının bağışlanması için yüce yaratıcıya yalvarır.

Münacat, kelime olarak “fısıldamak, kulağa söylemek, iki kişi arasında geçen gizli konuşma” anlamları taşımaktadır. Bir kimsenin ellerini semaya kaldırarak dilediği şeyi Allah’tan gizlice istemesine münâcât denilmekle birlikte, edebiyâtımızda, bağışlayıcı olan Yüce Allah’tan bir dilekte bulunmak için yazılan manzûmelere verilen isimdir.

------------------------------------

Münacat Nedir? Ayrıntılı Açıklama ve Örnekler


Münâcât: Klasik Türk şiirinde, genellikle kaside biçiminde kaleme alınan ve konusu Allah’a yakarış, af dileme, yalvarma olan manzumelere verilen isim. Münâcât, bir nazım türüdür.

Eğer Tanrı’ya yakarış, mağfiret dileme, kulun acziyetini dile getirip Yaratıcısına sığınma teması nesir şeklinde yazıya dökülmüşse buna ‘tazarrunâme' denmiştir.

Mesnevilerin başında da, bir münâcât yer alır. Yeni şiirimiz içinde de güzel münâcât örnekleri vardır.

Bir münâcât örneği:

Ey İlâh-ı kâinat, ey masdar-ı sun‘-ı kemâl,
Varlığındır var olan, yoktur o varlıkta zevâl...

Ey Cenâb-ı kibriyâ, bizler gibi acizlere,
Kibriyâ-yı zâtını mümkün müdür etmek hayal?

Kaynak:Prof.Dr.Turan Karataş / Edebiyat Terimleri Sözlüğü


Tekke Edebiyatına Ait Nazım Şekillerinde Münacât

Tekke şiiri, bütün bir milletin malıdır. Zira o, millî dili ve halk zevkini kuvvetle yaşatmıştır. Âdeta halkın dinî ruhunu terennüm etmekle onun bu vecdini tanzim ve idare etme rolünü de üzerine almıştır. Bu bakımdan Tekke edebiyatı mamullerinde bir yandan Divan edebiyatının, diğer yandan da Âşık edebiyatının özellikleri görülür.

Bu edebiyatın dili, genel olarak halk edebiyatının diline yakınsa da, onda orta seviyedeki halkın kolaylıkla kullanageldikleri Arapça-Farsça kelimelere de rastlanır.

Tekke edebiyatı mahsulleri, şekil ve vezin bakımından Divan ve Saz şiiri ile ortaktır. Şöyle ki, Tekke şiirinde hem hece, hem aruz vezni, hem Türk hem de Arap-Acem şekilleri kullanılmıştır. Tekke şiirinin kendisine mahsus muayyen vezin ve şekli yoktur. Ancak belirtelim ki Tekke şairleri hem aruzu, hem de heceyi çok rahat kullanırlar. Tekke edebiyatının şekil bakımından Divan ve Âşık edebiyatları ile müşterek yanları vardır. Ayrıca vezin ve şekilde de çok kere Saz şiiri şekliyle Divan şiiri veznini veya Saz şiiri vezniyle Divan şiiri şekillerini birleştirmek suretiyle ayrı bir hususiyet kazanmıştır.

Saz ve Divan şiirindeki sınırlı konu ve belli zümrelere verilen ruhun hâkimiyetine mukabil, Tekke şiirinde dinî ve tasavvufi ruhun hâkimiyeti vardır. Bunun en belirli tarafı, kendilerine mahsus ruhanî ve İlâhî bir vecdi terennüm etmeleridir. Tekke Şiiri, Saz şiirine nispetle daha çok fikri ve felsefi, Divan şiirine nispetle daha fazla millî ve hayatîdir. Tekke şairleri, diğer şairler gibi kendi ruhlarının ürperişlerini ve rüyalarını, dinî, ahlâkî düşünce ve duygularını söylemektedirler. Bu bakımdan Tekke edebiyatı mahsulleri, Türk milletinin İslamiyet’le bütünleşmesi noktasından dinî-millî bir edebiyatın doğmasını sağlamıştır.

