Türk Lehçelerinin Tasnifi

Türk Lehçelerinin Tasnifi

Türk Lehçelerinin Tasnifi

Türk Lehçelerinin Tasnifi

Konu: Türk Lehçelerinin oluşumunu ve gelişimini anlatmak,.

Türk Lehçelerinin Tasnifi Çalışmaları

Wilhelm Radloff başta olmak üzere, Lazar Budagov, P. M. Melioransky ve J. Németh gibi yabancı kökenli Türkologlar Türk dilinin kolları için lehçe karşılığında “dialekt” ya da “nareçie” terimlerini kullanmışlardır. Bolşevik İhtilali ve Radloff’un ölümünden sonra Rus Türkologlar lehçe (nareçie/dialekt) terimi yerine ‘dil’ anlamına gelen “yazık” terimini kullanmaya başlamış ve Türk dilinin her bir kolu ayrı bir dil olarak değerlendirilmeye alınmıştır. Bu kullanım daha sonra Avrupalı Türkologlarca da benimsenmiş ve “Türk dilleri” (Fr. Langues Turques, İng. Turkic Languages) terimi ortaya çıkmıştır. Günümüzde, İngilizcede Turkish kelimesi Türkiye Türkçesini, Turcic ise bütün Türk dillerini karşılamak için kullanılmaktadır.

R. Arat ise Çuvaşça ve Yakutça için lehçe, diğer kollar için şive terimini tercih etmiştir. Bu kolların tümü için lehçe terimini kullananlar da vardır. Son zamanlarda lehçe yerine, uzak lehçe, şive yerine de yakın lehçe terimlerinin kullanıldığını da görüyoruz.

Çuvaş ve Yakut lehçeleri dışında kalan Türk dili, VII. yüzyıldan XIII. yüzyıla kadar tek yazı dili hâlinde yaşamıştır. Ancak bu tek yazı dili, farklı ağızların yokluğu anlamına gelmez. Göktürk devletinin bünyesinde otuza yakın Türk boyu vardı. Bu boyların her birinin kendi özel adları da bulunuyordu. Türk boyunun 552 tarihinde kurduğu devletin hâkimiyetini kabul eden Türk dilli boylar, siyasi ve birleştirici bir özelliği olan Türk adı etrafında bir araya gelmiş ve zamanla bunu ortak bir ad olarak benimsemişlerdir.

Göçler, savaşlar ve diğer siyasisosyal olaylar sonucunda coğrafya değiştiren ve birbirlerinden uzaklaşan Türk boyları, kendi hâkimiyet bölgelerinde, kendi ağız özelliklerine dayalı yazı dilleri oluşturmaya başlamışlardır. İslamiyet’in kabulü dolayısıyla dil ve kültürde meydana gelen büyük değişmeler, yeni alfabe ve karşılaşılan farklı kültür çevreleri gibi dış etkenler, dilin içyapısındaki bazı küçük farklılıkları destekleyerek onları yazı diline doğru hazırlamıştır. Bu arada her boy kendi ağız özelliklerini geliştirirken, diğer boylara ait özellikleri de yavaş yavaş terk etmiştir. Böylece farklılaşan kollar yazı diline hazır hâle gelmiş ve yazı dili olmuşlardır. Dilin dış tarihi ile ilgili olmakla birlikte bazı bölgesel etkiler, boy farklılıkları, tarihî, siyasî ve kültürel faktörler de eklenince lehçeler oluşup gelişmiş ve yazı dili durumuna gelmişlerdir. XIXXX. yüzyıla kadar, kendi tabiî çizgisinde oluşup gelişen üç temel yazı dili kolu mevcut iken Sovyetler Birliğinin takip ettiği “bölparçalayönet” siyaseti ile bu sayı, günümüzde yirmiyi aşmıştır. Sovyet yönetimi kendi temel felsefesine aykırı olarak Türk boyları arasında mikro milliyetçiliği teşvik etmiş ve boyların ağızlarını yazı dili durumuna getirmiştir.

Türk Lehçelerinin tasnif kriterlerini ve başlangıcından bugüne kadar yapılmış belli başlı Türk Lehçeleri tasniflerini sıralamak Türk lehçelerinin tasnifi, Türklük bilgisinin önemli sorunlarından biridir. Bu sorun bugüne kadar bütünüyle çözülebilmiş değildir. Birleştirmeden çok ayırma düşüncesiyle yola çıkan, ortaklıklardan çok farklılıkları öne çıkaran bakış açılarıyla, bu sorunun çözülmesi mümkün değildir.Türk boyları ve lehçeleri arasındaki karışma ve geçişmeler dolayısıyla, lehçeleri bütünüyle birbirinden ayırmak da oldukça zordur.

