Yazılı Kompozisyon, Sözlü Kompozisyon

Yazılı Kompozisyon, Sözlü Kompozisyon

Bu yazımızda Yazılı Kompozisyon, Sözlü Kompozisyon türlerini ele alacağız.

A- YAZILI KOMPOZİSYON

  • Kompozisyon Yazmanın İncelikleri
  • Kompozisyon Nasıl Yazılır?
  • Kompozisyon Planı
  • Hikaye Planı – Metin İnceleme Örneği
  • Kompozisyonda Paragraf Planı
  • Kompozisyonda Konu
  • Kompozisyon Konuları
  • Kompozisyon Başlığı
  • Kompozisyonda Bilgi Birikimi

> Kompozisyon Yazmanın Kuralları 

  • Hikaye Etme (Tahkiye)
  • Tasvir Yoluyla Anlatma
  • Şiirsel (Manzum) Anlatım
  • Emredici Anlatım
  • Söyleşmeye Bağlı Anlatım
  • Kanıtlayıcı (İspatlayıcı) Anlatım


B- SÖZLÜ KOMPOZİSYON TÜRLERİ:

  • Konferans
  • Nutuk
  • Tebliğ
  • Açık Oturum
  • Sempozyum
  • Sunum
  • Kongre
  • Panel
  • Forum
  • Münazara
  • Tartışma
  • Seminer
  • Genel Kurul

> Kompozisyon Örnekleri

Yazım Bilgisi > Kompozisyon Nedir? Nasıl yazılır?

Belli bir konudaki duygu ve düşüncelerimizi, düzenli ve anlamlı bir bütün hâlinde farklı türlerde ifade ettiğimiz ifade şekline “kompozisyon” denilmektedir.

Türk Dil Kurumu kompozisyonu, “1.Ayrı ayrı parçaları bir araya getirerek bir bütün oluşturma biçimi ve işi; 2. Öğrencilere duygu ve düşüncelerini etkili ve düzgün bir biçimde anlatmaları için yaptırılan yazılı veya sözlü çalışma, tahrir, kitabet.” olarak açıklamaktadır.

Bu yazıyla birlikte ompozisyonun tanımı ve özellikleri üzerine ayrıntılı bilgiler edinebilir; yüzlerce kompozisyon konusunu görebilir; kompozisyonda plan yapma ve örnekleri üzerindeki çalışmaları inceleyebilir ve kompozisyonun anlatım biçimlerini görebilirsiniz.

Herhangi bir konu üzerinde konuşurken veya bir konu üzerine yazarken, belli bir gayeyi gerçekleştirmek isteriz. Bu gaye, bizi dinlemekte veya okumakta olanlara bilgi vermek, onların da bizim gibi düşünmelerini, belirli bir olay içinde yaşamalarını sağlamak olabilir. Duygu ve düşüncelerimizi, maksadımıza uygun olarak dil ve imlâ kuralları içersinde ifade etmeye “anlatım” adını vermekteyiz.

İşte, herhangi bir konu üzerinde konuşan veya kompozisyon yazan kişi, ga­yesine ve işlediği türe göre birtakım anlatım türlerinden yararlanır. Anlatımda, anlatmak istediğimiz her ne ise, ifademizi açık, sade ve duru (*) olarak kullanmamız gerekir. Ancak bu özellikleri taşıyan bir anlatım, okuyucu veya dinleyici nazarın­da başanlı olur. Her yazarın bir üslûbu vardır ki, yazarın damgası olan bu üslûp çok uzun bir zaman içinde ve uzun denemeler neticesinde kazanılır.

Sözlü veya yazılı kompozisyonda kullanılan belli başlı anlatım türleri şunlardır:

  1. Hikaye Etme (Tahkiye)
  2. Tasvir Yoluyla Anlatma
  3. Şiirsel (Manzum) Anlatım
  4. Emredici Anlatım
  5. Söyleşmeye Bağlı Anlatım
  6. Kanıtlayıcı (İspatlayıcı) Anlatım

Kompozisyon Nasıl yazılır?