Tekke şairleri, Divan ve Âşık tarzım iyi bilmelerine rağmen, eserlerini halka daha iyi anlatabilmek için halkın anladığı milli vezin hece vezni ile yazmışlardır. Onlar şiirlerinde, nazmı şekli olarak “koşma”yı daha çok kullanmışlardır.

Kafiye şemaları bakımından “koşma” türüne giren hece vezni ile yazılmış Tekke şiirlerinin konulan ve edaları itibariyle değerlendirilmesi gerekir. Bu itibarla Tekke edebiyatının araştırma sahası, genel olarak dinî muhtevalı manzum ve mensur eserlerden meydana gelmektedir. Biz bu çalışmamızda, sadece manzum eserler üzerinde duracağız. Onlar da: İlâhi, münacaat, Na’t, medhiye, hikmet, nutuk, devriye, şathiye, miraciye, mevlid, ramazaniye... vb. leridir.

Tekke edebiyatı’nın kendisine ait müstakil bir nazım şekli olmamakla beraber, Divan ve Âşık edebiyatları nazım şekillerini ortak olarak kullanmaktadırlar. Bu nazım şekillerinden birisi de:

Münâcaat:

Sözlükte "fısıldama, kulağa söyleme; Allah'a dua etme, yalvarma, Allah'a dua mevzulu manzume, şiir" manalarına gelir. Bu tür eserler, sadece Allah'a yalvarmak ve iştiyak duygularını açıklamak için değil, aynı zamanda Hz. Peygamber'e karşı da yazılırlar. Hz. Peygamber için yazılan münâcaatlar, naatlardan muhteva yönüyle ayrılırlar. Burada Hz. Peygamber'e atfen Kemali Efendi tarafından yazılan bir münacaat örneği verelim:

Neler çekmekdeyim derdinle sensiz yâ Resûlallah

Gamınla geçmedi bir an mihensiz yâ Resûlallah

Şikâyet mi, değil hâşâ bihakk-ı Haydar ü sıbteyn

Beni benden halâs et eyle bensiz yâ Resûlallah

Ayırma zümre-yi rindandan bu abd-i mahzunu

Meseldir derler olmaz gül dikensiz yâ Resûlallah

Bu keman içre Yakub'um cüdayım mâh-ı Kenân'den

Göz a'mâ bî neva beyt-ül hazensiz yâ Resûlallah

Ne ten lâzım ne can lâzım ne nâm ü ne nişan lâzım

Olaydım hakine medfun kefensiz yâ Resûlallah

Cemâlin görmeyen bu dâr'da rahat yüzü görmez

Uyup nefse çıkar dâr'a resensiz yâ Resûlallah

KEMÂL gülşen-ı hüsnünde bir sûride bülbüldür.

Koma bu bağda serv ü semensiz yâ Resûlallah

Eski şairler, divanlarına "tevhid" ve "münacaaf'la başladıkları gibi, divan¬lar dışındaki İslâmî eserlerin başında da münacaatların yer aldığı görülmekte¬dir. Münacaatlar, menzum ve mansur olarak da bulunur. Manzum münacaatlar, ekseriyetle kaside, gazel, kıta, mesnevi vb. tarzında yazdırlar. Münacaatlarda yer alan esaslar, tevhidlerde olduğu gibi, âyet ve hadislerden bizzat iktibas edilerek veya bu iki kaynaktan meâlen, telmihan alınarak yazılmıştır.

Elmalı Hamdi Yazar Allah'a sığınmayı, O'ndan yardım istemeyi mensur olarak secîlî bir şekilde şöyle söyler:

"İlâhî hamdini sözüme sertâç ettim. Zikrini kalbime miraç ettim, kitabım kendime minhâc ettim. Ben yoktum var ettin, varlığından haberdâr ettin, aş¬kınla gönlümü bîkarar ettin, inayetine sığındım kapma geldim, hidâyetine sı¬ğındım lütfûna geldim, kulluk edemedim affına geldim."