Türk lehçeleri ile ilgili ilk eser, Kâşgârlı Mahmûd’un Dîvânü Lügâti’tTürk’üdür. Kâşgârlı’dan sonra Türk lehçelerinin tasnifinden topluca bahseden kişi İ. N. Berezin (1848) olmuştur. Daha sonra birçok Avrupalı ve Rus Türkolog, Türk lehçelerini tasnif etmeye çalışmıştır. Bunların en önemlileri, Radloff, Korş, Samoyloviç, Räsänen ve Baskakov’dur. Berezin zamanında lehçe araştırmaları henüz başlangıç devrini yaşadı ğı için, asıl tasnif çalışmalarını Radloff ile başlatmak daha doğru olur. Ancak Radloff da başlangıç olduğu için tam ve mükemmel bir tasnif ortaya koyamamıştır. Korş, Radloff’un tasnifini geliştirmiş, Samoyloviç ise bu iki görüşü birleştirmiş ve lehçe gruplarına, onların tarihî malzemesini ekleyerek, tarihîkavmîcoğrafî adlar ile adlandırmıştır.

Bogoraditsky ve Rasanen, Samoyloviç’in ortaya koyduğu esasları daha da geliştirmişler, Kononov ise, tarihî ve günümüz metinlerini bir arada inceleyerek, bilinen bütün Türk dili malzemesini tasnife tabi tutmuştur.Reşit Rahmeti Arat, bütün bu tasnif denemelerini incelemiş ve 1953 yılında, Türkiyat Mecmuası’nda yazdığı “Türk Şivelerinin Tasnifi” adlı uzun makalesinde, dil özellikleri ile birlikte tarihîkavmîcoğrafî esasları da göz önüne alarak önemli bir tasnif ortaya koymuştur. Arat’tan sonra önemli bir tasnif de Talat Tekin tarafından yapılmıştır. Tekin, kendisinden önce yapılmış olan tasnifleri değerlendirmiş, eksik yönlerini ortaya koyduktan sonra kendi tasnifini vermiştir. Tekin’in tasnifinde Halaç Türkçesi, Çuvaşça gibi eski bir lehçe olarak kabul edilmekte ve Türk lehçeleri on iki ana gruba ayrılmaktadır.

Türk lehçe gruplarını adlandırmak için çok değişik tabirler kullanılmıştır. Bunları gruplar hâlinde şöyle özetleyebiliriz:

  • Coğrafi Yönlere Göre
  • Coğrafi Adlara Göre
  • Boy Adlarına Göre
  • Dil Özelliklerine Göre
  • Tabirlerin Karışık Kullanılmasına Göre

Türk lehçeleri yönlere göre şöyle tasnif edilmektedir:

  • Güneybatı Grubu
  • Kuzeybatı Grubu
  • Güneydoğu Grubu
  • Orta Grup
  • Kuzeydoğu Grubu

Bugüne kadar yapılan lehçe tasniflerinde, tasniflere esas alınan belli başlı ses özellikleri şunlardır:

  1. Aslî veya gelişme yolu (mesela d>z) ile meydana gelen z sesinin korunması veya r sesine dönüşmesi.
  2. t ve d sesleri ile d sesinin z veya y şeklinde gelişmesi.
  3. Tek heceli sözlerin sonundaki g/i sesinin korunması veya v (u) olması.
  4. Birden fazla heceli sözlerin sonundaki g/i sesi
  5. nin korunması veya sedasızlaşarak k/k olması yahut düşmesi.
  6. Çekim eklerinin başındaki g/isesinin korunması veya düşürülmesi.
  7. Kelime başındaki y/sseslerinin durumu.
  8. ol ve bol söz farkı da zaman zaman kullanılmakla birlikte bu fiil, tasnifin esasına ait olmayıp daha çok, bir tek lehçe grubunu karakterize eder.
  9. GAn partisibi (sıfatfiili) de başındaki g/isesi dolayısıyla tasniflerde kullanılmıştır.

Bu özelliklere göre Türk lehçe grupları ve ses özellikleri şöyle sıralanabilir:

Uzak Lehçe Grupları

  • r Grubu (rz, lş, sy) (Çuvaş).
  • t Grubu (td, sy) (Yakut).

Yakın Lehçe Grupları

  • d Grubu (adak, tai, tailıi, kalian (Sayan)
  • z Grubu (azak, tai, tailıi, kalian (Abakan)
  • tav Grubu (ayak, tav, tavlı, kalian (Kuzey)
  • tailı Grubu (adak, tai, tailı, kalian (Tom)
  • tailıi Grubu (ayak, tai, tailıi, kali an (Doğu)
  • dağlı Grubu (ayak, dağ, dağlı, kalan (Güney)
YORUM EKLE