Kompozisyon nasıl yazılır konusuyla ilgili olarak bilmeniz gereken ilk şey: Kompozisyon; giriş, gelişme ve sonuç olmak üzere üç bölümden oluşmaktadır. Her bölümde yazım teknikleri ve yazmanız gereken içerikler değişkenlik göstermektedir. Sizler için bu üç bölümü ayrı ayrı incelik.

1-) Giriş bölümü

Giriş bölümünde yapmanız gereken, öncelikle kompozisyonun konusu hakkında ve kompozisyonunuzu konuya hanga bakış açısıyla yazdığınızdan kısaca söz etmenizdir. Açıklama ve tanımlama cümleleri kurmanız Giriş Bölümü için uygun bir yazım olacaktır. Örneğin bizim bu yazımızda mavi renkle belirtilmiş olan ilk paragraf bir giriş cümlesine örnektir.

2-) Gelişme Bölümü

Gelişme bölümü, yazının uzun tutulması gereken bölümüdür. Giriş bölümünde kısaca anlatılan konular gelişme bölümünde detaylı şekilde incelenir. Konu hakkında bolca ayrıntı verilir ve örneklerle açıklamalar yapılır. Eğer gerek varsa karşılaştırmalar yapılabilir. Eğer gelişme bölümü birkaç paragraftan oluşacak ise mutlaka paragraflar birbirinin devamı olmalıdır ve biri diğerini tamamlamalıdır. Yine şuan okuduğunuz bu yazıda kırmızı ile yazılmış bölüm bir kompozisyonun gelişme bölümüne örnek teşkil etmektedir.

3-) Sonuç Bölümü

Sonuç bölümü, kompozisyonda anlatılan konunun bir yargıya bağlandığı bölümdür. Anlatılan konu üzerinden verilen örneklerin ve yapılan açıklamaların bizi nereye götürdüğünü belirterek yazının sonlandığı bölümdür. Gelişme bölümünde anlatılan ayrıntılı konu bu bölümde bir sonuca bağlanarak kompozisyon bitirilir. Yazımızın sonunda bulunan yeşil ile yazılmıs kısım bir kompozisyonda bulunması gereken sonuç bölümüne örnek olarak gösterilebilir.

Kompozisyonu yazarken bu üç bölüme dikkat ederek yazmak; kompozisyonun en doğru ve en iyi şekilde hazırlanmasını sağlayacaktır. Kompozisyon bölümleri arasında doğru ilişkinin kurulması ve her bölümde gerçekleştirilmesi gereken hususların yerine getirilmesi konunun okuyucuya çok daha kolay akmasını sağlayacaktır.

Kompozisyon Çeşitleri

İki türlü kompozisyon vardır:

 a. Yazılı Kompozisyon
 b. Sözlü Kompozisyon

a. Yazılı Kompozisyon

İyi ve güzel yazabilmek sabır ve titizlik ister. İnsan, iyi yazmayı çabuk yazmakla öğrenemez. Aksine, iyi yazarak, çabuk yazmayı öğrenir. Bunun için yazılı anlatımda başarılı olabilmek, yazılı kompozisyon ilkelerini bilmek ve bunları yazma çalışmaları ile geliştirmek gerekir.

İyi yazı yazmak; "İyi düşünmek, doğru duymak, uygun anlatmak, aynı zamanda düşünce, ruh ve beğeni (zevk) sahibi olmak" demektir. İyi ve başarılı yazı yazabilmek için önce, doğru düşünmek ve duymak, sonra da en iyi biçimde bunları anlatabilmek gerekir. Yani, "yazmadan önce, düşünmeyi öğrenmek" başta gelen özelliktir.