Manzum münâcatlara edebiyatımızda pek fazla örnek bulabiliriz.

Süleyman Çelebi, Vesiletü'n-Necat’ındaki "Münâcaat'ında her işin evvelinde Allah'ı zikretmenin fazileti ve faydalarını anlatmaktadır. Kim ki gününe Allah adıyla başlarsa o bütün işlerinde başarıya ulaşır. Onun için başarı kapılan so¬nuna kadar açıktır. Yeter ki kul, her nefeste Allah'ı zikredebilsin. İşte Süleyman Çelebi bunu şöyle özetlemiştir:

Allah adın zikr idelüm evvelâ

Vâcib oldur cümle işde her kula

Allah adın her kim ol evvel ana

Her işi âsân ide Allah ana

Allah adı olsa her işin öni

Hergiz ebter olmaya anun som

Her nefesde Allah adın di müdâm

Allah adıyla olur her ış temam

Bir kez Allah dise aşk ile lisân

Dökülür cümle günah misl-i hazân

İsm-i pakın pâk olur zikr eyleyen

Her murada irişür Allah diyen

Aşk ile gel imdi Allah diyelüm

Derd ile göz yaşıle âh idelüm

Ola kim rahmet kıla ol pâdişâh

Ol Kerim ü ol Rahîm ü ol İlâh

Birdür ol birliğine şek yokdurur

Gerçi yanlış söyleyenler çokdurur

Cümle âlem yoğ iken ol var idi

Yaradılmışdan ganî cebbâr idi

Var iken ol yoğ idi ins ü melek

Arş ü ferş ü ay ü gün hem nüh felek

Sun ile bunları ol var eyledi

Birliğine bunları kıldı delîl

Ol didi bir kerre var oldı cihân

Olma dirse mahv olur ol dem hemân

Bâri ne hâcet kılavuz sözü çok

Birdür Allâh andan artuk Tanrı yok

Haşre dek ger dinilürse bu kelâm

Nice haşr ola bu olmaya temâm '

Ger dilersiz bulasız oddan necât

Aşk ile derd ile idün es-salât

ÜMMÎ SİNAN’DAN BİR MÜNÂCAAT

Ey cümle halkun maksudı al gönlümi senden yana

Ey külli şey'ün mevcûdı al gönlümi senden yana

Budur yüregüm yarası gitmedi yüzüm karası

Ey bî-çâreler çaresi al gönlümi senden yana

Nefs elinden âvâreyem hırs elinden bî-çâreyem

Gayrı kime yalvarayum al gönlümi senden yana

Kurtar nefsün belâsından cân bu lûtfu bular senden

Nota ihsân ola senden al gönlümi senden yana

Elüm sana irmekliğe gözüm seni görmekliğe

Tapuna yüz sürmekliğe al gönlümi senden yana

Nefsün meyine kanmasun firkat odına yanmasun

Mâ-sivâdan aldanmasun al gönlümi senden yana

Da'im sen ol dilde sözüm seni fikr eylesün özüm

Gâyrıya bakmasun gözüm al gönlümi senden yana

Mustafa'nun hürmetine Murtaza'nun hizmetine

Şol birligün hürmetine al gönlümi senden yana

Gözlerümi giryân eyle ciğerümi biryan eyle

Esrâr ile hayrân eyle af gönlümi senden yana

Evliyalar hürmetine enbiyâlar 'izzetine

Mukarrebler kurbetine al gönlümü senden yana

'Aşkuna yoldaş almağa derdüne dildaş olmağa

Sırrıma hâldaş almağa al gönlümi senden yana

Ey keremler kânı hâce sensin yücelerden yüce

Ayrılmasun bir zerrece al gönlümi senden yana

Ümmî Sinân dir yaradan götür perdeyi aradan

Kurtar beni bu yaradan al gönlümi senden yana

ABDURRAHMAN GÜZEL, TÜRK DİLİ DERGİSİ, Türk Şiiri Özel Sayısı-3 , Halk Şiiri,sayı 445-450, Ocak -Haziran 1989

