ŞEHRENGİZ, ŞEHRENGİZ ÖZELLİKLERİ, ŞEHRENGİZ NEDİR?

ŞEHRENGİZ, ŞEHRENGİZ ÖZELLİKLERİ, ŞEHRENGİZ NEDİR?

ŞEHRENGİZ, ŞEHRENGİZ ÖZELLİKLERİ, ŞEHRENGİZ NEDİR?

ŞEHRENGİZ, ŞEHRENGİZ ÖZELLİKLERİ, ŞEHRENGİZ NEDİR?

ŞEHRENGİZ, ŞEHRENGİZ ÖZELLİKLERİ, ŞEHRENGİZ NEDİR?

15. ŞEHRENGİZ:

Bir şehrin güzellerini ve güzelliklerini konu alan manzu­melere verilen isimdir. Türk edebiyatına ait bir tür olan şehrengizler genel­likle mesnevi biçiminde kaleme alındığından baş tarafından tevhid, müna-cat, naat bulunur.

Bahsedilecek şehirle ilgili bilgi verildikten sonra o şehrin güzelliklerinin tanıtımına geçilir. Edirne, Bursa, Yenice, İstanbul gibi kültür merkezleri, şehrengiz yazılan yerler arasında önemlidir. Bu türün ilk örne­ğini 16. yy.da Mesihi vermiştir: Şehr-engiz Der-medh-i Cüvanân-ı Edirne (Edirne Şehrengizi)

Divan edebiyatı ile ilgilenenler ya da klasik edebiyata meraklı olanlar bilirler ki Şehrengiz edebiyatımızda önemli bir yere sahiptir. Hem dilinin kıvrak olması hem de ortaya attığı türlü dedikodularla meraklara mazhar olmuştur. Yalnız bu tür, biraz yanlış anlaşılmış ya da yanlış anlaşılmak istenmiştir. Bu bakımdan bu türü detaylı olarak bu yazıda işlemeyi uygun gördük.

Şehrengiz, kelime anlamı olarak “şehri karıştıran, şehri birbirine katan” anlamındadır. Farsça “şehr” ve “engîz” mastarında türemiştir. Kimi araştırmacılar (Dihhudâ, Edward G. Browne ve Muhammed Ca‘fer Mahcûb gibi…) bu türün kaynağını Fars edebiyatına dayandırıp oradan Türklere geçtiğini savunur. E. J. W. Gibb ve Agâh Sırrı Levend ise bunun aksi bir görüşle bu türün aynı gazavatname, sûrname ya da tarifnâme gibi Osmanlı edebiyatının ürünü olduğunu ileri sürer. Nitekim Agad’ı destekleyen bir kanı da Fars edebiyatından gelir. Fars edebiyatında bu türe “şehr-âşub” denir. Bizdeki ismi ise yerlidir.

Hangi şehirler konu alınır?

Şehrengizlere konu olan şehirler devletin tarihinde önemli yerlere sahip olan şehirlerdir genelde. Şehrengizlerde, zamanında devlete başkentlik etmiş ya da hala başkent olan, sosyo- kültürel açıdan önemli bir yere sahip olan, ticaret yönünden ve ticaret yolları bakımından mühim bir konuma sahip olan şehirler işlenir genelde. Osmanlı döneminde hakkında şehrengiz yazılan şehirler; Bursa, Edirne, Belgrad, Yenice, Antakya, Gelibolu, İstanbul, Manisa, Rize, Sinop, Siroz ve Yenişehir’dir.

İlk şehrengizin konu olduğu şehir…

İlk şehrengiz, 16.yy’da Mesihi tarafından yazılmıştır. İlk şehrengizin konu olduğu şehir ise Edirne’dir. Mesihi’nin şehrengizinin tam adı Şehrengiz-i Der Medh-i Cüvanan Edirne’dir. 1512 yılında yazılmıştır.