Güzel yazmak bir sanattır. Özel bir yetenek ister. Örneğin; şiir, hikâye, roman yazmak... Fakat, iyi ve doğru yazmak ise, yeteneğe bağlı değildir. Yazma zevk ve alışkanlığına sahip olan, yazma tekniğini ve dil kurallarını bilen, plân ve paragrafların oluşmasıyla ilgili gerekli deneyimi bulunan herkes, zamanla başarıya ulaşır. İyi yazmak, kolay bir iş değildir. Kişinin kendini yetiştirmesi, geliştirmesi ve düzeltmesi gerekir. (E. KANTEMİR, Yazılı ve Sözlü Anlatım, s. 114 - 116)

b. Sözlü Kompozisyon Türleri

  • Demeç: Önemli bir kimsenin herhangi bir sorun üstünde söyledikleri ya da bir yetkilinin ilgili olduğu konuda yayın örgenlerine yaptığı açıklamadır. Demeç verilirken demeç veren kişi konuşmasına bir seslenişle başlar.
  • Nutuk (Söylev/Hitabe): Dinleyenleri coşturmak ve belli bir amaca yöneltmek; onlara bir duyguyu, bir düşünceyi, bir isteği, bir ülküyü aşılamak; önemli açıklamalarda bulunmak için yapılan etkili, coşkulu konuşmalara Söylev (Nutuk) denir.
  • Tartışma: Farklı görüşlerde kişilerin bir araya gelerek bir konuyu çözümlemek, kendi görüşlerini açıklamak ve kanıtlamak, karşı tarafın zayıf yanlarını ortaya koymak için yaptıkları konuşmalara tartışma denir.
  • Münazara: Önceden seçilen bir konu hakkında iki karşıt grubun bir moderatörün önünde tartıştığı konuşma türüne münazara denir.
  • Konferans: Konferans, konunun uzmanı olan bir kişi tarafından topluluk karşısında öğretici ve açıklayıcı tarzda yapılan konuşmalardır.
  • Panel: Bir konu ya da sorun üzerinde bir başkan ve birkaç konuşmacının (en az 3 en fazla 6) düşünce alışverişinde bulunmasıdır.
  • Forum: Panelin devamında yapılan, dinleyicilerin de tartışmaya katıldığı konuşmalardır.
  • Tebliğ (bildiri): Bilimsel konular üzerine, bir topluluk karşısında yapılan konuşmadır.
  • Sempozyum: Sanatsal, bilimsel, düşünsel değer taşıyan konuların, konuyla ilgilenen küçük bir dinleyici topluluğu önünde işlenmesidir.
  • Açık Oturum: Toplumun çoğunluğunu ilgilendiren bir konunun, bir başkan yönetiminde uzman kişilerce irdelenerek tartışılmasıdır.
  • Seminer: Bir konu üzerinde bilgi alışverişinde bulunmak ya da tartışma yapmak amacıyla düzenlenen toplantı.
  • Sunum: Bir konunun, bir bildirinin, bir araştırma sonucunun dinleyicilere aktarılmasına sunum denir.
  • Kongre (kurultay): Bir konuyu görüşmek üzere çeşitli ülkelerden gelen delegelerin katılımıyla gerçekleştirilen uluslararası toplantılara veya bir kurumun belli zamanlarda ya da gerektikçe yaptığı toplantılara “kurultay ” denir.

Kompozisyon Örnekleri

Kompozisyon Örnekleri 1

1- Ak Gün Ağartır Kara Gün Karartır, atasözünü anlatan kompozisyon örneği

Atalarımız aslında günümüzdeki pozitif yaşa sağlıklı ol mottosunu uygulamaya yüzyıllar önce koymuşlar bile. Bunu nereden biliyoruz. Ak gün ağartır kara gün karartır atasözümüzden bunu net bir şekilde anlayabiliyoruz.

Mutlu yaşayan ya da çevresindeki kötü olaylardan en asgari düzeyde etkilenen ve hep mutlu olmaya çabalayan kişilere bir bakmışsınız ki oldukça sağlıklı bir hayat sürmeye sağlıklı olmanın yanıs sıra hem de mutlu bir hayat sürmeye başlamışlar. Ancak etrafında olup bitenden her daim kötü sonuçlar çıkartan karamsar ve kendini üzemeye pek bir meraklı tiplerde çok çabuk çöker, kolay hasta olur ve etraflarına da huzur vermeden öylece yaşamaya devam ederler.