NAZIM TÜRLERİ TEST

1. Kasidenin nesib bölümünden methiye bölümüne geçerken söylenen beyit ya da beyitlere —- denir. —- iki bölümü birleştiren bir basamak görevindedir.

Yukarıdaki parçada boş bırakılan yerlere aşağıdakilerden hangisi getirilmelidir?

A) Teşbib

B) Fahriye

C) Tevhit

  1. Giriş (girizgâh)

E) Dua

2. Aşağıdakilerden hangisi kasidenin bölümlerinden biri değildir?

A) Fahriye

B) Tegazzül

C) Girizgâh

D) Methiye

E) Hicviye

3. Yuğ adı verilen ölüm törenlerinde söylenir. Ölen kişinin iyilikleri, yiğitlikleri anlatılır.

Yukarıda özellikleri verilen tür aşağıdakilerden hangisidir?

A) Sav

B) Destan

C) Sagu

D) Varsağı

E) Koşuk

4. Hece sayısı koşmayla eşit olan Divan edebiyatı nazım şekli aşağıdakilerden hangisidir?

A) Tuyuğ

B) Rubai

C) Şarkı

D) Gazel

E) Kıt'a

5. Ölen kişinin iyiliklerini, yiğitliklerini anlatan şiirlere İslam öncesi Türk edebiyatında —-, Halk edebiyatında —- Divan edebiyatında —- denir.

Yukarıdaki parçada sözü edilen nazım türleri sırasıyla hangi seçenekte doğru olarak verilmiştir?

A) Koşuk, koşma, gazel

B) Ağıt, sagu, koşuk

C) Mersiye, ağıt, semai

D) Sagu, ağıt, tuyuğ

E) Sagu, ağıt, mersiye

6. Aşağıdakilerin hangisinde tek dörtlükten oluşan nazım şekilleri bir arada verilmiştir?

A) Mani, şarkı, rubai

B) Rubai, ağıt, tuyuğ

C) Mani, sagu, murabba

D) Rubai, tuyuğ, mani

E) Tuyuğ, murabba, rubai

7. Tasavvuf edebiyatı nazım türlerinden hangi ikisi "Alevi, Bektaşi" şairleri tarafından kullanılmıştır?

A) Şathiye – ilahi

B) Deme – şathiye

C) Nefes – nutuk

D) Nefes – deme

E) Nutuk – ilahi

8. Aruzun kısa kalıbıyla yazılır. Beş —- yazan şairlere hamse sahibi derler. Her beyit kendi arasında uyaklıdır.

Yukarıda boş bırakılan yere aşağıdaki nazım şekillerinden hangisi getirilmelidir?

A) Kaside

B) Gazel

C) Terci-i bent

D) Müstezat

E) Mesnevi

Aşını tattırandı

Kötü düşmanı kaçırandı

"Oğrak" askerini çevirendi

Bastı ölüm, aktardı

9. Yukarıdaki dörtlük aşağıdaki nazım şekillerinden hangisine örnek olabilir?

A) Sagu

B) Mani

C) Koşuk

D) Semai

E) Varsağı

Bari kapıdan kaçmasan

Göçküncü gibi göçmesen

Ölüm şarabın içmesen

Ah nideyim ömrüm seni

10. Yukarıdaki dörtlük aşağıdaki nazım şekillerinden hangisine örnek olabilir?

A) Semai

B) Varsağı

C) İlahi

D) Ağıt

E) Tuyuğ

11. Ölen kişinin iyiliklerini anlatan şiirlere —-, kopuz eşliğinde aşk ve tabiat güzelliklerini anlatan şiirlere —- denir.