Mesihi, ilk şehrengiz yazarı olarak tarihe geçmiştir ama tezkireler Mesihi’nin o lakabı almak için acele ettiğini yazmaktadır. Ondan önce şehrengiz yazmaya başlayan Zati’dir tezkirecilere göre. Zati de onunla aynı tarihlerde 1512 yılında Edirne şehrengizi yazmıştır. Ayrıca birçok araştırmacı ve Türkolog, Zati’nin şehrengizinin Mesihi’nin şehrengizinden daha iyi olduğunu savunmaktadır.

Zati’nin 1512 yılında yazdığı Edirne şehrengizinin tam adı Şehrengiz-i Edirne’dir.

Şehrengiz adı da Mesihi’in eserinden peyda olmuştur. “İlâhî buldurup sözüme rağbet / Bu şehrengîze ver şehr içre şöhret” dizesinden ortaya çıkmıştır şehrengiz adlandırması. Bu bakımdan da araştırmacılar bu türe yerli demektedirler.

Şehrengiz bir nazım türü müdür nazım şekli midir?

Şehrengizler, bir nazım şekli değil, nazım türüdür. Şehrengizlerin kendilerine özgü ölçüleri ve yazım kuralları yoktur, ayrıca bir nazım şekli yazılacak kadar da bol örnek yoktur. Bu bakımdan şehrengiz farklı nazım şekilleriyle yazılan bir nazım türüdür. Birçok araştırmaya göre de yerli bir nazım türüdür.

Şehrengiz hangi nazım şekli ile yazılır?

Şehrengiz, kaside, gazel, kıta, rubâî, terkib-i bend, terci-i bend nazım biçimleriyle yazılmıştır. Yalnız en çok tercih edilen ve şehrengizlerin büyük kısmının yazıldığı nazım şekli mesnevidir. Düzenli bir mesnevide bulunan tüm ögeler burada da kullanılmıştır.

Mürettep bir mesneviyle yazılan mesnevilerde şu sıralama tercih edilir:

Giriş: Tevhid ve Naat ile başlanır. Yalnız şehrengizlerde mesnevilerden farklı olarak güzellere meftunluk yüzünden dini görevlerin aksatılmasından bahsedilir. Şair, burada dini görevlerini yapamadığı için üzgündür ve Allah’tan af diler. Bu bağış isteme ise Münacat kısmında yer alır. Bağış dilemenin ardından Hz. Muhammed, Hulefâ-yi Râşidîn, Allah övülür, ardından dönemin padişahına övgüler sunulur. Bu kısımda şair kendisi hakkında bilgiler verir. Ayrıca burada yapılacak herhangi bir hataya karşılık okuyucudan peşinen özür dilenir.

Sebeb-i Telif: Bu kısımda “sebeb-i nazm-ı şehrengîz / hasbihal” bölümleri vardır. Şair, şehrengizi neden kaleme aldığını söyler. Bunlar da kalıp şeylerdir: Padişah isteği, görülen bir rüya, padişahın şehri ziyareti, bir dostun ricası gibi…

Âgāz-ı dâsitân: Asıl konunun ele alındığı bölümdür. Şair, işlediği şehrin diğer şehirlere olan üstünlüğüne vurgu yapar. Şehrin semtleri, tarihi güzellikleri, mimarileri, doğal güzellikleri kısaca şehri diğer şehirlerden farklı kılan şeyler anlatılır. Şehrin övgüsünden ve tanıtımında sonra “şöhretlerine göre güzeller” anlatılır. Bu güzellikler meslekleriyle ilişkileri ele alınır ve güzel – meslek ilişkisinde mazmunlar kullanılarak edebi sanatlar yapılır. Gazellerde kullanılan mazmunlar burada da kullanılır. Kimi şairler, güzellerin özel ilişkilerine de değinir.

Hâtime: Bitiş bölümü de diyebiliriz. Burada şair, şehrin güzellerinin saymakla bitmeyeceğini ama şahsının ancak bu kadar sayabildiğini belirtir. Güzellere iyilik duaları ederek şehrengizi bitirir.

Şehrengizlerin konusu….

Edebiyatımızda tespit edilen ve elimize geçen toplam 68 adet şehrengiz vardır. Bu şehrengizlerde konu olan meslekler ve bu mesleklerin işleniş biçimi tartışma konusudur.