Bu sebeple batı edebiyatlarında da haklı olarak kendine yer edinmiş bu yaşam felsefesi (Pollyanna buna güzel bir örnektir) aslında insanlık tarihinin ortak paydalarından ve hemen hemen tüm ulus ve toplulukların da ortak insanlık hafızasını bize hatırlatır. Çünkü çok benzer atasözleri hem Afrika’da hem Avrupa’da, hem Güney Amerika’da yani insanın olduğu her yerde vardır. Yani insanlar nerede ve nasıl olurlarsa olsunlar insan insandır ayrım zaten yapılamaz ve tüm insanlık eğer kendini ne olursa olsun mutlu olucam derse mutlu olur ama olumsuzlukları hayatının merkezine yerleştirirse hep mutsuz olur.

Mutlu bir yaşama tarzı, insanları daha dinç ve hayatta iyimser kılar. Üzüntülü yaşayış ise yıpratır, düşüncelere sokar ve karamsar olmasına neden olur. Ne olursa olsun mutlu olmaya çalışmalı, yaşadığımız her olayın kötü yanlarını değil iyi yanlarını görerek düşünmeliyiz. Bu şekilde çok daha sağlıklı kalabilir, çok daha iyi şeyler yapabilmek için mutlu olabiliriz.

Akın Pekdemir

Kompozisyon Örnekleri 2

2- Komşu komşunun külüne muhtaçtır, atasözünü anlatan kompozisyon örneği

Özellikle son dönemlerde toplumda şehirleşmenin artması hatta şehirleşmiş olan kısımların apartmanlaşması sebebi ile sık sık telafuz etmeye başladığımız naciz bir atasözümüz “Komşu komşunun külüne muhtaçtır”

Peki ama neden? Herkes komşuluk ilişkilerinden şikayet eder bir hale gelmiş iken neden insanlar artık eskisler gibi komşuluk yapamıyorlar. Özellikel müstakil evlerden apartman, site tarzı yaşamlara dönüldükçe görülüyor ki insanlar artık karşı kapı komşularını dahi tanıyamayacak hale geliyorlar. Kimse kimse ile zorunlu olmadıkça konuşmamaya muhatap olmamaya başladı. Ancak yine aynı kişiler komşuluğun öldüğünden de bahsederler.

Dikkat edin artık televizyonlarda en çok tercih edilen diziler “Mahalle temalı dizilerd” olmaya başladı. İnsanların birbirlerini tanıdığı evlerin genellikle bahçeli ve müstakil olduğu, herkesin herkesi tanıdığı tanımayı bırakın yardım ettiği neşeli eski mahalle ortamları özlemle anılmaya izlenmeye devam ediyor. özellikle apartman tarzı yaşamı sonradan tatmak zorunda kalan nesil bu şekilde geçmişe duydukları özlemi alevlendiriyorlar.

Şehir merkezlerinden uzaklaştıkça karşılacağınız yerleşim yerlerinde insanlar çok daha fazla birbirleri ile iletişim haldedirler. Bi kasaba ya da köye ulaştığınızda ise bu durum had safhaya ulaşmaktadır. Düşünseniz e bir köy düğünü oluyor. Bu düğüne sadece elinde davetiye olanlar değil. Hiç davetiye basılmamış olmasına rağmen herkes katılıyor. Çünkü davet edilmesine gerek yok o onun komşusu ve onun iyi gününde de kötü gününde de zaten yanında olmak onun normal yaşam tarzı.

Komşuluk ilişkilerini geliştirmek belkide şimdiki nesile düşecek. Bu kadar kişinin birbirinden uzak yaşamaya çalışması ardından oluşacak hoşnutsuzluk umut ederiz ki yerini yepyeni sağlıklı komşuluk ilişkilerine bırakacaktır.

Sedat Güle

Yorumlar (0)
12°
açık