Yukarıdaki parçada boş bırakılan yerlere sırasıyla aşağıdaki nazım şekillerinden hangileri getirilmelidir?

A) Sav – sagu

B) Sagu – koşuk

C) Koşuk – destan

D) Sagu – destan

E) Koşuk – sagu

12. Aşağıdakilerden hangisi Türklere ait nazım şekilleridir?

A) İlahi, tuyuğ, şarkı

B) Kıt'a, şarkı, türkü

C) Rubai, şarkı, sone

D) Koşma, destan, kıt'a

E) Nefes, semai, sone

13. Yedili hece ölçüsüyle söylenir. Eğlencelerde, sevgililer arasında haberleşmelerde, törenlerde öğüt ve ders vermek amacıyla sıkça kullanılmıştır. Anonim Halk edebiyatının önemli bir türüdür. Asıl söylenmek istenen üçüncü ve dördüncü dizede verilir.

Yukarıda sözü edilen nazım şekli aşağıdakilerden hangisidir?

A) Mani

B) Koşuk

C) Sav

D) Ağıt

E) Türkü

14. Av törenlerinde ve zaferle biten savaşlardan sonra okunur, yiğitlik ve tabiat sevgisi, aşk gibi konuları işler.

Yukarıda sözü edilen sözlü edebiyat nazım şekli aşağıdakilerden hangisidir?

A) Destan

B) Semai

C) Koşuk

D) Varsağı

E) Mani

15. Aşağıda "Koşuk'la ilgili verilen bilgilerden hangisi yanlıştır?

A) Hece ölçüsüyle söylenir.

B) Aşk, tabiat ve yiğitlik gibi konular işlenir.

C) Kopuz eşliğinde söylenir.

D) Zengin uyak kullanılmıştır.

E) Dörtlükler şeklinde söylenmiştir.

16. Aşağıdaki nazım şekillerinden hangisi İslam öncesi Türk edebiyatına aittir?

A) Mersiye

B) Koçaklama

C) Ağıt

D) Sagu

E) Şathiye

17. Aşağıdaki cümlelerin hangisi "gazel" ile "kaside"nin ortak özelliği değildir?

A) Beyitlerden oluşmaları

B) İlk beyitlerine matla, son beyitlerine makta denilmesi

C) Uyak örgüsünün benzer olmaları

D) Şairlerinin takma adlarının (mahlas) kullanılması

E) Eğlence ve doğa güzelliklerini işlemeleri

18. Aşağıdaki nazım şekillerinden hangisinin ölçüsü diğerlerinden farklıdır?

A) Varsağı

B) Güzelleme

C) Koçaklama

D) Taşlama

E) Ağıt

19. Aşağıdaki nazım şekillerinden hangisi aruz ölçüsüyle yazılmaz?

A) Rubai

B) Tuyuğ

C) İlahi

D) Şarkı

E) Kıta

20. —- özel bir ezgiyle söylenir ve yörelere göre adlandırılır. —- söyleyeni (yakıcısı) belli olan ve belli olmayan olmak üzere ikiye ayrılır. Asıl —- yakıcısı belli olmayanlardır.

Yukarıdaki parçada boş bırakılan yerlere aşağıdaki nazım şekillerinden hangisi getirilmelidir?

A) Koşma

B) Türkü

C) Mani

D) Destan

E) Şarkı

21. Aşağıdaki nazım şekillerinden hangisi hem Anonim Halk edebiyatı hem Aşık edebiyatı nazım şeklidir?

A) Semai

B) Türkü

C) Koşma

D) Nefes

E) Varsağı

CEVAP ANAHTARI

1-D 2-E 3-C 4-A 5-E 6-D 7-D 8-E 9-C 10-A 11-B 12-A 13-A 14-C 15-D 16-D 17-E 18-A 19-C 20-B 21-B

YORUM EKLE