Şehrengiz, şehri karıştıran anlamındadır. Şehri karıştıran ise şehrin güzelleridir. Bu güzeller meslekleri ile bir bütün oluşturularak övülür. Meslekleri icra eden ve övülenler ise bayanlar değil erkeklerdir. Bu da Osmanlı döneminde eşcinsellik konusunda ele alınan bir örneklem haline gelmiştir.

Şehrengizlerdeki anlatımın eşcinsellik ile alakası yoktur.

Şehrengizlerde erkeklerin güzelliklerinin övülmesi, onlara gazellerde kadın aşkı için kullanılan mazmunlarla seslenilmesi şairin eşcinsel olduğunu göstermez. Osmanlı döneminde zaten böyle bir şeyi padişaha, devlet erkânına sunamazsınız. Öyle ki şehrengizleri okuyan padişahlar aynı zamanda halifeydi, bunun dışında şehrengizleri şeyhülislamlar da okurdu. Böylesi bir durumda şehrengizlerin eşcinsellikle ilişkilendirilmesi düpedüz saflıktır. Dinde, kesin olarak eşcinsellik yasaklanmışken halife olan padişaha eşcinsellik ile ilgili bir şiir getirip padişahtan bahşiş almak imkansızdır. Bırakın bahşişi, o şair canını kurtarsa mucizedir.

Elbette ki bu şiirlerde erkekler övülünce birçokların aklına böyle bir fikir gelecektir ama neden erkeklerin övüldüğü tamamen sosyolojik bir olaydır.

Osmanlı toplumunda kadına dair bir şey yoktur. Kadın, sokağa peçeyle çıkan Müslümandır. Normal giyinenler de zaten gayrimüslimlerdir. Kadının yanında bir erkek yokken evden çıkması da görülür şey değildir. Böyle bir ortamda, şehrengiz yazmak için davranan bir şair sizce ne görecektir? Sadece erkekler. Ataerkil bir İslam hamurunda yoğrulmuş bu toplulukta gerçek bir kadının güzelliklerini övemeyecek olan şair, tabiî ki şehirde gördüğü güzelleri övecektir. Özellikle İstanbul dışı şehir tasvirlerinde.

Gazellere ait mazmunların kullanımına gelince o da makuldür. Bunun nedeni ise Divan edebiyatının mazmunlar ve kurallar şiiri olmasıdır. Divan şiirinde bir güzel (ki bunun kadın mı erkek mi olduğu önemli değildir; kadın olursa da zaten hayali bir kadındır) övülecekse bu güzelin kaşının gözünün saçının nasıl övüleceği kurallarda belirtilmiştir. Bunun dışına ancak Tanzimat döneminde çıkılmaya çalışılmıştır, tam olarak ise Milli edebiyat ve Cumhuriyet döneminde bu mazmun baskısından kurtulmuştur şair.

Edebiyat asla toplumdan ayrı düşünülmemelidir. Sosyoloji, edebiyata doğrudan doğruya etki eden bir olgudur. Bu bakımdan da toplumdaki hiçbir gelişme ya da toplumun sosyal durumu şairin yazdıklarını etkilemez değil. Şair, toplumun, örfün, adetin, gelenek ve göreneklerin geleceğe taşınmasıdır. Bu bakımdan Osmanlı döneminde yazılan hiçbir şiir ya da eser, bu döneme göre değerlendirilmemelidir; kendi dönemi esas alınmalıdır. Yoksa basit hatalara düşmemiz işten bile olmayacaktır.

Şehrengizlerdeki cinsellik

Şehrengizlerin yanlış anlaşılması zannederiz ki bu dönemin sorunu değil, kendi döneminin de sorunuydu. Şöyle ki:

Şehrengizlerde güzellik ve güzeller olarak iki temel unsur göze çarpar. Yani bir genel bir güzellik övgüsü vardır, bir de muhatabın bu genel güzelliğe sahip oluşu vardır. Velhasıl kelam, 15. yüzyılda yani gelişme döneminde bu tür eserlerde cinsellik üzerine durulmuştur. Bu da artık şehrengiz olmaktan çıkan başka türlerin gelişmesine imkan veren bir gelişme olmuştur.

