Holografik Bellek

Holografik Bellek

Holografik Bellek

Holografik Bellek

Doç. Dr. Haluk Berkmen

Gündelik yaşamımızda aldığımız kararların beyinde kaydolmuş deneyimlerle ve öğretilmiş varsayımlarla yakın ilişkisi vardır. Kararlarımızı rasyonel akılla değil, çoğu zaman duygularımızın yönlendirmesiyle almaktayız. Birçok kararlarımızın kökeni hakkında bilinçli bilgi sahibi olmayışımızın nedeni, varsayımlarımızın belleğimizin bilinçaltı denen yaygın bölgesine kayıtlı olmalarından dolayıdır.

Belleğin beyindeki yerini tespit etmek için yapılan tüm araştırmalar kesin bir sonuca ulaşabilmiş değildir. Bir bakış açısına göre bellek beyinde tek bir bölgede bulunmamakta, tüm beyinde yaygın bir hologram şeklinde bulunmaktadır. Beyni anlamak için yine beyni kullanmak, kuyruğunu ısırmaya çalışan köpek gibi, fasit bir daire içinde dönmeye benzer. Beynin bölümlerini anlamak düşüncenin nasıl oluştuğunu anlamaya yetmez.

Belleğin bir hologram olarak beyinde kayıt edildiğini iddia eden Avusturyalı psikolog Karl Pribram (1919 – 2015), 1969 yılında Beynin Holografik Modelini ileri sürmüştür. Pribram, beyindeki tüm hücrelerin ve nöronların ortak ve bütünsel bir ilişki içinde olduklarını ileri sürmüş, beyindeki bilgilerin yaygın bir hologram şeklinde bulunduklarını savunmuştur. Aynı bütünsel ilişkinin evrende de bulunduğu görüşündeyim. Yaptığım araştırmalar beynin bir mikro evren ve evrenin bir makro beyin olduğuna işaret etmektedirler.

Beyindeki nöronlarla evrendeki gökadaları arasında birçok benzerlikler vardır. Nöronların merkezinde bir çekirdek ve gökadalarının merkezinde de bir ‘Karadelik’ bulunur. Karadelikler ışığı bile dışarı salmayan çok güçlü çekim kuvvetine sahip ölü yıldızlardır. Karadelikleri anlamaya çalışan fizikçiler, Karadeliklerde de evrendeki yapıya benzer holografik bir bütünselliğin bulunduğunu ileri sürmektedirler. Evrende tüm var olan nesnelerin 3-boyutlu olduklarını biliyoruz. Fakat Karadelikleri anlamak için 2-boyutlu bir uzayın yeterli olduğu görüşü genel kabul görmektedir. Demek ki, evrende bazı 3 boyutlu nesnelerdeki bilgi, bir hologram halinde 2 boyutta kayıtlı olabilmektedir. Beyni de anlamak için 3 boyut yerine beynin en dış bölgesindeki ‘korteks’ adı verilmiş olan bir yüzeyde kayıtlı olduğunu ve düşüncenin bu bölgede oluştuğunu savunanlardan biriyim.

Beynimizin yapısında farkında bile olmadığımız karmaşık bağlar ve bilinçaltı ilişkiler bulunmaktadır. İsviçreli psikolog Carl Gustav Jung insanlarda kişisel bilinçaltı bulunduğu gibi, ayrıca bir de “kolektif bilinçaltı” bulunduğunu savunmuştur. Kolektif bilinçaltında atalarımızdan kalma kavramlar, imgeler, varsayımlar ve tasarımlar bulunur.

Jung: “Bilincin kapsadıkları, sadece çevrenin etkisiyle oluşmadı, aynı zamanda bizim ruhsal kalıtımımız olan ortak bilinçaltı tarafından da şekillenip oluşturuldu” demiştir. Jung, kolektif bilinçaltında bulunan temel imgelere ‘Arketip’ adını vermiştir. Arketipler, insanlığın varoluşundan bu yana, düşüncelerimizi bilincimizin dışından örgütleyen, bilinç içeriklerini oluşturan ve düzenleyen kadim imgelerdir. Tüm insanları etkileyen bütünsel ve ruhsal kolektif bir bilinçaltı varsa, bu kolektif bilinçaltını oluşturan imgelerin bir hologram şeklinde bilinçaltımızda kayıt edilmiş olduklarını savunuyorum. Biz insanlar kolektif bilinçaltı sayesinde dünyayı şekillendiriyor ve anlamlandırıyoruz. Arketipler sayesinde dünyanın ve evrenin insandan bağımsız bir dış gerçeklik olmadığı, tüm insanların ortak bir tasarımı olduğu anlaşılıyor.

YORUM EKLE