Fehîm-i Kadîm’in şehrengizi, Tâcîzâde Câfer Çelebi’nin Hevesnâme’si, Enderunlu Fâzıl’ın Hûbânnâme, Zenannâme adlı mesnevileri cinsellikle daha yakından ilgilidir. Yalnız bu, onların edebi değerine gölge düşüren bir durum değildir. Örneğin Tâcîzâde Câfer Çelebi’nin Hevesnâme’si hasbihal kısımlarının özgünlüğü ile makalelere konu olmuştur. Dileyenler Prof. Dr. H.Dilek Batıislam’ın Mesnevilerdeki Hasb-İ Hâl Bölümleri ve Tâcî- Zâde Cafer Çelebi’nin Heves-Nâmesi’ndeki Hasb-i Hâll adlı makalesini temin edebilirler.

Cinselliğe ağırlık veren bu şehrengizlerde, kimileri tarafından erkeklere karşı duyulan cinsel arzuların yansıması olarak değerlendirilmiştir. Ahlak dışı bulunan bu şehrengizler maalesef ki bu ön yargı yüzünden çoğu dönem araştırma konusu dahi olamamıştır. Yalnız şehrengizlerin yanlış anlaşılması o dönem başlamış bir şey olacak ki şehrengiz yazarları “Hatime” kısımlarında yanlış anlaşılma konusundaki endişelerini dile getirmişler ve marifet sahiplerinin anlayışlarına sığınmışlardır.

Şehrengizlerde kadınlar ele alınmış mıdır?

Şehrengizlerde genelde erkek güzeller zikredilir. Bu güzellerin zikredilişlerinde âfet, şuh, mehrû, işveger, mahbûb, dilber, hûbân, bütân gibi kadına kullanılan tabirler kullanılır. Bu erkek güzelleri de genelde meslekleri ile birlikte anılır. Hatta bu kullanımlarının nerelere neden olduğunu yukarıda söylemiştik.

Bunun yanında Anadolu’da kadınların da konu alındığı şehrengizlere rastlanır. Az olsa var olan bu şehrengizler şunlardır.

Azîzî Mustafa’nın

Dîvâne Meryem,

Paşa Hatun

Küçük Kamer,

Sülün Emine,

Küçük Nisâ,

Ak Güvercin

Nigârnâme-i Zevkâmiz der Üslûb-ı Şehrengîz

Bu şehrengizlerin hepsi İstanbul’un kadınlarını konu edinenlerdir. İstanbul dışında kadınları konu edinen başka şehrengizler yoktur.

Şehrengizlerin edebiyat ve tarih açısından önemi nedir?

Şehrengizler, dönemin sadece doğal güzelliklerini yansıtmazlar. Doğal güzelliklerin yanı sıra şehrin eğlence mekânlarını, oradaki insanların yaşamlarını, insanların sosyal hayatlarını adet ve inançlarını da verirler. Ayrıca bugün olmayan pek çok meslek bilgisine de buradan ulaşıyoruz. Tasvir edilen meslekleri yapan kişilerin sosyo -ekonomik durumlarının da verildiği şehrengizler adeta tarihi bir belge niteliğindedir.

Edebi bakarsak da âşık - maşuk - rakip ilişkileri muhayyel olmaktan çıkmaktadır. Anlatılan kişilerin ad ve lakaplarına uyarlanan manzumlar, gazellerin muhayyel yapısını kırmıştır.

Şehrengizler, edebi açıdan bakıldığında gazel ya da kasideye göre daha samimidir. Orta tabaka insanlarının eğlenceleri konu edinildiği için sarayın kasvetli ihtişamından kurtulan şiir, daha içtendir. Ayrıca sanat endişesi taşımaması bakımından da döneminin diğer eserlerine göre daha yalın bir dile sahiptirler.

Kaynaklar

Batislam, H.Dilek, (2010). “Mesnevilerdeki Hasb-i Hâl Bölümleri ve Tâcî-zâde Cafer Çelebi’nin Heves-nâmesi’ndeki Hasb-i Hâller”. Turkish Studies, Türkoloji Araştırmaları, İnternational Periodical For The Languages, Literature and History of Turkish or Turkic, Eski Oğuz Türkçesi, Prof.Dr. Zeynep Korkmaz Adına. 5/1, Winter, s.819-829.Çelebi’nin Heves-Nâmesi’ndeki Hasb-i Hâll
Çelebi, Asaf Halet, Divan Şiirinde İstanbul, Hece yayınları, 2.baskı
Kaya, Bayram, İslam Ansiklopedisi, cilt: 38, sayfa: 461-462, yıl: 2010
Özkırımlı , Atilla, Türk Edebiyatı Ansiklopedisi, c.4, s. 1070
Üniversiteler İçin Eski Türk Edebiyatına Giriş, Yrd. Doç. Dr. Neslihan Koş Keskin; Eski Türk Edebiyatında Edebi Türler, Akçağ, 6. Baskı

NAZIM TÜRLERİ TEST

1. Kasidenin nesib bölümünden methiye bölümüne geçerken söylenen beyit ya da beyitlere —- denir. —- iki bölümü birleştiren bir basamak görevindedir.

Yukarıdaki parçada boş bırakılan yerlere aşağıdakilerden hangisi getirilmelidir?

A) Teşbib

B) Fahriye

C) Tevhit

D) Giriş (girizgâh)

E) Dua

2. Aşağıdakilerden hangisi kasidenin bölümlerinden biri değildir?

A) Fahriye

B) Tegazzül

C) Girizgâh

D) Methiye

E) Hicviye

3. Yuğ adı verilen ölüm törenlerinde söylenir. Ölen kişinin iyilikleri, yiğitlikleri anlatılır.

Yukarıda özellikleri verilen tür aşağıdakilerden hangisidir?

A) Sav

B) Destan

C) Sagu

D) Varsağı

E) Koşuk

4. Hece sayısı koşmayla eşit olan Divan edebiyatı nazım şekli aşağıdakilerden hangisidir?

A) Tuyuğ

B) Rubai

C) Şarkı

D) Gazel

E) Kıt'a

5. Ölen kişinin iyiliklerini, yiğitliklerini anlatan şiirlere İslam öncesi Türk edebiyatında —-, Halk edebiyatında —- Divan edebiyatında —- denir.

Yukarıdaki parçada sözü edilen nazım türleri sırasıyla hangi seçenekte doğru olarak verilmiştir?

A) Koşuk, koşma, gazel

B) Ağıt, sagu, koşuk

C) Mersiye, ağıt, semai

D) Sagu, ağıt, tuyuğ

E) Sagu, ağıt, mersiye

6. Aşağıdakilerin hangisinde tek dörtlükten oluşan nazım şekilleri bir arada verilmiştir?

A) Mani, şarkı, rubai

B) Rubai, ağıt, tuyuğ

C) Mani, sagu, murabba

D) Rubai, tuyuğ, mani

E) Tuyuğ, murabba, rubai

7. Tasavvuf edebiyatı nazım türlerinden hangi ikisi "Alevi, Bektaşi" şairleri tarafından kullanılmıştır?

A) Şathiye – ilahi

B) Deme – şathiye

C) Nefes – nutuk

D) Nefes – deme

E) Nutuk – ilahi

8. Aruzun kısa kalıbıyla yazılır. Beş —- yazan şairlere hamse sahibi derler. Her beyit kendi arasında uyaklıdır.

Yukarıda boş bırakılan yere aşağıdaki nazım şekillerinden hangisi getirilmelidir?

A) Kaside

B) Gazel

C) Terci-i bent

D) Müstezat

E) Mesnevi

Aşını tattırandı

Kötü düşmanı kaçırandı

"Oğrak" askerini çevirendi

Bastı ölüm, aktardı

9. Yukarıdaki dörtlük aşağıdaki nazım şekillerinden hangisine örnek olabilir?

A) Sagu

B) Mani

C) Koşuk

D) Semai

E) Varsağı

Bari kapıdan kaçmasan

Göçküncü gibi göçmesen

Ölüm şarabın içmesen

Ah nideyim ömrüm seni

10. Yukarıdaki dörtlük aşağıdaki nazım şekillerinden hangisine örnek olabilir?

A) Semai

B) Varsağı

C) İlahi

D) Ağıt

E) Tuyuğ

11. Ölen kişinin iyiliklerini anlatan şiirlere —-, kopuz eşliğinde aşk ve tabiat güzelliklerini anlatan şiirlere —- denir.

Yukarıdaki parçada boş bırakılan yerlere sırasıyla aşağıdaki nazım şekillerinden hangileri getirilmelidir?

A) Sav – sagu

B) Sagu – koşuk

C) Koşuk – destan

D) Sagu – destan

E) Koşuk – sagu

12. Aşağıdakilerden hangisi Türklere ait nazım şekilleridir?

A) İlahi, tuyuğ, şarkı

B) Kıt'a, şarkı, türkü

C) Rubai, şarkı, sone

D) Koşma, destan, kıt'a

E) Nefes, semai, sone

13. Yedili hece ölçüsüyle söylenir. Eğlencelerde, sevgililer arasında haberleşmelerde, törenlerde öğüt ve ders vermek amacıyla sıkça kullanılmıştır. Anonim Halk edebiyatının önemli bir türüdür. Asıl söylenmek istenen üçüncü ve dördüncü dizede verilir.

Yukarıda sözü edilen nazım şekli aşağıdakilerden hangisidir?

A) Mani

B) Koşuk

C) Sav

D) Ağıt

E) Türkü

14. Av törenlerinde ve zaferle biten savaşlardan sonra okunur, yiğitlik ve tabiat sevgisi, aşk gibi konuları işler.

Yukarıda sözü edilen sözlü edebiyat nazım şekli aşağıdakilerden hangisidir?

A) Destan

B) Semai

C) Koşuk

D) Varsağı

E) Mani

15. Aşağıda "Koşuk'la ilgili verilen bilgilerden hangisi yanlıştır?

A) Hece ölçüsüyle söylenir.

B) Aşk, tabiat ve yiğitlik gibi konular işlenir.

C) Kopuz eşliğinde söylenir.

D) Zengin uyak kullanılmıştır.

E) Dörtlükler şeklinde söylenmiştir.

16. Aşağıdaki nazım şekillerinden hangisi İslam öncesi Türk edebiyatına aittir?

A) Mersiye

B) Koçaklama

C) Ağıt

D) Sagu

E) Şathiye

17. Aşağıdaki cümlelerin hangisi "gazel" ile "kaside"nin ortak özelliği değildir?

A) Beyitlerden oluşmaları

B) İlk beyitlerine matla, son beyitlerine makta denilmesi

C) Uyak örgüsünün benzer olmaları

D) Şairlerinin takma adlarının (mahlas) kullanılması

E) Eğlence ve doğa güzelliklerini işlemeleri

18. Aşağıdaki nazım şekillerinden hangisinin ölçüsü diğerlerinden farklıdır?

A) Varsağı

B) Güzelleme

C) Koçaklama

D) Taşlama

E) Ağıt

19. Aşağıdaki nazım şekillerinden hangisi aruz ölçüsüyle yazılmaz?

A) Rubai

B) Tuyuğ

C) İlahi

D) Şarkı

E) Kıta

20. —- özel bir ezgiyle söylenir ve yörelere göre adlandırılır. —- söyleyeni (yakıcısı) belli olan ve belli olmayan olmak üzere ikiye ayrılır. Asıl —- yakıcısı belli olmayanlardır.

Yukarıdaki parçada boş bırakılan yerlere aşağıdaki nazım şekillerinden hangisi getirilmelidir?

A) Koşma

B) Türkü

C) Mani

D) Destan

E) Şarkı

21. Aşağıdaki nazım şekillerinden hangisi hem Anonim Halk edebiyatı hem Aşık edebiyatı nazım şeklidir?

A) Semai

B) Türkü

C) Koşma

D) Nefes

E) Varsağı

CEVAP ANAHTARI

1-D 2-E 3-C 4-A 5-E 6-D 7-D 8-E 9-C 10-A 11-B 12-A 13-A 14-C 15-D 16-D 17-E 18-A 19-C 20-B 21-B

YORUM EKLE